sevgili esm,
sana bir özür borcum var. bir zamanlar canını yaktığımı, şimdi geçtiğini biliyorum. geç kaldığımı biliyorum. aklım başıma hep sonradan geliyor. olayları, içindeyken boylu boyunca göremiyorum; netleştirmek için biraz uzaktan bakmam gerekiyor. uzaklaşırken zaman geçiyor, bir önemi kalmıyor, ben de özür dilemenin (artık) gereksizliğiyle avunuyorum ve içimde kalıyor.
ama sana bir özür borcum var. umut verdiğim için, yüzüstü bıraktığım için, derdime sığınıp derdini görmezden geldiğim için, bencilliğim için. hayatımın en kötü dönemindeydim, o yüzdendi desem, niye başlattın o zaman diyebilirsin, haklısın. aklım karışıktı desem, benim aklımı niye dağıttın dersin. ne desen haklısın. demezsin, demeyeceksin. dedim ya, geçtiğini biliyorum ama geçmişle hesabını hiçbir zaman kapatamayan benim için hiçbir şey geçmiyor.
aklının ucunda küçük bir ihtimal olarak benim de senin üzüldüğün kadar üzüldüğümü düşünmüşsündür belki ilk zamanlar, sonra o ihtimali yavaş yavaş silecek düşünceler geliştirmişsindir acının geçmesi için. evet, senin kadar üzüldüm ama sana yaptıklarım için değil, hep üzgün olduğum içindi, doğal halimdi. monoton üzüntümden çıkıp sana yaptıklarım için üzülmem için uzaktan bakmam gerekti, artık yeterince uzağım. üzülüyorum, üzüleceğim, çektiklerini telafi etmeyecek, yardımı dokunmayacak sana, biliyorum. köprünün altından sular aktı, köprü yıkıldı. o yıkıntının altında kalmamana seviniyorum. benim o enkazdan, enkazlardan çıkmam için boyumu aşan bir çaba göstermem gerekiyor. belki çıkarım ama konu ben değilim. özür dilerim.
devamını gör...