roman / yeraltı edebiyatı / edebiyat
8 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

ferdinand celine'nin muhteşem romanı. türkçe tercümesi yiğit bener kalemiyle yky'den çıkmış okup kısa süre önce kapak tasarımı, daha doğrusu serisi değiştirilmiştir.

metin, nihilist bir buhran dönemini anlatmaktadır. savaşın nedensizliği, kaçışın ne olduğu, gece imgesine duyulan tanımlanamayan keşfi incelemektedir; bunun yanı sıra tanıdığımız değerlerin manasızlığını da yer yer göstermektedir.

"kapatalım artık şu konuyu."
devamını gör...
ismiyle müsemma denilen kitaplardan. tam anlamıyla bir yolculuğa çıkarır okurunu. kahramanımız bardamu, fransa’da, bir kafeteryanın masasında otururken yoldan geçen askeri geçidin peşine takılarak, ani bir kararla asker olur ve bizi alıp önce savaş alanlarına, derken afrika’ya, oradan bir korsan gemisiyle amerika’ya ve en sonunda da tekrar fransa’ya getirir. bardamu’nun vicdanı ve yargıları kendisinin de dahil olduğu şiddet ve yıkımlarla dönüşmüştür. çünkü "sonuçta savaş dediğimiz şey, anlamadığınız ne varsa odur." ve "asker dediğin, öldürmediği sürece çocuktur."

ve bardamu seslenir bizlere, "insancıklara, yaşamın salaklarına, dövülen, haraca bağlanan, ezelden beri terleyenlere, hemen hemen tüm arzularının cezası hapis olan yoksullara." ve bizi uyarmaktır: "bu dünyanın kodamanlarının bizi sevmeye başladıklarında, bizi savaş salamına çevireceklerini aklımızdan çıkarmamalıydık." çünkü bu kesin bir işaretti ve asla şaşmazdı.
devamını gör...
klasikler arasında yer alması gereken bir fransız edebiyatı ürünü. çok sürükleyici olmasının yanında insanı zaman zaman karamsarlığa ittiği de söylenebilir. her insanın olgunlaşma sürecini tamamlaması için okuması gereken kitaplardan biridir
devamını gör...
celine’in insanı düşünceden düşünceye sürükleyen biricik eseridir. savaşı, insanı ve dünya denen bu bataklığı en gerçek ve pis haliyle anlatır size. kitabı bitirdikten sonra teşekkür etmek gerekir.

"mutsuz olduklarını söyleyen insanlara öyle hemencecik inanmayın. önce bir sorun bakalım hâlâ uyuyabiliyorlar mı?.yanıt evetse, her şey yolunda demektir. bu da yeterlidir."
devamını gör...
bugün başlıyorum. yalnızca önsözü okumuş şekilde geldim ve spoiler yemeden, hakkında tek cümle dahi okumadan bir iki şey söylemek istedim. istiyorum ki bir hatırası kalsın kitabın.

öncelikle böyle bir kitabın varlığından teoman sayesinde haberdar oldum. evet, bildiğimiz teoman, şarkıcı olan. son albümünün adı bu romandan geliyor. ardından internette araştırma yaparken çok beğenildiğini ve birazcık kenarda köşede kalmış o muhteşem kitaplardan biri olduğunu okudum. bilmeyenler için bu tarz kitaplar benim nazarımda define bulmak gibidir, asla kaçırmam. (bu nedenle 'bak şu da güzel' dediğiniz her türlü romana açığım, lütfen derhal mesaj atınız.)

açıkçası ismi de çok cezbetti beni. son bir haftadır ismi üzerine kafa patlatıyorum. sahi gecenin sonu nedir? şafak vakti günün en karanlık zamanıdır ama en çok da o yakındır güneşe. gecenin sonuna nasıl yolculuk edilir? belki sevgilinizin direksiyonda olduğu bir ağustos akşamı sakin melodilerin radyoda eşlik ettiği bir yolculuk yahut tam uçağın koltuğuna yerleştiğinizde cebinizde olduğunu fark ettiğiniz çikolatanın size gülümsediği bir gece uçuşudur

fazla edebi daldım sanırım konuya... ama bilmiyorum. içimden bir ses arka kapağı kapattığımda bazı şeylerin değişeceğini söylüyor.

günlerdir zamanının gelmesini beklediğim bir kitaptı. ve artık onun içinde kendimi yitirmek için hiç bir engelim yok. sırf bunun için bir haftalık işi fazla mesai ile 3 günde yaptım.
devamını gör...
bir ferdinand celine romanı. türkçe'ye yiğit bener çevirdi, yapı kredi yayınları da yayınladı.
"bir kitap okudum hayatım değişti," sözünü pek de inandırıcı ve samimi bulmuyorum ancak benim için öyle bir kitap olsaydı eğer, o kitap ferdinand celine'in başyapıtı sayılan, okuru üzerindeki etkisi her geçen yıl daha da artan kitabı "gecenin sonuna yolculuk" olurdu.
aslında zor bir roman bu. çetrefilli, içten pazarlıklı. üslubu da kendinden farksız. celine üslup oyunları konusunda son derece yetenekli ve cüretkâr bir yazar. ortamı ete kemiğe büründürmenin de ötesine geçip ona nefes aldıran, dertlerini bir bir anlattıran cümleleri var. dolayısıyla çevirmesi de bir hayli zor olanlardan. neyse ki fransızca bilmeyen okur için yiğit bener çok iyi bir iş çıkarmıştı.
kitap en temelde, adında da geçtiği gibi bir çeşit yolculuk. ana karakterimiz bardamu ile oradan oraya savruluyoruz bu uzun hikaye boyunca. karakteri çoğu okur, dünyaya duyulan tiksintinin, nefretin bir temsili gibi ya da bir çeşit avare, aylak gibi görse de ben pek öyle düşünmüyorum. celine, sevmek istediği ama her defasında anlaşılmaz biçimde dışına atıldığı ya da dehşetine tanık olduğu bir dünyanın tasvirini yapıyor. ilk başta tanık olunan savaş atmosferine verilen tepkinin eşi benzeri edebiyatta nadiren rastlanan türden bir şey: karşı taraftaki alman askerleriyle bir derdi olmayan ana karakterin bir anda insanı delirten bir korkuya kapılması. korkusundan hiç de gocunmaması. doğru olanın bu olduğunu, herkesin niçin korkmuyormuş gibi göründüğünü anlayamadığı anlarda yolculuk'un dünya görüşünü de az çok anlamış oluyoruz. fakat bu bize yazarın bütün bir portresini vermiyor, bir kişi olarak celine, politik anlamda karmakarışık bir hayat sürmüştü çünkü. fakat aynı celine, dünyanın sefaletiyle karşılaşıp eli ayağına dolaşarak oradan oraya sürüklenen yolculuk'un da yazarı. hikaye boyunca savaş meydanlarında, afrika'nın insanı sıtmadan öldüren ormanlarında, sömürge şehirlerinde, tımarhanelerde, devasa amerika kentlerinde, nihayetinde fransa'nın can çekişen semtlerinde de gezinerek her yere şöyle bir bakış atma fırsatı buluyor. içten içe sevmek ve yaşamak istediği dünyanın onu türlü saçmalıkla sürekli engellemesinin sonucunda anlatıcı, delirmemek için çareyi tepkisiz kalmakta, olan biteni kendince izlemekte buluyor. bir küçük çocuk için çabaladığı oluyor bir yerde, fakat nafile bir çaba bu. hikaye gecenin sonunda bir yerlerde son buluyor.
her bir bölümüne, karakterine ayrı ayrı yazılar yazabilecek olsak bile kendisinin de dediği gibi; kapatalım artık bu konuyu.

"bu bitmek bilmez sokak hüzünlü bir yara gibiydi, dibinde de biz, bizler, bir uçtan ötekine savrulan, bir acıdan ötekine, asla görünmeyen bir sona doğru, dünyanın tüm sokaklarının sonuna."
devamını gör...


“sonuçta savaş dediğiniz şey, anlamadığınız ne varsa odur.”

“ne dersek diyelim, ne iddia edersek edelim, dünya gerçekten çekip gitmeden çok öncesinde terk ediyor bizleri. daha önce en çok meraklısı olduğumuz şeylerden, günün birinde artık gitgide daha az söz eder oluveririz, ille de konuşmak gerektiğinde de zorlanırız. hep kendi sesimizi duymaktan gına gelmiştir… kısa keseriz… vazgeçeriz… otuz yıldır konuşup duruyoruzdur zaten… haklı çıkmayı bile umursamamaya başlarız. zevkler arasında kendimize ayırdığımız o küçük yeri bile koruma arzusunu yitiririz… kendimizden iğreniriz… azıcık karın doyurmak, birazcık ısınmak ve hiçbir şeye varmayan yolda giderken mümkün olduğu kadar çok uyuyabilmek artık yetiyor da artıyordur bile. “



louis ferdinand celine’in bu romanıyla karşınızdayım. iki dünya savaşı çıkarmış bir yüzyılın içindeki insan ruhunun deşilmesini, yazınsal otopsisini okuyoruz kitapta. ferit edgü’nün ön sözünde bahsettiği gibi, celine belki de bencil, ben merkezci, yahudi düşmanı, korkak, çıkarcı bir adam olabilir ama bunu hiçbir şekilde saklamadan ortaya koyabilmiştir. yani iyi bir yazardır celine.

konusu ise şöyledir; bardamu’nun ‘işte böyle başladı’ diyerek savaşa katılmak amaçlı bir alayın peşine takılmasıyla gecenin sonuna doğru yürümeye başlar. siz de onunla beraber yürürsünüz tekinsiz saatlerin içinden. size savaş meydanını, yaşadıklarını, gördüğü insanları, iç muhakemesini gelişi güzel anlatır bardamu. dil, yapı, düzen dinlemez. konuşur sizinle kitabın içinden.

bir süre sonra yolu deliler hastanesine düşer. savaşın yıkıcı etkilerinden yakasını kurtaramadığı için buralardan da geçer yolu. sonra bir bakarsınız bir fransız sömürgesindesinizdir. astlarınız-üstleriniz, köleleriniz, hırsızlarınız peşinizi bırakmaz. oradan da hop ver elini amerika.

tabi bu yolculuk sırasında bardamu’nun tanıştığı bir robinson vardır. zaten onun peşinden gider amerika’ya. çünkü ikisinin de ortak bir savaş yaşamı vardır. bu bağ öyle güçlüdür ki birbirlerinden kurtulamazlar böylece. bardamu’nun ona karşı çok sert ve gönülsüz olduğunu hissedersiniz. yine de içindeki insan sevgisi mi denir artık, ki bardamu için bunu söylemeye dilim varmamıştı kitabın bazı yerlerinde, robinson’dan koparamaz onu. sever yani, kendi bildiği biçimde.

böyle böyle onun gecesinin içinden ilerlersiniz. kah yanında yürüyerek kah peşinden takip ederek.

benim için zor bir yolculuktu. ya da her zaman yaptığım gibi zamanı gelmeden okuduğum bir roman olduğu için zorlanmış olabilirim. ama yaşamımın ileriki bir zamanında tekrar okuyacağım bir roman benim için. size de öneririm. zorlayıcı ama güzel bir kitaptı.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"gecenin sonuna yolculuk" ile benzer başlıklar

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan puan tablosu sıkça sorulan sorular yönetim kadrosu istatistikler iletişim