benim gezim
kafa sözlüğü bir reklamda görüp hemen indirip kullanmaya başladım. şimdilik iyi gidiyor. çaylaklıktan çıkıp yazar oldum. çok sevindim. günlerdir ilk başlığım ne olsun diye düşünüyordum. özel olmasını istedim. sonunda buldum. sizlere benim hayatımdaki etkilerini anlatmaya karar verdim.
gezinin eğrisi doğrusu tartışılır. siyasete hele hiç girmek istemiyorum. ben geziden sonraki beni anlatacağım.
gezi sırasında oluşan forumlara çokça katıldım. hele ki en civcivli zamanlarında haftada iki gün zekeriyaköy kirazlıbahçe de toplanırdık. her girdiğim ortamda nasıl oluyorsa belli oluyor demek ki. toplantı notlarını çoğunlukla ben tutar, gece oturup bilgisayarda düzenler gruba mail atardım. bu forumlar esnasında o kadar çok değerli insanla tanıştım ki. yazar , çizer, sanatçı, heykeltraş, ressam, siyasetçi, yönetici vs vs. sayamayacağım kadar çok insan girdi hayatıma. kimileriyle sadece toplantılarda sohbet ettik. kimileriyle çok yakın dost olduk. bu süreç içerisinde birbirimizden çok beslendik. çok şeyler öğrendik. çok eylem planladık, gerçekleştirdik. yaşadığımız çevrede bilindiği gibi kuzey ormanları doğa katliamından tutunda köylüye ait arazinin gönüllü olarak askeriyeye yıllar önce verilmesi ve bu araziyi yıllar sonra özelleştirerek inşaat rantına açmaları, kısırkaya da yanlış yere yapılan hayvan barınağı mücadelimiz ve en büyük kısırkaya barınak eylemi. buna benzer birçok şey. tabi ki hayat eylemle geçmez (bol gülücük) çok güzel dostluklarımız içinde yaşadığımız şaha ne gündüzler geceler. bunlar inanın bir kitap konusu.
yıllar içinde kendimde var olan ama ortaya çıkmayı bekleyen yeni bir benle karşılaştım. o günden bugüne kadar olan zamanda kendi yolculuğumdaki değişim ve dönüşümden çok mutluyum.
buradaki doğa katliamına ve sahillerin halka açık olması gerektiğine vurgu yapmak için yedi kişilik küçük bir yakın arkadaş grubuyla kumda oynayalım dedik. hem sanat hem de dikkat çekme adına kumda sanat çalışma grubunu oluşturduk. hayallerini al da gel sloganıyla yola çıktık. ilk yıl 3 gün süren çok güzel bir şenlik gerçekleştirdik. üniversitelerin heykel bölümü öğrencileri , hocaları derken koskocaman bir aile olduk. bu şenliğin baş mimarı ve fikir babası ise sevgili emin turan. bizi her eylemde ön plana atan , bende ki potansiyeli gördüğü için içimde bulunanları dışarı çıkarmamı sağlayan , çok değerlim canımın içi eminim. çok yönlü bir sanatçıydı. yazar , çizer , ressam , heykeltıraş saymakla bitmez özellikleri olan çok değerli bir insandı. sessiz sedasız beni ,aldı topluluk önünde konuşabilen bir insan yaptı. gerçi bunda sadece emin in değil başka başka insanlarında etkisi oldu. sonrası 4. yılımızda artarak devem eden bu güzel şenliğimizin ardından hemen bir hafta sonra sevgili emin i kaybettik. dünyam karardı. 28 yıl önce kaybettiğim annemden sonra bir sürü kayıp yaşadım ama hiçbiri emin gibi olmadı. toparlandık ayağa kalktık tabi. 5.yıl emin siz nasıl yaparız diye düşünürken bazı fikir ayrılıkları yüzünden iki arkadaşımız bizle yollarını ayırdı. ve o sene baştan beri küratörümüz olan mimar sinan hocamızda gitti mi… kaldık sap gibi üç kişi ortada. büyük kazıktı bizim için. dedik ki biz emin in ismini yaşatacağız. işte burada sorumluluğum çok artmıştı. çünkü diğer iki dostum fikir alışverişi ve ortak karar alma haricinde ben tektim. bir de sponsorumuz olan belediyemizin kültür müdürlüğünde çalışan canımın içi sanatçı dostumla birlikte o tarihten bu zamana kadar şenliğimizi sürdürdük. artık ortak kararla şenliğin adını emin turan kilyos kumda sanat şenliği olarak değiştirdik. antalya da yapılan kum heykel festivali çok profesyonel. özel kum getiriliyor ve sanırım kimyasal kullanıyorlar. yoksa o kadar aylarca durmaz ayakta.biz doğaya zarar vermemek için sadece şekerli su kullanıyoruz. kum zaten kilyos’umun killi kumu burada doğal olarak bolca var. istanbul’un ilk ve tek kum heykel festivali devam ediyor hala. bu kumda sanat hikayesi de ayrı bir kitap konusu emin olun. ilk baştaki amatör ruhumuzu hiç kaybetmeden , gelen herkesin çok güzel dostluklara imza attığı , her sene vakti yaklaşınca telefon yağmuru ile hadi bu sene yapıyor muyuz diye arandığımız güzel ötesi bir oluşum oldu. bu yıl 8. yılımıza geldik. geçen yık korona yüzünden üç kişi sembolik tek bir korona heykeli yaptık çalışma grubu olarak. bu yıl yine atlamak istemiyoruz. bakalım çalışmalar devam. illa bir yolunu bulacağız.
yani demem o ki 2013 ten itibaren yaşadıklarım , dönüşümüm çok fazla. dahası da var. ama onu başka bir başlıkta yazarım. (göz kırpmalı gülücük)
buradaki ilk başlığımı emin turan a ithaf ediyorum. ve onun sözüyle bitiriyorum.
‘’ kimse başka birine benzemese ne çok oluruz kimbilir ‘’
emin turan
devamını gör...