dopaminendorfin yazar profili

dopaminendorfin kapak fotoğrafı
dopaminendorfin profil fotoğrafı
rozet
karma: 11423 tanım: 1350 başlık: 231 takipçi: 70
💛

son tanımları


kibirli insan

ben bu güruhu en çok akademide görüyorum.
akademisyenlerin kendi aralarında birbirlerine yaptıkları hava beni ilgilendirmiyor da öğrencilerine bunu yansıtmalarına çok öfkeleniyorum.
karşısındaki insanın bilgi eksikliği ile kendini üstün görmek bana komik ve aşağılıkça geliyor.
siz hiç bir ilkokul öğretmeninin okuma yazmayı bilmeyen yedi yaşındaki öğrencileri ile alay ettiğini gördünüz mü? göremezsiniz çünkü onun işi öğretmek. peki ya bunlar ne yapıyor anca insan aşağılıyor, onur kırıyor, alay ediyor.
kibirli insanı çevremde hiç çekemiyorum. tanrı bile kibiri hoş göremiyor ben nasıl hoş göreyim?
ufacık bir bilgi kırıntısına haiz biri kendini ilah zannediyor. ne ilahsın ne başka bir şey sen de benim gibi etten kemikten bir varlıksın, seni bırak başımın üstüne çıkarıp ayağının altını yalamayı alır seni yere çarparım.
kendi aleyhime yaptığım çok hareket olmuştur şimdiye kadar ama bu da benim karakterim. çoğu şeye sabredebiliyorum ama böbürlenen birine tavizim yok.

kibirlenmek şeytanın alametidir, yaratıcısına böbürlendiği için cennetten kovulmuştur. allah bizi şeytanlaşmış kibirli insanlardan korusun.
devamını gör...

size giren çıkan yok

argo bir sözdür. seni ilgilendiren bir durumun olmadığını belirtir.
muhteşem bir söz öbeğidir argo olabilir ama yerine cuk diye oturur.
insan bazen bunu kendine sık sık hatırlatmalı "beni bağlayan bir durum yok dolayısıyla giren çıkan da yok en iyisi banane deyip yoluma bakayım."
devamını gör...

günün duası

bu dünyada ömürlük sevilmeyi bize yaşat allahım
devamını gör...

farkındalık anı

geçen gün anneannemle laflıyorduk, bana küçüklüğümden beri söylenen şeyleri yeniden söylüyordu "ellerin büyük doğdun"
ellerim belki yeni doğmuş bir bebek için büyük gelmiş olabilir onlara ama şu an standart ölçülerde normal bir el.
evet anane dedim bak parmaklarım da uzun, uzun çünkü yazmak için dedim. bir anda ağzımdan kendiliğinden döküldü. o an yaşadığım farkındalık anı başkaydı. evet amatörce yazmayı seviyorum ama profesyonel şekilde hiç yazmadım ama ağzımdan kendiliğinden çıkan bu cümle beni bi hoş etti.
belki bir gün istediğim şekilde, istediğim ortamda gerçekten yazabilirim.
devamını gör...

one direction vs justin bieber

2010'ların en popüler ikilisi muhakkak bunlardı.
one direction ingiltere'de ortaya çıkmış, beş kişiden oluşan erkek müzik grubuydu.
2015'te zayn malik gruptan ayrılarak solo kariyerine yöneldi, o ayrılınca diğerleri de koptu.

justin bieber abimiz da kanadalı genç bir şarkıcı olarak piyasaya çıktı hatta genç değil çocuk yaşta keşfedildiğini söylemek gerek. ınternet yardımıyla yüklediği videolar fark ediliyor, yüzünün bebeksi güzelliği de eklenince önü açılıyor.
yeni yeni gündem olan haberlere göre çocukken keşfedildikten sonra piyasadaki bazı kişiler tarafından cinsel istismara uğradığı şeklinde iddialar var.
gerek bebeksi yüz güzelliği gerek pop şarkılarıyla bir anda patladığı ve uluslararası bir şöhrete kavuştuğu aşikar.

benim ergenliğim bu ikisinin patladığı dönemlere geldi. 2011-2012-2013 bu yıllarda ben ortaokula geçmiştim. neden bunlar için başlık açtım biliyor musunuz çünkü bu ikisi genç insanlar arasında o kadar popülerlerdi ki hayranlık konusunda yeminler ederlerdi. mesela sonsuza kadar one direction'a hayran olmak için yemin veya justin bieber için yemin etmek gibi. şaka değil bunlar, insanlar bu yeminleri ettikten sonra karşı tarafın şarkılarını asla dinleyemezdi eğer dinlerse yeminini bozmuş olurdu ve gruptan dışlanırdı.

bi gün kızlara "şeydayla neden konuşmuyorsunuz?" diye sordum onlar da "gidip justin bieber dinlemiş biz yemin etmiştik one direction için, yemini bozdu" demişlerdi. bu baya vatan namusu gibi bir şeye dönüşmüştü.
hatırlarsınız justin bu yıllarda istanbul'a konsere gelmişti, hayranları onu havalimanında karşılamaya gitmişti, bi kız haberlere çıkıp şöyle demişti "justin bize hi bile demedi!" bu söz internette viral olup dalga konusu olmuştu.

zaman geçti gruplar dağıldı, şarkılar eskidi, insanlar büyüdü. popüler kültür yönünü batıdan asyaya kaydırdı, şimdi bunlar gibi popüler olan kore grupları var. yeni nesil ergenler çıkıp ben k-pop dinliyorum şuna şuna hayranım diyor.
ne bu dönemde ne o dönemde kimseye saplantılı şekilde hayran olmadım. kulağa hoş geldiyse dinlerim, dizi iyiyse izlerim gerisi beni ilgilendirmiyor.

şimdilerde o yemin eden kızların birçoğu evlenmiştir çünkü çoğu muhafazakar çevredendi hatta çocukları bile olmuş olabilir.
insan ana babasını seçemiyor. annenizin ergenlik yıllarında kanadalı bir şarkıcı için ya da ingiltereli hetero mu homo mu oldukları belli olmayan bir grup için yemin etmiş olduğunu bilmeseniz daha iyi olurdu. eminim o kızlar bile bunu unutmuştur ama benim kafa arşiv olduğu için unutamıyorum.
devamını gör...

1.55'lik kızların 1.75'lik erkekleri kısa bulması

arkadaşım 1.60 boyunda eşi de 1.72 falan sanırım ve böyle birbirlerine çok yakışıyorlar. boyu boyuna huyu huyuna lafı boşa denmiş bi laf değil.
devamını gör...

erkekleri çekici kılan detaylar

bıyıklı ve dolgun olması.
devamını gör...

stalk

sosyal medyada gizlice takip etmektir. kişi merak ettiği birinin hesabına sahte hesapla ya da kendi hesabı ile girer, profilini inceler vs.

bunun çok önemli bir şey olduğunu düşünüyorum. bir nevi soruşturmanın dijital halidir.
stalk yaparım ve yapmanın ne kadar önemli olduğunu defalarca gördüm.
masum ve zararsız zannedilen insanların düşünce yapılarını, beğenilerini, geçmişte ne yazdıklarını ne paylaştıklarını vs hepsini görebiliyorsunuz. insanlar genelde dikkatsiz ve dağınıktırlar özellikle sosyal medyada, ne paylaştıklarına fazla dikkat etmezler ve bolca dijital ayak izi bırakırlar.
ben bile elimde sadece bir telefonda legal şekilde bir kişi hakkında çokça bilgiye ulaşabiliyorum üstelik bunu ben değil kişi kendisi yapıyor, kendi hakkında birçok detay ve bilgiyi kamuya paylaşıyor yani aslında her şey yasal, zorlama yok.

stalk yapmak derinlik ister, analiz edip süzgeçten geçirirsiniz, öyle profile girip iki fotosuna girdim çıktımla bi bok anlamazsınız.
birinin kimi takip ettiği, kimlerin onu takip ettiğinden, ilgi alanlarını, ahlakını, vizyonunu hatta zeka seviyesini bile anlayabilirsiniz.
paylaşılan fotolar önemli değil arka plandaki detaylar ve şarkı seçimleri, şarkıların hangi bölümlerinin paylaşıldığı önemli. hiçbir paylaşım rastgele yapılmaz, en saf insanın bile aslında anlatmak istediği bir hikaye vardır.
bir insanı bulmak ve anlamak dijital dünyada aslında çok kolay.
bu sayede ev konumlarını bile buldum açık adrese gerek yok muhiti bilseniz yeterli. şimdi diyeceksiniz sen sapık mısın manyak mısın?
yo değilim sadece bu paylaşımların ne kadar mantıksız olduğunu anlatıyorum. balkonunda bi foto çekilip atıyorsun ama arkada binalar, manzara veya dükkanlar görülüyor bu da açıkça konumunun bulunması için yeterli yani husumetiniz varsa sıradan bir insan sizi rahatça bulabilir illa polis teşkilatında çalışmasına gerek yok.
aile düzeni, ev dekorasyonu vs bunlar hep mahrem şeyler ama her şey internette geziyor.
ben de ara sıra paylaşıyorum ama hep kontrollü oluyor veya zaten görülmesini istediğim için paylaşıyorum.

takip listeleri bir insanın iç dünyasıdır o yüzden kim olursa olsun sık sık takip listesine bi göz atarım.
böylece arkadaşlarından tutun da memleketteki akrabalarına kadar her şeyi bulurum, hatta cinsel yönelimine kadar bulurum, ne kadar inkar edilse de, tekrar söylüyorum tamamen legal şekilde, kamuya açık.

sosyal medya bir vitrin, bir illüzyon ama çevre yalan söylemez. sen istanbul'da latte yudumlayıp kendini sosyete gibi görüp caka satabilirsin ama ben sivastaki celal dayının profilindeki çocukluk fotonu bulurum.
yani takip listesi gerçekleri söyler, sosyal çevreyi tüm çıplaklığıyla gösterir.

bunlar ne ki ben sadece sıradan bir kullanıcıyım, elimde veri bilgisayarlarım yok, takip cihazlarım yok, bir ekibim yok, dedektif değilim ama görüyorsunuz ki yarım saatliğine uzandığım yerden sadece bir telefonla neler neler bulabiliyorum varın gerisini siz düşünün.
devamını gör...

yurtta kalmak

yurtta kalan çok sevgili kızlar beni dinleyin, yıllarını yurda vermiş, evine bile yılda iki kere onar gün gidebilmiş biri olarak bu konuda donanımlı olduğuma inanıyorum, üstelik ben kültürel olarak bana tamamen zıt bir yere gittim ona rağmen dayanabildim.

şimdi hayat reçetenizi yazıyorum notlarınızı alın;

- kimseye bulaşmayın
ilk ve en hayati olay budur, kimseye yan bakmayın, kimseyle tartışmaya girmeyin, orası dış dünyadan uzak orman kanunlarının geçerli olduğu bir yer, karşınıza her türlü manyak ruh hastası çıkabilir

-kimseye yamamaya çalışmayın doğru insanlar elbette sizi bulur diyalog başlar böylece hem grubunuz olur hem de sağlam dostlarınız

-odanıza dışarıdan kimseyi almayın en yakınınız bile olsa
burası da hayati bir nokta. oda arkadaşlarınıza da bunu belirtin onlar da birilerini odaya getirmesinler yoksa ortalık karılar hamamına döner. eşyalarınız çalınır, mahreminiz yok olur.

-eğer geçici değilseniz yani tüm yıl orada kalacaksanız oda arkadaşlarınıza ilk günden istemediğiniz her şeyi söyleyin. ilk gün olması çok önemli çünkü zaman geçtikçe hoşlanmadığınız şeyleri birden bire söylemeye başladığınızda bilerek huzursuzluk çıkarmaya çalıştığınızı düşünürler.

-kokan, dağınık, pis insanlara asla tahammül göstermeyin ve direkt idareye gidin. idare ilk gittiğinizde sizin odanızı veya onun odasını değiştirmeye yanaşmaz çünkü uğraşmak istemezler ama siz istikrarlı şekilde sürekli kapılarını çalarsanız zor da olsa ya kendinizi ya da o kişiyi odadan çıkarttırabilirsiniz.
ama idare bizi dinlemiyor kiiii yaaa dediğinizi duyar gibiyim, burada duyup duymaması değil sizin ısrarınız önemli.
kendimden örnek vereyim, odadaki yaratıktan o kadar bıkmıştım ki hasta halimle 13 kat inip çıkıp tek tek odalara gidip oda değiştirmek isteyen var mı diye sormuştum ve bulmuştum da.

-oda değişikliğini idare onaylarsa birini bulmaları için onlara bırakmayın çünkü onlar bulana kadar ikinci dönem gelir sonra da size derler ki dişini sık dönem bitiyor seneye değiştirirsin. bu işleri hızlı yapmanız gerekir asla ikinci döneme bırakmayın mümkünse ilk dönemin ilk aylarında kendi işinizi kendiniz bitirin ve değişiklik yapılacak kişiyi kendiniz bulun.

-idareyle veya personelle fazla zıt gitmeyin, arayı iyi tutarsanız çoğu konuda yardımlarını görürsünüz bu da işinize çokça yarar.

-insanlara bulaşmayın dedik evet ama fazla da pasif olmayın yoksa sizi yerler. gerektiği yerde ve dozda bazen çirkeflik hayat kurtarır ama fazla da abartmayın.

-insanlara her şeyinizi anlatmayın. yurt ortamında kimin kim olduğunu bilmiyorsunuz. neden eski sevgilinizin yaptığı şerefsizlikleri veya amcanızın aileye neler yaptığından bahsediyorsunuz? böyle yaparsanız ortamlara meze olursunuz.

-temizliğinize ve düzeninize özen gösterin ve alanınızı koruyun. mesela yatağınıza birinin oturmasına izin vermeyin veya varsa masanıza eşya konulmasına rıza göstermeyin. nolcak canım ne var bunlarda demeyin alan sınırı önemlidir.

-paylaşmayı bilin. bir şey yer içerken insanlara teklif edin veya verin. bunlar kalpleri yumuşatmak için iyi anlardır çünkü yiyecek konusu yurtta çok sıkıntılıdır.

-ispiyoncu olmayın. her gördüğünüzü koşa koşa idareye yetiştirmeyin. çok ciddi bir konu olmadıkça mesela ciddi bir kavga veya intihar vs gibi idareye söylsmeyin.
ispiyoncuları kimse sevmez ve bi gün sizi ispiyonlamak için her anınızı dikizlemeye başlarlar.

-kokan yemekleri mümkünse yapmayın veya yaptırmayın. eğer oda arkadaşınız iyiyse sorun değil ama çok sık yapmasını yanlış buluyorum çünkü odayı ne kadar havalandırısanız havalandırın o koku oraya siniyor.

-parfüm, deodorant gibi ağır kokan ürünler insanlara rahatsızlık verebilir, oda dışında sıkılması daha iyidir.

-odada telefonla konuşan bir mağara insanı olmayın olanlara da müsaade etmeyin.

-buzdolabı, raflık gibi eşyalar ve banyo-tuvalet ortak kullanım yerleridir keyfinize göre kullanmayın ve kullandırmayın.

-yemekhaneci ablalara biraz makara yapar veya samimi davranırsanız, dozunda, fazladan yemek alırsınız ama ne kadar zıt giderseniz ya yemeğin kötü tarafını verirler ya da az verirler.

-etüt odaları ortak alanlardır eşyanızı kafanıza göre bırakıp gitmeyin hem hırsızlık olabilir hem de insanların hakkını yemiş olursunuz.

-nasıl olsa evim değil diye israf yapmayın. evin olmayabilir ama ülkenin kaynaklarını kullanıyorsunuz, suyu ve elektriği boşa harcamanın veya eşyaları çarpıp yıpratmanın bir anlamı yok.

şimdilik aklımdakiler bunlar. selametle.
devamını gör...

ingiliz kahvaltısı

bir insan kahvaltıda neden fasulye yer diye düşüncelere gark ettiren bir kahvaltı seçimidir.
devamını gör...

aşka inanmayanlara seni anlattım

onur can özcan'ın intihaşk şarkısında geçen bir yerdir, "aşka inanmayanlara seni anlattım"

bu günlerde bir acapella grubu çıkmış ve bu şarkıyı yeniden yorumlamış, gerçekten başarılı bir ekip çalışması olmuş. açıp açıp dinliyorum.


yarın olmaz bugün
yarım olmaz bütün
benim ol bu gece
yazı görse gözüm
kışı unutmaz özüm
bitmez bu gece
ötesi mi var? yalnızlığı yalnız
seninle aldattım, kıskandı yıldızlar
aşka inanmayanlara
seni anlattım, karardı ay

...
devamını gör...

düşün ki tanrı bunu okuyor

allahım sen konuyu biliyorsun.
devamını gör...

burun alerjisi

burnun iç kısmının sürekli olarak kaşınması, dolu olması, akması ve bunların neticesinde kaçınılmaz hapşırık nöbetleri.
her burnumdandan hava çektiğimde içi tatlı tatlı kaşınıyor şey gibi hapşırmadan önceki o an gibi.
gün içinde sürekli hapşırıyorum, insanlar beni hasta sanıyor oysaki değilim ve bu yeni başladı.
son birkaç aydır gece gündüz ortam ve hava fark etmeksizin art arda hapşırıyorum. gün içinde heralde beşten fazla kez tekrarlanıyordur. neden oluyor acaba? bir şeye alerjim mi var yok mu onu da bilmiyorum çok tuhaf.
devamını gör...

cin düğünü

bizim milletin saykoluk gerçekten de arşlarda.
yabancılar sözde garip gurebe palyaçolarla, saçma sapan hayalatlerle insanları korkutmaya çalışırlar. bu yaratıklar en fazla ya kaçırır ya da yerlerbaşka bir numaraları olmaz. bi de bize bak aww
cin denilen varlıktan korunmak için üç harfli diye telaffuz ediyoruz, içe girme durumları vs oluyor yani bu varlığın ne yapacağı tam olarak bilinmiyorken gidip bi de düğün yaptırıyoruz.

kim korktuğu bir varlığa düğün yaptırtır kiim ulan kim söyleyinn!!
bu milletin gelin güvey olma merağını çok hafife alıyorsunuz.

günümüz feminist eleştirel şu yönde "dizilerdeki kadın karakterlerin yanına neden hep bir erkek partner geliyor? bu kadın karakter yalnız olamıyor mu????"
ya sen nasıl bir toplumda yaşadığını bile çözememiş bakan körsün, senin bu avrupai fikir devşirmelerin hiç tutar mı sanıyorsun ablacım??
senin toplumun cini bile everiyor cinii!

gelin ve damada mutluluklar.
devamını gör...

sözlük yazarlarının canlarının çektiği yemek

pide.
bol yağlı bol etli şöyle dolu dolu bir pide.
o kadar canım çekti ki adına başlık bile açtım.

pideeee
devamını gör...

duygudaşlık

aynı veya yakın duyguları paylaşmak.
duygusal olarak eşleşmek.
devamını gör...

ambivalans

duygu ikilemi. hem birini çok sevmek hem de ondan nefret etmek.
sevdiğim, hayranlık duyduğum ama aynı zamanda da öfkelendiğim bir kişi öğretmişti bana bu kelimeyi ve demişti ki "nefret aşk ilişkisi"
beni çok sever, hep tutardı. bir gün her şey tepetaklak oldu, o sevginin yerini soğuk rüzgarlar aldı ve bu aylarca sürdü. zamanın geçmesinden sebep olacak ki yumuşadım, adım attım o da adımıma karşılık verdi ve o ilk gün yazdığı şey buydu; "ambivalent".
devamını gör...

ortada sıçan

eğlenceli çocuk oyunlarından biridir. yerli squid game çekilse bu oyun kesinlikle oynanmalıdır.
iki kişi iki uç noktaya geçer ve ortada olanları topla vurmaya çalışıyorlar, ortadakiler elene elene son oyuncuya kadar düşer ve oyun daha heyecanlı olur.

ortada olmayı çok severdim ve toptan iyi kaçardım ama her zaman bi falsom olurdu, dümdüz şekilde karnıma doğru atılan toptan hiç kaçamazdım ve vurulurdum, kal gelirdi.
ne tuhaf ama komik anılar.
devamını gör...

cem yılmaz

bir zamanlar sahiden komikti ve enerjikti şimdi o doğallığı kalmadı maalesef ve ofansif sözlerinden de hoşlanmıyorum. son gösterisini izledim ve çok sıkıldım, hiç gülemedim. birkaç espriye ara ara gülümsedim, bazı konulara hak verdim ama toplam gösteriye bakınca %5 memnuniyet hissetmişim.
hatta bazı anlarda espriyi yapıyor ama salonda bir sessizlik oluyor, kimse o espiriye gülmüyor çünkü seyirci ve zaman değişti belki aynı espiriyi yirmi yıl önce yapsaydı salon inleyebilirdi.
seyirciler tepkisiz kalınca duraksama yaşıyor. *
bence gerçekten çok zeki bir adam, tüm bu olumsuz yanlarını keşke bir kenara bırakıp inzivaya çekilse ve eskisi gibi geri dönse.
devamını gör...

saçıyla oynayan kadın

karşı cins nezdinde flört olarak algılanıyormuş halbuki kadınların çoğu bunu bir refleks olarak yapar.

ben de çok yapıyorum özellikle sıkıldığım zamanlarda ve bunu yaparken göz göze geldiğim beyefendilerde bakışların değiştiğini fark etmiştim.
sadece kendi halimizde takılıyoruz beyler, kadınların her hareketini bir şeye yorumlamayın, sakin olun.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim