erkanafsin850 yazar profili

erkanafsin850 kapak fotoğrafı
erkanafsin850 profil fotoğrafı
rozet
karma: 500 tanım: 15 başlık: 0 takipçi: 29

son tanımları


en sinir bozucu çizgi film karakteri

gargamel'in üstüne yoktur. empati de kuramazsın herifle. ulan burnunu soksan ortada şirinlerin köyü diye bir şey kalmaz, ne diye uğraşırsın o küçük mavi yaratıklarla
devamını gör...

kim başa gelirse gelsin çalacak zaten

tabii çalacak kardeşim, niye çalmasın? başka işi mi var adamın? zaten emperyalist düzende halkın dileği "çalmayan lider" değil, "diğerinden daha az çalan lider" değil midir?
devamını gör...

dile dolanan reklam müzikleri

tut şunun ucunu da döşeyelim abi...
devamını gör...

1 yıl sonraki kendine not

senden adam olmaz...
devamını gör...

evde yalnız kaldığınızda ilk yaptığınız şey

bir şarki mırıldanarak odaları gezip, yalnız olduğuma ikna olurum. sonra bunun farklı bir şey olmadığını, aslında hep yalnız olduğumu hatırlar; yatağıma geri dönerim.
devamını gör...

kişinin öldüğünü fark ettiği an

amacının kalmadığını anladığı andır. ne gibi bir amaçtan bahsediyoruz? hırstan mı? evet, yeni bir şeyler başarma amacı olmadığı an... așk mı? evet, tanrı'nın o lütfunu bir kere daha yaşamak istemediği an... merak mı? evet, gözlerini açıp, dünyevi güzellikleri görmeye tahammül etmediği an. tutku mu? evet, artık tüm hevesini yitirdiği andır insanın öldüğünü fark ettiği an.

ınsani yașamda tutan, ne kalptir ne
damar! așktır. tutkudur. hırstır. duygularıyla yașama tutunmuș bu insanoğlu, hislerini kaybettiği; tașlaștığı zaman öldüğünü fark eder.
devamını gör...

kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar

küçükken "ben bu çizgi filmleri yetmiş yașıma da gelsem izlerim" dediğim çizgi filmleri izlemekten keyif almadığımı fark ettiğim an.

dipnot: ben 10 dahil değildir
devamını gör...

derdini kimseyle paylaşmayan insan

derdini paylașmayan insan, çok yakından tanırım o herifi. yazık ediyor kendine ama haklı da paylașmamakta. anlamıyorlar onu çünkü, derdini duvarlara anlatacak kadar bıkmış o insanların sığ kafasından. anlatmaya çalıştı derdini, eleştirilmeden anlaşılmak istedi fakat duydukları "kardeşim sen hata yapmışsın, bak o öyle olmaz vs." gibi eleştirilerden başka bir șey değildi. hatta bazıları bu raddeyi de geçip "bak bana bir de, ben bu kadar șey yaşadım" diyerekten kendi dertleriyle kendini yüceltmeye çalıştığında bizim arkadașın sabrı taștı. artık evin bir duvarına baka baka konuşuyor, eleștirilmeden hem de.

ne demiș alexandre dumas:

"hiçbirimiz kimin mutlu olup olmadığını bilemeyiz. duvarların kulağı var ağzı yoktur."
devamını gör...

yazarların yarın için yaptıkları planları

yarınları planlamam ben. akışına bırakır, giderim. müneccim değilim, yarının ne getireceğini bilmem. "bugünü bugün planladım, yarını yarın planlarım" der, ânı yaşarım.
devamını gör...

boş boş konuşan kişiyi susturma yöntemleri

tepki vermeme yöntemi en etkili olandır. boş konuşan adam karşısında zaten haklı çıkma ihtimali bile kalmaz hiçbir fâninin. bu yüzden yorumlarına cevap vermeyerek ona haklı çıkabileceği konu vermemiş olursunuz.

bazen de monoloğuna tepkisiz kaldığınız bu abi "kardeşim sen benim ne demeye çalıştığımı anlamadın herhalde. dur sana anlatayım." diyebilir. bu durum karşısında elden bir şey gelmez arkadaşlar. vurun șapalağı ağzına.
devamını gör...

kısasa kısas

belki de bir kesimin "câniliğe cânillikle karşılık vermek" diye adlandıracağı bu olgu: hammurabi'nin, dünyanın yönünü değiştirmiş yasasıdır. nitekim bu yasa intikamın yasallaștığı tek ceza sistemidir. bir katilin hapis cezasına çarptırılması sonucu kurbanın ailesinin gönlüne ne kadar su serpilmiș olabilir? o intikam ateșiyle yanan yürek ne kadar dizginlenebilir? sıkça duyduğumuz o tecavüz suçlarına verilen hapis cezaları, kurbanın acısını ne kadar hafifletebilir? idamın bile yasal olmadığı bu ülkelerde bu suçların cezası hiçbir zaman yeterli olmayacaktır ki idam bile bazı suçlar karşısında yetersiz bir ceza olarak kalıyor. birçok insanlık dışı suçların para cezasına dönüştürülmesi hakkında konuşmuyorum bile. kısas-a kısasın en adil ceza sistemi olduğunu, gördüğümüz her yargıtay kararında tekrar hatırlıyoruz.
devamını gör...

bir oturuşta bitirilen kitaplar

monte cristo kontu der, susarım.

yaklaşık bin beş yüz sayfa olduğundan belki bir oturuș diyemeyiz ama her ele alındığında tekrar bırakmakta zorlanılacak kadar akıcı bir kitap. klasikler arasındaki en akıcı kitap da diyebiliriz. çoğunlukla rus edebiyatı'nda gördüğümüz, karakterin bir sandalyeye oturușunu anlatmak için bile paragraflar yazan yazarların aksine, dumas abimiz "edmond oturdu" diyerekten kestirip atmış bazı yerleri. ki akıcı bir kitapta olması gereken de budur. ayrıca değinmeden geçemeyeceğim bir bașka nokta: romanın ilmek ilmek dokunmuş bir olay örgüsüne sahip olması. kitabı elimizden bırakmakta zorlandığımız bir başka neden de budur. kitabı okurken çekirdek çıtlamak isteyeceğiniz ender eserlerden biridir.
devamını gör...

benjamin button'ın tuhaf hikayesi

bazı ufak mantık hataları bulabilecek olsak da mükemmel senaryosu karşısında bu hataları gözardı etmemiz gerektiğini düşündüğüm, harikalar ötesi bir film.
devamını gör...

hoşlanılan insanın yanında saçmalamaya başlamak

söz konusu karşılıklı saçmalama olduğunda diyecek söz yok ama bir tarafın saçmalaması adına yazılacak çok şey görüyorum.

saçmalayan taraf sürekli karşı tarafı etkilemeye çalışmış ve başarısız olmuş ise ne yapacağını bilemez bir halde çenesinin düğümlerini iyice açıp, zırvalamaya başlamıştır bile. zırvalarımın üstünü örteyim derken daha çok zırvalamaya başlayan bu arkadaş, bu paradokstan ancak artık susması gerektiğini anladığında çıkabilir.

aslında hepimizin o arkadaş olduğunu da belirtmek gerek.
devamını gör...

kitap okumaya nasıl başladınız sorunsalı

on beș yașındayken çok beğendiğim bir felsefe hocamın, "size kitap okuma ödevi veriyorum" demesiyle, sıkıla sıkıla kitapçıda kitap arıyorken buldum kendimi. okuyacağımız kitabın felsefe türünden olması gerektiğinden, gördüğüm ilk dostoyevski'yi aldım. o zamanlar henüz hiçbir kitabını okumadığım bu yazarın kitabını "abi dostoyevski yaa" diyerek aldığımı hiç unutmam. hızlı bir şekilde kitabı bitirip - yeraltından notlar - güzel bir anlatımla sunmuş, iyi bir puan almıştım. daha sonra okuma işi benim için bir ödev olmaktan çıkıp, eğlence haline geldi. o günden bugüne eğlencemi sürdürdüm ve sadece ismini duyduğumdan kitabını aldığım herifin, bugün okumadığım kitabı yoktur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim