spudcell, sentetik biyoloji alanında çığır açan, cansız kimyasallar ve biyomoleküller kullanılarak laboratuvarda sıfırdan üretilen yapay (sentetik) bir hücre modelidir.
abd'deki minnesota üniversitesinden araştırmacılar, tamamen cansız kimyasal bileşenlerden oluşturdukları ve "spudcell" adını verdikleri sentetik hücrenin büyüme, genomunu kopyalama ve bölünme gibi temel yaşam süreçlerini gerçekleştirebildiğini açıkladı.
araştırma ekibine göre spudcell;
genomunu çoğaltabiliyor,
besin alabiliyor,
büyüyebiliyor,
bölünerek yeni hücreler oluşturabiliyor.
ancak sistem henüz gerçek bir canlı hücre gibi sınırsız şekilde çoğalamıyor. araştırmacılar, sentetik hücrenin kendi metabolizmasını tam olarak düzenleyemediğini, protein üretim sistemini yenileyemediğini ve bu nedenle bulunduğu ortamdan sağlanan bileşenlere bağımlı olduğunu ifade ediyor.
kate adamala, amaçlarının biyolojiyi tamamen mühendislik prensipleriyle tasarlanabilir hale getirmek olduğunu belirterek, spudcell'in bunun için önemli bir temel oluşturduğunu söyledi.
bir michael nyman bestesi. the piano filmi için bestelenmiştir. başlık emily dickinsonûn bir şiirinden alıntılanmadır.
the heart asks pleasure first
and then excuse from pain
and then those little anodynes
that deaden suffering
and then to go to sleep
and then if it should be
the will of its ınquisitor
the privilege to die
meali
kalbim önce haz ister
sonra acıdan kurtuluş ister.
ardından, acıyı uyuşturan o küçük tesellileri arar.
sonra uyumayı ister.
ve en sonunda, eğer sorgulayan yazgı uygun görürse,
ölümü bir ayrıcalık olarak kabul eder.
ve ardından uykuya varmak
ve ardından, eğer sorgucusunun
iradesi öyleyse,
ölme ayrıcalığına erişmek
özellikle the piano filmine yaptığı müziklerle adını duyuran ingiliz nesteci ve müzisyendir. minimalist müziğin babasıdır.
(bkz: the heart asks pleasure first)
sıra çankaya belediyesine geldi. sabah saatlerinden çankaya belediyesine bir operasyon düzenlendi. belediye başkanı hüseyin can güner'in de yer aldığı 36 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini, 30 kişinin de gözaltına alındığını açıkladı
soluk bir ay dolanıyor
kentin üstünde her gece
her gece bilge bir gezgin
tavrıyla adımlıyor yolunu
güz yanığı
bir durgun sessizlikle örtülü her şey
ve yırtılmış bir tül gibi
savrulup duruyor zaman
suların sesini dinle şimdi
ormanın fısıldayışlarını
yarılıyor dağların göğsü
bir aşkı dinlendirmek için
ve gözlerin uzak yamaçlarda
aranıp dururken bir şeyleri
sessiz ve sakin beklemekte
bekledikçe bileylenen yürek
belli ki dağların, denizlerin
ve göllerin üzerinden
sıyrılıp gelmektedir seher
belli ki yakındır
belli ki yakındır doğayı
ve hayatı sarsacak saat
piyangonun sadece köpeklere değdiyini gösteren olaydır. sokakta pek bir köpek kalmamış. umarım barınaklarda güzel bakıyorlardır bu masum hayvancıklara.
bir lafımda hayvan severler için köpektapar, ittapar lafını kullanan hayvan düşmanlarına umarım başınıza bir iş gelir de hayvan düşmanlığını anlarsınız.
türkiye'nin ayıbıdır düşünce özgürlüğü. bu ülkede on yıllardır düşünce suçu nedeniyle aydınlar, sanatçılar hapse atılıyor.
eskiden 141-142 vardı , bu maddeler kalkınca, terörle mücadele 8. madde ortaya çıktı. bunlar anayasadaki düşünce özgürlüğüyle ilgili maddeler. normalde şiddet içermeyen ve şiddeti övücü olmayan ifadelerin cezalandırılması yanlıştır. hele hele dini değerlere düşmanlık gibi garabet bir konunun bir an önce anayasadan çıkarılması lazım.
bu satırların yazarı da yazdığı eğlence amaçlı asparagas bir haberden dolayı mahkemeye çıkmıştır. neyse ki berat ettim. toplumda yaygın olan geyik bir konuyu işlemiştim. konu şuydu, bizi depremden evliyalar koruyor diye bir haber yazmıştım. birisi şikayet etmiş. anlayacağınız , düşünce suçundan içeri girecektim. neyse ki serbest kaldım. anlayacağınız islami kesim mizahtan anlamıyor. hassasiyetleri üst derecede. dinle ilgili konuşulan her konuyu küfür diye değerlendiriyor. peki nedir küfür. ben şimdi sinkaflı küfür etsem , küfür etmiş mi oluyorum, bence sadece bu değil, küfür suçu daha geniş bir konuda ele alınıyor. islami konularla ilgili üretilen, düşünülen her şey küfür adı altında değerlendiriyor.
yakın zamanda leman konusu da gündemdeydi. sırf melek çizen bir karikatürist, meleklerin yanına peygamberlerin ismini * yazdı diye linç edilmeye kalkışılmıştı. gösteriyi yapanlarda ibda -c mensuplarıydı. allahtan dergiye girmeye cesaret edememişler de bir facianın eşiğinden dönülmüştü. ama buna rağmen , leman çizeri doğan pehlevan hala içeride. sadece melek karikatürü çizdi diye.
anlayacağınız karşı mahalleye islamiyetle ilgili şaka bile yapılamıyor. kutsalıma dokunamazsınız adı altında islamda mizahın olamayacağını bize gösteriyor. ben bugün hristiyanlığı eleştirebiliyorum, isalı porno bile çekilebiliyor, çünkü hristiyanlık rönesans geçirmiş bir din. ama islamiyetde rönesans imkansızdır. çünkü hiçbir konuda eleştiri kabul etmiyor. bu yüzden gerici bir din kategorisinden kurtulamıyor.
ne diyelim din budur, dogmatizm de budur. islamiyet dogmatik bir dindir. esnetilemez, bu özelliği nedeniyle zaman içinde reform geçiremeyeceği için zamanla katılaşıp tarihin çöp tenekesine geri yollanacaktır.
komiklikten çok politikliği ile ön plana çıkan komedyen.politik malzeme kolay bulunulan bir malzemedir. ileride cem yılmaz gibi malzeme sıkıntısı çekmez. göktaş, siyaset, din, felsefe, feminizm , liberalizm, ünlüler, veganlık, aydınlar, psikiyatri, tedaviler, cinsiyetsiz tuvaletler, lgbt gibi bir çok konuda espri üretebiliyor deniz. yani ilgi skalası çok geniş, bu yanıyla piyasadaki diğer komedyenlerden ayrılıyor.
ayağına taş değmesin çocuk. umarım kısa zamanda tekrar sahnelere dönersin.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.