1.
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
çöküyorum.bu alelade bir çöküş değil. olduğum yerde değil, olduğum yer ile çöküyorum. bir mezar kazılmış altımda belki daga küçükçe bir kuyu. içine giriyorum metrelerce, sonra etrafımdaki her şey beni takip ediyor. eziliyorum, sıkışıyorum. artık çıkamıyorum. hayatım kötü olduğundan mı?
hayır. zaten her şey orada başlıyor. çocukken hayalini kurduğum her şeye sahibim. ve hatta bir yetişkinin sahip olmak istediği her şeye. maddi bir sıkıntun yok, ailem sağ ve sağlıklı. özlediğim birisi yok. yeteneklerim var. iyi bir vücudum var. insanlar bana ilgi gösteriyor, saygı duyuyorlar. henüz 27 yaşındayım. çok bilinidk, güçlü bir şirkette sorumluluk sahibi bir yöneticiyim. 12 ülke gezdim. yabancı diller konuşuyor, müzik yapabiliyor, insanlarla iyi derecede iletişim kurabiliyorum.
fakat ben çöküyorum. nefes alamıyorum.
sonra güzel bir gün batımına denk geliyorum. adını bilmediğim renklerle bezenmiş bir gökyüzü. içim umut doluyor. mutlu hissediyorum. sonra istemsizce soruyorum. bu mutluluk mu? yoksa sadece kendimi avutmaya mı çalışıyorum? kendime plastik çiçekler edinip solmadıkları için seviniyor muyum? hatta bunu hayat zannedip onlarla yaşamak mı istiyorum? yine de merak ediyorum. neden bu kadar güzeldi? güzellik hep böyle mi düşündürür? güzel olanı gören herkes böyle mi düşünür?
hiç sanmıyorum. sonra yine soruyorum. bu soruları soranlar ve hiç görmeden geçip gidenler. biz aynı şey için mi yaratıldık? bu gökyüzü herkes için mi böyle boyandı? öyleyse benim amacım ne bu dünyada? amacı olmayanlar mı paylaşmak burayı?
boş. boşlar boşu. güneş altında didinip emek verdiği onca işten insanın ne kazancı var?
bir nesil gidiyori bir nesil geliyor. yer yüzü sonsuza dek duruyor.
sonra orada tanrıyı görüyorum. günb atımında gizli. söz'ü işitmek istiyorum, mucizeler sıralanıyor. körler yeniden baharlar görüyor, sağırlar kuş cıvıltılarına uyanıyorlar. ölmüş olanlar ciğerlerini yeniden dolduruyor, tertemiz hava ile, nefes yaşam veriyor neredeyse çürüyecek bedenlerine.
bir daha olsun istiyorum. tanıklık edeyim söz'ün mucizesine. tek bir açılmış mezar göremiyorum. tekrar kan ile dolmuş bir beden yok etrafa. peki ya sonra ne oluyor? kendime bakıyorum. ölmüş ruhum bir gün batımı ile yeniden canlanıyor. umut ediyorum. mutlu oluyorum.
ben çöküyorum.
ama kurtuluyorum. ben her güzel şeyde kurtuluş ile müjdeleniyorum. aklıma geliyor o defalarca sorduğum soru. ne ki benim amacım burada? neden yaratıldım bunca şeyin arasında. sonra belirli belirsiz bir şimşek çakıyor. 'çökmeye rağmen mutlu olmak.' sıkıştığım yerde nefes alabilmek. önce öğrenmek, sonra yapmak, sonra yapmayı öğretmek. tüm sıkışanlara umut olabilmek için.
peki nereden geliyor bana vermek, paylaşmak istediğim bu umut?
söyledim ya. ben tanrı'yı görüyorum. bir gün batımında, bir bulutta, sonsuz yıldızlarda ve de yemyeşil ormanlarda. konuşuyorum onunla. sonra o'nu duyuyorum. üstelik kendi sesimde. fark ediyorum, ben değilim konuşan. bir sohbete dönüyor sonra.
ben çöküyorum. tanrı beni kurtarıyor her seferinde.
tanrı ışığımdır, kurtarıcımdır. beni kim korkutabilir?
tanrı yaşamımın hisarıdır. beni kim dehşete düşürebilir?
yüreğime korku düşmez.
bana karşı savaş açılsa, güvenim asla eksilmez.
benden yüz çevirme, beni kovma.
beni bırakma, beni terk etme.
bana ümit bağla.
hayır. zaten her şey orada başlıyor. çocukken hayalini kurduğum her şeye sahibim. ve hatta bir yetişkinin sahip olmak istediği her şeye. maddi bir sıkıntun yok, ailem sağ ve sağlıklı. özlediğim birisi yok. yeteneklerim var. iyi bir vücudum var. insanlar bana ilgi gösteriyor, saygı duyuyorlar. henüz 27 yaşındayım. çok bilinidk, güçlü bir şirkette sorumluluk sahibi bir yöneticiyim. 12 ülke gezdim. yabancı diller konuşuyor, müzik yapabiliyor, insanlarla iyi derecede iletişim kurabiliyorum.
fakat ben çöküyorum. nefes alamıyorum.
sonra güzel bir gün batımına denk geliyorum. adını bilmediğim renklerle bezenmiş bir gökyüzü. içim umut doluyor. mutlu hissediyorum. sonra istemsizce soruyorum. bu mutluluk mu? yoksa sadece kendimi avutmaya mı çalışıyorum? kendime plastik çiçekler edinip solmadıkları için seviniyor muyum? hatta bunu hayat zannedip onlarla yaşamak mı istiyorum? yine de merak ediyorum. neden bu kadar güzeldi? güzellik hep böyle mi düşündürür? güzel olanı gören herkes böyle mi düşünür?
hiç sanmıyorum. sonra yine soruyorum. bu soruları soranlar ve hiç görmeden geçip gidenler. biz aynı şey için mi yaratıldık? bu gökyüzü herkes için mi böyle boyandı? öyleyse benim amacım ne bu dünyada? amacı olmayanlar mı paylaşmak burayı?
boş. boşlar boşu. güneş altında didinip emek verdiği onca işten insanın ne kazancı var?
bir nesil gidiyori bir nesil geliyor. yer yüzü sonsuza dek duruyor.
sonra orada tanrıyı görüyorum. günb atımında gizli. söz'ü işitmek istiyorum, mucizeler sıralanıyor. körler yeniden baharlar görüyor, sağırlar kuş cıvıltılarına uyanıyorlar. ölmüş olanlar ciğerlerini yeniden dolduruyor, tertemiz hava ile, nefes yaşam veriyor neredeyse çürüyecek bedenlerine.
bir daha olsun istiyorum. tanıklık edeyim söz'ün mucizesine. tek bir açılmış mezar göremiyorum. tekrar kan ile dolmuş bir beden yok etrafa. peki ya sonra ne oluyor? kendime bakıyorum. ölmüş ruhum bir gün batımı ile yeniden canlanıyor. umut ediyorum. mutlu oluyorum.
ben çöküyorum.
ama kurtuluyorum. ben her güzel şeyde kurtuluş ile müjdeleniyorum. aklıma geliyor o defalarca sorduğum soru. ne ki benim amacım burada? neden yaratıldım bunca şeyin arasında. sonra belirli belirsiz bir şimşek çakıyor. 'çökmeye rağmen mutlu olmak.' sıkıştığım yerde nefes alabilmek. önce öğrenmek, sonra yapmak, sonra yapmayı öğretmek. tüm sıkışanlara umut olabilmek için.
peki nereden geliyor bana vermek, paylaşmak istediğim bu umut?
söyledim ya. ben tanrı'yı görüyorum. bir gün batımında, bir bulutta, sonsuz yıldızlarda ve de yemyeşil ormanlarda. konuşuyorum onunla. sonra o'nu duyuyorum. üstelik kendi sesimde. fark ediyorum, ben değilim konuşan. bir sohbete dönüyor sonra.
ben çöküyorum. tanrı beni kurtarıyor her seferinde.
tanrı ışığımdır, kurtarıcımdır. beni kim korkutabilir?
tanrı yaşamımın hisarıdır. beni kim dehşete düşürebilir?
yüreğime korku düşmez.
bana karşı savaş açılsa, güvenim asla eksilmez.
benden yüz çevirme, beni kovma.
beni bırakma, beni terk etme.
bana ümit bağla.
devamını gör...



