fonetik doğruculuk yazar profili

fonetik doğruculuk kapak fotoğrafı
fonetik doğruculuk profil fotoğrafı
rozet
karma: 1981 tanım: 158 başlık: 15 takipçi: 30

son tanımları


kadının beyanı esastır

ataerkinin en çok rahatsız olduğu, bu nedenle hedef alıp saldırdığı; içini keyfi biçimde doldurarak olmadığı gibi göstermeye çalıştığı ifade.

muhammed, erkek şiddetine maruz kalmış; bir erkek tarafından, töre ve “namus” gibi patriyarkanın araçları kullanılarak hayattan koparılmıştır. yukarıda muhammed’in feminizm tarafından katledilmiş gibi gösterilmeye çalışıldığını görüyoruz. oysa muhammed, tam tersine, kadın cinayetlerinin failleri tarafından, eril şiddetin uygulayıcıları tarafından öldürülmüştür.

bakın, patriyarka işte bu kadar korkunç bir şeydir. gün gibi ayan beyan ortada olanı, tam tersiymiş gibi lanse etmeye çalışır. var olmak, tahakküm kurmak, kendine yontmak ve kendi menfaati için öldürmek için yapar bunu.

muhammed patriyarka tarafından öldürülmeseydi, bir erkek şiddeti eliyle yaşamdan koparılmasaydı, eşit ve adil bir yargılanma hakkına sahip olması için feministler meydanlarda olurdu. çünkü muhammed de, tıpkı kadınlar gibi, bir başka ayrımcılığa uğrayan gruptandı: çocuktu. çocuk olduğu için gücü elinde bulunduran bir erkek katil tarafından öldürüldü.

keşke yalan söylemeseymiş, keşke kimse canından olmasaymış. ama neden yalan söyledi? çünkü doğruyu söylese o canavar babası onu öldürecekti. bu sebeple öldürülenlerin ne ilki ne de sonu olacaktı. aşık olduğu adamın adını verse o da öldürülecekti. belki hem babası hem de aşık olduğu adam tarafından tehdit ediliyordu. gerçeği konuşsa bunlardan biri tarafından öldürülecekti. kimse de şaşırmayacaktı. adını iki gün bile hatırlamayacaktık.

korktu. muhammed’in adını verdi. o yalanı ona patriyarka söyletti. bir kez daha söylüyorum: muhammed’in katili patriyarkadır.

yukarıdaki entry’yi hiç çekinmeden yazan zihniyet öldürdü muhammed’i. katile hiçbir şey sormayan, eylemin sahibine, faile en ufak bir eleştiri getirmeyen; kadını suçlarken ise yalanlar söylemekten, hakaretler sıralamaktan hiç çekinmeyen o zihniyet. katil eyleminin sorumluluğunu hiç tartışmadan, “sebebi ne olursa olsun kimse kimseyi öldüremez” diyemeden bütün suçu kıza yıkan o zihniyet. muhammed’i öldüren işte o zihniyettir.

neden sormuyor? katili neden hiç tartışmıyor? çünkü cinayet işleme hakkının doğal olarak onda olduğuna inanıyor. adam katil, yahu. katil. sebebi ne olursa olsun, sakince durup düşünüp bir canlıyı hayattan koparmış. bunun bedeli hakkında tek bir laf etmeden, adamın ne kadar mağdur olduğunu kanıtlamak için yazmaya gelmiş.

peki neden? çünkü patriyarkanın sağladığı ayrıcalıklara sımsıkı tutunmak istiyor. muhammed’in katiline cinayet ayrıcalığını sunan patriyarkanın başka meyvelerini de kendisi yiyor da ondan. hak etmediği o tahtından kaldırılırsa, doğuştan emeksizce kazandığı ayrıcalıklar elinden alınırsa kifayetsiz kalacağının farkında patriyarka. o yüzden bu feryat.

fakat ne yapsanız boşa. direne direne yıkacağız o patriyarkal tahtınızı başınıza.
devamını gör...

pelin dilara çolak

bir kere ve öncelikle şahane bir ad seçmiş kimsedir. (bkz: dilozof)
en büyük meselelerinden biri "dil" olan bir alanda, felsefede, dile rağmen, hakim dile rağmen üretmektedir.

kendisinin de mücadele ettiği alanın en yıldırıcı tuzağı defalarca tekrara rağmen hiç yol alınmaması, alınamamasıdır. fakat yılıyor mu? yılmıyor. her sene özenle yeniden yazıyor, üretiyor.

buradan
devamını gör...

öz güven

yetişkin olmakla ve merkezimizin içimizde olmasıyla alakalıdır.
öz güvenli olan insan kimdir? karar verebilen, sorumluluk alabilen, inisiyatif alan, seçmek iradesi gösteren dolayısıyla olup bitenin parçası olan, etrafıya bağınn farkında olan, tesiri olduğunun bilincinde, her şeyin kendisi dışında tecelli ettiğini düşünmeyen, iradesinin ve dünyada varlığının farkında kişidir. var olmak, bilinmek, eylem halinde olmak onun farkında olduğu, seçtiği şeylerdir. mutluluk ondan azade, bağımsız değildir. fakat toplum hususiyetle merkezi içimizden dışarıda bir yere konumlandırmak itkisyle hareket ediyor. varlığımızın farkında olmamamız, "ben" olmaya, "birey" olmaya hiç yaklaşmamamız için sınırlar örüyor gelişim alanlarımıza. sonra "hayr diyemeyen" "ne istediğini bilmeyen" "irade gösteremeyen" "seçemeyen" bir sürü insandan oluşuyor toplum. çünkü onların seçemedikleri başkalarının menfaati için maşa olarak kullanılacak.
devamını gör...

sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

otobüste engelli gencin kucağına oturan ihtiyar

sıradan bir günden sağ çıkmamız ne kadar zor bizim.

çocuğun sükunetinden çok etkilendim. yaşadıklarına rağmen koruduğu sağduyu inanılmaz. bu arada adam ihtiyar falan da değil. ben deliyim ayağına her şeyi yapmaya hakkı olduğu düşünen çok sık rastlanan bir köylü kurnazı sadece. deliysen binme otobüse. deliysen git mazhar osman'a, çıkma dışarı. ben deliyim, her haltı yerim kafasından yıldık. siz akıllı değilsiniz, kurnaz değilsiniz. aksine hepimiz düşük zihinsel melekelerinizi görüyoruz. sizin sorununuz cezasızlık.
devamını gör...

kazuo ishiguro

her kitabında bambaşka biri olur ishiguro.
gömülü dev'de bir büyülü gerçeklik, günden kalanlar'da tarihi roman, psikolojik roman, klara ile güneş'te manüplatif bir gelecek, beni asla bırakma'da distopya, bilim kurgu.
yalnızca edebiyat üretmek için değil de kendi sınırlarını da zorlamak, sınırları bambaşka yorumlamak için de yazıyor gibi. yazarak yeniden yaratıyor kendini gibi. dilini, akışkanlığı çok sevdiğim, özellikle fasılalı okuma gerektiren, odaklanmak icap eden çok düşündüren kitaplar arasında okununca insana yumuşacık bir his veriyor.
devamını gör...

kapı arkasındaki halılar

zamana meydan okuyan bir dikiliş sergiliyorlar.
çoğu da halı nereye atılır, nereye bağışlanır, nerede geri dönüştürülür bilinmediğinden bence. kocaman halı yani, çöpe sığmaz. kapıya koysan kaynananın gönlü kırılır. üstünde türlü geçmişin ızdırabı durur, durdukça koyulaşır. napılır halı? güvenlikli sitelerin havuza bakan arka odalarında, kapı arkasında, bu dünyayla uyumlanamadığımız anların temsili gibi, giderek boyu da mı uzuyor ne bu ruloların?
devamını gör...

cami giderlerinin cemaat tarafından karşılanması gerekliliği

ülkemizde camiilerin politik bir kimliği var. şayet politikanın bir aracı olarak camii mevcut haliyle korunak isteniyorsa mecburen de fonlanıyor. başka şekilde kontrol edilemez. cuma hutbeleri merkezden dağıtılamaz, aynı mesajla bütün toplum hizaya getirilemez, canlarını sıkan politik olaylarda haydi beraber selaya denemez. fonlamazsa, kontrol edemez.
devamını gör...

motosikletin egzozunu bağırtarak sokaklarda gezmek

otomatik polo sürenler ve tüm diğerleri ile birlikte bir toplumda yaşayan kimsedir . dolayısıyla da toplumda yaşamanın kurallarına uyması gerekir. bebeği yeni uyutanların, kematerapi almışların, yüksek seslerden korkan ve tedavi gören kimselerin de toplumda olduğunu hesaba katarsak, kendisinin zevklerini anlaması beklenmeyen kalabalıklardan oluşuyoruz. hayvanlardan ve doğadan da.
devamını gör...

şeriatta kadının istediği gibi giyinme özgürlüğü olmaması

şeriatın şeriat olması sebebiyledir.
şeriat propagandası yapanlar şeriatın kalan kaidelerinden de pek söz etmez, şovunu yapar, sloginizmi yüceltir, rolünü oynar geçer. bir dahaki rolüne kadar, esen kalırız, kalırız değil mi?
devamını gör...

türkiye cumhuriyeti'nin doğu türkistan vs filistin tepkisi

bu versusun kuklacısının versusta bulunmadığı kıyastır.
kime ne zaman ne tepki verileceğine kapital karar verir. ne zaman ümmet, ne zaman millet, ne zaman soydaş olunacağı falan hep kapitain yönüne göre seçilir.
devamını gör...

birine kitap hediye etmek

yıllar içinde bana çok şeyler öğreten alışkanlık.
insan bu yola sevdiği kitabı hediye ederek çıkıyor, önceleri bu sevdiği kitabı etraftaki herkese hediye ederek, üzerine hediye notları yazarak, büyük şevkle, hediye edilen herkes kendisi kadar kitabı sevsin beklentisiyle çıkıyor. ilkin işler fena da gitmiyor, hediye alanlar gülümsüyor, kitabın adı geçince kafa sallayıp konuyu yavaşça bir başka yerlere çekiyor. sonra, sonra birileri, kusura bakma okudumadım beni onu diyor, okumadım ben onu, sıkıldım. sıkılmakla kalmıyor o birileri, kitaptan nefret ediyor. okumadığı, okuyamadığı, birkaç sayfasını ancak okuyabildiği kitabı yerin dibine sokuyor. onunla da yetinmiyor bir başkası, okuma zevkini da kritik ediyor, senin seçtiğin kitaplar da hep biraz şey... diyor. hangi şey? olduğunu düşünmeye başlıyor, başka kitaplar okuyorsun, belki nasıl bir "şey" olduğunu sana gösterecek bir kitap da bulunur umuduyla. zamanlar geçiyor, kitaplar okunuyor, okudukça da kendine saklamayı öğreniyor hatta böyle daha rahat hissediyorsun. seni heyecanla sarsan o kitap birini sıkıntıdan öldürebilir, buna içerlemek şöyle dursun, omuz silkip geçiyorsun. ha-ha diyorsun, haha! bu heyecan benim. başkasına tattırmak için çabalayacağıma, iki satır daha okur biraz daha heyecanlanırım. benimle kitapçı dolaşan, 2-3 dostum, kitapçıda bir kitabı çok ister, ya oracıkta alırım ya sonradan hediye ederim. bunlar da zaten çok okuyan kimselerdir. hatta sonrasında değiş tokuş eder başka kitaplar da okuruz. yazdıklarımız, konuştuklarımız kitaplar üzerine olur, buluşmalarda yarım saat okuma molamız olur, birlikte katıldığımız kitap kulüpleri vardır. bizi bağlayan şeylerin ucu bir şekilde kitaplara çıkar. hah işte bu 2-3 kişi dışında kimseye kitap almam. birinin okuyacağı şeyi seçmek zaten biraz "şey" arkadaşlar.
devamını gör...

çocuğu kötülük yapan aile

mutlaka ama mutlaka yanlışlığın bir parçasıdır.
çocuğun kötülük yapması/yaramazlık yapması/huysuzluk etmesi/ uyumsuz olması vs. birer yardım çığlığıdır. ardına saklanmış başka bir şeyler vardır. çocuğu davranışa teşvik etmemek iyi ebeveynlik değildir, çocuğu duymamak, anlamamak, yardım çığlığına yanıt vermemek de o sorunun parçası olmak demektir. çoğunlukla da her şey böyle başlar. çocuğumda şöyle davranışlar başladı, bende bir yanlışlık var deyip destek almaya önce kendi gitse ebeveyn, gidişatı tersine çevirmek çok daha kolay olurdu.
devamını gör...

71 yaşındaki sezen aksu’nun veteriner bir erkekle ilişkisi

iki insanın arasındaki bir şeyler olsa gerek.
şu edilgen çatılı cümleler iyi ki icat edilmiş; haberleşme, gazetecilik, magazin, dedikodu, gıybet ve türlü mekanizma "iddia edildi" "öne sürüldü" "kulislerlerde konuşuldu" olmasa ne yapardı acaba?
kim ediyor arkadaşım bu iddiaları, kim? hangi hükümet!
devamını gör...

edebiyattan anlayan kız vs mantıdan anlayan kız

anlaşılan popüler birisi- birileri. haklarında 70 entry var. yetmiş. madem bu kızlar bu kadar popüler, kitap kulüpleri niye üç-beş kişi?
devamını gör...

all is violent all is bright

god is an astronaut'un 2005 yılında çıkardığı albüm, albüme adını veren parça.
post-rock nedir? sorusunun binlerce cevabından biridir bu şarkı. beni post-rock ile tanıştıran, içine çeken, sürükleyen. kararan, ışıldayan, yavaşlayan ve hızlanan bir şeydir.

devamını gör...

binlerce özür

kendimizden, bizden, kendiliğinden bir post-rock şarkısı.
şarkının içinde yıllarımız var, şarkının içinde başka yaşanacak yıllar da var. bizimle işi bitti sandıklarımızın birer birer çıkıp yüzümüze yeniden bakması var şarkının içinde. özür dileyecek kimse de kalmadığında, takkeler çoktan düşüp, kelin görünmesinden utanmak bile çok gerilerde kaldığında, konuşulacaklar bitip, suskunların yıllar yıllar sürmesinden de sonra, hala bir çalma listesinin kapağının hemen altında, bu şarkı.
devamını gör...

rakı arası çayı

tamamen kişisel nedenlerden tercih edilen.
çay toplumda bir alışkanlık, bir "her şey yolunda" temsili. "rutindeyim, tehlike yok "sinyali. ayrıca sıcak. tüm sıcak içecekler gibi rahatlama, gevşeme hissi veriyor. coşkun sarhoşluğu azıcık zaptediyor. bir de keyfim öyle istiyor.
nedir arkadaş, onun yanında bu içilmez, şu içilir, şöyle içilir, böyle içilmez. yok mide asidi, yok kafein. sanki rakı da saf protein tozu. bir bırakın, kim nasıl istiyorsa öyle içsin.
devamını gör...

mahşere kaldı dedikleriniz

takkenin düşmesi, kelin görünmesi, bakanların görmesi, görenlerin bilmesi, bilenlerin idrak etmesi.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının 2026 okuma listesi

ilham verici bir hedefler bütünü.

böyle bir liste yapsam, araya giren başka kitaplar, söyleşisini görüp okumaya heveslendiğim diğerleri, listede olan bir kitaba bayılınca ikinci kitaba geçmek yerine aynı yazarın bütün kitaplarını okumaya girişeceğim için aldığım yeni kitaplar, yky gezerken bunu nasıl unutmuşum diye listenin arasına soktuğum ötekiler derken listeyi asla olduğu gibi tamamlayıp muvaffak olamayacağım.

yapanlara hayranlığım tam bu saydığım sebeplerden sonsuz.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim