henrywadsworth yazar profili

henrywadsworth kapak fotoğrafı
henrywadsworth profil fotoğrafı
rozet
karma: 12525 tanım: 4379 başlık: 1621 takipçi: 45
hey there i am using whatsapp

son tanımları | başucu eserleri


henrywadsworth

6 senedir bu sözlükte yazmakta olan, birinci nesil yazar. benimdir.

gerçekten bu geçen zamana bakınca tüm arkadaşlarım, o güzel insanlar bu sözlükten geçip gittiler. ben de çok çok değişimler yaşadım hayatımda. bu değişimler sırasında burayı da uzun uzun dönemlerde bıraktım ama hep bir şekilde gelip yazdım.

sağlık sıhhat diliyorum herkese.

sevgiler, saygılar.
devamını gör...

dr aydın gökşin

mukbang reis.
devamını gör...

dr aydın gökşin

doktor ınfluencer.
devamını gör...

armullah vs ebuwankenobi

armullah vs özgüvensiz bir tip olarak değiştirilmesi gereken başlık.

her halükarda armullah kazanır bunu. gerçi ebuwankenobinin karşısına kimi koysan o kazanır.

(bkz: tuvalet terliği vs ebuwankenobi)
devamını gör...

ebuwankenobi (yazar)

mesaj atıp engelleyecek kadar özgüven sahibi kedicik. zırla.
devamını gör...

hugo ekitike

murda - hay allah editine hasta olduğum adam.

liverpoollu, kaliteli forvet.
devamını gör...

ibrahima konate

ırkçıların başına üşüştüğü mağdur futbolcu.

ulan daha 1 ay olmadı beşiktaş maçında sane'nin kristjan asllani'nin bileğine dalmasına laf etmeyen, kart görmeli bile diyemeyenler bu adamın maçtaki vücudunu kullandığı pozisyonlardan ötürü laf ediyor. hepimiz biliyoruz asıl amacı, siz 60 dakika yata yata anfield'de kazanmayı bekliyordunuz, ama orada maçlar tempolu geçiyor. gerçekten bu adama yapılan ırkçılık utanç verici. başka bir şey değil.

anfield değil mesele, şampiyonlar liginde oynayacaksanız adam gibi çıkıp oynayacaksınız yata yata değil. hakemden tut, salah'a, arne slottan tut tüm dünyaya kadar herkes güldü kendinizi en ufak temasta yere atmanıza.

adam gibi oynamadınız ve kaybettiniz. ötesi yok. napsın konate? yerinize geçip kendi kalesine gol mü atsın?

edit1: daha osimhen'in ersin'e yaptığını söylemiyorum bile. belki üşenir bakmazsınız diye direkt görselini atayım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

özetle, kendinize yapılınca kek börek, başkasına yaptığınızda çörek bekleyemezsiniz.
devamını gör...

eylülduru (yazar)

tanımları mizah kokan üst seviye yazar. vallahi aldım takibe. özlemişiz böyle personaları.
devamını gör...

bisküvitli_ryuk

yıllardır buralarda olmayan eski arkadaşlarımdan. özledim.
devamını gör...

elzem (yazar)

kadim arkadaşım.
devamını gör...

sükut-u hayal

kızılcık şerbetinde çalan efsane parça.
devamını gör...

mode ani

uyandıktan hemen sonra, güne başlarken rabbe hayatı geri verdiği için şükretmek amacıyla okunan kısa yahudi duasıdır.

mode ani, sabah yatağından kalkar kalkmaz, henüz ritüel temizlik yapılmadan söylenir. bunun nedeni, duanın tanrı’nın özel isimlerini içermemesi ve şükrün geciktirilmemesidir.

özünde çok sade ama derin bir anlam taşır: insan, güne bir taleple değil, minnetle başlar.

mode ani, “bugün buradayım” demenin en yalın hâlidir; hayatın bir hak değil, her sabah yeniden verilen bir emanet olduğunu hatırlatır.
devamını gör...

tanah

yahudiliğin kutsal metinler bütününü oluşturan; tora, neviim ve ketuvim’den meydana gelen ana kaynaktır.

tanah, adını bu üç bölümün baş harflerinden alır: tora (öğreti/yasa), neviim (peygamberler) ve ketuvim (yazılar). sadece tarih anlatmaz; hukuk, ahlak, ibadet ve insanın hashem elohim ile ilişkisini bütüncül biçimde ele alır.
devamını gör...

hagay

babil sürgünü sonrası dönemde, halkı mabedi yeniden inşa etmeye çağıran ve eylemle imanı buluşturan peygamberdir.

hagay, m.ö. 6. yüzyılda, sürgünden dönen yahudilerin umudunun dağıldığı bir zamanda ortaya çıkar. mesajı nettir: “önce kutsal olanı ayağa kaldırın.” çünkü hagay’a göre bereket, niyetle değil, sorumlulukla gelir.

onun çağrısı soyut vaatlerden çok somut adımdır. halk evlerini güzelleştirirken mabedin harabe kalmasını eleştirir; önceliklerin yerini hatırlatır. kısa ama etkili sözleriyle, inancın ertelenemeyeceğini söyler.

hagay, mucizelerle değil; doğru zamanda, doğru işi yapma cesaretiyle hatırlanır. bu yüzden mesajı bugün bile günceldir: iman, beklemek değil; ayağa kalkmaktır.

tanah’ta peygamber hagay ile ilgili bölümü paylaşıyorum.

devamını gör...

19 ekim 2025 kktc cumhurbaşkanlığı seçimi

kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’nin kaderini belirleyen, her seferinde “vatan” kelimesini yeniden düşündüren seçimdir.

sonuçlar açıklandı, millet iradesi konuştu. kim ne derse desin, bu topraklarda demokrasi hâlâ nefes alabiliyor. ersin tatar’ı destekleyen biri olarak gönlüm elbette “devam”dan yanaydı; çünkü o, anavatanla, bizimle gönül bağını koparmadan, mavi vatanda dik duran çizgiyi temsil etti.
ancak sandık ne derse, o bizim başımızın üstündedir. çünkü biz milliyetçiliği sadece bayrak sallamak değil, iradeye saygı duymak olarak öğrendik.

seçim bitti, rekabet değil, memleket kaldı.
rabbim, kktc’ye hayırlısını eylesin.
çünkü mesele artık kim kazandı değil; kıbrıs’ın kaybetmemesi.

ha kıbrıs’ta bilgimiz dışında bir şey olur mu? derseniz. yok, hayır. ben türkiye’me ve idarecilerimize güveniyorum.
devamını gör...

tanrı kaldıramayacağından fazla yük verir mi sorusu

insanın sınanma anında, sessizliğin de bir yanıt olduğunu hatırladığı sorudur.

bazen dualar cevap bulmaz gibi olur, ama biz biliriz ki haşem’in sessizliği yokluk değil, zamandır. rab bir anda değil, süreç içinde konuşur. tefilada (duada) öğrendiğimiz budur: yük bazen azalmaz, ama o yükü taşıyacak omuz genişler.

eyov’un hikâyesinde olduğu gibi, haşem’in niyeti cezalandırmak değil; kalbi arındırmaktır. kimi zaman sabırla, kimi zaman kayıpla… ama hep bir amaçla.
biz inanırız ki rab insanı kırmak için değil, onun içindeki gücü uyandırmak için sarsar.

bu yüzden “kaldıramayacağımızdan fazlasını vermez” sözü sadece teselli değildir, bir hatırlatmadır:
her ağırlığın içinde bir öğretidir saklı.
ve bazen haşem, o öğretinin farkına varmamız için geri çekilir.

yük ağır gelir, evet. ama o an bile, rab oradadır.
görünmez, ama dayanıklılığın şekline bürünür.
devamını gör...

pandemi sürecinde değişen alışkanlıklar

insanlığın “normali” yeniden tanımladığı, alışkanlıkların yer değiştirdiği dönemdir.

pandemi, sadece maskeyi değil, insanın kendini de takındığı bir dönemdi. evden çalışmaya “geçici” denmişti, ama sonra ofise dönmek yabancılaştı. kalabalıklar ürkütücü, sessizlik konforlu geldi. alışkanlıklar değişti; ama belki de en çok “alışkanlıkla yaşama” alışkanlığı değişti.

el yıkamak ritüel oldu, sarılmak lüks. dışarı çıkmak özgürlük değil, risk anlamına geldi. markete gitmek bile mini bir stratejiye dönüştü. “eve sipariş” kavramı ihtiyaçtan çıktı, yaşam biçimi oldu.

ama asıl değişim, insanların birbirine ve zamana bakışında yaşandı.
kısıtlamalar kalktı ama kimse eskisi gibi hızlı yürümüyor artık.
herkes biraz daha temkinli, biraz daha kendi içinde.
bir kısmımız kalabalıklara döndü, bir kısmımız hâlâ sessizliği seviyor.

pandemi geçti ama geride kalan şey şu oldu:
insanlık “sosyal varlık” olmanın yanında, “kendiyle baş başa kalabilen varlık” olmayı da öğrendi.
ve belki de ilk kez, dünya aynı anda durunca herkes şunu fark etti; zaman da bir virüsmüş, yayılmasın diye yavaşlamak gerekiyormuş.
devamını gör...

babacan do it

çok şey değil, sadece biraz umut besleme hâlidir.

baştan söyleyeyim ali babacan’ı ne kahramanlaştırıyorum ne de mucize bekliyorum.
ama bu ülkede düzgün konuşan, ölçülü duran, liberal cümleler kurabilen birinin varlığı bile insanı mutlu ediyor.

ekonomiden geldi, siyasette kaybolmadı. en azından “sorumluluk” hissiyle konuşuyor; o bile kıymetli hâle geldi artık.

baba can do it derken “ülkeyi kurtarır” demiyorum;
ama belki birilerinin unuttuğu makul olma hâlini yeniden hatırlatır diye düşünüyorum.

çok değil, sadece biraz ümitliyim. umarım muhalefet, bunlar “gizli ak partili” yaftalamasından vazgeçer ve bu ülkenin okumuş, entelektüel insanlarını sırf “muhafazakar” diye dışlamayı bırakır. zira bu insanlar ne yaparsa yapsın bunların amacı farklı diye düşünmek, sadece bir ön yargıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2500 tl'ye satılan döner

artık “döner mi altın mı” kıyasına bile girebilen sosyo-ekonomik semboldür.

bunu alan da, bunu satan da farklı hikâyenin parçası: biri “deneyim” satın aldığını sanıyor, diğeri “lüks algısını” satıyor. ama aslında ikisi de aynı sofrada toplanıyor , doyurulmamış egoların sofrasında.

2500 tl’lik döner, lezzetten çok semboldür artık:
biri için “ben oradaydım” demenin yolu,
diğeri için “benim midem hâlâ aç” demenin aynası.

ve günün sonunda fark ediyoruz ki:
doymak, artık mideden çok cüzdanla ilgili bir mesele.
devamını gör...

israil ve azerbaycan'ın arasının iyi olma nedeni

tarihsel, kültürel ve stratejik bağların tesadüf olmadığını hatırlatan ilişkidir.

israil ve azerbaycan’ın ilişkisi salt “çıkar ortaklığı” değil, tarihsel bir devamlılığın modern versiyonudur. kökleri hazar türklerine kadar uzanan bir kültürel yakınlık, sovyet sonrası jeopolitik dengeyle birleşmiştir.

hazar devleti yıkıldıktan sonra yahudiliği benimsemiş türk topluluklarının bir kısmı kuzeye, karadeniz çevresine, oradan da zamanla israil’e göç etti. 20. yüzyılda sscb sınırları içinde yaşayan yahudi topluluklarının bir kısmı bu kökten geldiği için, israil’in azerbaycan’a bakışı yalnızca “müttefik” düzeyinde kalmadı tarihsel bir sempatiye dönüştü.

öte yandan, azerbaycan için israil hem teknoloji hem de savunma alanında güvenilir bir ortak. iran faktörü de bu yakınlaşmanın doğal hızlandırıcısı: tehran’ın hem israil’e hem bakü’ye karşı temkinli yaklaşımı, iki ülkeyi ister istemez aynı safta buluşturdu.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim