1.
ona bir şarkı bırak başlığı varken neden böyle bir başlık olmasın değil mi? açtım, oldu.
"ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
pervane olan kendini gizler mi alevden;
sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu..."
"ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
pervane olan kendini gizler mi alevden;
sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu..."
devamını gör...
2.
kalbimin ritmini bozan kadın!
gülerken kısılan gözlerin can alıcı.!!
yürek diyorum bir başka çarpıyor seni sevince..!!.
gülerken kısılan gözlerin can alıcı.!!
yürek diyorum bir başka çarpıyor seni sevince..!!.
devamını gör...
3.
başka biri olacaksın istemesen de
tenine başka bir ten dokunduğunda
gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle
başka bir nefesle karıştığında nefesin
başka biri olacaksın istemesen de
gece uykunda ya da gün ortasında
irkileceksin apansız bir duyguyla
bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi
başka biri olacaksın istemesen de
bakışlarımın izini taşıyan giysilerin
tüketecek ömürlerini birer birer
değişecek yeri bir dolabın, pencerede bir çiçeğin
başka biri olacaksın istemesen de
dudaklarında benden sonraki bir çizgi
tanımadığım bir ton gülüşünde
ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin
sonra, sonra artık başka birisin
tenine başka bir ten dokunduğunda
gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle
başka bir nefesle karıştığında nefesin
başka biri olacaksın istemesen de
gece uykunda ya da gün ortasında
irkileceksin apansız bir duyguyla
bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi
başka biri olacaksın istemesen de
bakışlarımın izini taşıyan giysilerin
tüketecek ömürlerini birer birer
değişecek yeri bir dolabın, pencerede bir çiçeğin
başka biri olacaksın istemesen de
dudaklarında benden sonraki bir çizgi
tanımadığım bir ton gülüşünde
ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin
sonra, sonra artık başka birisin
devamını gör...
4.
bazen cepte kalmadı hiç para
aç kaldık deplasmanlarda
bazen de gönül koydu manita
uğraştık durduk kaç hafta
hakkını helal etmedi anam
gizlice geldik çok defa
her şeyden öte sevdik biz seni
göztepe'miz sen çok yaşa
aç kaldık deplasmanlarda
bazen de gönül koydu manita
uğraştık durduk kaç hafta
hakkını helal etmedi anam
gizlice geldik çok defa
her şeyden öte sevdik biz seni
göztepe'miz sen çok yaşa
devamını gör...
5.
leylâ dönmez
devran döner *
iş çıkışında yerim
tavuk döner
yollara bak dur
belki döner
hem ucuz hem doyurucu
tavuk döner
* * *
2 sene önce tavuk döner yerken leylâ'ya yazdığım kendi şiyirim. dürüm sarma kağıdına yazmıştım.
ilhamın nerede geleceği asla belli olmaz.
devran döner *
iş çıkışında yerim
tavuk döner
yollara bak dur
belki döner
hem ucuz hem doyurucu
tavuk döner
* * *
2 sene önce tavuk döner yerken leylâ'ya yazdığım kendi şiyirim. dürüm sarma kağıdına yazmıştım.
ilhamın nerede geleceği asla belli olmaz.
devamını gör...
6.
geceleyin karanlıkta
suya attım ben sesimi
türkü oldu birdenbire
denizinden geçen gemi
geceleyin karanlıkta
gülümsedim buluta ben
saçlarına düşen yağmur
gökkuşağı oldu birden
geceleyin karanlıkta
yıldız tuttum gök içinde
ışığını sana vurdu
bir gül açtı yüreğinde.
devamını gör...
7.
adı ya da sevdiceğinin adı bahar olan tüm sözlük yazarlarına gelsin.
bahar, yalvarırım çek git işine! .. salma üstüme çiçeklerini... aklımı çelme! ..her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor. ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek... kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem... kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek... yapma bunu bana bahar, böyle üstüme gelme...! zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı... çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime... kalbimin buzları erimiş. göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir... bir de sen çıldırtma beni... krizdeyim ben... tembelliğin sırası değil, uyamam sana... al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol. meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni... bulutların üşüşmesin başıma... girme kanıma benim... yoldan çıkarma...! sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suç ortağısın. kıyma bana...! biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin. tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin... o iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman... ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları... tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan... buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında... yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz... hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye... her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da... ebedi bahar, bir başka bahara kalacak. iyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar... iş açma başıma... git işine! yoldan çıkarma beni! ..
can dündar
bahar, yalvarırım çek git işine! .. salma üstüme çiçeklerini... aklımı çelme! ..her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor. ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek... kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem... kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek... yapma bunu bana bahar, böyle üstüme gelme...! zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı... çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime... kalbimin buzları erimiş. göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir... bir de sen çıldırtma beni... krizdeyim ben... tembelliğin sırası değil, uyamam sana... al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol. meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni... bulutların üşüşmesin başıma... girme kanıma benim... yoldan çıkarma...! sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suç ortağısın. kıyma bana...! biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin. tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin... o iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman... ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları... tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan... buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında... yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz... hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye... her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da... ebedi bahar, bir başka bahara kalacak. iyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar... iş açma başıma... git işine! yoldan çıkarma beni! ..
can dündar
devamını gör...
8.
"yazmadım seni daha,
sevmeye ayırdım tüm zamanları,
yazmaya bu yüzden vaktim olmadı.
ben düşünmeye başlayınca seni
-ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok
öncedir-
inan ki dağlar, taşlar,
inan ki bulutlar, yağmur ve kar
toprakla su ve gökyüzü,
güneş ay ve yıldızlar
onlar da benimle birlikte
ve onlar da benim kadar seni düşünürler...
hep dalgınım bu günlerde
saati cezveye koyup yumurta tutuyorum,
bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum.
aklım başıma gelmiyor,
başıma çarpmadan dallar
yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum.
nisan'a kaç var diyorum saati sorarken.
hiç böyle olmamıştım.
bilenlere sordum;
'aşk bu' dediler..."
yıldız kenter
sevmeye ayırdım tüm zamanları,
yazmaya bu yüzden vaktim olmadı.
ben düşünmeye başlayınca seni
-ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok
öncedir-
inan ki dağlar, taşlar,
inan ki bulutlar, yağmur ve kar
toprakla su ve gökyüzü,
güneş ay ve yıldızlar
onlar da benimle birlikte
ve onlar da benim kadar seni düşünürler...
hep dalgınım bu günlerde
saati cezveye koyup yumurta tutuyorum,
bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum.
aklım başıma gelmiyor,
başıma çarpmadan dallar
yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum.
nisan'a kaç var diyorum saati sorarken.
hiç böyle olmamıştım.
bilenlere sordum;
'aşk bu' dediler..."
yıldız kenter
devamını gör...
9.
o, bu, şu hepsine bıraktım.
bilmem ki nasıl anlatsam;
nasıl, nasıl, size derdimi!
bir dert ki yürekler acısı,
bir dert ki düşman başına.
gönül yarası desem…
değil!
ekmek parası desem…
değil!
bir dert ki…
dayanılır şey değil.
orhan veli kanık
bilmem ki nasıl anlatsam;
nasıl, nasıl, size derdimi!
bir dert ki yürekler acısı,
bir dert ki düşman başına.
gönül yarası desem…
değil!
ekmek parası desem…
değil!
bir dert ki…
dayanılır şey değil.
orhan veli kanık
devamını gör...
10.
kalktım sabahı dinledim
4.20 bir yaz günü sabahı
evlerin yüzü ağardı
ağaçlar yeşile çıktı
ben sabahları severim oldum bittim
sabahları çocukları bütün başlangıçları
kalktım sabahı dinledim
kente giren caddelerde köylülerin
geceden yola çıkan sebze arabaları
-fırınların kepenkleri nedense hep aralıktır-
çıplak ampul ışıklarıyla karışır sabahlara
taze ekmek kokuları
kalktım sabahı dinledim
hanların önünde geceleyen
koca koca kamyonlar kalktı
işçi kahvelerinde çaylar demli
istasyonlarda salepler dumanlı
kalktım sabahı dinledim
analar uğurladı çocuklarını
-her serüvenden ilk sayfa-
üstlerinde henüz yatakların doyulmamış sıcaklıkları
bakışları otobüslerin trenlerin soğuk camlarında
-hep ansıyacaksınız bundan sonra-
ayrılıklar izleyecek ayrılıkları
kalktım sabahı dinledim
dudaklarımda okuldan kalma bir şarkı
hani yorgundum yeniktim çaresizdim
döndü - evet dün
dün bir kentti geride kaldı
bu sabah bir başka kente indim
necati cumalı
4.20 bir yaz günü sabahı
evlerin yüzü ağardı
ağaçlar yeşile çıktı
ben sabahları severim oldum bittim
sabahları çocukları bütün başlangıçları
kalktım sabahı dinledim
kente giren caddelerde köylülerin
geceden yola çıkan sebze arabaları
-fırınların kepenkleri nedense hep aralıktır-
çıplak ampul ışıklarıyla karışır sabahlara
taze ekmek kokuları
kalktım sabahı dinledim
hanların önünde geceleyen
koca koca kamyonlar kalktı
işçi kahvelerinde çaylar demli
istasyonlarda salepler dumanlı
kalktım sabahı dinledim
analar uğurladı çocuklarını
-her serüvenden ilk sayfa-
üstlerinde henüz yatakların doyulmamış sıcaklıkları
bakışları otobüslerin trenlerin soğuk camlarında
-hep ansıyacaksınız bundan sonra-
ayrılıklar izleyecek ayrılıkları
kalktım sabahı dinledim
dudaklarımda okuldan kalma bir şarkı
hani yorgundum yeniktim çaresizdim
döndü - evet dün
dün bir kentti geride kaldı
bu sabah bir başka kente indim
necati cumalı
devamını gör...
11.
birgün bensizlik çalar kapını.
benli dünleri düşünür, avunursun...
sanma ki yalanlar içinde,
ben gibi bir doğru bulursun...
*
benli dünleri düşünür, avunursun...
sanma ki yalanlar içinde,
ben gibi bir doğru bulursun...
*
devamını gör...
12.
…
ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim…
ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim…
devamını gör...
13.
ondan önce gelir dokuz
biz hepimiz valla tokuz
on bir olur mu hiç onsuz
ondan bundan konuşma yar.
biz hepimiz valla tokuz
on bir olur mu hiç onsuz
ondan bundan konuşma yar.
devamını gör...
14.
elbet bir gün yine geçeceksin aklımdan,
dudağımda yarım kalmış bir sigara gibi
ve ben —
çok önceden ağlamış bir aynanın
yüzünü sileceğim telaşla.
sen geçtikçe;
uçurumdan düşen bir gül gibi
içime saplanıyor sesin.
her "merhaba"n biraz eksiltiyor
her "hoşça kal" biraz daha çoğaltıyor seni.
yüzümde kalmış kahve lekesinden
tahmin ettiğim mutluluğunla
bir çay bardağına döküyorum özlemi.
sen yoksun —
ama masada unuttuğun şarkı var hâlâ.
ellerin…
ellerin geç kalmış bir ilkbahar gibi
omzuma konunca
tüm mevsimler birbirine karışıyor.
ve aşk —
bir zamanlar adını söylediğim o suskunlukta
kar gibi üşüyen bir fiil şimdi.
gökyüzünden düşerken bir hece
senin yüzünden kırılıyor
ve her kırık,
biraz daha ben oluyor.
dudağımda yarım kalmış bir sigara gibi
ve ben —
çok önceden ağlamış bir aynanın
yüzünü sileceğim telaşla.
sen geçtikçe;
uçurumdan düşen bir gül gibi
içime saplanıyor sesin.
her "merhaba"n biraz eksiltiyor
her "hoşça kal" biraz daha çoğaltıyor seni.
yüzümde kalmış kahve lekesinden
tahmin ettiğim mutluluğunla
bir çay bardağına döküyorum özlemi.
sen yoksun —
ama masada unuttuğun şarkı var hâlâ.
ellerin…
ellerin geç kalmış bir ilkbahar gibi
omzuma konunca
tüm mevsimler birbirine karışıyor.
ve aşk —
bir zamanlar adını söylediğim o suskunlukta
kar gibi üşüyen bir fiil şimdi.
gökyüzünden düşerken bir hece
senin yüzünden kırılıyor
ve her kırık,
biraz daha ben oluyor.
devamını gör...
15.
"karşı yalı memleket,
sesleniyorum varna'dan,
işitiyor musun?
memet! memet!
karadeniz akıyor durmadan,
deli hasret, deli hasret,
oğlum, sana sesleniyorum,
işitiyor musun?
memet! memet!"
bu şiiri çok severim. hiç sanmıyorum fekat belki okusa o da çok severdi. o yüzden ona ithafen değil de onunla paylaşmak istediğim nazım hikmet ran şiiridir.
sesleniyorum varna'dan,
işitiyor musun?
memet! memet!
karadeniz akıyor durmadan,
deli hasret, deli hasret,
oğlum, sana sesleniyorum,
işitiyor musun?
memet! memet!"
bu şiiri çok severim. hiç sanmıyorum fekat belki okusa o da çok severdi. o yüzden ona ithafen değil de onunla paylaşmak istediğim nazım hikmet ran şiiridir.
devamını gör...
16.
nedir senin yerin
şiir uzamımda benim
kurtulamadığım bir imge misin
duraksadığım bir dize
bir şiirde mi tutuklu kaldım ya da yüreğinde
az mı tanış öldürdüm
ulaşmak için sana
bunca ayinden sonra
kurban mıyım cellat mı
senin içindi bunca yakarış
izlerken seni
gölgem gölgene karışmış
çoğalan sen misin kayboldukça ben
günlerce gözbebeklerim
ayna tuttu sana
yanılıp yakana bakışımı taktığında
belge miyim varoluşuna
ve bir hüznün yankısıysa eğer şiir
sana yaklaştıkça şiire yaklaşıyorum demektir...
(bkz: yanılıp yakana yakışımı taktığında)
(bkz: lale müldür)
şiir uzamımda benim
kurtulamadığım bir imge misin
duraksadığım bir dize
bir şiirde mi tutuklu kaldım ya da yüreğinde
az mı tanış öldürdüm
ulaşmak için sana
bunca ayinden sonra
kurban mıyım cellat mı
senin içindi bunca yakarış
izlerken seni
gölgem gölgene karışmış
çoğalan sen misin kayboldukça ben
günlerce gözbebeklerim
ayna tuttu sana
yanılıp yakana bakışımı taktığında
belge miyim varoluşuna
ve bir hüznün yankısıysa eğer şiir
sana yaklaştıkça şiire yaklaşıyorum demektir...
(bkz: yanılıp yakana yakışımı taktığında)
(bkz: lale müldür)
devamını gör...
17.
aşksa bu, ben buna varım, günlerim sığı;
gündüze de kalasın diye sevdim seni geceden.
eşçilim ben, ben buyum, ne güzel huy bu;
bir hız gelsen, hemen olsan, sonra yazlar;
bunca yıldan tatmadığım bir tırança balığı;
belki gözlerimin kıymığı şu denizler!
*
gündüze de kalasın diye sevdim seni geceden.
eşçilim ben, ben buyum, ne güzel huy bu;
bir hız gelsen, hemen olsan, sonra yazlar;
bunca yıldan tatmadığım bir tırança balığı;
belki gözlerimin kıymığı şu denizler!
*
devamını gör...
18.
o gün bir gelsin bak, bize artık aç kalmak yok. geçeceğiz vitrinlerin, sergilerin önünden, küçülmeden.
portakalları yığacağım önüne senin, tepeleme, şarapları yığacağım, etli börekleri, salamları.
elden geçireceğiz hepsini bir bir, unutalım diye senin çektiğin acıları, benim gördüğüm işkenceleri.
sevgili işçi kadın, şapka yapan makine, artık bu elbiseler kaça diye sorma.
kumaşı dokudun, elbiseyi diktin ya, giyinmek de hakkın. artık kunduracı da yürümeyecek yalnayak karda.
ipekli gömlekler uçuracak bizi rüzgârda kuş gibi. lâfta kalacak sanma, taş çatlasa bunlar olacak.
bir kurtulalım hele tüm asalaklardan, nasıl seveceğiz birbirimizi, şiirler okuya okuya!
çekip gidince soyguncular, bir başka dünya kuracağız. yaşamak neymiş, yaşamak, sen o zaman gör bak!
vitezslav nezval
devamını gör...
19.
oydu bir bakışta tanıdım onu
kuşlar bakımından uçarı
çocuk tutumuyla beklenmedik
uzatmış ay aydınlık karanlığıma
nerden uzatmışsa tenha boynunu
dünyanın en güzel kadını oydu
saçlarını tarasa baştan başa rumeli
otursa ama hiç oturmaz ki
kan kadını rüzgârdı atların
hep andım ne yaşanır olduğunu
en çok neresi mi ağzıydı elbet
büyün duyarlıklara ayarlı
öpüşlerin türlüsünden elhamra
sınırsız denizinde çarşafların
bir gider bir gelirdi işlek ağzı
ah şimdi benim gözlerim
bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor
bir kadın gömleği üstümde
günün maviliği ondan
gecenin horozu ondan
*
devamını gör...
20.
"gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka’dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım"
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka’dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım"
devamını gör...