son sezonu hariç, diğer her bir sezonunu ayrı ayrı çok sevdiğim dizidir. diziye dair tek pişmanlığım daha önce keşfetmemiş olmam ve bu sıcak ortama sonradan kavuşmamdır. dizinin sahip olduğu ve beni en çok şaşırtan durum (aynı zamanda diziye beni en çok çeken durumlardan biri) hiç kimsenin kusursuz olmamasıdır, onlar her hata yaptığında ya da düşünülenden farklı bir rol çizdiğinde onlara kızgın olmak ya da nefret etmek gibi duyguları hiç hissedememdir.
dizinin karakterlerine tezat olarak stars hallow bence tam bir hayal ürünüdür, belki bazı kişiler için böyle değildir ama doğma büyüme metropolde yaşayan birisi olarak, trafik ışıklarının olmadığı, insanların evlerinin kapılarını kilitlemediği, her zaman tatlı kasaba etkinliklerinin olduğu ve gerçekten herkesin birbirini tanıdığı ve kolladığı bir yer bana hayal ürünü gibi gelmiştir fakat dizinin final sezonuna yaklaştıkça kendimi de bir stars hallow'lu olarak hissetmeye başlamış ve kasabanın neredeyse her bir sokağını ezberlemiştim.
karakterlere gelirsek, ilk sezonlar boyunca favori karakterim rory iken, bu karakterin gelişiminin mahvedilmesi sebebiyle son sezona kadar favori karakterim lorelai olarak kalmıştır.
(spoiler)
lorelai çok güzel, genç bekar bir anne ve tam bir gevezedir. bazen o kadar hızlı konuşur ki ne söylediğini anlamanız için tekrar tekrar aynı sahneyi izlemeniz gerekir. sahip olduğu karakter, duruş benim için rol model olmuştur. aslında sahip olabileceği konforlu bir hayat varken, bu ona kendisini bir kafesteymiş gibi hissettirdiği için, çok genç bir yaşta sahip olduğu bebeğiyle birlikte ailesinin evinden ayrılmış, ülkenin en iyi okullarında okuyabilecek bir çocuğu tek başına yetiştirmiş ve bununla beraber kendi hayallerinin peşinden gidip kendi otelini açmıştır, kısaca lorelai harika bir kadındır ve lorelai için söyleyebileceğim tek hayal kırıklığı keşke luke ile birbirlerine bu kadar geç kalmış olmasaydılar.
rory ise sürekli çevresi tarafından mükemmel, zeki, asla hata yapmayan bir çocuk olarak görülüp, hayatı boyunca bu pohpohlamalarla büyütülmüştür. rory gerçekten de ilk sezonlarda, harika bir öğrenci, harika bir arkadaş, harika bir evlat ve torundur da aynı zamanda. annesi ile olan arkadaşça ilişkisi zaman zaman beni kıskandırmıştır. yaşamış olduğu romantik ilişkilerinden en sevdiğim ve bana en gerçek hissettiren ilişkisi logan ile yaşamış olduğu ilişkidir, çünkü diğer iki ilişkisine karşın logan; romantik, kısıtlayıcı olmayan, rory'e her zaman kendisini iyi hissettiren ve zor zamanlarında hep onun yanında yer alan birisidir ama şunu diyebilirim ki, rory bu ilişkiye yazık etmiştir.
rory hakkında hayal kırıklığını uğradığım ilk durum, jess ile ilişkisinin başlama şekli olmuştu. bu ilişki başlarken dean ile birlikteydi ama jess ile hem öpüştü hem de bir date'e çıktılar. dean daha güvenilir ağır başlı bir sevgili iken, jess çok fazla gelgiti olan, serseri, kitaplar ile arası çok iyi olan birisidir. hatta bu ilişkinin başlarını ilk izlediğim zamanlarda jess'e gerçekten kızmış ( hatta ilk defa bir karaktere kızmıştım) ve hikayedeki yerini baya sorgulamıştım. bana wattpad hikayelerindeki kurgu karakterler gibi gelmişti, ama rory'nin de bir ergen olduğunu düşündüğümde bu durumu o kadar da abartmamam gerektiğinin farkında vardım.
rory hakkında bir diğer hayal kırıklığım ise, evli bir adamla yatmış olması ve bu kişiden ' he is my dean ' diye söylenip kendini haklı çıkartmaya çalışmasıdır. bu sahne beni şoka sokmuştu çünkü, daha önce de söylediğim gibi rory hep mükemmel olarak betimlenmişti.
yedi sezona ait rory hakkındaki diğer bir hayal kırıklığım ise, aldığı ilk eleştiride ( ki bu eleştiri ne kadar objektif, tartışılır) hemen pes edip, her şeyi bırakması, en yakın dostu olan annesi dahil herkesi karşısına alması ve büyükanne ve büyükbabasının evine taşınması... önceden alay ettiği binevi küçümsediği işleri yapmaya başlaması... sonuç olarak, bir izleyici gözünde bu yaptıklarının onu düşürdüğünü düşünüyorum.
dipnotlar:
1. jess her ne kadar bana wattpad hikayelerindeki serseri çocuklar gibi gelse de, dizinin devam serisinde de ve olan normal sezonlarında da rory ne zaman saçma kararlar verse ve hayatı alt üst olsa jess onu her zaman doğru olana yönlendirmişti, bu yüzden diyebilirim ki yetişken jess > ergen jess.
2. rory'nin çocukluk arkadaşı lane, dizide en sevdiğim karakterlerden biriydi. azimli, çalışkan ve ne yazık ki annesi konusunda rory kadar şanslı değildi. tüm bunlara rağmen hayallerinin peşinden giden bir kızdı ( ve eminim ki, lane'in yerinde rory olsa, lane kadar mücadele edemezdi) ama sevgili senarist bu güzelim karaktere benim görüşümle iğrenç bir yol çizdi. o rock star bi anda oldu evli mutlu çocuklu bir kadın.
3. bazı yorumlarda izleyicilerin bir kısmının logan'ın rory için chris olduğunu düşündüklerini gördüm. buna kesinlikle inanıyorum ki, dizide eğer ikinci bir chris arıyorsak, o rory'dir.
4. paris harvard'a gitmeyi daha çok hakediyordu.
5. devam niteliğindeki dizi kesinlikle amacına uygun değildi, yine kafalarda binlerce soru kaldı.
okuduğunuz için teşekkürler (:
devamını gör...