hoşçakal baba.
ayağı kopana yürü denmez, eli kopana tut denmez, kör olana gör denmez, sağır olana duy denmez, anlayacağınız yaşarken ölen birine yaşa da denmez...
bazı şeyler vardır ki söylenemez, çünkü söylenirse daha çok acıtır, bazı eksiklikler vardır ki doldurulamaz, ne kadar uğraşsan da yerini hiçbir şey tutmaz. geceleri
çoğu geceler çizgi film seyreder öyle uyurum, sanki zaman orada durmuş gibi, çocukluğumun bir parçası hâlâ beni bekliyormuş gibi
eskiden babam gülerdi, ben uyumadan önce izlemek isterdim o da onların erken uyuyup sabah erken kalktığını söylerdi, ben yine de izlemek isterdim, şimdi hâlâ izliyorum ha ha a...
ama artık o anların sıcaklığı yok, sadece hatırası var, içimde bir boşluk var, çok derin bir boşluk
doldurulamayan, tarif edilemeyen, sustukça büyüyen bir boşluk bu.
baba kelimesi bile içimde bir şeyleri sızlatıyor, onu düşünmek bile bazen öfke getiriyor, çünkü o bizi bizi hiç ama hiç seçmedi
bu düşünce içimde ağır ağır yer ediyor
ne acı, insanın kendi hayatında eksik bırakılması, yarım bırakılması ne kadar ağır...
dışarıdan gelince ilk benim yanıma gelirdi, ilk ben öpeyim der gibi
ben de koşardım, o anlar şimdi zihnimde birer gölge gibi
hatta gibi fazla oldu.
ağlıyorum, neden ağladığımı bazen ben de bilmiyorum, ama ağlıyorum, çünkü bazı gözyaşlarının nedeni olmaz, sadece birikir ve akar, yoruldum, gerçekten yoruldum, içimde taşıdığım şeylerden, eksik kalanlardan, söylenmeyenlerden, ama yine de geceleri çizgi film açıyorum
olley
belki o eski his geri gelir diye, belki bir anlığına her şey tamamlanır diye, ama o boşluk hâlâ orada, sessiz, ağır ve benimle birlikte
hep.
bıdı da bıdı, sizin anlayacağınız diva artık gülmüyor
devamını gör...