taze bitirmişken yazmazsam olmazdı sanırım. öncelikle güney kore dramalarını çok seven biri olarak edebiyatına giriş yapmayı hep istiyordum. bu da
2024 nobel edebiyat ödülü almış bir kitapla olmalıydı diyerek güney koreli yazar
han kang'ın 2016 yılında yayımlanan
vejetaryen isimli kitabıyla başladım.
efenim konuya gelirsek kitap 3 öyküden oluşuyor. öyküler ayrı okunsa da değişmeyecek olay örgüsü birlikte de çok güzel birleşiyor aslında.
*. ilk öyküde fazlasıyla sıradan hayatı olan yonghe ile eşinin hayatını tamamen değiştiren olayı eşin gözünden okuyoruz. bir gün eve geldiğinde çocukken çok sevdiği etleri yememeye başlayan ve vejetaryen olmaya karar veren karısının dolaptaki tüm etleri hatta yumurta balık ne kadar hayvansal gıda varsa çöpe atmasıyla olarlar başlıyor.
* bu durumun ciddiyetini aileyle paylaşan eş bir akşam yemeğinde yonghe'nin babasının zorla et yedirme çabaları ile bileklerini kesmesiyle karısını hastaneye kaldırıp tüm bu olanları gözden geçiriyor ve ilk hikâye sonlanıyor. ikinci hikaye ise kitabın herkes tarafından en rahatsız edici bulunan kısmı sanırım. eniştenin
* tarafından anlatılan, insan olmanın sınırını, ahlaki düşünceleri sanatla zorlayan bir öykü. bu da pek güzel bitmiyor sonucu akıl hastanesi. ve son öykü ablanın ağzından. kız kardeşinin gün geçtikçe hiçbir şey yemeyip erimesi, onu düzenli ziyaret edip yemeye ikna etmeye çalışması ve yonghe'nin de dediği gibi kimsenin onu anlamaması ile devam ediyor.
kitap bize asla ana karakter olan yonghe 'nin düşüncelerini onun ağzından vermiyor. hep onu tabiri caizse gözlemleyen yakınındaki kişilerden ve bakış anılarından dinliyoruz. bir kadının rüyasında gördüğü korkunç şeylerin sebebinin et olduğunu düşünmesi aslında et yememesinin temel sebebinin bu içgüdüsel korku olmasını, bir insanın nasıl yok olma yolunda (ama kendine göre yeni bir varoluş bence bu) ilerlediğini okuyoruz. hayvan olmayı , hayvansal hiçbir şeyi kabul etmemeyi, bitki olmak istemeyi okuyoruz. hastalıklı gelebilecek bu düşünceler aslında bizi sorgulamaya itiyor bence. çünkü bazı seçimlerin sebepleri belki de bizim doğuştan, çocukluk döneminde getirdiğimiz saplantılarımız, takıntılarımız, travmalarımız olabilir.
ben kitabı ne kötü ne de rahatsız edici buldum . aksine olayların ana karakter dışındaki gözlerle anlatılmasını, hayal güçleri hep çok farklı çalışan bu korelilerin böyle düşündürücü ve güzel bir hayal gücüne sahip olmasını, bedeni, şiddeti, tercihleri bu kadar güzel anlatmasını sevdim.
tek eleştirim çevirideki hatalar. isimlerin neden yong hee gibi klasik korece şekilde çevrilmediğini, türkçeleştirirken eski kelimelere başvurulduğunu anlamda kaymalar yapıldığını pek anlamamış olsam da yazarı ve yazdıklarını sevdim. kendisinin diğer kitaplarını da muhakkak okuyacağım.
2016 booker ödüllü 2024 nobel edebiyat ödüllü bu kitaba bence şans verilmeli.
devamını gör...