çok sevgili inci hanım yazdığı ispanyolca öğretim kitapları ile biz türklere kaynaklar bahşetmiştir. çok da minnettarız. ama öğretme metodu zor sanki, onun kaynaklarını çalışırken insanın beyni yanıyor. yine de devam elbette.*
bazen acayip iğreniyorum kendimden. duygularımdan. insanlardan nefret edişimden, kendimi bu denli yalnız bırakıp bunda bir sorun görmeyişimden.
insanlar geçiyor etrafımdan. uzaktan tanıyanlar bol bol gülmemi biliyor, genç görünümlü neşeli kız diyorlar. saçı tatlı olan.
sonra beni daha yakından tanıyanlar geliyor, "kavgacı" diyorlar. gölgesiyle dövüşen, toplum dışı, ikilemler arasında, yalnız.
ben gelemiyorum işte. neredeyim bilmiyorum. neden böylesine geçici heveslerim, yolun sonu neden acıya kalıyor? neden dünyada bir mana göremiyorum?
alman doom death metal grubu. deadening gibi bir şaheseri veren gruptur yani.
öyle bir şarkıdır ki bu, dibi görme hissini verir. uyuşukluk hissi, masumiyetin kaybedilişi, yüzdeki o acı ifade... bundan daha duygusal bir şarkı olabilir mi?
öğrenmekte olduğum dil. çok eğlenceli bence. inci kut olmasaydı kaynak bulmakta çok zorlanırdık, iyi ki var. ingilizce üzerinden öğrenmek de mümkün tabii ama insanın ana dili üzerinden öğrenmesi gibi olmaz bence.
sevgi denen şeyi kutsallaştırırsanız, bu insan size hata yapıyor gibi gelebilir. ancak sevgi, önemli bir duygudan ziyade bilinçaltının yanılsamasıdır. hayatınızda hangi dönemdeyseniz, neyle yüzleşip atlatmanız gerekiyorsa o tarz birini seviyorsunuz zaten. önemli olan bir şeyleri fark edip vazgeçebilmek. yapılması gereken bu. gün gelip zihin sağlıklı bir hale geldiğinde, vazgeçilmesine gereken olmayan birisini sevecek.
başlığı görünce öyle bir düşüncelere daldım ki.
evde bize sunulan neyse, onu aradığımız bir hayat yaşıyoruz. tam olarak bunu düşünüyordum. yaşadığımız bütün sorunlar, üzüntüler ve hatta mutluluklar, her şey çocuklukta kodluymuş meğer.
bu hayatta neyi başarmak istediğimi hiç kendime sormadığımı fark ettim. ya da nasıl insanlardan hoşlandığımı bile bilmediğimi. insan 2 ay önce akıl edemediği şeyleri bir anda nasıl dank diye akıl eder, bilmiyorum. bir gecede bile yeniden doğabilen bir canlıymış insan. bunu anlıyorum.
insanda inanılmaz bir öfke oluyor, ne diye hasta çocuklar yetiştirir ki ebeveynler diye düşünüyorsunuz. neden iyileşmek için bu denli çabalamalıyım? sonra onların da birer mağdur olduğu geliyor aklınıza, bu hasta aile ortamlarının tekrar eden bir döngü olduğunu görüyorsunuz.
nasıl kırmalı bu döngüyü? önce iyileşmeli sonra da kendine kendin gibi bir hayat kurmalı. daha ilk evredeyiz, bakalım.
yarın ilk kez deneyimleyeceğim psikoterapik yaklaşım. psikologum iyice araştırıp gelmemi, bu süreçte aklıma gelen olumsuz anları not almamı istedi. sanırım bu anları yeniden canlandıracakmışım. deneyimledikten sonra burayı güncelleyeceğim.
güncelleme:
evvvet ilk emdr seansımı aldım. seans öncesinde terapistim ile hangi anı üzerine çalışacağımızı konuştuk. benim istediğim -en gücel anı-yı istemedi. tesadüfen bahsettiğim ve çocukluğuma dair bir anıyı çalışmamızı önerdi, kabul ettim. bir kulaklık taktım, sırayla sol ve sağ taraftan klik sesi gibi bir ses geldi. ve anıyı gözümde canlandırmaya başladım. ara ara terapistim beni durdurdu ve gözümün önüne ne geldiğini, bu esnada bedenimde neremde uyarı hissettiğimi sordu. seans ilerledikçe hiç beklemediğim şeyler hatırlamaya başladım. çok ağladım. başım deli gibi ağrımaya başladı. çok sarsıcı oldu benim için. seansın sonuna doğru bir sembol geldi gözümün önüne, anlamını bilmiyorum. ilerleyen zamanlarda çözeceğimizi söyledi terapistim.
velhasılkelam diyeceğim o ki oldukça etkili bir yöntemmiş bu. terapistiniz öneriyorsa mutlaka güvenerek ilerleyin. hangi anıyla çalışacağınıza terapistiniz karar versin çünkü sizin için asıl önemli olanı çoktan unutmuş olabilirsiniz.
evet haftalar sonra yaptığım son edit: kötü geldi. ruh halim olduğundan daha kötüye gitti. emdryi sonlandırma kararı aldım.
saça bakım yapan aynı zamanda da düzlük veren işlem. uzun sürer, bir günde iş bitmez. saça yoğun ısı uygulanır. eğer kısa saçlıysanız kafa deriniz yanma garantilidir. işlem sonrası tuzsuz şampuan kullanmak gerekiyor ve birkaç gün boyunca saça su değmemesi gerekiyor.
bir heves ettim yaptırdım. böyle saç işlerine alışık olmadığımdan çok zorlandım acayip sıkıldım kuaförde.
uzun kullanım sonrası burayı deneyimlerim açısından güncelleyeceğim.
canım dizim. dönüp dolaşıp kendimi bulduğum yer. o derin acıya sahip olma, hatalarla dolu bir insan olduğunu düşünüp kendini suçlaması, en "olmayacak" insana aşık olması... çok iyi anlıyorum fleabag'i.
ve sevgili priest, it will pass dedin ama o işler hiç öyle olmuyor be.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.