nevermind yazar profili

nevermind kapak fotoğrafı
nevermind profil fotoğrafı
rozet
karma: 3890 tanım: 900 başlık: 211 takipçi: 48
Hey there imma using WhatsApp..

son tanımları | başucu eserleri


hamlet kompleksi

bireyin karar almadan önce gereğinden fazla düşünmesi sebebiyle eylem yapma gücünün felce uğraması durumu. adını tahmin edeceğiniz üzere shakespeare'in hamlet karakterinden almaktadır.

hristo boytchev'in albay kuş oyununda bulunan doktor karakteri, kendinden bahsederken hamlet kompleksi'ni şu şekilde tanımlar "psikiyatride normal doktorun olmadığı söylenir. belki de bundan dolayı bu alana yöneldim. hayatın saçma sorunlarından, felsefede varoluş denen uzun süreli depresyonlar geçiriyordum. evet, hiçbir zaman kendinden emin bir kişi olamadım. her çatışmada birden fazla gerçek olduğunu biliyorum, ama bunlardan hangisini savunmam gerektiğinden hiçbir zaman emin olamadım. buna psikiyatride ‘hamlet kompleksi’ denir".
devamını gör...

doom metal

black sabbath'dan ilham alarak başlamış, pek çok alt akımı bulunan müzik türü. grind-core ve türevleri ile her daim kavgalılardır.

ana teması melankolidir. düşük ritimler ve şarkı sözleri ile insanı mutsuzluğa sürüklemesiyle ünlüdür. aşağıya bir kaç örnek bırakmak isterim.

empyrium, my dying bride, katatonia , anathema, ataraxie,doom:vs, mourning beloveth, draconian, sun o))), saturnus, shape of despair , novembre, lacrimas profundere, kimaera, eria d'or, end of green, daylight dies, swallow the sun, antimatter, ophis,forest of shadows, remembrance, agalloch,estatic fear,uaral, tears of mankind, rapture, hanging garden, novembers doom.

başlık açıldıkça güncellenecektir. in doom we trust!
devamını gör...

albert camus

tiyatro alanında verdiği eserleri absürd tiyatro değil "varoluşçu tiyatro" olarak adlandırmak daha doğru olacak yazar.

absürd tiyatro, dönem itibariyle en çok varoluşçuluk akımından esinlenmiş olsa da samuel beckett, eugene ionesco,harold pinter gibi yazarların başını çektiği bu tür, görsel-biçimsel ögeler ve dilin kullanımı açısından, geleneksel tiyatroya bir başkaldırıdır.

albert camus ve jean-paul sartre gibi yazarlar ise varoluşçuluk felsefesini geneleksel tiyatro kuralları çerçevesinde aktarmaya çalışmıştır.
devamını gör...

çocuklara iki isim verme modası

özellikle 90lı yıllarda pek çok ailenin dağılmasını engelleyen moda.

erkek çocuk üzerinden gidelim, şöyle ki ebeveynlerden biri oğluna kendi babasının ismini vermek ister, diğer ebeveyn ise doğal olarak bu duruma karşı çıkar. ancak bir şekilde orta yolun bulunması gerekir zira öncelik evlilik kurumudur. böylece, her şeyden habersiz zavallı çocuğa isim verilirken aşağıdaki denklem kullanılır.

dede ismi + can = dede ismi can

tabi bu durumda çocuk büyüdüğünde dede ismi ve can arasında gelip gidecektir. çünkü can modernizmi simgelerken dede ismi geleneklere işaret etmektedir.

örneğin; bilal can, hakkı can, süleyman can, rıfkı can

peki ya şimdi kim bu çocuk ? rıfkı mı? can mı ? yoksa rıfkı can mı?

neyse ki gelenekleri bertaraf ettik, büyük söylenceleri bir kenara bırakıp post modern çağa ayak uydurduk. astrologlar isim analizi ile bireyi yorumlarken büyük zorluk çekiyordu. astrologları üzmeyin.
devamını gör...

kaspar

2019 nobel edebiyat ödüllü peter handke'nin beyin yakan tiyatro oyunu.

oyun almanya'da yaşadığı iddia edilen kaspar hauser'in hikayesinden esinlenerek yazılmıştır. oyunda ki tek karakter kaspar doğduğu günden itibaren karanlık bir hücrede tutulur. yıllarca kaldığı bu hücrede kendisine tek bir cümle öğretilmiştir "başka birinin bir zamanlar olduğu gibi biri olmak istiyorum."

yazar oyununda kaspar'ın maruz kaldığı durumu dil işkencesi olarak tanımlar. karanlık hücresinden çıktığı andan itibaren oyunda bulunan suflörler dil oyunları ile kaspar'ın konuşmasını, dili öğrenmesini sağlar. böylece dilin bir insan üzerindeki etkisini oyun boyunca tüm çıplaklığıyla deneyimlemiş oluruz.

oyunun sonunda suflörlerin baskısı sonucu dilin etki alanında savrulan kaspar isyan eder. ancak maruz bırakıldığı dili red ettiğinde başladığı yere mi dönecektir? peki ya kaspar kim şimdi?

bonus: “dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.dilin anlam zenginliği ve anlam derinliği gelişmedikçe o dil ile yapılan iş sayısı sınırlı kalacaktır.” ludwig wittgenstein.
devamını gör...

absürd tiyatro

sanayi devrimi ve 2. dünya savaşının etkisinde kalan bireyi kendine has tarzıyla anlatan, gösteren tiyatro akımı.

sanayi devrimi ile birlikte köylerden şehirlere yerleşen toplum, bulunduğu doğal ortamı terk ederek yapay şehirlere taşınmışıt. kendi yerinden ve kültüründen ayrı kalan birey artık farklı bir kültür ile baş başa kalır. bu kültür karmaşasında birey artık bilmediği bir dil konuşmaya başlar, iletişimsizlik yeni oluşan sanayi toplumunun gerçeği haline gelir.öte yandan 2. dünya savaşı sonrası büyük felaketler ve ölüm ile karşı karşıyadır insanlık. maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en alt bölümünde hayatını sürdürür.

yukarıda tarif etmeye çalıştığım birey absürd tiyatronun baş karakteridir.tiyatro tarihinin en gerçek anti-karakteri.

absürd metinlerde, üç birlik kuralı, giriş-gelişme-sonuç ile olay örgüsü, dördüncü duvar gibi geleneksel tiyatronun pek çok kuralı uygulanmaz. iletişimsizlik - dil oyunları, grotesk oyunculuk, sembolizm ön plandadır.

etkileşimde olduğu akımlar ise başta varoluşçuluk olmak üzere, dadaizm, nihilizm gibi akımlardır.

bu alanda ki öncü yazarlar, kendilerini bir kategoriye sokmaktan imtina etseler de, samuel beckett, eugene ionesco ve harold pinter'dır.

okumaya başlamak için, türün en önemli oyunu ise godot'u beklerken.

bir fikir oluşturması açısından da şöyle buyrunuz.

son olarak ukde bırakmak isterim (bkz: kafa sözlük tiyatro kulübü)
devamını gör...

altın madenciliği

ülkemizde sık sık protestolara konu olan madencilik türü. tartışmaların ana sebebini oluşturan konu ise altının zenginleştirilmesi sırasında kullanılan siyanür bileşiğidir.

öncelikle belirtmek isterim ki siyanürle altın aranmaz! hiçbir maden aramasında siyanür kullanılmaz. jeolojik yapı ve rezerv tespitlerinde pek çok adım vardır, burada ki nihai aşama ise sondajdır. yapılan çok sayıda sondaj ile birlikte yer altının bir projeksiyonu çıkartılır.

siyanür ile altın aranmadığını söylemiş miydim? okey devam ediyorum.

altın bir soy metaldir. bu da şu demek oluyor ki yapı itibariyle doğada saf halde bulunabilir, yani atıyorum demir gibi oksitlenmez. bu özellik sayesinde antik çağlarda olsaydık belki çok basit işlemler ile altını ayıracaktık ancak yıllar yıllar geçtikçe bu soy metalin rezervi düşerek, epey meşakkatli bir zenginleştirme yöntemine ihtiyaç duyulmaya başlamıştır. burada kaba tabirle aslında yapılmaya çalışılan 1 tonluk kaya parçasında bulunan 1 gramlık altını kazanmaktır.

bunun yanında ufak bir bilgi altın ile beraber mutlaka bir miktar gümüşte üretilir. bunun nedeni doğada beraber bulunmayı sevmeleridir. gümüşte altın gibi siyanür ile zenginleştirilmektedir. altın madenciliğinin son aşamasında döküm yaparken elde edilen altın-gümüş alaşımında dore külçe adı verilir.

neyse devam etmek gerekirse rezervi bulduktan sonra, yer altından çıkardığımız o 1 tonluk (1 gram altın taşıyan) cevheri bir güzel kırıp, öğütüp boyutunu küçültüyoruz. böylece altın cevher içinde serbest hale geliyor. şimdi burası şokomelli artık siyanür devreye girecek. dünyada altın üretiminin yaklaşık %85'i siyanür ile metali çözümlendirerek gerçekleştirilir. bu kimyasal çözümlendirme işlemine liç(leaching) denmektedir. hiç bilmeyenler için şekerin çayda çözünmesini düşünün. oluşturduğumuz çözeltide altın ve gümüş çözeltiye geçerken geriye kalan yan ürünler ve atıklar katı fazda kalır. anlayacağınız üzere burada selektif bir işlem vardır o yüzden kafanıza göre siyanür yerine atıyorum hidroklorik asit kullanamazsınız. o zaman katıda altınınız kalır, o 1 ton toprağı boşuna yerinden etmiş olursunuz. siyanüre alternatif olarak tiyosülfat gibi bileşenler ile ilgili de çalışmalar vardır. ancak laboratuvar düzeyinde kalmıştır.

akabinde altın bulunan çözeltiden altını geri kazanmak gerekiyor. burada detaya girmeyeceğim ama en çok kullanılanı carbon in pulp denilen prosestir. aktif karbonları kullanarak altın adsorbe edilir. sonrasında ise bir iki işleme tabi tutulup elektorlize gider.

peki ya ne olacak geriye kalan siyanürlü çözeltiye? burada siyanür bozundurma dediğimiz işlem gerekmekte. siyanür bileşiği daha az toksik olan bileşiklere, genelde siyanat, dönüştürülür. tabi ki siyanür maalesef sıfıra indirilemeden atık barajında depolanır.
siyanürün bir diğer riski ise oldukça zehirli olan hidrojen siyanür gazıdır. bu gazın oluşmaması için düzenli ph kontrolü sağlanmalıdır. böylece hidrojen siyanür oluşumu kolaylıkla engellenir.

türkiye'de bilinen en büyük siyanür felaketi eti gümüş'ün kütahya'da bulunan atık barajında yaşanan kazadır. çevresel anlamda büyük bir felakettir. bunun dışında bildiğim büyük çaplı bir kaza bulunmamakta.

atık yönetimi maden işletmeleri için çok önemli ve üzerinde durulması gereken bir konudur. bu konudaki denetimlerin artması ve yerli kaynakların türk şirketler tarafından yönetilmesi üzerine kamuoyu yaratılması gerekmekte. ancak biz ne yapıyoruz hemen istemezük diyerek siyanürle altın arıyoğğlaaa diye karşı çıkıyoruz.

yine karşı çıkalım ama en azından neye karşı çıktığımızı bilelim. mesela siyanür kadar belki daha tehlikeli arsenik var. kimse altın madenciliğinde arseniği konuşmuyor, ağır metalleri konuşmuyor. sıkıştık kaldık siyanüre.

işbu tanımda bulunan açıklamalar her zaman tartışmaya açık olup, kendi deneyimlerim ile oluşturulmuştur.
devamını gör...

platin grubu metalleri

periyodik tablonun 8b grubunda yer alan 6 metalden oluşur. kısaca "pgm" olarak adlandırılırlar. tamamı soy metal sınıfına giren bu metaller doğada beraber takılmayı severler. aralarında ise platin-paladyum, osmiyum-rutenyum, rodyum-iridyum olmak üzere ikili gruplara ayrılırlar.

doğada çok miktarda bulunmayan pgmler genelde bakır, nikel gibi metallerin yanında ya da ikincil kaynaklardan üretilirler. en büyük pgm üreticisi yüzde 60'a yakın oranla güney afrikadır.

genel kullanım alanlarına bakacak olursak ilk sırayı otomobil katalizörleri alır. bunun dışında, kuyumculuk, elektrik-elektronik, tıp ve kimya sektöründe de kullanımları mevcuttur.

üretimi sırasında beraber takılmayı sevdikleri için pgmleri birbirinden ayırmak oldukça zordur. rafinasyon işlemi genelde pgmlerin klorokompleksleri ile birlikte gerçekleşir.

en meşhurları tahmin edeceğiniz üzere platindir. en pahalısı ise aynı zamanda dünyanın en pahalı metali olan rodyumdur. dolayısıyla rodyum ile literatür araştırmalı gizli ve sınırlıdır. son olarak benim favorim olan osmiyum, uçucu tetra oksitlere sahiptir. bu gaz oldukça tehlikelidir, insan retinasına aniden yapışıp sizi kör edebilir. aman dikkat.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim