patika yazar profili

patika kapak fotoğrafı
patika profil fotoğrafı
rozet
karma: 166 tanım: 36 başlık: 1 takipçi: 1

son tanımları


sigmund freud

saçma sapan sözleri kendisine mal edilen, bu yüzden kaynak belirtilmeden yazılan hiçbir sözüne inanılmaması gereken; psikanalizi teorik olarak ortaya koyan ve kendisi kabul etmese de (sanatçıların kendisinden çok daha önce keşfettiğini söyler) bilinçdışının kaşifi olarak gösterilen avusturya doğumlu bir nörolog.
edit:lendi.
devamını gör...

yalnızlıktan keyif almak

tercih edilmişse keyif alınabilir fakat maruz bırakıldıysa aşılması güç bir psikolojik sürecin başlangıcıdır.
devamını gör...

yeni birine güvenmek

eğer ruhunun üzerinden, kalın bir zımpara ile durmadan gidilip gelinmişse; yeniden sonrası da hüsranla sonuçlanabilecek bir duygudur. ben bu duyguyu alt edip, umutsuz da yaşanmaz ki diyemiyorum fakat demiş ve güvenmiş olan var ise, umarım yanılmaz ve umarım mesut olur.
devamını gör...

evlilik

üstadım behçet necatigil'in kareler aklar kitabında yer alan ve iki dizeden oluşan harika şiirinin adı. aynı zamanda evliliği de tarif edebilir belki:

evlilik

çıkar yalnızlığından boşluk dönerken
bir yalnız bir yalnızı çeker yalnızlığına
devamını gör...

sevilen kızın kars kaşar peyniri çıkması

seven kişinin hıyar olması durumunda problem edilmeyecek bir durumdur. kabus ise de uyanınca geçer/unutulur.
devamını gör...

ağaca sarılmak

eski sevgilimin her fırsatta içten bir şekilde yaptığı ve bana miras olarak bıraktığı duygu/eylem. bu vesileyle de kendisini güzel hatırlamış oldum. bahtı açık olsun. *
devamını gör...

yoğurt mayalamak

zevkle yaptığım şeydir kendisi. efendim önce yoğurt yapacağınız süt miktarını belirliyorsunuz. ben tek yaşadığımdan 3 litre süt ideal oluyor. sonrasında sütün büyük bir kısmını yoğurt yapacağınız tencereye, çok az bir miktarını ise (yarım litre kadar) küçük bir tencereye koyuyorsunuz. önce büyük tenceredeki sütü taşırmadan, tahta bir kaşık yardımıyla kaynayana kadar (çiğ sütte mikrop şeysi fazla olduğundan iyi kaynatmakta yarar var) karıştırıyorsunuz. (karıştırırken sağdan sola yahut soldan sağa doğru bir iki tur atıp sonrasında birden tam tersi yöne çevirirseniz çok güzel bir dalgalanma oluyor(u: 🙄)) bu tencere ile işiniz bitmeye yakın altını kısıyor, sütü üstündeki köpüklerle hafiften kaynamasına devam edecek şekilde bırakarak, küçük tencerenin altını açıyorsunuz. az süt hemen kaynayacağından onu sona bıraktık. ardından küçük tencerede kaynayan sütün üzerindeki köpükleri alıp büyük tencerenin yüzeyine seriyorsunuz. aynı şeyi küçük tenceredeki sütün kaymağını alıp yine büyük tencereye serperek, bu fiili defalarca gerçekleştiriyorsunuz. sonra büyük tencerenin de altını kapatıp sütün ılımasını bekliyorsunuz. sütün sıcaklığını çok yitirmediği ama çok da soğumamış bir halinde (işte klasik olan, küçük parmağı süte değdirip kontrol ederek) mayanızı sütünüzün kaymağında açtığınız minik bir delikten içeri döküyorsunuz (maya miktarını abartmaya gerek yok bir iki yemek kaşığı kafi). sonra üzerini ve etrafını bir battaniye ile sarıp üzerine de bir yastık koyuyorsunuz. niye yastık koyduğumu ben de bilmiyorum. bir çeşit totem herhalde. süt ve kaymak tanrılarını çağırmak için olabilir, bilmiyorum ama yapıyorum. akşam mayaladığınız sütü sabah kalkınca açıyorsunuz ve önce buzdolabının buzluk kısmına koyup yaklaşık 1 saat bekletiyorsınuz. yoğurt iyice katılaşıyor. sonra efendim bol kaymaklı ve harikulade bir yoğurdunuz oluyor. eğer yoğurdunuz hafif sulanmış ise suyunu dökmeyiniz, içiniz efendim.
gece gece niye bunu yazdım. çünkü son yoğurdumu az önce mayaladım.*
devamını gör...

metroda gelen trenin önüne atlamaktan korkmak

psikolojik tanımı tam olarak kaygıdır.
yüksek bir yerdeyken aşağıya atlamaktan korkmak gibi benzerleri de vardır.
devamını gör...

sevilen şiirin en vurucu dizeleri

sor gücün sormaya yetiyorsa var mıymış
gönlümü bin parçaya böldüğünün bir sebebi
devamını gör...

ilginç kitap isimleri

şeyma subaşı

yazdığı kitap da dahil yaptığı hiçbir şeyin kimseyi ilgilendirmemesi gereken kadın. yazarsa okumazsın, takılırsa banane der geçersin. şu kadını eleştirenlerin çoğunun, kendi yaşam tarzlarına karışılmasından dem vuran, daha özgür daha rahat bir ülkenin hayalini kuran insanlar olduğuna da ayrıca inanıyor ve şeyma subaşına değil bu kimselere üzülüyorum.
devamını gör...

ilk maaşla alınan şeyler

anneme bulaşık makinası ile o zamanki uzun süreli sevgilime cep telefonu. çamaşır makinası duruyor, cep telefonu ve sahibinin akıbeti konusunda hiçbir bilgim yok.
devamını gör...

okur hakları bildirgesi

daniel pennac'ın roman gibi -kitaplara ve okumaya dair- kitabında yer alan, kitap okurunun haklarını maddeleştirdiği bildirgedir:

1) okumama hakkı.

2) sayfa atlama hakkı.

3) bir kitabı bitirmeme hakkı.

4) tekrar okuma hakkı.

5) canının istediğini okuma hakkı.

6) "bovarizm" hakkı.

7) canının istediği yerde okuma hakkı.

8) çöplenme hakkı.

9) yüksek sesle okuma hakkı.

10) susma hakkı.
devamını gör...

kitaplardaki cümlelerin altını çizmek

çizmek de ne kelime, yanına yöresine notlar vb yazarak canına okumakla kalmayıp bir de takıntılı bir özelliğimin olduğu durumdur dostlar: kitaptaki cümlelerin altını, kitap kapağının aynı yahut benzeri olan renk bir kalemle çizmek. bunun için de haliyle bir sürü renk boya kalemim mevcut. * meraklısı için, en güzel çizen renkli kalemler ise faber castell albrecht dürer boya kalemleri.
devamını gör...

yalnızlık

tek başınalık ile aynı şey olmayan durumdur. rasyonel bir tercihe dayandı bir durum değil elbette fakat insanın seçme şansı olsa her halükarda tek başınalıktır seçilecek olan. lars svendsen da yalnızlığın felsefesi isimli kitabında şöyle güzel bir tespitte bulunur:
“tek başınalık hakiki tanınmayı ve hakiki yaşamı barındırır, oysa toplum yalanın ve sahteliğin dünyasıdır.”
devamını gör...

özgürlük

yalnızlık değilse de sessizlik; kimsesizlik değilse de tek başınalık bir özgürlüktür. insan, kendisiyle baş başa kalabildiği her an özgürdür ve özgürlük çoğu kez acı verir.
devamını gör...

depresyon oteli

(bkz: anayurt oteli)
devamını gör...

yara

david le breton'un beni çok etkileyen bir kitabı ten ve iz'in 12. sayfasında şöyle bir şey yazar "birey kendi bedeninde bir tahribat yaparken hayattaki başka bir varlığa çağrıda bulunur, kendinden kurtulmayı, başka biri olmayı ve kendini daha kalıcı bir biçimde yeniden tanımlamayı umut eder."
oysa tersi de geçerlidir bu cümlenin hem de aynı bakış açısından. insan, bazen yaşadığı kötü bir olayın yahut dönemin içindeyken kendinde farkettiği bir izin zamanla silinmesini ister. o anda bu izlerle varsındır çünkü. izler değişirken yahut silinmeye başlarken, o anlardaki kendinin de değiştiğini, silindiğini düşünürsün. zamanın geçtiğinin, günlerin geride kaldığının bir göstergesi gibidir bunlar.
sağ işaret parmağımın tırnağında bir beyazlık var mesela. git gide uca doğru ilerliyor. her seferinde kesmek için heyecanla bekliyorum. tırnağı her kestiğinde biraz daha ilerlemiş olduğunu görüp seviniyorum. fakat sanıyorum birkaç haftası daha var.
buna odaklanmak da akıl karı bir şey değil farkındayım. yine de hayatla yeniden bir bağ kurabilmek için, insanın bedeninde tutunduğu bir emniyet mandalı gibidir bu. ya ya tutarsın, ya tutarsın, ya.. bir eşiktir bu.
devamını gör...

sana gül bahçesi vadetmedim

muhtemelen kendisine "beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın" diye seslenilen ve onun da kendi adıyla bu cevabı verdiği; derin bir psikolojik ağırlığı olan kitap/roman.
devamını gör...

yazarların olmak istediği kurgusal karakter

olmak istediğim değil de, okurken "aaa bu resmen ben yahu" dediğim iki karakter: prof. peter kien ve harry haller.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim