1.
son tanımları
2.
vegan
çok kıymetli hayvansal protein ve yağdan, daha da önemlisi +3 iyonize demirden mahrum kalan bir faction*.
yıllar sonra ilk kez et deneyen vegan videoları düşüyo önüme bazen.
olm, adam "so good.. so goooddd" diye ağlıyo.
adam lezzetten ağlıyo lan.. izlemesi aşırı keyifli *
yıllar sonra ilk kez et deneyen vegan videoları düşüyo önüme bazen.
olm, adam "so good.. so goooddd" diye ağlıyo.
adam lezzetten ağlıyo lan.. izlemesi aşırı keyifli *
devamını gör...
3.
kahvaltı
doğal insan beslenme düzeninde bir zorunluluk değil keyfi bir öğün olduğunu düşünüyorum.
bundan 50-60bin sene önce kahvaltılıklar tam olarak nerede saklanıyordu da sabahına bozulmamış, çürümemiş bir halde bulunuyordu mesela ?
böyle bi imkan yok...
kahvaltı için tavşan avlayan mağara adamı da tavşanını en erken öğlene doğru yiyebilirdi.
o da zaten bi tavşan için 5-6 saatini harcamazdı muhtemelen.
aynı 5-6 saatte akşam yemeğine geyik avlamak daha mantıklı çünkü. hem tüm kabile doyuyo onda.
bundan 50-60bin sene önce kahvaltılıklar tam olarak nerede saklanıyordu da sabahına bozulmamış, çürümemiş bir halde bulunuyordu mesela ?
böyle bi imkan yok...
kahvaltı için tavşan avlayan mağara adamı da tavşanını en erken öğlene doğru yiyebilirdi.
o da zaten bi tavşan için 5-6 saatini harcamazdı muhtemelen.
aynı 5-6 saatte akşam yemeğine geyik avlamak daha mantıklı çünkü. hem tüm kabile doyuyo onda.
devamını gör...
4.
kahvaltı için tavşan avlayan mağara adamı
büüyk ihtimalle yoktur.
uyanıp, ayılıp, kendine gelip, tavşanı avlayıp, temizleyip, pişirip yiyesiye kadar zaten öğlen olur.
kahvaltının doğal insan beslenme düzeninde yeri olmadığını, en azından mecburi değil keyfii olduğunu düşünüyorum.
uyanıp, ayılıp, kendine gelip, tavşanı avlayıp, temizleyip, pişirip yiyesiye kadar zaten öğlen olur.
kahvaltının doğal insan beslenme düzeninde yeri olmadığını, en azından mecburi değil keyfii olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
6.
tesla müridi
sabah akşam aracının zgizagonik özelliklerini anlatan, durmadan bunu konuşan ve kendisini "teknolojiyi takip ediyorum yea" ilüzyonuyla kandırmaktan dopamin müptezeline dönüşmüş kişi.
devamını gör...
8.
maliyet kısma çabasını teknolojik ilerleme diye kakalamak
tesla, togg, byd türevi sakızdan çıkmış pilli araba sınıfına ait tüm araçlarda, ve bazı yeni araçlarda görülebilecek uzay çağına mahsus durumdur.
adam "az plastik kullanayım" diye aracın içine konsol koymamış, düşük iq fanboy'un birisi de bunu "çanta yeri yapmışlar oleeyyy!!! yea innnnovasyoğn yeaa!!!" diye videoya alıp paylaşmış.
bi de bu araçlarda tuş yok hiç, komple boydan boya dokunmatik ekran var.
çünkü dokunmatik ekran, tuşlu/knoblu konsol sistemlerinden daha ucuz.
aracın içinde millet bahçesi kadar dokunmatik ekran var, ama telefon kullanmak yasak *.
kendimi bazen ciddi ciddi idiocracy filminde gibi hissediyorum.
adam "az plastik kullanayım" diye aracın içine konsol koymamış, düşük iq fanboy'un birisi de bunu "çanta yeri yapmışlar oleeyyy!!! yea innnnovasyoğn yeaa!!!" diye videoya alıp paylaşmış.
bi de bu araçlarda tuş yok hiç, komple boydan boya dokunmatik ekran var.
çünkü dokunmatik ekran, tuşlu/knoblu konsol sistemlerinden daha ucuz.
aracın içinde millet bahçesi kadar dokunmatik ekran var, ama telefon kullanmak yasak *.
kendimi bazen ciddi ciddi idiocracy filminde gibi hissediyorum.
devamını gör...
9.
dünya güneş'e 1 mm daha yakın olsaydı yanardık
doğru olan iddia.
dünyanın şekli geoid'dir. yani ekvator hattında daha şişkince bir şekildir. dolayısıyla ekvator kısmı güneşe daha yakındır.
adana antalya gibi illerimizin cayır cayır yanıyor olmasının sebebi budur: güneşe daha yakın olmak.
insanlara "güneşi vurabilirim, dur bi 50 gram atayım şuna" düşüncesi de bu yakınlıktan ileri gelmektedir.
dünyanın şekli geoid'dir. yani ekvator hattında daha şişkince bir şekildir. dolayısıyla ekvator kısmı güneşe daha yakındır.
adana antalya gibi illerimizin cayır cayır yanıyor olmasının sebebi budur: güneşe daha yakın olmak.
insanlara "güneşi vurabilirim, dur bi 50 gram atayım şuna" düşüncesi de bu yakınlıktan ileri gelmektedir.
devamını gör...
10.
prosedürel animasyon
(bkz: block diagram)
(bkz: kontrol mühendisliği)
(bkz: sistem mühendisliği)
(bkz: euler transformation)
(bkz: euler's equation)
(bkz: laplace transformation)
(bkz: diferansiyel denklemler)
(bkz: kalkülüs)
(bkz: input)
(bkz: output)
(bkz: fonksiyon)
(bkz: eleman türleri)****
gibi şeyleri tam anlamıyla kavramadan %100 hakim olunamayacak mevzudur.
procedural sadece animasyon programlanmasında değil; yüzey (render için fake, ya da gerçek displacement), mesh generation, geometry generation, light propagation gibi şeyleri de oluşturmaya ve kontrol etmeye yarar.
aşırı da zevkli bi olaydır.
(bkz: kontrol mühendisliği)
(bkz: sistem mühendisliği)
(bkz: euler transformation)
(bkz: euler's equation)
(bkz: laplace transformation)
(bkz: diferansiyel denklemler)
(bkz: kalkülüs)
(bkz: input)
(bkz: output)
(bkz: fonksiyon)
(bkz: eleman türleri)****
gibi şeyleri tam anlamıyla kavramadan %100 hakim olunamayacak mevzudur.
procedural sadece animasyon programlanmasında değil; yüzey (render için fake, ya da gerçek displacement), mesh generation, geometry generation, light propagation gibi şeyleri de oluşturmaya ve kontrol etmeye yarar.
aşırı da zevkli bi olaydır.
devamını gör...
11.
yapay zeka
ortalığı feci şekilde işgal etmiştir.
pinterest'te falan insan yapımı şeye denk gelmek iyice zorlaştı.
bi arama yapıyosun, 100 sonucun 85, yapay zeka.
(bkz: tiksindim)
(bkz: gelenekseli savunacağız)
pinterest'te falan insan yapımı şeye denk gelmek iyice zorlaştı.
bi arama yapıyosun, 100 sonucun 85, yapay zeka.
(bkz: tiksindim)
(bkz: gelenekseli savunacağız)
devamını gör...
12.
haklıyım çünkü memem var
diğer bir değişle, memelerin fikirlerinden daha çok kıymet görüyor.
devamını gör...
13.
dünya uzayda neden aşağı düşmüyor sorunsalı
belki düşüyordur da sabit hızla düşüyordur. ivme sıfır olduğu için hissetmiyor olabiliriz.
vücut hızı değil ivmeyi hisseder çünkü.
yani "düşmüyor!" ya da "düşüyor!" diyemeyiz.
sadece ve sadece "biz ve bizim alet edevatlarımız hissedemiyor" diyebiliriz.
ben bunu matematik oalrak açıklayabilirim de kaç kişi anlayablir onu bilmiyorum.
vücut hızı değil ivmeyi hisseder çünkü.
yani "düşmüyor!" ya da "düşüyor!" diyemeyiz.
sadece ve sadece "biz ve bizim alet edevatlarımız hissedemiyor" diyebiliriz.
ben bunu matematik oalrak açıklayabilirim de kaç kişi anlayablir onu bilmiyorum.
devamını gör...
14.
vişneizm
#3857383
hanımcılarla bilimcilerin ortak yönü nedir bilir misiniz ?
ikisi de eşit derecede güvenilmezdir!
hanımcılarla bilimcilerin ortak yönü nedir bilir misiniz ?
ikisi de eşit derecede güvenilmezdir!
devamını gör...
15.
adolf hitler
dinci olmadığı net olan diktatördür.
bir çok görüşü hıristiyanlığa ters düşmektedir.
en son "teisttir. ancak sıkı bir sekülerdir" şeklinde tanımlanmıştır.
"dinci bir manyakhtır!!!!!!1111" diyenleri ciddiye almayınız.
bir çok görüşü hıristiyanlığa ters düşmektedir.
en son "teisttir. ancak sıkı bir sekülerdir" şeklinde tanımlanmıştır.
"dinci bir manyakhtır!!!!!!1111" diyenleri ciddiye almayınız.
devamını gör...
17.
poetika (yazar)
#3857346
"bilimsel yaklaşıma sahip birisi" oalrak şu an iki seçeneğiniz var.
1) şu anda sorgulanması dahi günah kabul edilen bilimsel(!) gelişmelerin neden bu sefer gerçekten doğru, mantıklı ve kesinkes doğru olduğuna dair önermeler oluşturup benim yazdıklarımı geçersiz kılmak. (dur dur kanka valla bu sefer olcak bak)
2) benim önermelerimi geçersiz kılamıyorsanız onları kabul edip "sorgulanmaz bilim kurumunu" sorgulamaya başlamak.
malesef bilimsel yönteme göre başka bir seçeneğiniz yok.
ama...
her şeyin başına dönüp, ilk kez "bilim" başlığında yazdıklarıma bakarak "ulan bu primo bilime hiç laf atmamış. hep bilim insanlarının kibrine ve bilimi tekelleştiren burnu havada artistlere laf atmış." sonucuna varmak daha bilimsel ve çok daha zekice bi yaklaşım olur.
çünkü bilim neyi kanıtlayabildiğinle ilgili değildir. gerçeğin ne olduğuyla ilgilidir.
"bilimsel yaklaşıma sahip birisi" oalrak şu an iki seçeneğiniz var.
1) şu anda sorgulanması dahi günah kabul edilen bilimsel(!) gelişmelerin neden bu sefer gerçekten doğru, mantıklı ve kesinkes doğru olduğuna dair önermeler oluşturup benim yazdıklarımı geçersiz kılmak. (dur dur kanka valla bu sefer olcak bak)
2) benim önermelerimi geçersiz kılamıyorsanız onları kabul edip "sorgulanmaz bilim kurumunu" sorgulamaya başlamak.
malesef bilimsel yönteme göre başka bir seçeneğiniz yok.
ama...
her şeyin başına dönüp, ilk kez "bilim" başlığında yazdıklarıma bakarak "ulan bu primo bilime hiç laf atmamış. hep bilim insanlarının kibrine ve bilimi tekelleştiren burnu havada artistlere laf atmış." sonucuna varmak daha bilimsel ve çok daha zekice bi yaklaşım olur.
çünkü bilim neyi kanıtlayabildiğinle ilgili değildir. gerçeğin ne olduğuyla ilgilidir.
devamını gör...
18.
bilime güvenmeyin
çok hayati bazı konularda buz gibi haklı sayılacak isyandır.
bilim'in geçmişine bi bakalım;
(bkz: lobotomi)
beynin bir kısmını kesip alarak zihinsel hastalıkları tedavi etme yöntemi.
bak bu ekstradan bombadır, çünkü bu yöntemi keşfeden antonio egas moniz isimli dengeis nobel ödülü kazandı (1949'daymış bu bak. öyle eski de değil).
zamanın devrim niteliğindeki psikiyatrik tedavisi'dir lobotomi.
amerika'da baya esnaf gibi kasaba kasaba gezen seyyar lobotomi'ciler falan vardı lan.
(bkz: radyum kızları)
bunda başlık detaylı dolu olduğu için bunu açıklamaya gerek duymuyorum.
ama ekleme yapabilirim.
radyum içeren içecekler, radyumlu diş macunları ve radyumlu el yüz kremleri satıldı da satıldı.
o zamanlar "bilim" bu elementi tam oalrak tanıdığına çok emindi. hatta dönemin npc'leri yüksek bir kibirle 'ben buna güvenmiyıorum" diyenleri alaya almıştır muhtemelen.
(bkz: cıvanın ilaç olarak kullanılması)
aynen bildiğimiz sıvı metal olan ve ağır metal zehirlenmesi yapan cıva, her derde "devaydı".
sivilce mi çıktı? cıva sür.
karnın mı ağrıyo? cıva iç.
kabız mı oldun? makattan cıva enjekte et.
noldu sayın bilim? içer miyiz birer cıva shot?
(bkz: kozmetik)
1800'lerde, bilimin altın çağındaki bazı güzellik ürünleri şöyle;
- arsenikli yüz kremi
- kurşunlu pudra
- siyanürlü göz kremi
(bkz: eugenics)
1800lerin ikinci yarısından 1940'lara kadar en saygın bilim insanları ve kurumlar bu alanda ciddi çalışmalar aptı.
eugenics, "insan ırkını ıslah edelim" gibi psikopatça bir fikrin hastalıklı beyinlerden çıkmış bir ürünüydü. uzun yıllar boyunca binlerce insan zorla kısırlaştırıldı, birçoğuna bilinçli düşük yaptırıldı. çünkü genlerin düzgün olanlarının aktarılması, çöp olanların yok edilmesi gerekiyordu.
her şey bilim için!!
hitler denen ruh hastasının siyasi kampanyaları ve ari ırk sapıklığı bilimsel temel olarak eugenics'e dayandırılmıştır.
daha önceden yazdığım bazı olaylara bu başlıkta yer vermedim.
daha da araştırsam bulurum. çünkü bilim'in sabıkası pek kabarık bu konularda. öyle nadir olaylar değil yani bunlar.
gelelim meseleye;
ben bugün bilim'e, daha doğrusu bilim fetişizminden muzdarip saygın bilim adamlarına neden ve nasıl güveneyim ? o yüzden başlıktaki cümle çatır çatır haklıdır.
"dediydi" dersiniz; elektrikli arabalar, yapay zeka ve nesnelerin interneti dedikleri muazzam ilerlemeler de aynen bunlar gibi "kara leke" oalrak anılacak bi süre sonra...
bilim'in geçmişine bi bakalım;
(bkz: lobotomi)
beynin bir kısmını kesip alarak zihinsel hastalıkları tedavi etme yöntemi.
bak bu ekstradan bombadır, çünkü bu yöntemi keşfeden antonio egas moniz isimli dengeis nobel ödülü kazandı (1949'daymış bu bak. öyle eski de değil).
zamanın devrim niteliğindeki psikiyatrik tedavisi'dir lobotomi.
amerika'da baya esnaf gibi kasaba kasaba gezen seyyar lobotomi'ciler falan vardı lan.
(bkz: radyum kızları)
bunda başlık detaylı dolu olduğu için bunu açıklamaya gerek duymuyorum.
ama ekleme yapabilirim.
radyum içeren içecekler, radyumlu diş macunları ve radyumlu el yüz kremleri satıldı da satıldı.
o zamanlar "bilim" bu elementi tam oalrak tanıdığına çok emindi. hatta dönemin npc'leri yüksek bir kibirle 'ben buna güvenmiyıorum" diyenleri alaya almıştır muhtemelen.
(bkz: cıvanın ilaç olarak kullanılması)
aynen bildiğimiz sıvı metal olan ve ağır metal zehirlenmesi yapan cıva, her derde "devaydı".
sivilce mi çıktı? cıva sür.
karnın mı ağrıyo? cıva iç.
kabız mı oldun? makattan cıva enjekte et.
noldu sayın bilim? içer miyiz birer cıva shot?
(bkz: kozmetik)
1800'lerde, bilimin altın çağındaki bazı güzellik ürünleri şöyle;
- arsenikli yüz kremi
- kurşunlu pudra
- siyanürlü göz kremi
(bkz: eugenics)
1800lerin ikinci yarısından 1940'lara kadar en saygın bilim insanları ve kurumlar bu alanda ciddi çalışmalar aptı.
eugenics, "insan ırkını ıslah edelim" gibi psikopatça bir fikrin hastalıklı beyinlerden çıkmış bir ürünüydü. uzun yıllar boyunca binlerce insan zorla kısırlaştırıldı, birçoğuna bilinçli düşük yaptırıldı. çünkü genlerin düzgün olanlarının aktarılması, çöp olanların yok edilmesi gerekiyordu.
her şey bilim için!!
hitler denen ruh hastasının siyasi kampanyaları ve ari ırk sapıklığı bilimsel temel olarak eugenics'e dayandırılmıştır.
daha önceden yazdığım bazı olaylara bu başlıkta yer vermedim.
daha da araştırsam bulurum. çünkü bilim'in sabıkası pek kabarık bu konularda. öyle nadir olaylar değil yani bunlar.
gelelim meseleye;
ben bugün bilim'e, daha doğrusu bilim fetişizminden muzdarip saygın bilim adamlarına neden ve nasıl güveneyim ? o yüzden başlıktaki cümle çatır çatır haklıdır.
"dediydi" dersiniz; elektrikli arabalar, yapay zeka ve nesnelerin interneti dedikleri muazzam ilerlemeler de aynen bunlar gibi "kara leke" oalrak anılacak bi süre sonra...
devamını gör...
19.
dinci vs bilimci
iyi bir yemek üzerine patlamış mısırım, kaliteli bir sigara ve tavşan kanı bir çay ile komedi programı izler gibi izleyeceğim versus.
izlerken aklıma salak ile avanak isimli film de gelecektir, neredeyse eminim.
izlerken aklıma salak ile avanak isimli film de gelecektir, neredeyse eminim.
devamını gör...
20.
bilimin temel ilkeleri
aslında çok makul olan ilkelerdir.
ilkelerdeki bu makul oluş hali, bugün bilim fetişizmi'nden muzdarip npc'ler için bir güvenli liman, sıkı bir sığınma alanı oluşturmaktadır.
sıkıştıkları an "ama bilimsel yöntem böyle şeyleri kabul etmez ki" deyiverirler.
söz konusu npc'lere, "şu şu davranışların bilimle uyumlu olduğunu iddia ediyorsunuz ama, tarafsızlık ilkesini tam anlamıyla tarumar ediyorsunuz" dediğinizde ise sanki şahsına saldırmışsınız gibi bir alınganlık ve agresyon görürsünüz.
bu açıdan, davranış kalıbı olarak radikal dincilerle çok benzerdirler.
ama çoğu mantık bilmediği için bunu da kabul etmez.
ilkelerdeki bu makul oluş hali, bugün bilim fetişizmi'nden muzdarip npc'ler için bir güvenli liman, sıkı bir sığınma alanı oluşturmaktadır.
sıkıştıkları an "ama bilimsel yöntem böyle şeyleri kabul etmez ki" deyiverirler.
söz konusu npc'lere, "şu şu davranışların bilimle uyumlu olduğunu iddia ediyorsunuz ama, tarafsızlık ilkesini tam anlamıyla tarumar ediyorsunuz" dediğinizde ise sanki şahsına saldırmışsınız gibi bir alınganlık ve agresyon görürsünüz.
bu açıdan, davranış kalıbı olarak radikal dincilerle çok benzerdirler.
ama çoğu mantık bilmediği için bunu da kabul etmez.
devamını gör...
