1.
bunun sahibi olan games workshop'un kendi sitesinde adı böyle geçmekte olan evren. bu meret yüzünden star wars'u bıraktım. kendisi artık tolkien evreninden sonra ikinci favori evrenimdir.
edit: kendisine daldıktan sonra diğer bütün bilim kurgu evrenleri size yüzeysel gelir. ne star wars ne star trek ne de bir başkası. hiçbirinden bir daha tat alamazsınız.
biraz yüzeyini kazımak isteyen arkadaşlar için (eğer ingilizce biliyorlarsa) şöyle bir kaç video bırakayım.
imperium of man
imperium fleet
dow3 cinematic
astartes kısa filmi
edit: kendisine daldıktan sonra diğer bütün bilim kurgu evrenleri size yüzeysel gelir. ne star wars ne star trek ne de bir başkası. hiçbirinden bir daha tat alamazsınız.
biraz yüzeyini kazımak isteyen arkadaşlar için (eğer ingilizce biliyorlarsa) şöyle bir kaç video bırakayım.
imperium of man
imperium fleet
dow3 cinematic
astartes kısa filmi
devamını gör...
2.
yayınlanan tüm kitaplarını okuduğum minyatür tarafına fazla bulaşmadığım grimdark evren.
favori repliğim ise horus lupercal'a ait ; "strange is it not, that so many i wish beside me stand against me, while at my back are only the flawed and damaged. i am a master of broken monsters."
favori repliğim ise horus lupercal'a ait ; "strange is it not, that so many i wish beside me stand against me, while at my back are only the flawed and damaged. i am a master of broken monsters."
devamını gör...
3.
(bkz: warhammer 40k) olarak da geçer.
devamını gör...
4.
aslında teknik olarak warhammer 40k evreni, soğuk savaş sırasında ortaya çıkan bir dünya. 80'li yılların sonunda, gamesworkshop tarafından yaratılmış bir bilimkurgu dünyası.
masaüstünde küçük piyonlarla oynamak için yaratılmış ve 1987'de ortaya çıktığında, dönemin popüler bilimkurgu filmlerinden alienlardan etkilenmiş, aynı alienları anımsatan "genestealer" isimli bir canavar ırkla insan imparatorluğunun savaşını anlatarak popüler olmuştu.
fakat warhammer 40k , 80'lerden itibaren bilimkurgu sever gençlerin hayal gücünü açmada çok etkili olmuş bir dünyadır. ne yazık ki, hak ettiği değeri, özellike hollywood'da, bir türlü göremedi. sanırım hollywood, genestealers konusu yüzünden, warhammer 40k'yı hep hırsız gibi gördü. tabi şu da var, warhammer 40k alt metninde, hitler almanya'sını anımsatan faşist bir dünya resmi çizer. hollywood ise yahudi hükümdarlığında bir organizmadır. dolayısıyla, ikisinin yıldızının hiçbir zaman barışmamasını doğal karşılamak gerek.
masaüstünde küçük piyonlarla oynamak için yaratılmış ve 1987'de ortaya çıktığında, dönemin popüler bilimkurgu filmlerinden alienlardan etkilenmiş, aynı alienları anımsatan "genestealer" isimli bir canavar ırkla insan imparatorluğunun savaşını anlatarak popüler olmuştu.
fakat warhammer 40k , 80'lerden itibaren bilimkurgu sever gençlerin hayal gücünü açmada çok etkili olmuş bir dünyadır. ne yazık ki, hak ettiği değeri, özellike hollywood'da, bir türlü göremedi. sanırım hollywood, genestealers konusu yüzünden, warhammer 40k'yı hep hırsız gibi gördü. tabi şu da var, warhammer 40k alt metninde, hitler almanya'sını anımsatan faşist bir dünya resmi çizer. hollywood ise yahudi hükümdarlığında bir organizmadır. dolayısıyla, ikisinin yıldızının hiçbir zaman barışmamasını doğal karşılamak gerek.
devamını gör...
5.
6.
heretik podcast kanalı sayesinde epey bir bilgi edindiğim kurgusal evren
devamını gör...
7.
lore' a space racism eklenmesi ile yarmış evrendir. zaten kısmen insanlar diğer uzaylı ırklara karşı faşist ve sert bir tutum izlerken bunun izleri vardı ama resmi olarak eklenince ortalık yıkıldı efsane editler de ortaya çıktı gençler sağolsun.
bu arada space racism' in kökenini de yazayım ki not olsun.
dışarıdan bakınca insanlığın sırf faşizm olsun diye uzaylı kestiği sanılır ama işin kökeni kuyruk acısına ve travmaya dayanır. insanlık teknolojik altın çağını yaşarken bu uzaylı ırkların çoğuyla müttefikti, ticaret yapıyordu. ne zaman ki yapay zeka isyanı ve warp fırtınaları ile insan uygarlığı çöktü (age of strife), o dost bildikleri uzaylıların hepsi zayıf düşen insan kolonilerine saldırdı, köleleştirdi ya da besin niyetine tüketti.
imparator tekrar ortaya çıkıp insanlığı birleştirdiğinde mottosu basitti: "bir daha asla." yani bu ırkçılık keyfi bir nefret değil, "biz onları yok etmezsek, ilk fırsatta onlar bizi yok edecek" tecrübesine dayanan bir hayatta kalma refleksidir. zaten evrendeki uzaylı profili de e.t. gibi sevimli değil; ya gezegen yiyen böcekler ya da derinizden abajur yapan sadist elfler olduğu için imperium of man bu konuda sonuna kadar haklıdır.
bu arada space racism' in kökenini de yazayım ki not olsun.
dışarıdan bakınca insanlığın sırf faşizm olsun diye uzaylı kestiği sanılır ama işin kökeni kuyruk acısına ve travmaya dayanır. insanlık teknolojik altın çağını yaşarken bu uzaylı ırkların çoğuyla müttefikti, ticaret yapıyordu. ne zaman ki yapay zeka isyanı ve warp fırtınaları ile insan uygarlığı çöktü (age of strife), o dost bildikleri uzaylıların hepsi zayıf düşen insan kolonilerine saldırdı, köleleştirdi ya da besin niyetine tüketti.
imparator tekrar ortaya çıkıp insanlığı birleştirdiğinde mottosu basitti: "bir daha asla." yani bu ırkçılık keyfi bir nefret değil, "biz onları yok etmezsek, ilk fırsatta onlar bizi yok edecek" tecrübesine dayanan bir hayatta kalma refleksidir. zaten evrendeki uzaylı profili de e.t. gibi sevimli değil; ya gezegen yiyen böcekler ya da derinizden abajur yapan sadist elfler olduğu için imperium of man bu konuda sonuna kadar haklıdır.
devamını gör...
8.
9.
bir ara oynadım ama pek sarmadı açıkcası
devamını gör...
10.
tüm sjw, woke mallıklarına rağmen içinde yüksek testosteron barındıran lore a space alien racism eklemesi üzerine sjwlere xenophobia karşıtı eylem yaptırması ile yarmış evrendir.
(bkz: woke ve sjwlerin mal olması)
(bkz: woke ve sjwlerin mal olması)
devamını gör...
11.
emperor of mankind anadolu çocuğudur, tam bölgesi bilinmemekle birlikte anadoluda yetişmiş olmasına rağmen burnu kalkmış ve chaos un şark kurnazlığına yenilmiştir.
devamını gör...
12.
insanlığın başına gelebilecek en kötü senaryonun, en karanlık ve en "over the top" halidir.
olay 41. binyılda geçiyor ama galakside ortaçağ kafasından bir türlü çıkılamamış. teknoloji var ama nasıl çalıştığını kimse tam bilmiyor, bozulan makinelere dua ederek veya kutsal yağ sürerek tamir etmeye çalışıyorlar. "umut" kelimesinin sözlüklerden silindiği, her köşe başında ayrı bir dehşetin beklediği muazzam depresif bir atmosferi var.
evrenin özeti şudur: bir yanda altın tahtında canlı bir iskelet olarak oturan ve her gün binlerce insanın ruhuyla beslenen bir imparator, diğer yanda bildiğin cehennemin uzay versiyonu olan chaos güçleri. arada ise galaksiyi açık büfe sanan tyranid'ler, sadece eğlenmek için sağa sola saldıran holigan ork'lar, "biz çok asiliz" tribinden çıkamayan uzay elfleri ve uykusundan uyanan metal terminatörler var.
mantık çok basit: barış yok, sadece savaş var. eğer bir gün bu evrende doğarsanız, muhtemelen ya bir fabrikada 20 saat çalışırken ölürsünüz ya da devasa bir böcek tarafından çiğnenmeden yutulursunuz. james workshop abimizin cüzdanları sömürmek için yarattığı, ama lore derinliği söz konusu olduğunda insanın uykularını kaçıracak kadar detaylı ve epik olan tek eğlence dünyasıdır.
özetle; her şey çok kötü, daha da kötü olacak ve kimse kurtulmayacak. işte buna grimdark deniyor.
olay 41. binyılda geçiyor ama galakside ortaçağ kafasından bir türlü çıkılamamış. teknoloji var ama nasıl çalıştığını kimse tam bilmiyor, bozulan makinelere dua ederek veya kutsal yağ sürerek tamir etmeye çalışıyorlar. "umut" kelimesinin sözlüklerden silindiği, her köşe başında ayrı bir dehşetin beklediği muazzam depresif bir atmosferi var.
evrenin özeti şudur: bir yanda altın tahtında canlı bir iskelet olarak oturan ve her gün binlerce insanın ruhuyla beslenen bir imparator, diğer yanda bildiğin cehennemin uzay versiyonu olan chaos güçleri. arada ise galaksiyi açık büfe sanan tyranid'ler, sadece eğlenmek için sağa sola saldıran holigan ork'lar, "biz çok asiliz" tribinden çıkamayan uzay elfleri ve uykusundan uyanan metal terminatörler var.
mantık çok basit: barış yok, sadece savaş var. eğer bir gün bu evrende doğarsanız, muhtemelen ya bir fabrikada 20 saat çalışırken ölürsünüz ya da devasa bir böcek tarafından çiğnenmeden yutulursunuz. james workshop abimizin cüzdanları sömürmek için yarattığı, ama lore derinliği söz konusu olduğunda insanın uykularını kaçıracak kadar detaylı ve epik olan tek eğlence dünyasıdır.
özetle; her şey çok kötü, daha da kötü olacak ve kimse kurtulmayacak. işte buna grimdark deniyor.
devamını gör...
13.
açıkçası gerçek dünyadaki şuursuzluğun arş-ı ala'ya çıkması yüzünden eskisi kadar okuyamadığım, kendimi kaptıramadığım distopyadır. yahu elin distopyasını okurken yine de arkaplanda belli bir mantığın döndüğünü falan görüyorsunuz, buradaki portakal reis ve şürekasının... neyse ya.
warhammer 40000 esasen bir masaüstü savaş oyunudur. ama hedef olarak minyatür satmak için etrafında örülen evren öyle kompleks bir hale gelmiştir ki gerçekten takdire şayandır bu mesele. işin görsel kısmı zaten kendine hastır, katedral biçiminde uzay gemisi kimin nasıl aklına geldi lan mesela. ama işte yedirince oluyor. edebiyat kısmı zaten apayrı bir karmaşa. şu anda "abi neyle başliyim" diyen insana yanıt vermeye çalışırken analiz paralizine girebiliyorsunuz.
ben size kendi hikayemi anlatayım bunun yerine. 40k evreni dune evrenine yakındır. tanrı imparator kavramına baktığınızda 2. leto'dan hemen sonra bizim altın tahtta oturan iskeleti görürsünüz. bu evreni popülerleştiren şey de 1. dawn of war oyunudur benim gözlemimde - strateji seviyorsanız zaten muhakkak oynamanızı öneririm, oyun olarak da iyidir ama 40k evreni nedir, nasıl yenir sorularına da yumuşak bir giriş yaparsınız. space marine kim, imperial guard ne, orklar kimdir, necronlar, tyranidler, eldarlar, dark eldarlar falan derken başat taraflara ufaktan birer dokunuş atar.
sevdiyseniz, işin roman kısmına ben eisenhorn ile "temelli" girdim diyebilirim - öncesinde sahaflardan falan kısa hikaye derlemelerini topladığım doğrudur ancak sistematik biçimde "kitaaaph okuuaaa" moduna girmemi bu üçleme sağladı. eisenhorn bir engizitördür, imparatorluk dahilinde uzaylının, iblisin, ve zındığın kafasına beton gibi inen kurum engizisyondur. ancak eisenhorn serisi biraz biraz james bond'u andıran bir anlatıya sahiptir ve en başta püriten olarak olaya giren gregor abinin zamanla kaosa kaydığını, imparatorluğun ideallerini korumak adına karşı oldukları tarafın güçlerini kullanmaya başladığını - çok da mantıksal biçimde - görürsünüz.
akabinde band of brothers'ın 40k versiyonu diyebileceğim gaunt's ghosts gelir benim zihnimde. commissar ibram gaunt'un tanith gezegeninden kurtardığı tek grup olan askerleri ile hayatta kalma çabasıdır. 15 kitapta nelere girmezler ki.
ve tabii ki horus heresy... 60 kitap. dile kolay, hem okudum hem de sesli kitaplarından dinlediğim devasa bir külliyat. 40k'nın yaratıcısı games workshop'un bir yazar ekibiyle beraber çıkarttığı bu serinin her kitabı eş derecede iyi değildir ama detay üstüne detay girilince işte insan "vay canınasını" diye okumaya devam ediyor.
son dönemlerde, bence, grimdark ekseninden biraz çıktığını söyleyebilirim. normalde bu evrendeki temel düşünce "aga herşey çürüyor ama karanlığa da öyle sessiz gitmicez" kafasıdır. ama işte son dönemlerde bu zamanlara kadar eski mitler olarak görülen karakterlerin geri gelmesiyle saçma sapan bir umut ışığı da doğmamış değildir. yani seven sever, ama bana biraz ters geliyor.
tek sorun bu evrenin her şeyinin pahalı olması. ingiltere bazlı bir firma olduğu için haşmetmeaplar en ufak romana 10 sterlin çakıyorlar. herşeyi orjinal alıcam diye bi derdiniz varsa bir yerlerde umarım elmas madeniniz falan vardır - ancak yeter zira.
warhammer 40000 esasen bir masaüstü savaş oyunudur. ama hedef olarak minyatür satmak için etrafında örülen evren öyle kompleks bir hale gelmiştir ki gerçekten takdire şayandır bu mesele. işin görsel kısmı zaten kendine hastır, katedral biçiminde uzay gemisi kimin nasıl aklına geldi lan mesela. ama işte yedirince oluyor. edebiyat kısmı zaten apayrı bir karmaşa. şu anda "abi neyle başliyim" diyen insana yanıt vermeye çalışırken analiz paralizine girebiliyorsunuz.
ben size kendi hikayemi anlatayım bunun yerine. 40k evreni dune evrenine yakındır. tanrı imparator kavramına baktığınızda 2. leto'dan hemen sonra bizim altın tahtta oturan iskeleti görürsünüz. bu evreni popülerleştiren şey de 1. dawn of war oyunudur benim gözlemimde - strateji seviyorsanız zaten muhakkak oynamanızı öneririm, oyun olarak da iyidir ama 40k evreni nedir, nasıl yenir sorularına da yumuşak bir giriş yaparsınız. space marine kim, imperial guard ne, orklar kimdir, necronlar, tyranidler, eldarlar, dark eldarlar falan derken başat taraflara ufaktan birer dokunuş atar.
sevdiyseniz, işin roman kısmına ben eisenhorn ile "temelli" girdim diyebilirim - öncesinde sahaflardan falan kısa hikaye derlemelerini topladığım doğrudur ancak sistematik biçimde "kitaaaph okuuaaa" moduna girmemi bu üçleme sağladı. eisenhorn bir engizitördür, imparatorluk dahilinde uzaylının, iblisin, ve zındığın kafasına beton gibi inen kurum engizisyondur. ancak eisenhorn serisi biraz biraz james bond'u andıran bir anlatıya sahiptir ve en başta püriten olarak olaya giren gregor abinin zamanla kaosa kaydığını, imparatorluğun ideallerini korumak adına karşı oldukları tarafın güçlerini kullanmaya başladığını - çok da mantıksal biçimde - görürsünüz.
akabinde band of brothers'ın 40k versiyonu diyebileceğim gaunt's ghosts gelir benim zihnimde. commissar ibram gaunt'un tanith gezegeninden kurtardığı tek grup olan askerleri ile hayatta kalma çabasıdır. 15 kitapta nelere girmezler ki.
ve tabii ki horus heresy... 60 kitap. dile kolay, hem okudum hem de sesli kitaplarından dinlediğim devasa bir külliyat. 40k'nın yaratıcısı games workshop'un bir yazar ekibiyle beraber çıkarttığı bu serinin her kitabı eş derecede iyi değildir ama detay üstüne detay girilince işte insan "vay canınasını" diye okumaya devam ediyor.
son dönemlerde, bence, grimdark ekseninden biraz çıktığını söyleyebilirim. normalde bu evrendeki temel düşünce "aga herşey çürüyor ama karanlığa da öyle sessiz gitmicez" kafasıdır. ama işte son dönemlerde bu zamanlara kadar eski mitler olarak görülen karakterlerin geri gelmesiyle saçma sapan bir umut ışığı da doğmamış değildir. yani seven sever, ama bana biraz ters geliyor.
tek sorun bu evrenin her şeyinin pahalı olması. ingiltere bazlı bir firma olduğu için haşmetmeaplar en ufak romana 10 sterlin çakıyorlar. herşeyi orjinal alıcam diye bi derdiniz varsa bir yerlerde umarım elmas madeniniz falan vardır - ancak yeter zira.
devamını gör...

