17 eylül 1961 başbakan adnan menderes'in idam edilişi
başlık "henrywadsworth" tarafından 17.09.2021 11:27 tarihinde açılmıştır.
1.
bugün 60. yıl dönümü olan, darbeci askerlerin ülkenin seçilmiş başbakanını idam etmesi olayıdır.
ilgisini çekenlerin demirkırat belgesilini izlemesini tavsiye ederim. buradan
ayrıca rahmetli mehmet ali birand'ın bir özeleştirisi var ki belgeselin sonunda, tüm meseleyi özetliyor. buradan
böyle olmamalıydı... demiştir. hala daha bu darbeyi içten içe mantıklı bulanların da özellikle bu son kısmı da izlemelerini tavsiye ederim.
ilgisini çekenlerin demirkırat belgesilini izlemesini tavsiye ederim. buradan
ayrıca rahmetli mehmet ali birand'ın bir özeleştirisi var ki belgeselin sonunda, tüm meseleyi özetliyor. buradan
böyle olmamalıydı... demiştir. hala daha bu darbeyi içten içe mantıklı bulanların da özellikle bu son kısmı da izlemelerini tavsiye ederim.
devamını gör...
2.
bunun yaşanmış olduğunu bilmek grctenden üzüntü ve utanc verici..mekanın cennet olsun.
devamını gör...
3.
trajik bir olaydır. bu şekilde olmaması gerekirdi. fakat bir insanın idam edilmiş olması hakkında soğukkanlı bir değerlendirme yapmaktan bizi alıkoymamalıdır.
devamını gör...
4.
konuşarak derdinizi anlatamadığınız bir ülkede karşı tarafın size yaşam hakkı tanımamasının en acı örneklerinden birisidir.
devamını gör...
5.
bir adet vatan haininin idam edilmesidir.
devamını gör...
6.
vatan haini, halk düşmanı bir insanın öldürülmüş olmasıdır. mekânı, inandığını söylediği değerler doğrultusunda cehennem olsun.
ha şimdi diyeceksiniz ki idam doğru bir şey mi? kendisi kırk üç kişinin idam kararına imza atmış birisi olduğundan, bunlar hep karma.
ha şimdi diyeceksiniz ki idam doğru bir şey mi? kendisi kırk üç kişinin idam kararına imza atmış birisi olduğundan, bunlar hep karma.
devamını gör...
7.
ben yorum yapmayacağım. sadece 21 eylül 1961 tarihli bir dergiden olay nasıl görülmüş onu aktaracağım.






adnan menderes tarihin tozlu sayfalarında bir kıyıda kalacakken bu idamla halk kahramanı olmuştur.
ahlaki zaafiyetleri, kontrolsüz ruh hali ve büyük başarısızlıkları yüzünden adı hayırla yad edilmeyecekken idamıyla anadolu'da binlerce çocuğa isim babası olmuştur.
hasan ferit alnar'ın ya da berin hanımın bedduası tutmuştur belki de.






adnan menderes tarihin tozlu sayfalarında bir kıyıda kalacakken bu idamla halk kahramanı olmuştur.
ahlaki zaafiyetleri, kontrolsüz ruh hali ve büyük başarısızlıkları yüzünden adı hayırla yad edilmeyecekken idamıyla anadolu'da binlerce çocuğa isim babası olmuştur.
hasan ferit alnar'ın ya da berin hanımın bedduası tutmuştur belki de.
devamını gör...
8.
idam edilerek bir vatan haini kahraman olmuştur. türkiyenin komik bir ülke olmasının kanıtlarından bir tanesidir..
devamını gör...
9.
27 mayıs 1960 günü olayı organize edenlerin en meşhurlarından alparslan türkeş'in karşı çıktığıdır. 14'ler olarak önce bu grubu çeşitli yerlere sürmüştür milli birlik komitesi. gerekli oy çokluğunu bu sayede kazanmışlardır komite'de. benim gomonist babam da bu olaya hukuka aykırı bulduğu için üzüldüğünü belirtmiştir bir sohbetimizde.
rivayet odur ki talat aydemir'in tehditleri nedeniyle 2 üye oyunu değiştirmiş ve mbk onaylamış bunu sonunda. bilinmez tabii... talat'ı da mapusa tıktılar o yıllarda ve 1964 senesinde idam ettiler sonradan. yazılan hep aslanların tarihi olunca... menderes'i güvenoyu aldıktan hemen sonra, 06 haziran 1950 günü "inönücü" bahanesiyle emekliye ayırdıklarının yerine getirdikleri idam etti. tam bir tragedya örneği; kör olup celladına urganı vermek! bir de tarihin tekerrür etmek gibi çok pis bir huyu var konu orduda reform şeysiyle kandırılmak olunca elleham.
32. gün ekibi babamı dinlemedi ama türkeş'i dinlemiştir sonradan mikrofon uzatıp.
ek: bakınız o günlerin bugüne yansıyan ruhu (bkz: 21 ekim protokolü)
rivayet odur ki talat aydemir'in tehditleri nedeniyle 2 üye oyunu değiştirmiş ve mbk onaylamış bunu sonunda. bilinmez tabii... talat'ı da mapusa tıktılar o yıllarda ve 1964 senesinde idam ettiler sonradan. yazılan hep aslanların tarihi olunca... menderes'i güvenoyu aldıktan hemen sonra, 06 haziran 1950 günü "inönücü" bahanesiyle emekliye ayırdıklarının yerine getirdikleri idam etti. tam bir tragedya örneği; kör olup celladına urganı vermek! bir de tarihin tekerrür etmek gibi çok pis bir huyu var konu orduda reform şeysiyle kandırılmak olunca elleham.
32. gün ekibi babamı dinlemedi ama türkeş'i dinlemiştir sonradan mikrofon uzatıp.
ek: bakınız o günlerin bugüne yansıyan ruhu (bkz: 21 ekim protokolü)
devamını gör...
10.
vatan haini midir değil midir tarih zaman içinde her kişinin kendi vicdani ve aklı ile kendi kararını vermesini sağlar ama askeri darbe yapılmış olması, herhangi seçilmiş bir iktidar partisi başkanının idam edilmiş olması kara bir lekedir.
devamını gör...
11.
geçen gün arkadaşla birlikte, içeriğini bilmeden yanlışlıkla elli kelimelik mektuplar isimli garabeti sinemada izlemek suretiyle* bok varmış gibi* tekrar maruz kaldığımız, türkiye tarihindeki en gereksiz ve en büyük ajitasyona konu olmuş olay.
ki yine bu konuda duymuş olduğum en doğru söz bu rezalet filmin bir repliğiydi:
"siz bu ülkeyi ölü yıkayıcı yobazlara teslim ettiniz."
buyrun size her şeyi açıklayan en kısa söz.
yoğun mide bulantısı üzerine yapılan ikinci tanım: ülkeyi emperyalizmin aç köpeklerine ve onların artıklarıyla beslenen haysiyetsiz leşci* çakallara babasının malını devreder gibi teslim eden bir adet vatan haininin idam edilmesi hadisesi.
ki yine bu konuda duymuş olduğum en doğru söz bu rezalet filmin bir repliğiydi:
"siz bu ülkeyi ölü yıkayıcı yobazlara teslim ettiniz."
buyrun size her şeyi açıklayan en kısa söz.
yoğun mide bulantısı üzerine yapılan ikinci tanım: ülkeyi emperyalizmin aç köpeklerine ve onların artıklarıyla beslenen haysiyetsiz leşci* çakallara babasının malını devreder gibi teslim eden bir adet vatan haininin idam edilmesi hadisesi.
devamını gör...
12.
bu darbeyi ve idamı savunan zihniyetler ve bunların ortaya çıkardığı sonuçlar yüzünden bu ülke hem akli hem fiziki olarak gelişememiştir.
bu başlıkta da örnekleri vardır; hepinize boydan gireyim, diyecek başka bir şey yok.
düzenleme:
ortamlarda sözde kendisi çok farklı bir mahsülmüş gibi takılan ama kendi işine gelince malum şahıs gibi 'dıj güjler' muhabbeti çeviren çomar kemalist ve komünler beni çok eğlendiriyor. neymiş efendim adnan menderes 'dıj güjlere' ülkeyi peşkeş çekmişmiş. e bu peşkeş çekilme diye tabir ettiğiniz olayların başlangıcı niye adalet partisi döneminde değil acaba?
''1945’de türkiye bm’ye katıldı. 1947’de truman doktrini kabul edildi. ismet inönü döneminde abd ile bir dizi ikili antlaşmalar imzalandı. bu antlaşmalar türkiye’yi ağır sorumluluklar altına soktu. bu maddelerden birinde: t.c. hükümeti sağlamakla görevli olduğu hizmetleri, kolaylıkları ya da bilgileri abd’ne sağlayacaktı.” bu antlaşmanın sınırı da belirsizdi… eğitim antlaşması 27-aralık 1949 yılında imzalandı. imzalanan antlaşmaya göre türkiye’de birleşik devletler eğitim komisyonu kurulacak, parasını türk devleti verecekti. komisyon üyeleri dördü abd, dördü türk olmak üzere 8 kişiden teşekkül edecek, oylar eşit olduğu takdirde kararı komisyon başkanı verecekti. komisyon başkanı abd’nin diplomatik misyon şefi idi.
avrupa’da yükselen sol dalga ve abd’ye karşı sovyetler birliği’nin yükselmesi abd’yi avrupa’yı ekonomik olarak destekleme projelerine yöneltti. dönemin abd dışişleri bakanı george marshall, 5 haziran 1947'de harvard üniversitesinde verdiği bir nutukta "marshall planı"nı sundu. plana göre; avrupa ülkeleri her şeyden önce kendi aralarında bir ekonomik işbirliğine girişmelilerdi ve birbirlerinin eksikliklerini kendileri tamamlamalılardı. bu genel işbirliği sonunda bir açık ortaya çıktığında amerika, bu açığın kapatılması için yardım etmeliydi. marshall planı, 11 eylül 1947'de abd kongresi tarafından onaylandı. ismet inönü’nün tek parti yönetimi 1948’de marshall yardımı planını imzaladı.''
bu başlıkta da örnekleri vardır; hepinize boydan gireyim, diyecek başka bir şey yok.
düzenleme:
ortamlarda sözde kendisi çok farklı bir mahsülmüş gibi takılan ama kendi işine gelince malum şahıs gibi 'dıj güjler' muhabbeti çeviren çomar kemalist ve komünler beni çok eğlendiriyor. neymiş efendim adnan menderes 'dıj güjlere' ülkeyi peşkeş çekmişmiş. e bu peşkeş çekilme diye tabir ettiğiniz olayların başlangıcı niye adalet partisi döneminde değil acaba?
''1945’de türkiye bm’ye katıldı. 1947’de truman doktrini kabul edildi. ismet inönü döneminde abd ile bir dizi ikili antlaşmalar imzalandı. bu antlaşmalar türkiye’yi ağır sorumluluklar altına soktu. bu maddelerden birinde: t.c. hükümeti sağlamakla görevli olduğu hizmetleri, kolaylıkları ya da bilgileri abd’ne sağlayacaktı.” bu antlaşmanın sınırı da belirsizdi… eğitim antlaşması 27-aralık 1949 yılında imzalandı. imzalanan antlaşmaya göre türkiye’de birleşik devletler eğitim komisyonu kurulacak, parasını türk devleti verecekti. komisyon üyeleri dördü abd, dördü türk olmak üzere 8 kişiden teşekkül edecek, oylar eşit olduğu takdirde kararı komisyon başkanı verecekti. komisyon başkanı abd’nin diplomatik misyon şefi idi.
avrupa’da yükselen sol dalga ve abd’ye karşı sovyetler birliği’nin yükselmesi abd’yi avrupa’yı ekonomik olarak destekleme projelerine yöneltti. dönemin abd dışişleri bakanı george marshall, 5 haziran 1947'de harvard üniversitesinde verdiği bir nutukta "marshall planı"nı sundu. plana göre; avrupa ülkeleri her şeyden önce kendi aralarında bir ekonomik işbirliğine girişmelilerdi ve birbirlerinin eksikliklerini kendileri tamamlamalılardı. bu genel işbirliği sonunda bir açık ortaya çıktığında amerika, bu açığın kapatılması için yardım etmeliydi. marshall planı, 11 eylül 1947'de abd kongresi tarafından onaylandı. ismet inönü’nün tek parti yönetimi 1948’de marshall yardımı planını imzaladı.''
devamını gör...
13.
zaten seçimle gidecek adamın darbeyle indirilmesi olayıdır.
devamını gör...
14.
idam kararı doğru muydu kısmı tartışmalı. bence doğru bir karar değildi. yaşama hakkının kutsallığına inanıyorum. yasanın, mahkemenin üstünde bir şey bu. darbeyi tartışmalı görmüyorum. genç cumhuriyete popülist politikalarıyla en büyük zararı veren dp’dir. nurcuları siyasi sahneye sokan yine dp’dir. en büyük alternatifini son döneminde kapatmaya çalışan da yine dpdir. menderes hükümeti otoriterleşme yoluna girmişti ve durması gerekiyordu. anayasal bir dilemma var. askerin hem siyasetten ayrı durması istenmiştir hem de asker cumhuriyetin koruyucusu ilan edilmiştir.
devamını gör...
15.
valla onu bunu bilmem de. kendilerini rahmetle anan sözüm ona "vatan hainleri" de varmış ekrem imamoğlu twitter
halkın iradesini yok sayan hiçbir müdahale kabul edilemez. adnan menderes ve arkadaşlarını rahmetle anıyorum.
halkın iradesini yok sayan hiçbir müdahale kabul edilemez. adnan menderes ve arkadaşlarını rahmetle anıyorum.
devamını gör...
16.
mercedes
d:kardeşim kaçamak girmiş ve yazmış,neyse bu da burada hatıra kalsın o dingilden.
d:kardeşim kaçamak girmiş ve yazmış,neyse bu da burada hatıra kalsın o dingilden.
devamını gör...
17.
öncelikle çağdaş türkiye'ye yakışmayan bir olaydır.
adnan menderes'in sonraki zamanlar için kahraman / efsane olmasını sağlamaktan öteye gidememiş bir cezalandırma yöntemidir.
oysa yüce divanda yargılandıktan sonra tespit edilen suçlarının yüzüne okunması ve tüm mal varlığına el konularak devletten kesin olarak ilişiğinin kesilmesi gayet yeterliydi.
adnan menderes'in sonraki zamanlar için kahraman / efsane olmasını sağlamaktan öteye gidememiş bir cezalandırma yöntemidir.
oysa yüce divanda yargılandıktan sonra tespit edilen suçlarının yüzüne okunması ve tüm mal varlığına el konularak devletten kesin olarak ilişiğinin kesilmesi gayet yeterliydi.
devamını gör...
18.
darbe gereksiz, idam hataydı. darbenin gereksiz olma sebebi 1957 seçimlerinde dp yaklaşık 10 puan kaybetmişti ve düşüşü de sürmekteydi, yani seçim olsa kesin kaybederdi. idamın hata olmasının sebebi birincisi menderes'e hak etmediği bir kahramanlık vermesi, ikincisi ise menderes'in idamlık bir kişi olmamasıydı. menderes ilk yıllarında önemli icraatler yapmıştır, gençliğinde atatürk'le aydın'da denk gelmiş ve onun bile dikkatini çekebilmiştir. her ne kadar sevmediğim bir isim olsa da idam edilmeyi asla hak etmemiştir.
devamını gör...
19.
türkiye'nin orjinal milliyetçiliğinin devrinin kapanışına denk gelir. bu tesadüf müdür? siyaset bilimciler için bir tartışma konusu olabilir bu soru. sonrası, bildiğimiz gibi, amerika'nın ingilizlerin bir tık önüne geçip mandayı da bizim boynumuza geçirdiği karanlık döneme denk geliyor.
ben bu olay yaşandığında dünyada yoktum. tarihsel bilgileri ve detayları öğrenmek te, insan yaşama bilimsel bakmaya çalıştığında, duygusal tepkiler vermesini engelliyor.
bu olay bana hep zihnimde şu soruyu tartıştırmıştır : idam karşıtlığı saflığının, salaklık olmadığı gerçeğini, bunca siyasi bilimsel tartışma - potansiyeli - içerisine nasıl yerleştirebiliriz?
çok önemli olduğunu düşündüğüm, sosyolojik bir mesele, idam kararları meselesi..
ben bu olay yaşandığında dünyada yoktum. tarihsel bilgileri ve detayları öğrenmek te, insan yaşama bilimsel bakmaya çalıştığında, duygusal tepkiler vermesini engelliyor.
bu olay bana hep zihnimde şu soruyu tartıştırmıştır : idam karşıtlığı saflığının, salaklık olmadığı gerçeğini, bunca siyasi bilimsel tartışma - potansiyeli - içerisine nasıl yerleştirebiliriz?
çok önemli olduğunu düşündüğüm, sosyolojik bir mesele, idam kararları meselesi..
devamını gör...
20.
konuya kitap okuma ile ilgili tespit ile başlamak isterim.
cemil meriç, "bu ülke" kitabının dibacesinde, "sağ hiç kitap okumuyor, sol ise sağı okumuyor" diyor; yani sağ cenah hiç kitap okumuyor, sol ile yalnızca kendi düşüncesine yakın kitapları okuyor, karşıt görüşleri okumak gibi bir derdi yok; karşıt görüşleri okuyum da kıyaslama imkânım olsun diye bir muradı yok; tek kanattan okuduğu her bilgiye, kutsal kitap metni gibi kabul ediyor ve körü körüne savunuyor.
gelelim, adnan menderes'in idamı ile ilgili sözde yargılamaya bakarsanız; ispat külfetinin tersine dönderildiğini fark edersiniz; normalde ispat külfeti şöyledir "kişinin suçluluğu ispat edilemiyorsa, masum olduğuna hükmedilir." hatta buna "masumiyet karinesi" denir ki, bu tüm modern hukuk sistemlerinin vazgeçilmez kuralıdır.
ancak, yassıada yargılamasında, suçlama yönetilmiş, hadi masum olduğunu ispat et denmiş, masum olduğunu ispat edemediği konuda, suçlu kabul edilmiş. hatta yargılama öyle bir safhaya gelmiş ki, savunmada görev alan avukatlar bir daha ki duruşmada tutuklanmış, savunduğu müvekkili ile aynı koltukları paylaşmış; kimler yargılanmamış ki, faruk nafiz çamlıbel de, tutuklanan ve yargılanan kişiler arasında imiş, hatta şairin "yassıada" diye şiiri de var.
bugüne kadar, ya kötü körüne övmek, ya da gerçekliği kuşkulu bilgiler ile gömmek için yazılan kitaplar okundu; olay aslında şöyle idi, adnan menderes ve kabinesi öncelikle abd 'ye bel bağladı, hatta bu uğurda kore'ye asker bile gönderdik. sonra ağır sanayi atılımında türkiye sıkışınca, abd din istenen kredi verilmeyince, yönünü rusya'ya dönmesinin bedelini ülkesinde darbe ile iktidardan indirilmek ve idam edilmek ile ödedi;
bu konuda, farklı tarz bir kitap; cengiz özakıncı nin "türkiye'nin siyasi intiharı; yeni osmanlı projesi" dir. birde bu yazarın kitabını okuyun, belki fikriniz az da olsa değişir.
cemil meriç, "bu ülke" kitabının dibacesinde, "sağ hiç kitap okumuyor, sol ise sağı okumuyor" diyor; yani sağ cenah hiç kitap okumuyor, sol ile yalnızca kendi düşüncesine yakın kitapları okuyor, karşıt görüşleri okumak gibi bir derdi yok; karşıt görüşleri okuyum da kıyaslama imkânım olsun diye bir muradı yok; tek kanattan okuduğu her bilgiye, kutsal kitap metni gibi kabul ediyor ve körü körüne savunuyor.
gelelim, adnan menderes'in idamı ile ilgili sözde yargılamaya bakarsanız; ispat külfetinin tersine dönderildiğini fark edersiniz; normalde ispat külfeti şöyledir "kişinin suçluluğu ispat edilemiyorsa, masum olduğuna hükmedilir." hatta buna "masumiyet karinesi" denir ki, bu tüm modern hukuk sistemlerinin vazgeçilmez kuralıdır.
ancak, yassıada yargılamasında, suçlama yönetilmiş, hadi masum olduğunu ispat et denmiş, masum olduğunu ispat edemediği konuda, suçlu kabul edilmiş. hatta yargılama öyle bir safhaya gelmiş ki, savunmada görev alan avukatlar bir daha ki duruşmada tutuklanmış, savunduğu müvekkili ile aynı koltukları paylaşmış; kimler yargılanmamış ki, faruk nafiz çamlıbel de, tutuklanan ve yargılanan kişiler arasında imiş, hatta şairin "yassıada" diye şiiri de var.
bugüne kadar, ya kötü körüne övmek, ya da gerçekliği kuşkulu bilgiler ile gömmek için yazılan kitaplar okundu; olay aslında şöyle idi, adnan menderes ve kabinesi öncelikle abd 'ye bel bağladı, hatta bu uğurda kore'ye asker bile gönderdik. sonra ağır sanayi atılımında türkiye sıkışınca, abd din istenen kredi verilmeyince, yönünü rusya'ya dönmesinin bedelini ülkesinde darbe ile iktidardan indirilmek ve idam edilmek ile ödedi;
bu konuda, farklı tarz bir kitap; cengiz özakıncı nin "türkiye'nin siyasi intiharı; yeni osmanlı projesi" dir. birde bu yazarın kitabını okuyun, belki fikriniz az da olsa değişir.
devamını gör...