ortada milli gurur diye parlatılan bi sahne değil geniş kitlelerin hayatı pahasına dönen sert bi sınıf baskısı var. böyle bi zeminde bayrak sallayıp, coşku üretmek, gerçekliği değiştirmek değil gerçekliğin üstüne gürültü çekmektir. türkçülüğün en eski hünerlerinden biri sınıf çelişkisini ulusal bütünlük masalıyla örtmektir. işçi ile patronun, kiracıyla ev sahibinin borçluyla alacaklının çıkarları aynı değilken bunları hepaynı milletin evlatları diyererk tek bi hayali bedende eritmeye çalışır. 2026 tr'de üretim ilişkilerinin yarattığı antagonizmayı, yani o devasa uzlaşmaz gerçeklikten koptukça kopan ayrıştıkça ayrışan çelişkiyi..., etnik kültürel aidiyetin görünürde "sıcacık" ambalajına sarıp görünmezleştirme çabası yatar. bu tarz bi milliyetçilik de althusser babanın deyimiyle toplumu “çağıran” ideolojik aygıtlardan biri haline dönüşür ama burda çarılan şey ortak kurtuluş değil net ortak yanılsamadır...

devlet, medya, eğitim ve siyasi hatiplikler vs sınıfsal sömrüü düzenini doğal, kaçınılmaz ve hatta milli görev gibi gösterir. biz türk olmaktan utanmıyoruz ki biz bu yurdu seviyoruz bizimdir burası. "bu vatan patronların" düşüncesini* pekiştirecekler boş siyasi nihilizme devam etsin arkadaşlar, bu vatan hepimizin ama türkçülük de bu verili düzenin en kullanışlı ideolojik formatlarından biridir ve yoksulluğu sermaye birikiminin sonucu olarak ele alanların değil, köklerini dış mihrakların oyunu ya da ulusal dayanıklılık* testine tabi edenlere kadar giden bi süreçten alır. böylece bizim gibi literraly köppek gibi çalışan işçiler( (u: beyler bayanlar beyaz yakalılar buyrun sizi de alalım salona, kaçmayınız) ) kendisine ücretini eksik verenle, kenidsini sömürenle hesaplaşmak yerine sembolik bi cemaatin mensubu olduğu için avutulur. bu aslında kaba bi yalan değil daha çok sofistike bi balon tesellidir. insanın acısını tanır evet, yani insandan o kadar da münezzeh değildirler türkçüler ama o acının nedeni için mücadele veren yurtseverliğe hep dirsek göstermişlerdir.
bi toplum artık normlaşan, kaderleştirilen, katranlaşan "yoksulluğu" aidiyetleşmiş kimliğini bi "kutlamaya", pasif bi balon övünme muhabbetine kadar dönüştürüp ideolojik olarak zehirlenmişse orda ulusal onur değil teslimiyet vardır. en sert hüküm de şudur ki türkçülük günümüzde emekçi sınıfın maddi kurtuluşunu değil onun gecviktirilmesini ve duygusal olarak yönetilmesinden başka birşey yapmamıştır. demek ki mesele türk olan "türk olmayan" değil, türkçülüğün hangi tarihsel sınıf ihtiyacına hizmet ettiğidir.

türk'e ait olana "aidiyet duymak" dediğimiz şey, sadece yanlış bi bilinç değil aynı zamanda bi tür duygulanım rejimidir. insana kendisini güçlü, tarihsel olarak anlamlı ve bi bütünün parçası hisettiren içsel bi düzenek gibidir. bu yüzden bukadar kolay da terk edilmez. çünkü burda savunulan şey çoğu zaman yalnız bir ideoloji değil, bir hissin kendisidir ve o his baylar, maddi gerçeklik tarafından sürekli zedelenmektedir. boğazlanmaktadır.

işte bahsetmeye çalıştığım telafi mekanizmasının da bi bedeli vardır çünkü insan kendisine sunulan bu yücelik hissini koruyuabilmek için kendi maddi gerçekliğini bastırmak zorunda kalır.* *. kendi yoksulluğunu, güvencesizliğini, çaresizliğini ya küçümser ya da başka yerlere yönlendirir. bu noktada ideoloji dışsal bişey olmaktan çıkar ve insanın kendi kendisiyle kurduğu bir savunma ilişkisine de dönüşür. o yüzden türkçülük eleştirisi sadece “sınıf çelişkisini gizliyor kardeşim31" demekle de nokta koyulcak birşey değildir. daha rahatsız edici olan şudur ki bu ideolojiler, tam da o çelişkiyi yaşayan öznenin iç dünyasında kök salarak varlığını sürdürür. yani insan hem ezilir, hem de o ezilmenin üstünü örten söylemi içselleştirir. bu öyle bireysel bi çelişki falan da değildir. bu sistemin bizatihi* en büyük başarısıdır malesef. soralım:

xçülük gerçekten bi güç ifadesi mi, yoksa sürekli kaybedilen bir şeylerin telafisi mi? eğer birincisiyse, neden bu kadar savunmacı? eğer ikincisiyse neyin kaybı bu kadar gürültüyle bastırılıyor?
devamını gör...
üşenenler için özet geçeyim, türklüğümüze sahip çıktığımız için mesainizi eksik yatırıyorlarmış arkadaşlar. memleketin çocuklarını zehirlemek için her türlü madde ticareti yapan, senin o eksik aldığın mesai ücretiyle fatura ödemeye çalışman yetmiyormuş gibi bir de kayıp/kaçak bedeli adı altında ödeme yapmana sebep olan çünkü elektriği çalan, memlekette silah ticaretini elinde bulunduran kesimin suçu yok sanırım çünkü yazıda o kesime dair tek bir cümle yok.

bayrağını sevdin, milliyetine, diline sahip çıktın diye sen suçlusun. halbuki türk dediğinizin yanına bir de "iyeli" eklerseniz mesaileriniz tam yatacak, kötü koşullarda çalışmayacak ve yaşamayacaksınız. gerçi bunun bir yolu daha var, mesela siz de türk demezsiniz ama milleti zehirler, bir işçinin alın teriyle bir ayda kazandığı parayı günde kazanır, kısa süre içinde altınıza audi çeker, düğünlerde gelini altına boğacak refaha erebilirsiniz.

nedense bu analizler hep biz türk, cumhuriyet, vatan bütünlüğü falan diyince ortaya çıkıyor. milletin çoluğunu çocuğunu kaçıran, yollara mayın döşeyen, garları bombalayan, köy basıp ev yağmalayan kesimin hiç suçu yok gelinen noktada.

şey de olabilir mi, asker yolluyoruz, türk bayraklı üniforma giyiyor, elinde silah falan var; bunun yüzünden pahalı olabilir mi peynir. orduyu lagvetsek herkesin kahvaltısında pastırma olur mu ki.

en büyük türkçülerden biri, ilkelerinden birini milliyetçilik olarak belirleyen, bir ulusun kaderini değiştiren mustafa kemal paşa'dır. bu adamın ideolojisine boş diyen birine kocaman bı hass...tr lan ordan der geçerim. daha iyi ne başardın daha iyi ideolojilerinle derler adama. atatürk bilmiyor siz biliyorsunuz.
devamını gör...
oğlum gene mabaddan dizeler gelmiş.

(bkz: ne kadar inanarak boş konuşuyor görüyor musunuz)
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: oğlum işte 92'yi zorlama ne zorluyorsun)
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"3 mayıs türkçülük gününün teselli dağıtım günü olması" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim