yazar: umay umay
yayım yılı: 1996
umay umay'ın gelişigüzel yazdığı eseri. şiir kitabı olarak geçmesine rağmen daha çok yazarın gençliğine, çocukluğuna seslendiği mektup tarzından kaleme alınan bir eser. edebi yönden birçok eleştiri almıştır.
yayım yılı: 1996
umay umay'ın gelişigüzel yazdığı eseri. şiir kitabı olarak geçmesine rağmen daha çok yazarın gençliğine, çocukluğuna seslendiği mektup tarzından kaleme alınan bir eser. edebi yönden birçok eleştiri almıştır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "atforvendetta" tarafından 29.11.2022 23:22 tarihinde açılmıştır.
1.
645 tarafından basıldığı için okumayı çok istediğim ve ben ararken piyasada olmadığından (şimdi var mı bilmiyorum) sahaftan bulduğum kitap. serbest bir şekilde yazılmış ama çok serbestt. şiir desen değil, düz yazı desen o da değil. yine de bir insanın ruhunu aktardığı için sizi içine çekiyor, öyle de bir büyüsü var.
devamını gör...
2.
umay umay’ın en sevdiğim kitabıdır. kelimeleri adeta raks ettirir bu kitabında da. * fakat bazen gerçekten kafam kaldırmıyor. çok sakin bir anda oturup okumak gerekiyor yoksa ardı ardına kelimeleri sıraladığını düşünebilirsiniz.
devamını gör...
3.
türk şair ve şarkıcı umay umay imzalı eser;
1996 yılında yayınlanmış ve 104 sayfadan oluşmaktadır.
kendisinin çok fazla kitabı yok ne yazık ki, ama belki yine yazar ümidiyle bekliyor ve yazdıklarını okumaya, tekrar tekrar okumaya sevenleri olarak devam ediyoruz.
umay umay okumak bence bir ayrıcalıktır ve onurdur, çünkü yazdıklarını okumak demek o insanı bir nebze de olsa tanımak demektir, onu tanıdığım için mutluyum.
şimdi ise kitaba geçelim.
diğer kitaplarındaki tarzını bu kitabında da görmek mümkün, düzyazı tadında ama düz yazı olmayan, şiir tadında ama şiir biçiminde olmayan, kendine has bir tarzı ve dünyası var onun, mektup, monolog, şiir, düz yazı, hepsini harmanlayarak yazıyor bana kalırsa, bazen bir dua eder gibi, bazen haykırır gibi, bazı yazdıkları bir fısıltı gibi, onun yazdıklarını ekili kılan da galiba bu anlatım zenginliği ve anlattıklarının ruhundan kopup gelmesi belki de...
bence rock'n roll ruhu da var onun yazdıklarında, bir rakı masasının hüznü de, bu kitabındaki yazı ve şiirlerinde ise aşk var, genç olmanın verdiği sonsuz coşku ve dinamizm var, acı var, beklemek, özlem, çaresizlik, vedalar, çılgınlıklar, durgunluklar, hayatın envai çeşit yansıması var.
güldüren dizeleri de var; '' birazdan tutuklanacaksın '' dizesi bence komikti, hahaha.
öleceğin son dakika beni anımsa dizesi ise kitabın en vurucu dizelerindendir denilebilir.
seçtiğim bazı dizeler ile tanımıma burada bir son veriyorum.

karanlığı,
sokak lambalarını kırarak öğrendim.
sana sesleniyorum;
hiçbir şey çaresizlik değildir.
içimi görebileceğini hissettim.
ya o bir kez bile yanımda olmazsa?
nasıl bir adalet bekliyorum bana yollayacağın,
söyleyeceğin sözcüklerden?
fısıldayabilir ya da bağırabilirsin..
şimdi gidersen kendimi koruyamam gibi geliyor.
gerçekten sevmiyorsun beni.
ölme!
karşı gelmek ve ağlamak için sana ihtiyacım var.
öleceğin son dakika beni anımsa..
oysa ölümlere birlikte ağlayabilirdik.
her şey boktan, eğer mükemmel değilse.
sen yenilirsen ben de yenilirim.
sabah oldu ve yaşlandım
en iyi karanlıkta ağlanırmış...
1996 yılında yayınlanmış ve 104 sayfadan oluşmaktadır.
kendisinin çok fazla kitabı yok ne yazık ki, ama belki yine yazar ümidiyle bekliyor ve yazdıklarını okumaya, tekrar tekrar okumaya sevenleri olarak devam ediyoruz.
umay umay okumak bence bir ayrıcalıktır ve onurdur, çünkü yazdıklarını okumak demek o insanı bir nebze de olsa tanımak demektir, onu tanıdığım için mutluyum.
şimdi ise kitaba geçelim.
diğer kitaplarındaki tarzını bu kitabında da görmek mümkün, düzyazı tadında ama düz yazı olmayan, şiir tadında ama şiir biçiminde olmayan, kendine has bir tarzı ve dünyası var onun, mektup, monolog, şiir, düz yazı, hepsini harmanlayarak yazıyor bana kalırsa, bazen bir dua eder gibi, bazen haykırır gibi, bazı yazdıkları bir fısıltı gibi, onun yazdıklarını ekili kılan da galiba bu anlatım zenginliği ve anlattıklarının ruhundan kopup gelmesi belki de...
bence rock'n roll ruhu da var onun yazdıklarında, bir rakı masasının hüznü de, bu kitabındaki yazı ve şiirlerinde ise aşk var, genç olmanın verdiği sonsuz coşku ve dinamizm var, acı var, beklemek, özlem, çaresizlik, vedalar, çılgınlıklar, durgunluklar, hayatın envai çeşit yansıması var.
güldüren dizeleri de var; '' birazdan tutuklanacaksın '' dizesi bence komikti, hahaha.
öleceğin son dakika beni anımsa dizesi ise kitabın en vurucu dizelerindendir denilebilir.
seçtiğim bazı dizeler ile tanımıma burada bir son veriyorum.

karanlığı,
sokak lambalarını kırarak öğrendim.
sana sesleniyorum;
hiçbir şey çaresizlik değildir.
içimi görebileceğini hissettim.
ya o bir kez bile yanımda olmazsa?
nasıl bir adalet bekliyorum bana yollayacağın,
söyleyeceğin sözcüklerden?
fısıldayabilir ya da bağırabilirsin..
şimdi gidersen kendimi koruyamam gibi geliyor.
gerçekten sevmiyorsun beni.
ölme!
karşı gelmek ve ağlamak için sana ihtiyacım var.
öleceğin son dakika beni anımsa..
oysa ölümlere birlikte ağlayabilirdik.
her şey boktan, eğer mükemmel değilse.
sen yenilirsen ben de yenilirim.
sabah oldu ve yaşlandım
en iyi karanlıkta ağlanırmış...
devamını gör...
