4 haziran 2025 izmir grevinin son bulması
başlık "sonkullanmatarihçisi" tarafından 04.06.2025 17:11 tarihinde açılmıştır.
1.
anlaşma sağlandığı ve sözleşme imzalandığı bildirildi. bayram öncesine yetiştirilmesi için baskı oluşmuştu. şükür bitti. ''disk ege bölge sorumlusu memiş sarı'' ismi hafızalarımıza kazındı ama. yatacak yeri yok o 'sarı sendikacı'nın.
izmir büyükşehir belediyesi ile disk arasında anlaşma sağlandı. kentte belediye işçilerinin grevi sona erdi. sendikaya iletilen yüzde 30 zam ve yüzde 19'luk enflasyon farkı kabul edildi. belediyede en düşük işçi maaşı 66 bin tl oldu.
buradan
izmir büyükşehir belediyesi ile disk arasında anlaşma sağlandı. kentte belediye işçilerinin grevi sona erdi. sendikaya iletilen yüzde 30 zam ve yüzde 19'luk enflasyon farkı kabul edildi. belediyede en düşük işçi maaşı 66 bin tl oldu.
devamını gör...
2.
bu ücretler türkiye'de ücret dengelerini değiştirir artık patronlar kimseyi 25 - 30 bin liraya çalışmaya ikna edemez.
izmir büyükşehir'de grevi bitiren sözleşmenin detayları:
izmir'de ilk 6 ay itibarıyla %30 zam uygulanmasıyla birlikte:
•en düşük ücret: 64.006,32 tl
•en yüksek ücret: 81.288,94 tl
ikinci 6 ayda %19’luk zamla
•en düşük ücret: 73.918,58 tl
•en yüksek ücret: 94.206,82 tl
murat özbülbül
türk toplumunda, özellikle ücretli çalışanlarda adaletsizlik duygusunu arttıracaktır. sadece düşük ücret alanların değil, bu ücretlerin üzerinde para kazananların da yasal olmayan yollara sapmasına neden olabilir.*
***
"kamu kurumu ile toplu iş sözleşmesine veraset maddesi: “emekli olan işçinin yerine çocuğu işe alınacak”mış!
“devrimci solcu” sendika bu maddeler kabul edilmezse bir sonraki seçimde akpye oy verirmiş!
bu ülke bitmiş; liyakat, fırsat eşitliği, ilkeler falan çöp olmuş." link
"o zibidiler dediğin izmirliler. sen izmir'e 7-8 sene önce nereden geldin de "buranın sahibi biziz" diyerek çökmeye kalkıyorsun. senin bağlı olduğun sendikanın da kimlerle ne iş çevirdiği ortada. sizinki işçi hakkı değil, hısım menfaati. yıllardır izmir'in gerek büyükşehir, gerek ise ilçe belediyelerini sömürdünüz. gerçek izmirliler belediye'ye giremezken işe girebilme ihtimali olanlardan 20-50-100 bin arası paralar aldınız. hiç işe gitmeden maaş alanlarınıza girmiyorum bile. artık sadece belediye'den değilde direkt izmir'den gitseniz keşke." link
devamını gör...
3.
kendimizi belediye ye atıp yatma zamanı gelmiştir.
devamını gör...
4.
yahudi terör örgütünün sözlüğümüzdeki temsilcisi çıfıt karşı olduğuna göre #3599088 doğru bir direniş ve kazanış olmuştur.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
izmir grevinde dün gece ne oldu?
dün gece geç saatlerde türkiye emek hareketinin gözü kulağı izmir'deydi. disk'e bağlı genel iş sendikası ile izmir bşbb c.tugay arasında yapılan son görüşmeden çıkacak sonucu bekliyordu.
gece yarısı kameraların önüne çıkan başkan tugay "görüşme yolu tıkanmıştır" açıklaması yaptı.
dün gece ne oldu?
basitçe söylersek uzlaşmaya bir adım kaldı.
izmir bşbb c.tugay'ın dün yaptığı son öneri ile izelman işçilerinin "eşit işe eşit ücret talebi" önemli ölçüde sağlanmış görünüyor. görüşmelerin tıkandığı yer izenerji'ye bağlı çalışan işçilerin bu noktanın gerisinde kalması. ilk altı ay için taraflar kesin uzlaşmış. diğer zaman dilimi için karşılıklı atılacak bir kaç adımla sorun çözülür.
peki o zaman sorun ne?
başkan tugay neden gece yarısı yaptığı açıklama ile çözüme yakınlaşmış bir başkan profili çizmek yerine dolmabahçe'de çözüm masasını deviren yeni bir "reis " modunda konuştu.
bu tutumun şifreleri yaptığı konuşmanın içinde var.
son dönemde sözleri ile toplumsal muhalefetin önemli sözcüsü olan chp genel başkanı özgür özel çok doğru ve anlamlı bir duruşla "kimse bizden greve çıkmış işçiye laf söylememizi beklemesin" derken başkan tugay ona rahmet okutacak düzeyde çok ve boş konuşuyor.
başkan tugay çok net görülüyor; işçinin talebine yakınlaşmak zorunda kalmaktan, çöpçünün, park bahçe işçisinin, otobüs şoförünün muhatabı olmaktan hoşlanmıyor.
daha da kötüsü muhatap olmaya değer verdiği kişilerin kendisine biat etmemeleri onu çok öfkelendirmiş. kıpkırmızı bir yüz, öfke kontrolünü yapmakta zorlanan bir ruh hali ve saldırgan bir dil ile konuşuyor.
bu paçası çamurlular, her gün önünden geçtiği "kulları" nasıl olur da onu dinlemezler? üstelik içeride söylediği gibi 3 milyon izmirlide onun arkasındayken bu nasıl olur?
işçiye 1.000 tl verirse 23.000 bin işçinin maliyeti ne olur diyor başkan tugay?
bu izmirlinin parası diyor.
hesap doğru. fakat eksik.
o zaman son bir yılda ortalama brüt 35.000 tl ile işe alınan 1.500'e vardığı söylenen ve halen eşrefpaşa hastanesinde hızlandırılmış sağlık raporu ile işe alınanları söylemiyor. bu yeni işçilerin maliyeti nereden karşılanıyor?
kendisinin, eşinin arkadaşlarına yönetim kurulu üyeliği, danışmanlık, lojman, özel şoförlü araç, özel sekreter harcamalarının nereden karşılandığını söylemiyor.
işçinin parasını halkın vergilerinden öderken, bunları cebinden mi karşılıyor?
boy boy resimlerini billboardlara asan, halkın parasından kişisel tanıtımını yapan ajanslara aktarılan kaynaklardan hiç söz etmiyor.
başka konulara giriyor başkan tugay. "disk temsilcileri yöneticileri siyaset kokan laflar ediyorlar. " diyor.
doğru ya işçi neden siyaset yapar yahu? 12 eylül generalleri bu söz üzerine yattıkları yerde dönmüş olmalı. işçi verilen işi yapar, sesini çıkarmaz, evde oruç tutar gibi grev yapar. öyle değil mi?
12 eylül koşullarında büyümüş, zihni orada takılı, grev nedir? grev çadırı nedir? dayanışma grevi, genel grev nedir? bunları hiç görmemiş, duymamış, emek tarihinden bihaber başkan tugay anlamakta zorlanıyor olan biteni.
eline eldiven takıp çöp toplama şovu yapan belediye başkanı siyaset yapmalı, işçiye mi düşer bu iş öyle değil mi?
zaten örgütlü işçi ve emek düşmanı az maaş alan profesörler, siyasetten uzak durdukları için sefalete mahkum edilen emekliler, örgütlenmekten kaçan asgari ücretliler, eskiden solcu olan içine 12 eylül devletinin resmi ideolojisi kaçmış solcular başkanın arkasında.
"şube başkanlarından birisi kurultay delegemiz." diyor başkan tugay.
ne büyük keşif, nasıl büyük bir skandal değil mi? bir sendikanın şube başkanı nasıl olur da kurultay delegesi olur? kendisi aynı kurultayın delegesi değil miydi?
üstelik ilçe belediye başkanı iken katıldığı o kurultaya şaibe karıştırmaktan ifade vermedi mi? çok sevdiği, yere göğe koyamadığı, ağzından düşürmediği yasalarla hakkında hapis ve siyaset yasağı istenmiyor mu?
söz yetki karar çalışanlara
bugün izmir grevinde dönüm noktası. bizim duruşumuz çok net.
üretenler yönetsin.
25 yıldır kesintisiz izmir bşb'ni yönetenler kurumu ve kenti batırmışlardır. izmir yaşlı, yorgun, bakımsız, sahipsiz, gelişme dinamikleri hayli yavaşlamış bir kent oluyor.
bir çok bakanlıktan fazla bütçeye sahip şehir doymak bilmeyen, aç gözlü ehliyetsiz, liyakatsiz, kamu yararı nedir bilmeyen kendini ceo sanan kişiler tarafından yönetiliyor.
başta hırsı aklının ötesine geçen, daha bir yılını yeni doldurmuş ortada ciddi bir icraati olmayan bornova belediye başkanı olmak üzere ilçe belediye başkanları, izmir bşb başkan tugay'ın adamları işçileri sendika yönetimine karşı kışkırtarak, mobing uygulayarak sendikadan istifaya zorluyorlar.
mesele adil, eşit bir toplu sözleşme imzalanması meselesi değil sadece? köpeksiz köyde değneksiz dolaşmak istiyorlar. bu toplu sözleşmenin hemen ardından planladıkları işçi kıyımına gerekçe üretip, kamuoyunu buna hazırlıyorlar.
başkan tugay'ın bu açıklamasına karşı bugün işçiler açık oylamaya, agora demokrasisine gidiyorlar.
bir haftadır kentin bütün caddelerini kırmızı gömlekleri ile özgürleştiren, örgütlü işçi olmanın gücünü yaşayan ve yaşatan, eksiği ve fazlası ile, doğrusu ile yanlışı ile emeğinin hakkını savunmaya çalışan, "eşit işe eşit ücret" kavramını yeniden gündeme oturtan belediye işçileri açık oylama yapacak.
barışçı, örgütlü, birleşik bir mücadele ile 21 yıldır ilk kez 23 bin işçi grev yapıyor. izmir grevi şimdiden emek tarihinde yerini almıştır. bugün söz, yetki, karar çalışanlarındır. işçiler tarih yaparken açık oylama ile demokrasi kültürüne de katkı koyarak yeni kazanım daha elde ediyorlar. bakalım neye karar verecekler?
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
izmir grevinde dün gece ne oldu?
dün gece geç saatlerde türkiye emek hareketinin gözü kulağı izmir'deydi. disk'e bağlı genel iş sendikası ile izmir bşbb c.tugay arasında yapılan son görüşmeden çıkacak sonucu bekliyordu.
gece yarısı kameraların önüne çıkan başkan tugay "görüşme yolu tıkanmıştır" açıklaması yaptı.
dün gece ne oldu?
basitçe söylersek uzlaşmaya bir adım kaldı.
izmir bşbb c.tugay'ın dün yaptığı son öneri ile izelman işçilerinin "eşit işe eşit ücret talebi" önemli ölçüde sağlanmış görünüyor. görüşmelerin tıkandığı yer izenerji'ye bağlı çalışan işçilerin bu noktanın gerisinde kalması. ilk altı ay için taraflar kesin uzlaşmış. diğer zaman dilimi için karşılıklı atılacak bir kaç adımla sorun çözülür.
peki o zaman sorun ne?
başkan tugay neden gece yarısı yaptığı açıklama ile çözüme yakınlaşmış bir başkan profili çizmek yerine dolmabahçe'de çözüm masasını deviren yeni bir "reis " modunda konuştu.
bu tutumun şifreleri yaptığı konuşmanın içinde var.
son dönemde sözleri ile toplumsal muhalefetin önemli sözcüsü olan chp genel başkanı özgür özel çok doğru ve anlamlı bir duruşla "kimse bizden greve çıkmış işçiye laf söylememizi beklemesin" derken başkan tugay ona rahmet okutacak düzeyde çok ve boş konuşuyor.
başkan tugay çok net görülüyor; işçinin talebine yakınlaşmak zorunda kalmaktan, çöpçünün, park bahçe işçisinin, otobüs şoförünün muhatabı olmaktan hoşlanmıyor.
daha da kötüsü muhatap olmaya değer verdiği kişilerin kendisine biat etmemeleri onu çok öfkelendirmiş. kıpkırmızı bir yüz, öfke kontrolünü yapmakta zorlanan bir ruh hali ve saldırgan bir dil ile konuşuyor.
bu paçası çamurlular, her gün önünden geçtiği "kulları" nasıl olur da onu dinlemezler? üstelik içeride söylediği gibi 3 milyon izmirlide onun arkasındayken bu nasıl olur?
işçiye 1.000 tl verirse 23.000 bin işçinin maliyeti ne olur diyor başkan tugay?
bu izmirlinin parası diyor.
hesap doğru. fakat eksik.
o zaman son bir yılda ortalama brüt 35.000 tl ile işe alınan 1.500'e vardığı söylenen ve halen eşrefpaşa hastanesinde hızlandırılmış sağlık raporu ile işe alınanları söylemiyor. bu yeni işçilerin maliyeti nereden karşılanıyor?
kendisinin, eşinin arkadaşlarına yönetim kurulu üyeliği, danışmanlık, lojman, özel şoförlü araç, özel sekreter harcamalarının nereden karşılandığını söylemiyor.
işçinin parasını halkın vergilerinden öderken, bunları cebinden mi karşılıyor?
boy boy resimlerini billboardlara asan, halkın parasından kişisel tanıtımını yapan ajanslara aktarılan kaynaklardan hiç söz etmiyor.
başka konulara giriyor başkan tugay. "disk temsilcileri yöneticileri siyaset kokan laflar ediyorlar. " diyor.
doğru ya işçi neden siyaset yapar yahu? 12 eylül generalleri bu söz üzerine yattıkları yerde dönmüş olmalı. işçi verilen işi yapar, sesini çıkarmaz, evde oruç tutar gibi grev yapar. öyle değil mi?
12 eylül koşullarında büyümüş, zihni orada takılı, grev nedir? grev çadırı nedir? dayanışma grevi, genel grev nedir? bunları hiç görmemiş, duymamış, emek tarihinden bihaber başkan tugay anlamakta zorlanıyor olan biteni.
eline eldiven takıp çöp toplama şovu yapan belediye başkanı siyaset yapmalı, işçiye mi düşer bu iş öyle değil mi?
zaten örgütlü işçi ve emek düşmanı az maaş alan profesörler, siyasetten uzak durdukları için sefalete mahkum edilen emekliler, örgütlenmekten kaçan asgari ücretliler, eskiden solcu olan içine 12 eylül devletinin resmi ideolojisi kaçmış solcular başkanın arkasında.
"şube başkanlarından birisi kurultay delegemiz." diyor başkan tugay.
ne büyük keşif, nasıl büyük bir skandal değil mi? bir sendikanın şube başkanı nasıl olur da kurultay delegesi olur? kendisi aynı kurultayın delegesi değil miydi?
üstelik ilçe belediye başkanı iken katıldığı o kurultaya şaibe karıştırmaktan ifade vermedi mi? çok sevdiği, yere göğe koyamadığı, ağzından düşürmediği yasalarla hakkında hapis ve siyaset yasağı istenmiyor mu?
söz yetki karar çalışanlara
bugün izmir grevinde dönüm noktası. bizim duruşumuz çok net.
üretenler yönetsin.
25 yıldır kesintisiz izmir bşb'ni yönetenler kurumu ve kenti batırmışlardır. izmir yaşlı, yorgun, bakımsız, sahipsiz, gelişme dinamikleri hayli yavaşlamış bir kent oluyor.
bir çok bakanlıktan fazla bütçeye sahip şehir doymak bilmeyen, aç gözlü ehliyetsiz, liyakatsiz, kamu yararı nedir bilmeyen kendini ceo sanan kişiler tarafından yönetiliyor.
başta hırsı aklının ötesine geçen, daha bir yılını yeni doldurmuş ortada ciddi bir icraati olmayan bornova belediye başkanı olmak üzere ilçe belediye başkanları, izmir bşb başkan tugay'ın adamları işçileri sendika yönetimine karşı kışkırtarak, mobing uygulayarak sendikadan istifaya zorluyorlar.
mesele adil, eşit bir toplu sözleşme imzalanması meselesi değil sadece? köpeksiz köyde değneksiz dolaşmak istiyorlar. bu toplu sözleşmenin hemen ardından planladıkları işçi kıyımına gerekçe üretip, kamuoyunu buna hazırlıyorlar.
başkan tugay'ın bu açıklamasına karşı bugün işçiler açık oylamaya, agora demokrasisine gidiyorlar.
bir haftadır kentin bütün caddelerini kırmızı gömlekleri ile özgürleştiren, örgütlü işçi olmanın gücünü yaşayan ve yaşatan, eksiği ve fazlası ile, doğrusu ile yanlışı ile emeğinin hakkını savunmaya çalışan, "eşit işe eşit ücret" kavramını yeniden gündeme oturtan belediye işçileri açık oylama yapacak.
barışçı, örgütlü, birleşik bir mücadele ile 21 yıldır ilk kez 23 bin işçi grev yapıyor. izmir grevi şimdiden emek tarihinde yerini almıştır. bugün söz, yetki, karar çalışanlarındır. işçiler tarih yaparken açık oylama ile demokrasi kültürüne de katkı koyarak yeni kazanım daha elde ediyorlar. bakalım neye karar verecekler?
devamını gör...