#araştırma-inceleme
orijinal adı: a history of the world in six glasses
yazar: tom standage
yayım yılı: 2005
dünya tarihini olaylar yerine içecekler üzerinden sınıflandıran kitaptır. kitapta tarih; bira, şarap, damıtık içkiler, kahve, çay ve kola çağları olarak incelenmektedir.
yazar: tom standage
yayım yılı: 2005
dünya tarihini olaylar yerine içecekler üzerinden sınıflandıran kitaptır. kitapta tarih; bira, şarap, damıtık içkiler, kahve, çay ve kola çağları olarak incelenmektedir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "desidero" tarafından 27.12.2020 15:53 tarihinde açılmıştır.
1.
tom standage'ın yazdığı, 6 farklı içeceğin dünya, toplum ve devletlerin tarihilerine nasıl yön verdiğini anlatan harika kitap. bira, şarap, dağıtık içkiler (rom, viski vs), kahve, çay ve kolanın bulunması ve yaygınlaşmasıyla tarihi olaylar arasındaki bağlantılar hakkında müthiş bilgiler mevcut.
devamını gör...
2.
bu sene en keyif alarak kitaplar arasında bulunan tom standage kitaptır.
bu kitabı haluk diye bir abi var soyadını unuttum onun youtube kanalından keşfetmiştim.
kesinlikle okunması gereken bir kitap.
hiç böyle bir bakış açısı olarak düşünmemiştim dünya tarihini.
bu kitabı haluk diye bir abi var soyadını unuttum onun youtube kanalından keşfetmiştim.
kesinlikle okunması gereken bir kitap.
hiç böyle bir bakış açısı olarak düşünmemiştim dünya tarihini.
devamını gör...
3.
günlük hayatımıza devam ederken içecekler müthiş figüranlar olarak boy gösterirler sahnemizde. ama düşündüğümüzden çok daha önemlidir bu içecekler. ve her içecek önümüze aşina olduğumuz bir sahne serer.
mesela bira. amerikan filmlerinde sanki su içer gibi lıkır lıkır içilir bira. biraz avam bir içecektir. genelde benim hatırıma gelen sahne şöyledir bira deyince: oduncu gömleği giymiş; uzun sakallı ve uzun saçlı bir adam bar tezgahına yaslanır ve bol dekolteli kadından soğuk bir bira ister ve içeceği gelene kadar omzunun üstünden içerideki diğer insanları izler.
ya da şarap. şarap biraz daha romantik bir içecektir. sahnemiz de şöyle olacak. jilet gibi takım elbisesi ile yakışıklı baş kahramanımız kırmızı elbise ile güzeller güzeli kadın kahramanımızla iki kişilik bir akşam yemeği buluşmasındadır. garson gelir ve şarabın bilmem kaç yılında bilmem nerde üretildiğini söyler ve adam da kadını daha çok etkilemek için saçma sapan açıklamalar yapar o bölge ve şarapları ile ilgili.
sonrasında viski var. viski zengin içeceğidir ve herkesin harcı değildir. sahnemizde şişman ve zengin bir abimiz çatallanmış sesiyle karşısında tir tir titreyen genç adama nükteli tehditler savurmakta ve bir yandan da buzlu viskisinden minik yudumlar almaktadır. kötü adam kahkahası ise sonradan gelecektir.
çay ise bizim başrol oyuncumuzdur. köy kahvesinin bahçesinde toplanmış ağaya borcunu nasıl ödeyeceğini düşünen köylüler birden “ herkese benden çay” nidası ile irkilir çünkü hiç beklemedikleri ve umursamadıkları bir genç bütün sorunların çözecek bir macera yaşamış ve köylünün borcunu ağaya ödemiştir. çaylar gelir, şakalar yapılır ve höpürdeyen çaylarla mutlu mesut yaşanır.
kahve bambaşkadır. son zamanlarda ortaya çıkan yeni nesil kahveciler işi biraz bozsa da biz nostaljik sahnemize bakalım. genç adam iki ayağını üst üste koyup heyecanla beklerken aşık olduğu genç kız tepside kahveleri getirir. anlık bir bakışma ve mahçup bir gülüş. herkes fark eder ama kimse oralı gibi davranmaz. isteme, el öpme, mutlu mesut yaşamaya devam etme...
son içeceğimiz de kola olsun. sahnemizde ergen bir genç basketbol sahası kenarında oturmakta bir yandan ayağıyla kaykayını sağa sola oynatırken bir yandan kolasını içmektedir. o sırada basketbol oynayanlar topu ondan tarafa kaçırırlar ve macera başlar. meğer çok aşırı yetenekliymiş hem kola içme hem basketbol oynama konusunda.
ben dünyayı aldı bardakla açıkladım. yazar daha iyisini yapmış, siz de okuyun ve kendi 6 bardağınızı bulun.
mesela bira. amerikan filmlerinde sanki su içer gibi lıkır lıkır içilir bira. biraz avam bir içecektir. genelde benim hatırıma gelen sahne şöyledir bira deyince: oduncu gömleği giymiş; uzun sakallı ve uzun saçlı bir adam bar tezgahına yaslanır ve bol dekolteli kadından soğuk bir bira ister ve içeceği gelene kadar omzunun üstünden içerideki diğer insanları izler.
ya da şarap. şarap biraz daha romantik bir içecektir. sahnemiz de şöyle olacak. jilet gibi takım elbisesi ile yakışıklı baş kahramanımız kırmızı elbise ile güzeller güzeli kadın kahramanımızla iki kişilik bir akşam yemeği buluşmasındadır. garson gelir ve şarabın bilmem kaç yılında bilmem nerde üretildiğini söyler ve adam da kadını daha çok etkilemek için saçma sapan açıklamalar yapar o bölge ve şarapları ile ilgili.
sonrasında viski var. viski zengin içeceğidir ve herkesin harcı değildir. sahnemizde şişman ve zengin bir abimiz çatallanmış sesiyle karşısında tir tir titreyen genç adama nükteli tehditler savurmakta ve bir yandan da buzlu viskisinden minik yudumlar almaktadır. kötü adam kahkahası ise sonradan gelecektir.
çay ise bizim başrol oyuncumuzdur. köy kahvesinin bahçesinde toplanmış ağaya borcunu nasıl ödeyeceğini düşünen köylüler birden “ herkese benden çay” nidası ile irkilir çünkü hiç beklemedikleri ve umursamadıkları bir genç bütün sorunların çözecek bir macera yaşamış ve köylünün borcunu ağaya ödemiştir. çaylar gelir, şakalar yapılır ve höpürdeyen çaylarla mutlu mesut yaşanır.
kahve bambaşkadır. son zamanlarda ortaya çıkan yeni nesil kahveciler işi biraz bozsa da biz nostaljik sahnemize bakalım. genç adam iki ayağını üst üste koyup heyecanla beklerken aşık olduğu genç kız tepside kahveleri getirir. anlık bir bakışma ve mahçup bir gülüş. herkes fark eder ama kimse oralı gibi davranmaz. isteme, el öpme, mutlu mesut yaşamaya devam etme...
son içeceğimiz de kola olsun. sahnemizde ergen bir genç basketbol sahası kenarında oturmakta bir yandan ayağıyla kaykayını sağa sola oynatırken bir yandan kolasını içmektedir. o sırada basketbol oynayanlar topu ondan tarafa kaçırırlar ve macera başlar. meğer çok aşırı yetenekliymiş hem kola içme hem basketbol oynama konusunda.
ben dünyayı aldı bardakla açıkladım. yazar daha iyisini yapmış, siz de okuyun ve kendi 6 bardağınızı bulun.
devamını gör...