1.
orta farsça yazılmış sasani imparatorluğu dönemi zerdüşt dini metnidir. literatür için bir şark klasiğidir. 101 bölümden oluştur.
arda virâf adında bir faninin öteki dünyayı 7 gün 7 gece gezdiği, ahiret inancının en doğru 'yol' olduğunu aktardığı konusunda yazılmış en eski tarihi kaynaktır. islamda miraç olarak bildiğimiz göğe yükselme, arafı, cenneti ve cehennemi ziyaret etme hikayesi ardaviraf-name'den bibebir alıntıdır. bugün, göğe yükselme hikayesinin kökeninin sümere kadar gittiğini biliyoruz.
bu konuları okurken modern çağdaki gibi düşünüyorsunuz ancak eskiden krallar hem siyasi liderdi hem de dini liderdi. yani arda viraf, zerdüşt halkı için önemli, yüksek rütbeli biriydi. o dönem laiklik filan yoktu. peygamber diye ruhuna dualar ettiğiniz kişiler aslında hem siyasetçi, hem topluluk lideri, hem de din adamıydılar. hep merak edilen bir soruya cevap vereceğim; bu yüzden kadın peygamber yok. çünkü tarih yazarları kadın krallardan (kraliçelerden) bahsederken onları 'eşleri öldüklerinde tahta geçen' kişiler olarak aktarıyor. yani patriyarkal tarih yazarlığı var. bence sümer kraliçesi puabi kendi dönemine göre bir peygamber olabilir.
peygamber kime denir? tanrıyla iletişim kurabilen, tanrı tarafından yetkilendirildiğine inanılan, toplumu kutlu bir 'yola' çağıran kişidir.
türklerdeki kut inancı da peygamberlik değil midir? aynı anlama gelen kelimeler 'eş anlamlı' değil midir?
dönelim islamiyet öncesi iran coğrafyasına;
zerdüşt inancında önemli bir yeri olan çinvat köprüsü ile islamiyet’teki sırat köprüsü arasındaki benzerlik hakkında asırlar boyunca çok sayıda eser yazıldı. ardâvîrâfnâme ile 1265 ile 1321 seneleri arasında yaşamış olan dante’nin ilâhi komedya'sı da birbirine çok benziyor. örneğin; “ârâf” yani günahları ile sevapları eşit olanların bekletildiği mekân ile ilahi komedya'daki aynı anlama gelen “purgatorio” kelimesi var.
karşılaştırmalı edebiyat uzmanları, ilâhî komedya ile muhammed’in miracını anlatan mirâcnâmeler arasında da benzerlikler olduğunu söylüyorlar. batılı edebiyat tarihçileri, dante’nin bu şark eserlerini bildiğini ve ilahi komedya'yı yazarken bu kaynaklardan esinlendiğini düşünüyorlar.
makedonyalı büyük iskender, zerdüşt dininin yazılı kaynaklarını yok ettiğinde dönemin zerdüşt eski iran halkı (aralarında kürtler de vardır) kültür şoku yaşıyordu. büyük iskender, fethettiği topraklara tapınaklar inşa ederdi. grek tapınakları hem bir ibadet merkezi hem de grek ticaret merkezleridir. o dönemin banka ve depolarıdır. değerli mallar ve ikonik eşyalar burada tanrılara sunulurdu. bir nesneyi tanrıya atfettiğinizde artık ona sadece tanrıya hizmet etmeye yeminli kişiler elini sürebilirdi. yani güvenlik hizmeti veren bir çeşit ilahi bankacılık-depoculuk sistemi. aynı sistem antik mısırda ve antik sümerde de vardı. tapınak yağmalamak bir yurttaş için lanetlenmek anlamına geliyordu. o dönemde sıtma gibi hastalıklar bile 'tanrının laneti' olarak görülüyordu. şimdi modern ülkelerde sıtmadan ölen kimse yok. tapınak yağmalamak ancak başka bir milletten iseniz büyük bir gurur kaynağıydı.
zerdüşt topraklarının iskender tarafından fetih edilmesiyle batı'dan gelen hellen kültürünün emperyalizmi şarttı. iskender öldükten sonra general birinci ptolemaios mısısrda hellen kültürünü yaymak istedi. ancak mısırlılar tarihlerine ve kültürlerine çok bağlıydı. mısısr kültürü öyle büyüleyiciydi ki grekler onlardan etkilendi. mısır'da sadeceyönetici sınıfı romalıydı.
ilber ortaylı - mısır fatihleri fetherdi
sonuç; iran'ın müslümanlar tarafından fethedilmesi ve islamlaşmasından önceki son büyük iran imparatorluğu olan sasani imparatorluğu (sasaniyan) zerdüşt dinini korudu. batı'nın kültür emperyalizmi başarılı olamadı. ancak hindistan-iran merkezli mitoloji 'islam' şekliyle bütün afro-avrasyayı ve ispanya'yı etkiledi.
geçtiğimiz yıllarda 'islam rönesansı yapmalıyız' fikriyle ortalarda dolaşanlar tarihi anlamamış. batı'nın ağzıyla konuşuyorlar. islam rönesansı zaten iran'da gerçekleşti. en büyük tıp alimleri, en büyük şairler, en büyük astonomlar, en büyük alimler, en büyük sanatkarlar zaten eski iran topraklarında vardı. dünya'nın en değerli tekstil ürünü iran kumaşıydı.
ben bir ziraat mühendisi olarak bütün bunları hindistan-iran ve akdenizdeki bitki genetik çeşitliliğine bağlıyorum. o kadar çok ürün yetiştiriliyordu ki dünya'nın ticaret merkezi oldular. zenginleştikçe bilgi ürettiler. bu nedenle tarihçiler bu ticaret yollarına "baharat yolu" ve "ipek yolu" demişler.
ancak ortadoğu ne zaman tarımdan uzaklaştı, kuraklıklar ve çekirge istilaları görüldü, ne zaman bitkisel üretim azaldı, insanlar açlıktan kırıldı, yöneticiler çiftçilerine ağır vergi yükleri koydular ve batılılar buralardan tohum kaçırmaya başladığında doğu'nun rönesansı bitti ve mezhepler savaşı başladı. maalesef bunun sorumlularından biri osmanlı hanedanlığıdır. dönemin alimleri kendi imkanlarıyla tıp kitapları, bostancılık kitapları, jeoloji kitapları yazarken osmanlı hanedanlığı fetihlerle nereyi haraca bağlayalım, yine hangi şehzade taht için isyan çıkaracak, mısır valisi isyan mı çıkaracak, eflak boğdan niye vergisini geciktirdi, nefi'nin yeni şiiri yok mu, hangi şair beni eleştirmiş, enderun'dan kimi paşa yapsak, hareme yeni cariyeler gelmiş, şu molla gene ne anlatıyor deyyus, şeyhül islam şarabı yasaklasın ama ben içeyim, topraklarımda tütün içmeyi yasak ettim, yeni bir yüzük yaptım bin karat safir taktım gel sultanım git cariyem
bildiğiniz üzere osmanlı imparatorluğu kurumlarının hemen hepsi, fatih sultan mehmet'in doktriniyle işlemeye devam etmiştir. sultan ikinci mehmet, istanbul'u aldığında şehrin adı 'konstantiniyye' olarak kaldı. üstelik sultan ikinci mehmet 'kayser-i rum' ünvanını kullandı. ayrıca sultan ikinci mehmet'in annesi hüma hatun fransız kralının kızıdır. (kaynak: peçev-i tarihi) fransa-osmanlı dostluğunu hatırlayınız.
yani görüleceği üzere 'islam rönesansı' taaaaa batı rönesansı'na kadar süregelmiştir. hatta batı rönesansını da beslemiştir. ancak 'islam rönesansı' dediğim şey temelinde yüksek pers kültür-sanat-mitolojisidir. bildiğiniz üzere dünya'da herşey evrim geçirir. zaman, her şeyi dönüştürür. zaman sürekl iakan bir nehirdir. bizler o nehire atılmış taşlar gibiyiz. kişiliğimiz, fikirlerimiz, toplumsal kurallarımız, inançlarımız, değerlerimiz zamanın sularında pürüzlerini kaybeder. dünyanın sırrı köşeli olmamaktır; yuvarlak olmaktır. ying-yang budur. islami motiflerde sürekli renkli dairelerin ve fraktalların kullanılması bu yüzdendir. mimari yapıların kubbeleştirilmesi bu yüzdendir.
çünkü kafatası yuvarlaktır. güneş ve ay yuvarlaktır. ellerimizi birleştirince yuvarlak bir şekil olur. sığırların boynuzları yuvarlaktır. kadının kalçası ve memeleri yuvarlaktır. doğurgan memelilerin karnı yuvarlak olur. nehirler kıvrılarak akar. taşlar yuvarlaksa daha hızlı düşer. yuvarlak bir şekil tehlikeli değildir; güven verir. oysa grek mimarisi hep köşelidir. tıpkı göğe ellerini uzatan biri gibi kolonlar vardır. grek mimarisi üçgenlerden oluşur. bu yüzden doğu kültürü ve batı kültürü asla anlaşamaz.
edit: e peki kabe neden köşeli? kabe'nin kutsiyeti hacerül esved taşının parçalarından geliyor. vajinaya benzeyen şey bu taşların sergilenmesi için yapılmış. vajinayla filan alakası yok yani. bazı yerlerde hacerül esved'in hint mitolojisinde ay tanrıçası shiva'nın vajinasını temsil ettiği söyleniyor olsa da bunu araştırmak gerek.
prof. hikmet tanyu 'bütün dinlerde kutsal bir karataş olduğunu' ifade etmiştir. taş, materyal olarak bütünlüğünü bozmadan, kırmadan şekil verebildiğimiz ilk nesnedir. en önemlisi de ateşe karşı dayanıklıdır, yanmaz. benim hayal gücüme göre dünya'daki ilk toplumlar ateşe ve taşa tapınıyorlardı. ateş güneşi temsil ediyorken kara taş ay'ı temsil ediyordu. ateş, gündüz gibi sıcak ve parlaktı. kara taş ise gece gibi soğuk ve karanlıktı.
daha sonra bazı toplumlar gündüz ve gece aktif olan hayvanlar üzerinden yarı insan yarı tanrı figürler (bkz: antropomorfize etmek) hayal etti. gündüz ve gece avlanan hayvanlara insani özellikler atfederek mitler uydurdu. bunların heykellerini yaptı. sonuçta çok tanrılı (politeizm) dinler ortaya çıktı. toplumdaki çatışmalar tanrılar üzerinden aktarıldı. toplumun en çok korktuğu, en çok sevdiği, en çok muhtaç olduğu figürler en büyük tanrılar/tanrıçalar olarak yaşadı.
dinler tarihi hakkında okurken günümüzde tabu olduğu için pek değinilmeyen yamyamlık, ensest, çocuk askerler, çocuk evlilikleri, insan-hayvan cinsel ilişkisi gibi şeyleri de düşünmek zorundasınız. yani ortadoğu'da eşek sikmek ile ilgili hitit kayıtları var iken gelip bana 'kürt tarihin övmeyin'. türk tarihinde de dişi kurtu emen bir türk bebeği figürü var. gre ktarihinde de koyunla cinsel ilişkiye giren pan diye bir tanrı figürü var. afrika kabilelerinde de çin geleneksel tıbbında da hayvanın cinsel organını yemekle ilgili saçma inançlar var. antik çağlarda her çeşit cinsellik görülüyordu. dinler tarihi okurken bunları da aklınızda bulundursanız fena olmaz. dinlerin amacı insan kaynağını yönetmektir. işletme fakültesi okuyanlar iyi bilir insan kaynakları departmanları boşuna kurulmuyor.
kralsın, yan gelip yatıyorsun. kölelerine bal sürüyorsun sinekler seni rahatsız etmesin diye. en büyük derdin buyken bir kuraklık vuruyor bütün halk sana düşman oluyor. gidip bereket tanrıçasına 31 çekiyorsun nil nehrinin başında. işe yaramıyor, halkın seni timsahlara atıyor yerine yeğenin geçiyor. o da gidip nil nehrinin başında 31 çekse onun da sonu timsahların midesinde olacak. mecburen kafayı çalıştırıyor. önceki kral komşu ülkenin kralına mektup yazmış 'bize tahıl gönder' demiş. cevap 5 ay sonra geliyor. 'kanks bizde de yok kb' napacaksın?
millet açlıktan kedi, fare, çekirge, kurbağa, timsah yiyor. ooh diyorsun timsahları yediler, sarayın generali geliyor kafanı teberle vuruyor. adını tarihi kayıtlardan siliyor. general diyor ki 'tanrıyla konuştum. tanrı beni seçti, kuraklığı sonlandıracak' o yıl yağmur yağıyor halk mutlu. general darbe yapmış ama kime ne? kıtlık varken kim takar darbeyi. general bu, zeki herif. ambarları sıkı sıkı denetliyor ki karaborsa olmasın. çiftçilerin ve tüccarların tepesine çöküyor. bugün bile gıda enflasyonu iktidarları deviriyor. dinler konusunda sidik yarıştırmayın. kürt tarihi diye bişey de yok. eski iran halklarından dedim diye soyunu sasani imparatorluğuna dayandıracaklar. böyle de yüzsüzler. iranı, hindistan'ı, mısır'ı türkler yönetmiştir. türk olmak ortadoğu'da bir ayrıcalıktır. ortadoğu'da 'benim büyükannem türk' diyorsalar bu size sempatik görünmek için değildir. türkler eski çağlarda hep yönetici sınıf olmuştur.
ancak 21. yy'ın ihtiyaçları farklı. yeni bir oyun kurgulanıyor. yeni bir sistem kurgulanıyor. inanın dinler kimsenin umurunda değil. 'islam dünyası' diye birşey yok. çünkü ortada bir islam birliği yok. ama 'yahudi dünyası' ve 'hristiyan dünyası' diye birşey var mı? var. değil mi.
kendi toplumunda din ve millet çatışmasını aşamayan hiç bir ülke 21. yy'da bağımsız kalamayacak.
halifelik islam dünyasının kurulması için çok önemli bir makam. tarih kayıtlarına göre 1923'de halifelik türkiye büyük millet meclisinde kaldırıldı. halifelik, ışıd üzerinden diriltilmeye çalışılıyor.
oda tv - 2017'de halife kim olacak
kürtler, önce akdenize kıyısı olan bağımsız kürdistan (bize göre terör devleti) fikriyle birleştirilecek, sonra da hilafet ile kukla arap prenslere bağlanacak. kürt nüfusu kullanarak doğu anadoludaki tatlı su kaynakları ele geçirilecek. buradan gelen suyla ortadoğu tarımı desteklenecek. araplar şimdiden çölün ortasına tarlalar kuruyorlar. anadolu kürtleri 'bağımsız kürdistan' fikriyle kime hizmet edeceklerini hala idrak edebilmiş değiller. bill gates'in arazi satın aldığı dönemdeyiz.
öğretmen yolluyoruz katlediyorsunuz, fabrika kuruyoruz 'komunizm' diyorsunuz, kaçakçılık yapıyorsunuz göz yumuyoruz, tek gelir kaynağınız budur diyoruz. kaçak elektrik kullanıyorsunuz her yere klima takıyorsunuz, okul açıyoruz kapatıyorsunuz, doğu anadolu'yu yatırım için öncelikli alan ilan ediyoruz sizin yüzünüzden fazla para verip batıya fabrika kurmayı tercih ediyor yatırımcılar. artık kendinize bir tokat atın. sizden başkaları da yaşıyor bu ülkede. bu gidişle kürtler de rumlar gibi mübadele edilecek. suriye hükümetiyle belki bu anlaşmalar yapılıyordur. biz 6 milyon suriyeli aldık ama 6 milyon suriyeli göndereceğimizi taahhüt etmedik daha. farkında değilsiniz.
arda virâf adında bir faninin öteki dünyayı 7 gün 7 gece gezdiği, ahiret inancının en doğru 'yol' olduğunu aktardığı konusunda yazılmış en eski tarihi kaynaktır. islamda miraç olarak bildiğimiz göğe yükselme, arafı, cenneti ve cehennemi ziyaret etme hikayesi ardaviraf-name'den bibebir alıntıdır. bugün, göğe yükselme hikayesinin kökeninin sümere kadar gittiğini biliyoruz.
bu konuları okurken modern çağdaki gibi düşünüyorsunuz ancak eskiden krallar hem siyasi liderdi hem de dini liderdi. yani arda viraf, zerdüşt halkı için önemli, yüksek rütbeli biriydi. o dönem laiklik filan yoktu. peygamber diye ruhuna dualar ettiğiniz kişiler aslında hem siyasetçi, hem topluluk lideri, hem de din adamıydılar. hep merak edilen bir soruya cevap vereceğim; bu yüzden kadın peygamber yok. çünkü tarih yazarları kadın krallardan (kraliçelerden) bahsederken onları 'eşleri öldüklerinde tahta geçen' kişiler olarak aktarıyor. yani patriyarkal tarih yazarlığı var. bence sümer kraliçesi puabi kendi dönemine göre bir peygamber olabilir.
peygamber kime denir? tanrıyla iletişim kurabilen, tanrı tarafından yetkilendirildiğine inanılan, toplumu kutlu bir 'yola' çağıran kişidir.
türklerdeki kut inancı da peygamberlik değil midir? aynı anlama gelen kelimeler 'eş anlamlı' değil midir?
dönelim islamiyet öncesi iran coğrafyasına;
zerdüşt inancında önemli bir yeri olan çinvat köprüsü ile islamiyet’teki sırat köprüsü arasındaki benzerlik hakkında asırlar boyunca çok sayıda eser yazıldı. ardâvîrâfnâme ile 1265 ile 1321 seneleri arasında yaşamış olan dante’nin ilâhi komedya'sı da birbirine çok benziyor. örneğin; “ârâf” yani günahları ile sevapları eşit olanların bekletildiği mekân ile ilahi komedya'daki aynı anlama gelen “purgatorio” kelimesi var.
karşılaştırmalı edebiyat uzmanları, ilâhî komedya ile muhammed’in miracını anlatan mirâcnâmeler arasında da benzerlikler olduğunu söylüyorlar. batılı edebiyat tarihçileri, dante’nin bu şark eserlerini bildiğini ve ilahi komedya'yı yazarken bu kaynaklardan esinlendiğini düşünüyorlar.
makedonyalı büyük iskender, zerdüşt dininin yazılı kaynaklarını yok ettiğinde dönemin zerdüşt eski iran halkı (aralarında kürtler de vardır) kültür şoku yaşıyordu. büyük iskender, fethettiği topraklara tapınaklar inşa ederdi. grek tapınakları hem bir ibadet merkezi hem de grek ticaret merkezleridir. o dönemin banka ve depolarıdır. değerli mallar ve ikonik eşyalar burada tanrılara sunulurdu. bir nesneyi tanrıya atfettiğinizde artık ona sadece tanrıya hizmet etmeye yeminli kişiler elini sürebilirdi. yani güvenlik hizmeti veren bir çeşit ilahi bankacılık-depoculuk sistemi. aynı sistem antik mısırda ve antik sümerde de vardı. tapınak yağmalamak bir yurttaş için lanetlenmek anlamına geliyordu. o dönemde sıtma gibi hastalıklar bile 'tanrının laneti' olarak görülüyordu. şimdi modern ülkelerde sıtmadan ölen kimse yok. tapınak yağmalamak ancak başka bir milletten iseniz büyük bir gurur kaynağıydı.
zerdüşt topraklarının iskender tarafından fetih edilmesiyle batı'dan gelen hellen kültürünün emperyalizmi şarttı. iskender öldükten sonra general birinci ptolemaios mısısrda hellen kültürünü yaymak istedi. ancak mısırlılar tarihlerine ve kültürlerine çok bağlıydı. mısısr kültürü öyle büyüleyiciydi ki grekler onlardan etkilendi. mısır'da sadeceyönetici sınıfı romalıydı.
ilber ortaylı - mısır fatihleri fetherdi
sonuç; iran'ın müslümanlar tarafından fethedilmesi ve islamlaşmasından önceki son büyük iran imparatorluğu olan sasani imparatorluğu (sasaniyan) zerdüşt dinini korudu. batı'nın kültür emperyalizmi başarılı olamadı. ancak hindistan-iran merkezli mitoloji 'islam' şekliyle bütün afro-avrasyayı ve ispanya'yı etkiledi.
geçtiğimiz yıllarda 'islam rönesansı yapmalıyız' fikriyle ortalarda dolaşanlar tarihi anlamamış. batı'nın ağzıyla konuşuyorlar. islam rönesansı zaten iran'da gerçekleşti. en büyük tıp alimleri, en büyük şairler, en büyük astonomlar, en büyük alimler, en büyük sanatkarlar zaten eski iran topraklarında vardı. dünya'nın en değerli tekstil ürünü iran kumaşıydı.
ben bir ziraat mühendisi olarak bütün bunları hindistan-iran ve akdenizdeki bitki genetik çeşitliliğine bağlıyorum. o kadar çok ürün yetiştiriliyordu ki dünya'nın ticaret merkezi oldular. zenginleştikçe bilgi ürettiler. bu nedenle tarihçiler bu ticaret yollarına "baharat yolu" ve "ipek yolu" demişler.
ancak ortadoğu ne zaman tarımdan uzaklaştı, kuraklıklar ve çekirge istilaları görüldü, ne zaman bitkisel üretim azaldı, insanlar açlıktan kırıldı, yöneticiler çiftçilerine ağır vergi yükleri koydular ve batılılar buralardan tohum kaçırmaya başladığında doğu'nun rönesansı bitti ve mezhepler savaşı başladı. maalesef bunun sorumlularından biri osmanlı hanedanlığıdır. dönemin alimleri kendi imkanlarıyla tıp kitapları, bostancılık kitapları, jeoloji kitapları yazarken osmanlı hanedanlığı fetihlerle nereyi haraca bağlayalım, yine hangi şehzade taht için isyan çıkaracak, mısır valisi isyan mı çıkaracak, eflak boğdan niye vergisini geciktirdi, nefi'nin yeni şiiri yok mu, hangi şair beni eleştirmiş, enderun'dan kimi paşa yapsak, hareme yeni cariyeler gelmiş, şu molla gene ne anlatıyor deyyus, şeyhül islam şarabı yasaklasın ama ben içeyim, topraklarımda tütün içmeyi yasak ettim, yeni bir yüzük yaptım bin karat safir taktım gel sultanım git cariyem
bildiğiniz üzere osmanlı imparatorluğu kurumlarının hemen hepsi, fatih sultan mehmet'in doktriniyle işlemeye devam etmiştir. sultan ikinci mehmet, istanbul'u aldığında şehrin adı 'konstantiniyye' olarak kaldı. üstelik sultan ikinci mehmet 'kayser-i rum' ünvanını kullandı. ayrıca sultan ikinci mehmet'in annesi hüma hatun fransız kralının kızıdır. (kaynak: peçev-i tarihi) fransa-osmanlı dostluğunu hatırlayınız.
yani görüleceği üzere 'islam rönesansı' taaaaa batı rönesansı'na kadar süregelmiştir. hatta batı rönesansını da beslemiştir. ancak 'islam rönesansı' dediğim şey temelinde yüksek pers kültür-sanat-mitolojisidir. bildiğiniz üzere dünya'da herşey evrim geçirir. zaman, her şeyi dönüştürür. zaman sürekl iakan bir nehirdir. bizler o nehire atılmış taşlar gibiyiz. kişiliğimiz, fikirlerimiz, toplumsal kurallarımız, inançlarımız, değerlerimiz zamanın sularında pürüzlerini kaybeder. dünyanın sırrı köşeli olmamaktır; yuvarlak olmaktır. ying-yang budur. islami motiflerde sürekli renkli dairelerin ve fraktalların kullanılması bu yüzdendir. mimari yapıların kubbeleştirilmesi bu yüzdendir.
çünkü kafatası yuvarlaktır. güneş ve ay yuvarlaktır. ellerimizi birleştirince yuvarlak bir şekil olur. sığırların boynuzları yuvarlaktır. kadının kalçası ve memeleri yuvarlaktır. doğurgan memelilerin karnı yuvarlak olur. nehirler kıvrılarak akar. taşlar yuvarlaksa daha hızlı düşer. yuvarlak bir şekil tehlikeli değildir; güven verir. oysa grek mimarisi hep köşelidir. tıpkı göğe ellerini uzatan biri gibi kolonlar vardır. grek mimarisi üçgenlerden oluşur. bu yüzden doğu kültürü ve batı kültürü asla anlaşamaz.
edit: e peki kabe neden köşeli? kabe'nin kutsiyeti hacerül esved taşının parçalarından geliyor. vajinaya benzeyen şey bu taşların sergilenmesi için yapılmış. vajinayla filan alakası yok yani. bazı yerlerde hacerül esved'in hint mitolojisinde ay tanrıçası shiva'nın vajinasını temsil ettiği söyleniyor olsa da bunu araştırmak gerek.
prof. hikmet tanyu 'bütün dinlerde kutsal bir karataş olduğunu' ifade etmiştir. taş, materyal olarak bütünlüğünü bozmadan, kırmadan şekil verebildiğimiz ilk nesnedir. en önemlisi de ateşe karşı dayanıklıdır, yanmaz. benim hayal gücüme göre dünya'daki ilk toplumlar ateşe ve taşa tapınıyorlardı. ateş güneşi temsil ediyorken kara taş ay'ı temsil ediyordu. ateş, gündüz gibi sıcak ve parlaktı. kara taş ise gece gibi soğuk ve karanlıktı.
daha sonra bazı toplumlar gündüz ve gece aktif olan hayvanlar üzerinden yarı insan yarı tanrı figürler (bkz: antropomorfize etmek) hayal etti. gündüz ve gece avlanan hayvanlara insani özellikler atfederek mitler uydurdu. bunların heykellerini yaptı. sonuçta çok tanrılı (politeizm) dinler ortaya çıktı. toplumdaki çatışmalar tanrılar üzerinden aktarıldı. toplumun en çok korktuğu, en çok sevdiği, en çok muhtaç olduğu figürler en büyük tanrılar/tanrıçalar olarak yaşadı.
dinler tarihi hakkında okurken günümüzde tabu olduğu için pek değinilmeyen yamyamlık, ensest, çocuk askerler, çocuk evlilikleri, insan-hayvan cinsel ilişkisi gibi şeyleri de düşünmek zorundasınız. yani ortadoğu'da eşek sikmek ile ilgili hitit kayıtları var iken gelip bana 'kürt tarihin övmeyin'. türk tarihinde de dişi kurtu emen bir türk bebeği figürü var. gre ktarihinde de koyunla cinsel ilişkiye giren pan diye bir tanrı figürü var. afrika kabilelerinde de çin geleneksel tıbbında da hayvanın cinsel organını yemekle ilgili saçma inançlar var. antik çağlarda her çeşit cinsellik görülüyordu. dinler tarihi okurken bunları da aklınızda bulundursanız fena olmaz. dinlerin amacı insan kaynağını yönetmektir. işletme fakültesi okuyanlar iyi bilir insan kaynakları departmanları boşuna kurulmuyor.
kralsın, yan gelip yatıyorsun. kölelerine bal sürüyorsun sinekler seni rahatsız etmesin diye. en büyük derdin buyken bir kuraklık vuruyor bütün halk sana düşman oluyor. gidip bereket tanrıçasına 31 çekiyorsun nil nehrinin başında. işe yaramıyor, halkın seni timsahlara atıyor yerine yeğenin geçiyor. o da gidip nil nehrinin başında 31 çekse onun da sonu timsahların midesinde olacak. mecburen kafayı çalıştırıyor. önceki kral komşu ülkenin kralına mektup yazmış 'bize tahıl gönder' demiş. cevap 5 ay sonra geliyor. 'kanks bizde de yok kb' napacaksın?
millet açlıktan kedi, fare, çekirge, kurbağa, timsah yiyor. ooh diyorsun timsahları yediler, sarayın generali geliyor kafanı teberle vuruyor. adını tarihi kayıtlardan siliyor. general diyor ki 'tanrıyla konuştum. tanrı beni seçti, kuraklığı sonlandıracak' o yıl yağmur yağıyor halk mutlu. general darbe yapmış ama kime ne? kıtlık varken kim takar darbeyi. general bu, zeki herif. ambarları sıkı sıkı denetliyor ki karaborsa olmasın. çiftçilerin ve tüccarların tepesine çöküyor. bugün bile gıda enflasyonu iktidarları deviriyor. dinler konusunda sidik yarıştırmayın. kürt tarihi diye bişey de yok. eski iran halklarından dedim diye soyunu sasani imparatorluğuna dayandıracaklar. böyle de yüzsüzler. iranı, hindistan'ı, mısır'ı türkler yönetmiştir. türk olmak ortadoğu'da bir ayrıcalıktır. ortadoğu'da 'benim büyükannem türk' diyorsalar bu size sempatik görünmek için değildir. türkler eski çağlarda hep yönetici sınıf olmuştur.
ancak 21. yy'ın ihtiyaçları farklı. yeni bir oyun kurgulanıyor. yeni bir sistem kurgulanıyor. inanın dinler kimsenin umurunda değil. 'islam dünyası' diye birşey yok. çünkü ortada bir islam birliği yok. ama 'yahudi dünyası' ve 'hristiyan dünyası' diye birşey var mı? var. değil mi.
kendi toplumunda din ve millet çatışmasını aşamayan hiç bir ülke 21. yy'da bağımsız kalamayacak.
halifelik islam dünyasının kurulması için çok önemli bir makam. tarih kayıtlarına göre 1923'de halifelik türkiye büyük millet meclisinde kaldırıldı. halifelik, ışıd üzerinden diriltilmeye çalışılıyor.
oda tv - 2017'de halife kim olacak
kürtler, önce akdenize kıyısı olan bağımsız kürdistan (bize göre terör devleti) fikriyle birleştirilecek, sonra da hilafet ile kukla arap prenslere bağlanacak. kürt nüfusu kullanarak doğu anadoludaki tatlı su kaynakları ele geçirilecek. buradan gelen suyla ortadoğu tarımı desteklenecek. araplar şimdiden çölün ortasına tarlalar kuruyorlar. anadolu kürtleri 'bağımsız kürdistan' fikriyle kime hizmet edeceklerini hala idrak edebilmiş değiller. bill gates'in arazi satın aldığı dönemdeyiz.
öğretmen yolluyoruz katlediyorsunuz, fabrika kuruyoruz 'komunizm' diyorsunuz, kaçakçılık yapıyorsunuz göz yumuyoruz, tek gelir kaynağınız budur diyoruz. kaçak elektrik kullanıyorsunuz her yere klima takıyorsunuz, okul açıyoruz kapatıyorsunuz, doğu anadolu'yu yatırım için öncelikli alan ilan ediyoruz sizin yüzünüzden fazla para verip batıya fabrika kurmayı tercih ediyor yatırımcılar. artık kendinize bir tokat atın. sizden başkaları da yaşıyor bu ülkede. bu gidişle kürtler de rumlar gibi mübadele edilecek. suriye hükümetiyle belki bu anlaşmalar yapılıyordur. biz 6 milyon suriyeli aldık ama 6 milyon suriyeli göndereceğimizi taahhüt etmedik daha. farkında değilsiniz.
devamını gör...
2.