21.
sene kaç, bilmiyorum.. kışın ortası, akşam vakti.. okulum istanbul teknik, yani gümüşsuyu yurdu’nda kaldığım için taksim-istiklal burnumuzun dibi, ben de yürüyüşü uzatmışım, kafam da felaket bozuk, galata mevlevihanesi’nin kapısının karşısına kadar gitmişim, kapının tam karşısındaki beton çiçeklik benzeri sınırlayıcı elemanların kenarına oturmuşum; bu hazret de sokaktan geçerken bana kilitlendi..
ayakta durdu, bana döndü, elvis favoriler, sırtında gitar kutusu falan.. yarı yaşında ancayım, “baba hayırdır?” dedi.. ayağa kalkıp selamını aldım, dinledi dinledi, yorumunu yaptı, gülümseyerek gitti..
iki hafta geçti.. bu sefer kafam bozuk değil, zannediyorum o zamanlar restorasyon dersi için balat’taki proje binamdan geliyorum, deli olmalıyım ki balat’tan galata köprüsü’ne, oradan yukarı, tünel’e yürümüşüm (arkadaki köprü’nün oradan yürüyüp gece vakti tarlabaşı’ndan çıkacak kadar da hıyar değiliz), yorulup yine mevlevihane’nin kapısında tünedim, yine hazret önümden geçti, durdu, selam verdi, baktı ben, hayret etti..
- “ne yaptın, muhterem, kafan düzelmedi mi?”, dedi..
ayağa kalkıp selamını aldım, gülümseyip,
- “abi, iki haftadır seni bekliyor olamaz mıyım?”, dedim.
bu güldü, sırtıma elini attı, selamlaştık, aksi istikametlere yürüdük..
tanımanıza gerek olmadan, gördüğünüzde yüzünüz güldüren bir adamdı rahmetli..
ayakta durdu, bana döndü, elvis favoriler, sırtında gitar kutusu falan.. yarı yaşında ancayım, “baba hayırdır?” dedi.. ayağa kalkıp selamını aldım, dinledi dinledi, yorumunu yaptı, gülümseyerek gitti..
iki hafta geçti.. bu sefer kafam bozuk değil, zannediyorum o zamanlar restorasyon dersi için balat’taki proje binamdan geliyorum, deli olmalıyım ki balat’tan galata köprüsü’ne, oradan yukarı, tünel’e yürümüşüm (arkadaki köprü’nün oradan yürüyüp gece vakti tarlabaşı’ndan çıkacak kadar da hıyar değiliz), yorulup yine mevlevihane’nin kapısında tünedim, yine hazret önümden geçti, durdu, selam verdi, baktı ben, hayret etti..
- “ne yaptın, muhterem, kafan düzelmedi mi?”, dedi..
ayağa kalkıp selamını aldım, gülümseyip,
- “abi, iki haftadır seni bekliyor olamaz mıyım?”, dedim.
bu güldü, sırtıma elini attı, selamlaştık, aksi istikametlere yürüdük..
tanımanıza gerek olmadan, gördüğünüzde yüzünüz güldüren bir adamdı rahmetli..
devamını gör...