1.
bu başlıklar niye boş?
t: savaş olmadan evvelki geçici durum.
t: savaş olmadan evvelki geçici durum.
devamını gör...
2.
bir erkek ismi. geneli adinin aksine kaotik olur, insan azmanidir basin gecin evet.
devamını gör...
3.
savaştan iyidir.
devamını gör...
4.
değerini anlamak için daha ne kadar felaketin yaşanması gerektiği merak edilen, her yurtta ve tüm dünyada hakim olması dilenen.
devamını gör...
5.
çok sevdiğim bir erkek ismi. tanıdığım birisi de yok aslında, yine de nedense bana çok pozitif bir enerji verir.
devamını gör...
6.
iç anadolu'da sık rastlanmayan erkek isimlerinden. bir bu, ikinci de deniz. halbuki bayağı bayağı güzel isimlerden.
devamını gör...
7.
günümüzde pek çok kavramda olduğu gibi içi boşaltılmış, koflaşmış, sadece belli bir kesimin çıkarlarına hizmet etmek üzere anlamı bilerek dizayn edilen olgu.
global ölçekte de, ülkemiz ölçeğinde de baksan herkes barıştan yana. herkes barış güvercini. bütün yönetici kodamanların (trump, putin) dahil herkesin korumak için seferber olduğunu deklare ettiği ama hepsinin kendi çıkarı için kullandığı bir hede. ülkemiz ölçeğinde de, 25 yıllık iktidarında komşu ülkenin iç işlerine karışıp o ülkede terör örgütü silahlandıran iktidar da ağzından dilinden barışı düşürmüyor. 40 yıldır eli kanlı bir caninin peşinden gidip binlerce asker, polis, sivil hatta bebek katleden örgütün elemanları da siyasi uzantıları da. nasıl bir şey lan bu? bu nasıl bir kavram ki, her boku yiyip her türlü katliamı yapan kımıl zararlısı caniler, bebek öldüren şeytanlar bile bu kavramın en birincil koruyucusu, barışı tesis edici falan olabiliyor? sizce de bu işte bir yanlışlık yok mu?
barış konusunda bize kaktırılmaya, itelenmeye çalışılan son dönemin doğru diye itelenen yanlışlarına bir bakalım.
1- terör örgütü ile barışılmaz. iki kere iki dört. barış, savaş halindeki devletler arasında olur.
senin karşında savaş hukukuna uymayan, okul-hastahane-kamu binası bombalayan, sivil katleden, sözde savaşını uyuşturucu, kaçakçılık, mafyöz yöntemlerle finanse eden bir avuç insan müsveddesi kanunsuz adam var. dağa ne sebeple çıkmış olursa olsun, eline ne sebeple silah almış olursa olsun. devletin birliğini, toprak bütünlüğünü falan da geçtim.
devlet, korumakla mükellef olduğu insanına maddi, manevi, canına, malına zarar veren hukuksuz, kirli şekilde finanse edilmiş bir avuç çapulcu ile barış ya-pa-maz. abd'nin el kaide ile barıştığını duydunuz mu? duyabilir misiniz? ya da almanya'nın dazlak nazi çeteleriyle barış yaptığını? fransa'nın ülkesinde bir çok kanlı eyleme imza atan ışid ile masaya oturduğunu gördünüz mü? görebilir misiniz? hayır. şu an yapılan şey bir avuç kriminalin koltuk sevdası ve eşbaşkan olduğu proje işlesin diye verilen tavizlerden ibaret.
terör örgütü ile barış olmaz. savaşın da barışın da kendine özel hukuki kuralları vardır. terör örgütünün amacı ise kendi silko hukukunu uygulatmaktır, kanun bilmez, bilse de tanımaz. kendi hukukunu dayatan bir örgütle sadece mücadele edersin.
terör örgütü ile ama silahlı ama siyasi şekilde mücadele edilir. ya gidersin inlerine girer, hallaç pamuğu gibi atar, yakalayabildiğini hapse tıkarsın. yakalayamadığını, sana mukavemet edeni eşşek cennetine postalarsın. ya da siyasi zeminde terörün beslendiği para/insan/moral-motivasyon gücünü keser, suçluları yargılar, bir daha bu işe kalkışacaklara bak bu işlere girecekler akıllı olsun, dalağınızı silkeriz mesajını verir geçersin. bu işin başka oluru yok, olamaz. dünyada da hiç bir zaman olmadı.
pkk'nın dağa çıkmasını kürt halkının tamamına mal eden ve ama devlet kürtlere çok zulüm etti, ama kendi dillerini konuşamıyoylay, ama şöyle ama böyle dağa çıkmaktan başka yolları yoktu diye bikbikleyenler; yarın öbür gün ben de ışid için benzer sebepler bulabilirim size. hatta bulayım. inançları gereği türbeleri puta tapmak olarak tanımlıyorlardı. inançları gereği islamı yaymak üzere hareket ettiler. onların inançlarına göre yaptıkları doğru ve helal idi. napsın adamlar, eline silah almasaydı kendi inançlarını gerektiği gibi yaşayamayacaklardı. hadi gelin şimdi ışid ile el kaide ile de barışalım. sakın bana rojava'da katledilenlerden falan bahsetmeyin. onlar öldü gitti, yapacak bişi yok. geçmişin kinini gömelim, rövanşist anlayışla hiç bir yere varamayız. sevgi barış kardeşlik.
2- en kötü barış, savaştan iyidir. bizim solcu, aydın geçinen cihangir tayfaya pkk'nın yutturduğu, akıl yerine bok taşıyan hümanist, pembe totoşlu münevverlerin sürekli bikbiklediği bir başka hede. bunlardan biri cüneyt özdemir mesela, bakınız;

ilk maddede söyledim zaten, terörist ile barış olmaz. ama bi anlığına unutalım o maddeyi.
tek bir harita ile cevap vereceğim. (bkz: sevr barış anlaşması)

sevr de bir barış anlaşmasıydı. atatürk de en kötü barış savaştan iyidir kafası ile davransaydı; o cihangir tayfa bu silko lafı bikbikleyecek istanbul'dan yoksun, hatta belki hayatta bile olamayacaktı.
3- analar ağlamasın, gerilla anasının eli ile polis anasının elini birleştireceğiz. eline silah alıp dağa çıkan, asker-polis-sivil-türk-kürt-laz demeden insan katleden, okul yakan, kamu binasına saldıran, kalleşce bomba patlatmakta mahir bir örgüt 40 yılda 40bin kişiyi katledecek, sonrasında siyasi uzantılarına şu lafı ettirecek. türkiye dışında dünyanın hiç bir yerinde olmayacak, olamayacak bir olay. analar ağlamasın diye terörist ile müzakere olmaz. teröristin anasını silker geçersin, bir daha kimse kimsenin anasını ağlatmaya cesaret dahi edemez.
4- barışın aktörleri.
yav bu barışın aktörlerinden 5-6 sene öncesine kadar seni başkan yaptırmayacağız, akp gerici/yobaz/sağcı/tu kaka, mhp faşist, iğrenç bilmem ne diyorken şimdi ne oldu da birbirlerini böyle suçlarken yine kol kola girdiler? aynı şey iktidar ve küçük ortağı için de geçerli. şu durumda akp-mhp veya dem-pkk sizce gerçekten barışı mı düşünüyor? yoksa ikisi de büyük ağalarının istediği doğrultuda emperyalizme, başka amaçlara mı hizmet ediyor? noldu ya gerçekten çok merak ediyorum. ilk çözüm süreci ortadan kalktıktan sonra akp'ye karşı en sert muhalefeti yaptığını iddia eden dem, neden şu an el ele kol kola girdi? derdi gerçekten ezilen halkların, ezilen kesimlerin hakkını savunmak mıydı? pkk'nın fesih açıklamasından hemen sonra akp tarafından yeni anayasa mesajı geldi. akp'nin gerçekten de amacı kürt sorunun bitmesi miydi? yarın olur da akp süreci yine devirirse, iki taraf da bu döneklikle daha ne kadar ahlaklı siyaset yapacaklar vsvs kafamda deli sorular. of çok uzadı konu. daha da yazasım var da yoruldum. kime ne anlatıyorum.
herkes biliyor neyin ne olduğunu. iki tarafın da keyfi gıcır, iki taraf da kapalı kapılar ardında çıkar pazarlığı yapıyor. iki taraf da kendi kazanımlarını göz önüne alarak sevinç çığlıkları atıyor. ancak orta/uzun vadede anlaşılacak ki şu süreçte iki taraf da asıl olarak suçsuz sıradan kürt/türk halka zarar veriyor. toplumsal barışın asıl katili şu süreç. çünkü bugün pkk marşı ile sokaklarda kutlama yapan kürtlere karşı ben ve benim gibi bir çok insan aşırı derecede bileniyor. kürt halkı da kendini pkk ile eklemleyen, terör örgütünü kürt halkının temsilcisi gibi gösteren siyasi uzantılar nedeniyle ilerde kendi kimliğini reddedecek konuma doğru yavaş yavaş itiliyor. şöyle düşünün; 15 temmuz'dan sonra akp içinde bir tane bile fetöcü kalmadı, hepsi fetöye söver, bağlarını inkar eder oldu ya. kürt halkını da aynı son bekliyor. akp/tayyip gittiği ve devir değiştiği anda(bu chp ile olur mu ümidim yok ama elbet değişecek) şu süreçte hiç bir bok elde edemediklerini anlayacaklar. ne dem'in ne pkk'nın ne akp'nin onları umursamadığını ve bütün bu süreçten en çok kendilerinin zararlı çıktığını görecek ve kürdüz demeye utanacaklar. şu saatten sonra olacak olan şudur;
global ölçekte de, ülkemiz ölçeğinde de baksan herkes barıştan yana. herkes barış güvercini. bütün yönetici kodamanların (trump, putin) dahil herkesin korumak için seferber olduğunu deklare ettiği ama hepsinin kendi çıkarı için kullandığı bir hede. ülkemiz ölçeğinde de, 25 yıllık iktidarında komşu ülkenin iç işlerine karışıp o ülkede terör örgütü silahlandıran iktidar da ağzından dilinden barışı düşürmüyor. 40 yıldır eli kanlı bir caninin peşinden gidip binlerce asker, polis, sivil hatta bebek katleden örgütün elemanları da siyasi uzantıları da. nasıl bir şey lan bu? bu nasıl bir kavram ki, her boku yiyip her türlü katliamı yapan kımıl zararlısı caniler, bebek öldüren şeytanlar bile bu kavramın en birincil koruyucusu, barışı tesis edici falan olabiliyor? sizce de bu işte bir yanlışlık yok mu?
barış konusunda bize kaktırılmaya, itelenmeye çalışılan son dönemin doğru diye itelenen yanlışlarına bir bakalım.
1- terör örgütü ile barışılmaz. iki kere iki dört. barış, savaş halindeki devletler arasında olur.
senin karşında savaş hukukuna uymayan, okul-hastahane-kamu binası bombalayan, sivil katleden, sözde savaşını uyuşturucu, kaçakçılık, mafyöz yöntemlerle finanse eden bir avuç insan müsveddesi kanunsuz adam var. dağa ne sebeple çıkmış olursa olsun, eline ne sebeple silah almış olursa olsun. devletin birliğini, toprak bütünlüğünü falan da geçtim.
devlet, korumakla mükellef olduğu insanına maddi, manevi, canına, malına zarar veren hukuksuz, kirli şekilde finanse edilmiş bir avuç çapulcu ile barış ya-pa-maz. abd'nin el kaide ile barıştığını duydunuz mu? duyabilir misiniz? ya da almanya'nın dazlak nazi çeteleriyle barış yaptığını? fransa'nın ülkesinde bir çok kanlı eyleme imza atan ışid ile masaya oturduğunu gördünüz mü? görebilir misiniz? hayır. şu an yapılan şey bir avuç kriminalin koltuk sevdası ve eşbaşkan olduğu proje işlesin diye verilen tavizlerden ibaret.
terör örgütü ile barış olmaz. savaşın da barışın da kendine özel hukuki kuralları vardır. terör örgütünün amacı ise kendi silko hukukunu uygulatmaktır, kanun bilmez, bilse de tanımaz. kendi hukukunu dayatan bir örgütle sadece mücadele edersin.
terör örgütü ile ama silahlı ama siyasi şekilde mücadele edilir. ya gidersin inlerine girer, hallaç pamuğu gibi atar, yakalayabildiğini hapse tıkarsın. yakalayamadığını, sana mukavemet edeni eşşek cennetine postalarsın. ya da siyasi zeminde terörün beslendiği para/insan/moral-motivasyon gücünü keser, suçluları yargılar, bir daha bu işe kalkışacaklara bak bu işlere girecekler akıllı olsun, dalağınızı silkeriz mesajını verir geçersin. bu işin başka oluru yok, olamaz. dünyada da hiç bir zaman olmadı.
pkk'nın dağa çıkmasını kürt halkının tamamına mal eden ve ama devlet kürtlere çok zulüm etti, ama kendi dillerini konuşamıyoylay, ama şöyle ama böyle dağa çıkmaktan başka yolları yoktu diye bikbikleyenler; yarın öbür gün ben de ışid için benzer sebepler bulabilirim size. hatta bulayım. inançları gereği türbeleri puta tapmak olarak tanımlıyorlardı. inançları gereği islamı yaymak üzere hareket ettiler. onların inançlarına göre yaptıkları doğru ve helal idi. napsın adamlar, eline silah almasaydı kendi inançlarını gerektiği gibi yaşayamayacaklardı. hadi gelin şimdi ışid ile el kaide ile de barışalım. sakın bana rojava'da katledilenlerden falan bahsetmeyin. onlar öldü gitti, yapacak bişi yok. geçmişin kinini gömelim, rövanşist anlayışla hiç bir yere varamayız. sevgi barış kardeşlik.
2- en kötü barış, savaştan iyidir. bizim solcu, aydın geçinen cihangir tayfaya pkk'nın yutturduğu, akıl yerine bok taşıyan hümanist, pembe totoşlu münevverlerin sürekli bikbiklediği bir başka hede. bunlardan biri cüneyt özdemir mesela, bakınız;

ilk maddede söyledim zaten, terörist ile barış olmaz. ama bi anlığına unutalım o maddeyi.
tek bir harita ile cevap vereceğim. (bkz: sevr barış anlaşması)

sevr de bir barış anlaşmasıydı. atatürk de en kötü barış savaştan iyidir kafası ile davransaydı; o cihangir tayfa bu silko lafı bikbikleyecek istanbul'dan yoksun, hatta belki hayatta bile olamayacaktı.
3- analar ağlamasın, gerilla anasının eli ile polis anasının elini birleştireceğiz. eline silah alıp dağa çıkan, asker-polis-sivil-türk-kürt-laz demeden insan katleden, okul yakan, kamu binasına saldıran, kalleşce bomba patlatmakta mahir bir örgüt 40 yılda 40bin kişiyi katledecek, sonrasında siyasi uzantılarına şu lafı ettirecek. türkiye dışında dünyanın hiç bir yerinde olmayacak, olamayacak bir olay. analar ağlamasın diye terörist ile müzakere olmaz. teröristin anasını silker geçersin, bir daha kimse kimsenin anasını ağlatmaya cesaret dahi edemez.
4- barışın aktörleri.
yav bu barışın aktörlerinden 5-6 sene öncesine kadar seni başkan yaptırmayacağız, akp gerici/yobaz/sağcı/tu kaka, mhp faşist, iğrenç bilmem ne diyorken şimdi ne oldu da birbirlerini böyle suçlarken yine kol kola girdiler? aynı şey iktidar ve küçük ortağı için de geçerli. şu durumda akp-mhp veya dem-pkk sizce gerçekten barışı mı düşünüyor? yoksa ikisi de büyük ağalarının istediği doğrultuda emperyalizme, başka amaçlara mı hizmet ediyor? noldu ya gerçekten çok merak ediyorum. ilk çözüm süreci ortadan kalktıktan sonra akp'ye karşı en sert muhalefeti yaptığını iddia eden dem, neden şu an el ele kol kola girdi? derdi gerçekten ezilen halkların, ezilen kesimlerin hakkını savunmak mıydı? pkk'nın fesih açıklamasından hemen sonra akp tarafından yeni anayasa mesajı geldi. akp'nin gerçekten de amacı kürt sorunun bitmesi miydi? yarın olur da akp süreci yine devirirse, iki taraf da bu döneklikle daha ne kadar ahlaklı siyaset yapacaklar vsvs kafamda deli sorular. of çok uzadı konu. daha da yazasım var da yoruldum. kime ne anlatıyorum.
herkes biliyor neyin ne olduğunu. iki tarafın da keyfi gıcır, iki taraf da kapalı kapılar ardında çıkar pazarlığı yapıyor. iki taraf da kendi kazanımlarını göz önüne alarak sevinç çığlıkları atıyor. ancak orta/uzun vadede anlaşılacak ki şu süreçte iki taraf da asıl olarak suçsuz sıradan kürt/türk halka zarar veriyor. toplumsal barışın asıl katili şu süreç. çünkü bugün pkk marşı ile sokaklarda kutlama yapan kürtlere karşı ben ve benim gibi bir çok insan aşırı derecede bileniyor. kürt halkı da kendini pkk ile eklemleyen, terör örgütünü kürt halkının temsilcisi gibi gösteren siyasi uzantılar nedeniyle ilerde kendi kimliğini reddedecek konuma doğru yavaş yavaş itiliyor. şöyle düşünün; 15 temmuz'dan sonra akp içinde bir tane bile fetöcü kalmadı, hepsi fetöye söver, bağlarını inkar eder oldu ya. kürt halkını da aynı son bekliyor. akp/tayyip gittiği ve devir değiştiği anda(bu chp ile olur mu ümidim yok ama elbet değişecek) şu süreçte hiç bir bok elde edemediklerini anlayacaklar. ne dem'in ne pkk'nın ne akp'nin onları umursamadığını ve bütün bu süreçten en çok kendilerinin zararlı çıktığını görecek ve kürdüz demeye utanacaklar. şu saatten sonra olacak olan şudur;
devamını gör...
8.
ne kadar silahın varsa, masada kazanma ihtimalin o kadar yakındır.
devamını gör...