yazar: cemil meriç
yayım yılı: 1974
cemil meriç'in türkiye üzerine analizler yaptığı, eleştirilerini türkiye'de ideolojik bölünmüşlük üzerine yoğunlaştırdığı eseri. siyaseten sol ve sağ ideolojileri olabildiğince eleştirdiği bu eserde, hem sağ ideolojinin hem de sol düşüncenin avrupa menşeili olduğu konusunda eleştirilerini sıralar. eserin ana konusu, avrupa'ya benziyor oluşumuzdur ve yazar bu durumu sert bir şekilde eleştirir.
yayım yılı: 1974
cemil meriç'in türkiye üzerine analizler yaptığı, eleştirilerini türkiye'de ideolojik bölünmüşlük üzerine yoğunlaştırdığı eseri. siyaseten sol ve sağ ideolojileri olabildiğince eleştirdiği bu eserde, hem sağ ideolojinin hem de sol düşüncenin avrupa menşeili olduğu konusunda eleştirilerini sıralar. eserin ana konusu, avrupa'ya benziyor oluşumuzdur ve yazar bu durumu sert bir şekilde eleştirir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "teyzen nevfik" tarafından 21.11.2020 21:21 tarihinde açılmıştır.
1.
üstad cemil meriç'in denemelerden oluşan kitabı. gerici ve ilerici gibi kelimeler için kullandığı tabir harikuladedir.
''canavarlarla dolu bir ormandayız. yolumuzu hayaletler kesiyor. tanımadığımız bir dünya bu. ithal malı mefhumların kaypak ve karanlık dünyası. gerçek, kelimeler arkasında kayboluyor.
ne güzel tarif: "gerici, bir toplumun gelişmesini sağlayacak hiçbir yeniliği istemeyen, her yönüyle eskiyi özleyen ve eski düzeni getirmeye çalışan (kimse)" (meydan-larousse). tarifin tek kusuru bu ucubenin hangi çağda, hangi ülkede yaşadığını söylememesi.
murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.
iv. murata, "süleyman devrine dön!" diye haykıran koçi beyden reşit paşaya kadar osmanlı devletinin bütün ıslahatçıları gerici. dante, yaşadığı çağdan iğrenir. balzac eserini iki ezelî hakikatin ışığında yazar: kilise ve krallık. dostoyevski maziye âşık. dante gerici, balzac gerici, dostoyevski gerici!
gerici, ilerici... düşünce hürriyeti bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu.''
''canavarlarla dolu bir ormandayız. yolumuzu hayaletler kesiyor. tanımadığımız bir dünya bu. ithal malı mefhumların kaypak ve karanlık dünyası. gerçek, kelimeler arkasında kayboluyor.
ne güzel tarif: "gerici, bir toplumun gelişmesini sağlayacak hiçbir yeniliği istemeyen, her yönüyle eskiyi özleyen ve eski düzeni getirmeye çalışan (kimse)" (meydan-larousse). tarifin tek kusuru bu ucubenin hangi çağda, hangi ülkede yaşadığını söylememesi.
murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.
iv. murata, "süleyman devrine dön!" diye haykıran koçi beyden reşit paşaya kadar osmanlı devletinin bütün ıslahatçıları gerici. dante, yaşadığı çağdan iğrenir. balzac eserini iki ezelî hakikatin ışığında yazar: kilise ve krallık. dostoyevski maziye âşık. dante gerici, balzac gerici, dostoyevski gerici!
gerici, ilerici... düşünce hürriyeti bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu.''
devamını gör...
2.
devamını gör...
3.
sosyolojiye ilgisi olan insanların muhakkak okuması gereken başucu kitabım. her okuyuşta ayrı keyif alırım, cemil meriç kitaplarının genelinde olduğu gibi okurken yanınızda sözlük bulundurmanız gerekebilir eski kelimeler sebebiyle. çok başarılı tahliller içeren ve o zamandan günümüze ışık tutan tespitler bulunan tam bir ustalık eseridir.
devamını gör...
4.
büyük aydın, fikir insanı, sosyolog cemil meriç'in eseridir. kitapta ülkenin sosyal ve siyasi durumuna dair eleştiriler yöneltmiştir. bu eleştirilerde ülkenin sosyal yapısını, aksayan yönlerini ne kadar güzel analiz ettiğini, nasıl güzel cümlelerle aktardığını görerek entelektüel birikimine hayran kalmamak elde değildir. 2017'de okuduğum kitabın dikkatimi çeken kısımlarını not almıştım. izninizle birkaçını sizinle paylaşmak isterim:
"bazen bir kuyuya benziyor hayat, kör pis, zehirli bir kuyuya. boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. sevdiklerim yabancılaşıyor. kitaplar tuğla oluveriyor birden. dostlarımın sesini tanımıyorum."
"sol-sağ... çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit. toplum yapımızla herhangi bir ilgisi olmayan iki yabancı. sol'un halk vicdanında yarattığı fedailer: casusluk, darağaçları, moskova; sağ'ın müphem, sevimsiz, sinsi bir iki hayal. hristiyan avrupa'nın habis kelimelerinden bize ne? bu maskeli haydutları hafızalarımızdan kovmak ve kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu."
"izmler itibarımıza giydirilen deli gömlekleri. itibarları menşelerinden geliyor. hepsi de avrupalı."
"bayağı, hissetmeyendir. sevmeyen, sezmeyen, anlamayandır."
"yığın düşünmez, maruz kalır. nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutur. büyük bir milletin duyguları ölçülü, düzenli ve devamlıdır."
"kendini bir yığın haline getiren bir millet payidar olamaz. tek kaygısı para olan bir yığın yaşayamaz."
"kitaplar bileziklerin onda biri kadar etse beyefendilerimizle hanımefendilerimiz arada bir okumak hevesine kapılırdı belki."
"kalktığı iddia edilen kapitülasyonlar, ruh dünyamızda yaşıyor, hem de bütün habasetiyle. alafrangalık, zevki ve tefekkürü dumura uğratan bir kabuk"
"bazen bir kuyuya benziyor hayat, kör pis, zehirli bir kuyuya. boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. sevdiklerim yabancılaşıyor. kitaplar tuğla oluveriyor birden. dostlarımın sesini tanımıyorum."
"sol-sağ... çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit. toplum yapımızla herhangi bir ilgisi olmayan iki yabancı. sol'un halk vicdanında yarattığı fedailer: casusluk, darağaçları, moskova; sağ'ın müphem, sevimsiz, sinsi bir iki hayal. hristiyan avrupa'nın habis kelimelerinden bize ne? bu maskeli haydutları hafızalarımızdan kovmak ve kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu."
"izmler itibarımıza giydirilen deli gömlekleri. itibarları menşelerinden geliyor. hepsi de avrupalı."
"bayağı, hissetmeyendir. sevmeyen, sezmeyen, anlamayandır."
"yığın düşünmez, maruz kalır. nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutur. büyük bir milletin duyguları ölçülü, düzenli ve devamlıdır."
"kendini bir yığın haline getiren bir millet payidar olamaz. tek kaygısı para olan bir yığın yaşayamaz."
"kitaplar bileziklerin onda biri kadar etse beyefendilerimizle hanımefendilerimiz arada bir okumak hevesine kapılırdı belki."
"kalktığı iddia edilen kapitülasyonlar, ruh dünyamızda yaşıyor, hem de bütün habasetiyle. alafrangalık, zevki ve tefekkürü dumura uğratan bir kabuk"
devamını gör...
5.
bu ülke/cemil meriç:
üslup çarpıcı ve diri, tam bir polemikçi üslubu. öncüller de yargılar da kesin...
batı medeniyetine bu kadar şiddetle
saldıran bir başka büyük türk yazarı hatırlamıyoruz.
yeni nesil, geçmiş nesillerin hatalarına düşmemek, günahlarına bulaşmamak için, ışık tutan bu ülke’yi okumalı.
üslup çarpıcı ve diri, tam bir polemikçi üslubu. öncüller de yargılar da kesin...
batı medeniyetine bu kadar şiddetle
saldıran bir başka büyük türk yazarı hatırlamıyoruz.
yeni nesil, geçmiş nesillerin hatalarına düşmemek, günahlarına bulaşmamak için, ışık tutan bu ülke’yi okumalı.
devamını gör...
6.
"divan edebiyatında roman" bölümünün sonuna üstadın içeriğine eleştiri olarak şunları yazmışım.
sorunlarını çözmüş toplumda romanın ne işi olsun? divan'da roman yoktu niçin olsun? demek ki divan'ın damgasını vurduğu dönemde osmanlı pürüpak içinde bir devletti halkın yediği önünde yemediği arkasındaydı.osmanlı'yı sırf istanbul'dan ibaret sayarsak belki ancak o kadar savaş gören isyan çıkan bir toplulukta hiç sorun yok açlık yoksulluk cehalet yok öyle mi? tedirginliğin sıhhatsizliğin sınıf kavgalarının olması romanı doğurmuş.peki osmanlı bunların menşei değil mi? sınıf kavgası yok derler bir de ki en basiti ülkeyi istanbul ve taşra diye ayırmak sınıf kavgası değil mi? tebaa reaya demek monark ile yönetilmek sınıf kavgası değil mi? roman tabiatında bir isyandır bir tepkidir bir dışavurumdur asıl ilk roman bizde çıkmalıydı kim bilir ne romanlar yazılırdı türünün ilk örnekleri olarak ama yoksulluktan okuma yazma mı vardı ve istanbul avanesi aşktan yalakalıktan kendini mi görüyordu? yahya kemal'in dediği gibi şarkılar bizim romanlarımızdır.
sorunlarını çözmüş toplumda romanın ne işi olsun? divan'da roman yoktu niçin olsun? demek ki divan'ın damgasını vurduğu dönemde osmanlı pürüpak içinde bir devletti halkın yediği önünde yemediği arkasındaydı.osmanlı'yı sırf istanbul'dan ibaret sayarsak belki ancak o kadar savaş gören isyan çıkan bir toplulukta hiç sorun yok açlık yoksulluk cehalet yok öyle mi? tedirginliğin sıhhatsizliğin sınıf kavgalarının olması romanı doğurmuş.peki osmanlı bunların menşei değil mi? sınıf kavgası yok derler bir de ki en basiti ülkeyi istanbul ve taşra diye ayırmak sınıf kavgası değil mi? tebaa reaya demek monark ile yönetilmek sınıf kavgası değil mi? roman tabiatında bir isyandır bir tepkidir bir dışavurumdur asıl ilk roman bizde çıkmalıydı kim bilir ne romanlar yazılırdı türünün ilk örnekleri olarak ama yoksulluktan okuma yazma mı vardı ve istanbul avanesi aşktan yalakalıktan kendini mi görüyordu? yahya kemal'in dediği gibi şarkılar bizim romanlarımızdır.
devamını gör...
7.
bu ülke;
cemil meriç'in yazarı olduğu en mükemmel kitap;
bu kitap neden bütün eserleri serisinde 2. kitap onu çok anlayamadım? 1.kitap, jurnal (1).
ilk 68-70 sayfası önsöz veya tanışma fazla diyebiliriz. yazar bu ilk kısımda, bir nevi okuru ile tanışır. bazı kitapların "dibace" si yani giriş kısmı kimi zaman tam kitabı kapsadığı bile olurmuş; yani yazar kitaba yalnızca şimdiki ismi ile "önsöz" kısmı ile kitabı bitiriyor. konuya dönecek olursak, kitabın giriş ve/veya önsöz kısmı uzunca olsa da okuru sıkmıyor.
kitap başlı başına farklı bir tarzı var, örneğin sihami kaza isimli bölüm konuyu anlatıyor, sihami kaza isimli kavramın ne anlama geldiği "kaneviçe" isimli bölümde çok güzel bir biçimde açıklanıyor, penolep örgüsü, ödip kompleksi, vs gibi bir çok konuyu çok güzel açıklıyor, okuru bilgilendiriyor.
okunması gereken kitaplar listesinin üst sıralarında yer alan, bu sıralamayı da fazlası ile hak eden bir kitap.
cemil meriç'in yazarı olduğu en mükemmel kitap;
bu kitap neden bütün eserleri serisinde 2. kitap onu çok anlayamadım? 1.kitap, jurnal (1).
ilk 68-70 sayfası önsöz veya tanışma fazla diyebiliriz. yazar bu ilk kısımda, bir nevi okuru ile tanışır. bazı kitapların "dibace" si yani giriş kısmı kimi zaman tam kitabı kapsadığı bile olurmuş; yani yazar kitaba yalnızca şimdiki ismi ile "önsöz" kısmı ile kitabı bitiriyor. konuya dönecek olursak, kitabın giriş ve/veya önsöz kısmı uzunca olsa da okuru sıkmıyor.
kitap başlı başına farklı bir tarzı var, örneğin sihami kaza isimli bölüm konuyu anlatıyor, sihami kaza isimli kavramın ne anlama geldiği "kaneviçe" isimli bölümde çok güzel bir biçimde açıklanıyor, penolep örgüsü, ödip kompleksi, vs gibi bir çok konuyu çok güzel açıklıyor, okuru bilgilendiriyor.
okunması gereken kitaplar listesinin üst sıralarında yer alan, bu sıralamayı da fazlası ile hak eden bir kitap.
devamını gör...
8.
bu ülke, cemil meriç'in "bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var" dediği ve aynı zamanda, aynı kaynaktan fışkırdılar dediği serinin en önemli eseridir
kitabın ilk 70 sayfası, oğlu mahmut ali meriç'in gözünden babası, babasının kitaplarından hayatını anlatan alıntılar ve kronolojik sıralama...
bu ülke bizi 73.sayfada karşılıyor
sağ-sol, ilerici-gerici, aydınlık-karanlık, doğu-batı gibi ikilikleri anlattığı ve "bu ülkede sağcı veya solcu yoktur! namuslular ve namussuzlar vardır!" diyerek ve yine aynı şekilde cumhuriyet'in ilanından sonra bizde bir taklitçilik-kompleks olan batı bizden daha çağdaş, doğu cahil-yobaz ikiliklerine son vermek istediği bir kitaptır
sol fikirlere kapalı!
sağ kendini bir kenara atmış!
din gerici!?
dinsizlik ilerici!?
batı çağdaş!? aydınlık batıda, herşey batıda?
doğu yobaz!?karanlık doğuda , doğuda hiçbir şey yok?
bu algıları yıkmak için yazılmış
amma vela kin bu kitaba yalnızca türkiyedeki siyaset çatışması olarak bakmak pek doğru olmaz!
bu kitap bütün dünyada insan idrakine giydirilmeye çalışılan deli gömlekleri olan bütün izmleri yerle yeksan etmek için yazılmıştır
yani kısaca bu kitap, yazarı gibi
ne marksist
ne komünist
ne de faşisttir
bu kitap sonu izm'le biten bütün düşüncelerin anti'si
kitabın ilk 70 sayfası, oğlu mahmut ali meriç'in gözünden babası, babasının kitaplarından hayatını anlatan alıntılar ve kronolojik sıralama...
bu ülke bizi 73.sayfada karşılıyor
sağ-sol, ilerici-gerici, aydınlık-karanlık, doğu-batı gibi ikilikleri anlattığı ve "bu ülkede sağcı veya solcu yoktur! namuslular ve namussuzlar vardır!" diyerek ve yine aynı şekilde cumhuriyet'in ilanından sonra bizde bir taklitçilik-kompleks olan batı bizden daha çağdaş, doğu cahil-yobaz ikiliklerine son vermek istediği bir kitaptır
sol fikirlere kapalı!
sağ kendini bir kenara atmış!
din gerici!?
dinsizlik ilerici!?
batı çağdaş!? aydınlık batıda, herşey batıda?
doğu yobaz!?karanlık doğuda , doğuda hiçbir şey yok?
bu algıları yıkmak için yazılmış
amma vela kin bu kitaba yalnızca türkiyedeki siyaset çatışması olarak bakmak pek doğru olmaz!
bu kitap bütün dünyada insan idrakine giydirilmeye çalışılan deli gömlekleri olan bütün izmleri yerle yeksan etmek için yazılmıştır
yani kısaca bu kitap, yazarı gibi
ne marksist
ne komünist
ne de faşisttir
bu kitap sonu izm'le biten bütün düşüncelerin anti'si
devamını gör...
9.
kitaplığımdan çıkarıp sattığım için ve en yakın arkadaşımın da satmasına vesile olduğum için mutluyum. tekrar okumak istersem gidip bir kütüphaneden alıp okurum. ama kütüphanemde durmasın. zaten kitaplarına ulaşılabilir.
okuyan, saygı duyan ve alim diyenin kendi görüşü. aynı görüşte değiliz. olmak zorunda da değiliz.
okuyan, saygı duyan ve alim diyenin kendi görüşü. aynı görüşte değiliz. olmak zorunda da değiliz.
devamını gör...
