#ödüllü filmler
gerilim / bilim kurgu / suç / kara mizah
8 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar



şu videoyu izleyip yanlış anlayan bir dallamanın başrol aldığı film. şahsen çok beğendim. emma stone oyunculuk çıtasını baya yukarı çekiyor. en az 1 kere daha izlerim ben bu filmi.
devamını gör...
lantimos'un iyiden iyiye ellerin "edge" dediği şeyi kaybettiğini gösteren 2025 yapımı filmi.

rüştünü ispatlamış aktör/aktrislere oyuncağını bırakmayan bir anasınıfı öğrencisi inadıyla tutunuş sonrası ortaya çıkan istikrarlı güzel oyunculuklar, araya serpiştirilen birkaç güzel plan, beklenmedik yerlere dağıtılan ve "birazdan saçma sapan bir an yaşanacak ha, hazırlıklı olun" diye çığlık atan yaylı enstrüman sesleri.

the favourite sonrası filmlerinde, "çalışan" bu faktörlerin ötesine geçmiyor, geçemiyor adam. iyi veya kötü, rahatlatıcı veya rahatsız edici (çoğunlukla rahatsız edici) bir his uyandırma becerisini yitirmiş durumda. bunda, izleyenlerin kendisinin üslubuna tekrarlı maruziyet sonucu duyarsızlaşmasının etkisi elbette var; ama hikayenin ana maddesinde, soğanın katmanlarını soya soya ilerledikten sonra ulaşılan cücükte hiç bir şey yok artık. öylece perdeye bakıp "arada güzel bir müzik çalsa, hoş bir görsel denk gelse de eve giderken hatırlasam" diyor insan.

derdim yalnızca filmlerin özünün kurulaşması değil. aksine; bazı filmler olur, hikaye namına -neredeyse- hiçbir şey yaşanmaz, hatta şarjı uzun süren bir kamera çeşitli yerlerde kayda alır halde unutuldu da elde edilen videolardan film yapıldı sanar insan, öyle durağan, öyle "sıkıcılardır". halbuki becerikli bir yönetmenin ve kurgucunun elinden çıktığında, o deneysel sinema ürünü filmlerde dahi insan bir yere tutunabiliyor, bir tecrübe paylaşımı hissedebiliyor.

lantimos ne gerçekçi karakterler/dünyalar sunuyor, ne de o uçup gidebileceği güzel dünyalarda "gerçekten" uçup gidiyor. gerçek ve fantezi, gizli ve aşikar, insana ait ve insana ait olmayan arasında garip bir arafta sıkışmış kalmış ve bizleri de bu boşlukta zaman geçirmeye davet ediyor kendisi. vaktinde kalbimizi hoplatabildi, perdeye bakarken gözlerimizi kıstırabildi, dudağımıza iki tebessüm kondurabildi diye biz de kuzu kuzu gidip izlemeye devam ediyoruz.

bu kadar gömdük ettik ama seneye film çıkaracak olsa yine gidip izleyeceğimi de utanmadan, arsızca beyan etmek isterim; özellikle sinemada izleyecek film alternatifleri senaryosuz salak saçma yerli komediler yahut buram buran "beni torrentten çekip odanda bira içip cips yerken izlemelisin" kokan yabancı aksiyon/komedilerle dolu iken.
devamını gör...
yorgos abimizin çektiği tüm filmleri izleyen biri olarak 5 puan verdiğim film. 10 üzerinden 5 puan. gerçekten normalde tüm filmelerini beğenmiş ben bu sefer olmamış dedim. hakkında fazlaca dedikodu var bu film için. güya üç film çekeceğine söz vermiş o sözünü tutmuş yatırımcılara. kimisi diyor ki hayır son üç film üçleme. ben oyuncuların aynı olması dışında fimlerde bir alaka kuramadım. yorgos ise geçenlerde yaptığı açıklamada uzun bir süre dinleneceğini ve film çekmeyeceğini, yorulduğunu söyledi. işin aslını bilemiyorum ve sanki film çekmeye zorlandığı için böyle bir film çıktı diye düşünüyorum.
ben gibi sanatsal filmleri seviyorsanız, burada sanatsal derken konusu değil çekim şeklinden de bahsediyorum. film inanılmaz güzel, renk geçişleri, renk bütünlükleri, sahnelerin güzelliği, çekim açıları, kıyafetler, makyaj, oyunculuklar vs. açısından çok çok sanatsal ve estetik diyebiliriz.
konuya gelirsek bu filmde sonuna kadar iyi bir konu görüyoruz ama mind fuck film çekicem derken bu sefer bana göre eline yüzüne bulaştırmış. tüm filmlerinde hiciv ve kara mizah olmadan kendi ciddiyetiyle eleştirmesi, yargılaması, aşağılaması, semboller kullanması ve akıllarla oynaması her zaman hoşuma gitse de bu film olmamış bence. bence diyorum zira imdb de puanı 7,5.
sevdiğiniz bir yönetmense bence yine de izleyin derim.
devamını gör...
favori yönetmenlerimden olan yorgos lanthimos'un 2025 çıkışlı kara komedi ve bilimkurgu filmi. bilimkurgu kısmı alışık olduğumuz türlerden biraz farklı fakat bu şekilde kategorilendiriliyor. 2003 yapımı save the green planet uyarlaması olan bu filmin başrollerinde emma stone ve jesse plemons'u izliyoruz. uyarlamalar her zaman ilk yapımla kıyaslanma gibi riskli bir yerde olur ama bu filmin yönetmenlerin dilinden kaynaklı kıyaslanamayacak derecede farklı olduğunu düşünüyorum.
yazacaklarım spoiler içerebilir ki normalde çok takılmam fakat bu filmde spoiler yememeniz gerekiyor, mümkün olduğunca spoiler butonunu kullanacağım.
hikayemiz komplo teorileriyle kafasını bozmuş teddy ve ikna ederek aynı yola soktuğu kuzeni don'la birlikte büyük bir ilaç şirketinin üst düzey yöneticisi michelle'i kaçırmasıyla başlıyor. onlara göre michelle insanlardan nefret eden, dünyayı bozan bir andromeda'lı. michelle'i kaçırdıklarında en fazla ne olabilir ki diye düşünüyorsunuz ama teddy ile aralarındaki bitmeyen savaş ve michelle'in ikna gücüyle siz manipüle oluyorsunuz. teddy zaten manipüle edilmiş, istismara uğramış ve aklı geçmiş travmaları sebebiyle inanılmaz karışık. yönetmen aslında bu zıtlığın teddy ve michelle arasında olduğu konusunda bizi yanıltıyor ama zıtlık biz ve michelle arasında oluyor. işçi sınıfı ve patron hiyerarşisine özellikle yaşam alanlarını gözlemlememizi sağlayarak değiniyor. teddy'nin evi eski, yaşam belirtileri olan, anılar biriktirilmiş, renkli bir alan. michelle'in evi ise neredeyse renk barındırmayan, sanki hiç insan yaşamıyormuş gibi görünen bir yer. bahsettiğim hiyerarşiye üstünkörü değinse de bunu evlerle anlatması hoşuma gitmişti.

insan yaşamıyormuş gibi demiştim, zaten insan yaşamıyor.

filmi bitirdikten sonra kimin haklı olduğunu düşünmüyor, taraf tutmuyorsunuz çünkü böyle bir alana sahip değilsiniz. siyah-beyaz yok, gri de yok. siyahın tonları var sadece. kimseyle empati besleyemiyor, masuma çıkartamıyorsunuz. belki otizmli olan ve manipüle edildiğini açıkça gördüğümüz don'a samimiyet besleyebilirsiniz.

fakat bu samimiyet de çok sürmeyecek.


en sonunda michelle'in insanların hayatını tek bir hareketiyle bitirebilecek güce sahip olması benim çok dikkatimi çekmişti. burada bu kadar değersiz varlıklar olarak gösterilmemiz birilerini rahatsız etmiş olacak ki bu konuda çok eleştirilmişti film. aynı zamanda insanlar ölürken geri kalan bütün canlıların yaşamına devam etmesi de keyifliydi çünkü yaşamın en küçük parçalarından biriyiz ve tüm bu küçüklüğümüze rağmen teddy'nin korktuğu gibi dünyamızı mahveden uzaylılar değil, biziz.

türü çözülemeyen, grotesk yapıda, seyir zevki tartışılır, fazlasıyla metafor ve komplo teorisi barındıran, izlemesi şart olmayan ama önereceğim bir filmdi. aşırı keyif aldım ve lanthimos'un diğer filmlerinden farklı bir şeyler denediğini hissettim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim