1.
yaşar kemal'in çoğu zaman olduğu gibi bir çukurova hikayesini destanlaştırdığı üçlemesinin müthiş ismi. üçlemede bulunan kitaplar için;

(bkz: orta direk)
(bkz: yer demir gök bakır)
(bkz: ölmez otu)
devamını gör...
türk edebiyatının usta kalemlerinden yaşar kemal 'in üçlemesidir.

belki ince memed kadar çok bilinmez ama dil ve anlatım olarak muhteşemdir. üçlemenin ilk romanı ortadirek 1960 yılında, ikinci roman yer demir gök bakır 1963 yılında ve son romanı olan ölmez otu 1968 yılında yayımlanmıştır. dağın öte yüzü üçlemesindeki kitaplar ayrı ayrı okunabileceği gibi tabii ki doğru sıralama ile okumak ayrı bir anlamlı olacaktır.

sarı sıcak toprakları, çukurova 'yı, köylüleri, toprak ağalarını, yoksulluğu, çaresizliği, umudu, yıkılışı, tekrar ayağa kalkmayı, mitlere tutunmayı ve direnci okuyabileceğiniz muhteşem bir üçleme. üçleme birçok dile çevrilmiş ve çok beğenilmiş yayınlandığı dönemde. dönem insanına dair yalın ancak bir o kadar da etkileyici anlatımı olan bu romanları kesinlikle tavsiye ediyorum. konu hakkında çok fazla spoiler vermeden ilk roman olan ortadirek 'in yalak köylülerinin umut yolculuğu, ikinci roman olan yer demir gök bakır' ın umutların bittiği bir dönemde yaşanılan çaresizlikle birlikte yeni bir umut * yaratma ve son kitap olan ölmez otu 'nun ise inat, umudu koruma ve intikama dayalı olduğunu söyleyebilirim.

ters bir insan olarak seriyi okumaya ölmez otu ile başlamıştım lise son sınıftayken. okulumuzun gerçekten muhteşem bir kütüphanesi vardı, kendimi edebiyat öğretmenlerimi de göz önünde bulundurarak oldukça şanslı sayıyorum bu konuda. edebiyat öğretmenimin bilgilendirmesiyle seriyi olması gereken sırada tekrar okudum sonrasında.

üçlemenin yazıldığı dönem ile günümüze kadar geçen o kadar yılda ülke insanına, sömürüye ve yoksulluğa dair şeylerin çok da fazla değişmediğini görmek benim umutsuzluğa kapılmama neden olmuyor açıkçası. umudum ölmez otu gibi, hep var, hep canlı...

alıntı kısmı tanıtım bültenidir.

başı dara düşenler, yarattıkları düş dünyasında bulurlar yollarını. ayakta kalabilmek için sığındıkları bu dünya bir yandan onları yaşatırken, bir yandan da hikâyelerini örer. “dağın öte yüzü” üçlüsü darda kalanların yarattıkları düş dünyasının büyük ve görkemli hikâyesidir.

üçlünün ilk kitabı “ortadirek”te uzun ve zorlu yolda yürüyenler anlatılır. bir çile yürüyüşüdür bu; varacakları yerde onları sadece ayakta kalma mücadelesi bekliyor olsa da, her yürüyüş bir umuttur. pamuklar toplanmadan çukurova’ya ulaşmak, çileye ve umuda da ulaşmaktır.

ikinci kitabı “yer demir gök bakır” bütün mümkünlerini yitirmiş köylülerin kendi yarattıkları ermişin işaret ettiklerine bakarak hayatta kalmalarını anlatır. roman kendi mitini yaratmanın tanığı, düş dünyasının gücünün kanıtıdır.

üçüncü kitabı “ölmez otu” toros dağları’ndan çukurova’ya uzanan bir toprakta yeşerir. pamuk toplamaya inen yalak köylülerine kendi yarattıkları efsane eşlik eder. ancak mitin yıkılışını anlatan satırlar, vahşi olduğu kadar olağanüstü bir türkü gibi içimize işler.

‘”birden bu barok kişilerin harikulade serüvenine kapılırsınız, acımasız gerçekle efsane arasında gider gelirsiniz. yaşar kemal ya da bir halkın dehası.”
martine bauer, le matin de paris, fransa

“bir halkın ve bir yaşama biçiminin portresi olarak bundan daha iyisi ortaya konulamazdı.”
new york times book review, abd

“ölmez otu’nda şehvet, kan, şiddet, cinayet hepsi vardır ve hepsi olağanüstü boyutlardadır.”
berna moran, türk romanına eleştirel bir bakış

“türk romancısı yaşar kemal’in ortadirek romanı edebiyatın büyük insan manzalarından biridir. bu roman aslında savaş ve barış ve moby dick boyutlarında bir yapıttır.”
michel cournot, le monde, fransa

“buna dikkat çekici bir eser değil, bir şaheser demek daha doğru olur.”
bulletin critique du livre français, fransa

“bugüne kadar okuduğum en mükemmel türk romanıdır ortadirek.”
fethi naci, bir romancı : yaşar kemal


devamını gör...
serinin ilk kitabı orta direk de hikâyenin ana karakterlerinden ziyade benim aklımda kalan karakter taşbaşoğlu mehmet karakteridir. bu hikâyede yaşar kemal'in vermek istediği tüm mesajlar onun üzerinden verilir. taşbaşoğlu sömürü çarkının karşısındaki adamdır. doğru, dürüst ve mert bir adamdır. muhtar'dan ve ağalardan çekinmez. köylünün hakkını çatır çatır savunur. ama her zamanki hikâye tekrarlanır. halk kendini düşüneni değil, kendisini sömüreni dinler. kendisi için kellesini tehlikeye atanı değil, onun üzerinden geçineni adam beller. böylece gerçekte olan şey yaşar kemal'in hikâyesinde de vuku bulur. anadolu insanı kendisini düşünenin değil, korktuğu, çekindiği zevatın peşinden gider. ona yaltaklanır. bu yüzden de ne yazık ki, burnu boktan çıkmaz. çünkü kılavuzu kargadır. kâh karga akıllı ve duygusal hayvan lakin ata sözü kalıplarına da, atalara saygı babında riayet etmekte fayda var. böyle insanların değeri hep sonradan anlaşılır. iş işten geçer. ahlar vahlar eşliğinde sonrasında arkasından güzellemeler düzülür. işin komik tarafı da bu yapılırken bile işin içine kutsiyet atfedilmeye çalışılmasıdır ki, taşbaşoğlu'nun başına da bu gelmiştir. evliya ilan edilmesine ramak kalmıştır * ortamız yok ki bizim. ya gömeriz, ya uçururuz.

işte efsanenin doğuşu da bu uçurma ritüeli ile başlar. yer demir gök bakır bu noktaya temas eder. taşbaşoğlu köylüye postayı koymuştur. yeniden köye döndüğünde köylü onun için artık yok hükmündedir. öfkelidir köylüye lakin yine de vicdanı onların yediği herzelerin sebebini bilmesi sebebiyle bir yandan hep kendisini dürter. köylüye söylenir durur. onlara yaptıklarının yanlış olduğunu en yüksek perdeden ve anlayacakları dilden yani kabaca dile getirir. bu sertlik enteresan şekilde köylüde biraz olsun reaksiyon yaratır. zaten bizde efendi insan, hak hukuk gözeten insan pek itibar görmez. vuracaksın masaya ki, değerin olsun. yazık ki böyle işte. taşbaşoğlu içinde de süreçler bu şekilde ilerliyor. korku ile karışık bir saygı yaratıyor köylünün üzerinde. insani yönüyle doğuramadığı etkiyi, yaptıkları şeyden ötürü her fırsatta köylüyü aşağılayarak, onlara kızarak doğuruyor. çok fazla ipucu olmaması açısından olay örgüsüne pek değinmeyeceğim ama sonrası tam bir şeyh uçmaz mürit uçurur hikâyesi. ama taşbaşoğlu karakterini ve onun üzerinden yaşar kemal üstadın verdiği mesaj ve kullandığı simgeleri takip ederseniz türk ve anadolu mitolojisinin enteresan dehlizlerinde kaybolma garantisini kapmışsınız demektir. taşbaşoğlu bir yığın efsanenin ortasında yer alan karmaşık bir karakter. ve yine söylüyorum bu hikâyeler bütünündeki en sağlam karakter.

ölmez otu içinse şunu söyleyebilirim. taşbaşoğlular ölmez. ama muhtarlar ölür! bu coğrafyanın genetiğinde bu vardır. her ne kadar egemenin borazanı devrinde daim olsa da, gün gelir yitip giderler! tıpkı muhtar gibi. adları bile anılmaz olur. ama taşbaşoğlu bir şekilde bu coğrafya da hep anlatılagelir, söylenegelir. tıpkı bedreddinler, pir sultanlar, dadaloğlular ve niceleri gibi. o yüzden kapanış muazzamdır. bu coğrafyanın genetiğinde ölmez otu vardır. onu öldürmek isteyenlere inat! binlerce kez deneseler de, ölmez otunun kökünü söküp atamadılar bu coğrafyadan. daha ne olsun!
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"dağın öte yüzü" ile benzer başlıklar

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim