eğer başıma gelicekse, yüzüme vurmamaları için rica ederdim dayak atıcak kişilerden, cemiyette oldukça yüksek mertebede bir entel olduğum için bunu ekşi sözlüğe de çekinmeden yazacağımdır.
devamını gör...
nush ile uslanmayanın hakkı tekrir, tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir.
neden aklıma geldi bilmiyorum
devamını gör...
dayak atmayı öğrenmek için yapılması gerekendir.
devamını gör...
çok acil ihtiyacım olan faaliyet.
ve evet fight club izledim.*
devamını gör...
bir eşiği var ki o eşik geçilirse tatlı gelmeye başlıyor.
devamını gör...
bağırarak şarkı söylediğimiz için fena sopa yemiştik . öyle ki sopa yediğimiz için teşekkür ettik .
devamını gör...
kotu bir semtte buyudum sacma sapan sebepler yuzunden cok dayak yedim. kimseden korkmaz bir bully olduk artik
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
insan gelişimine faydası olduğunu söylenen durum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
hiç unutmuyorum,
ortaokulda iken bir akşam karanlıkta okul çıkışında eve gidecekken okulun meşhur itlerinden yaşar diye bir lavuk önümü kesmiş ve daha ne oluyor demeden allah ne verdiyse bir güzel tertemiz yerleştirmişti.
bir de yanında yerden bitme bir yancı vardı, o da aradan tekme atıyordu.
sonra dövme işi bitince, dayağı neden yediğimi anlamadan çekti gitti zaten.

sonradan öğrendim ki benim birlikte takıldığım ( adı taylan olsun) taylan isimli yavşak bunun sevgilisine yazmış.
bunun da kulağına gidince karıştırıp taylan yerine beni dövmüş.

yediğim dayağa yanmam da ulan o kız hiç güzel de değildi.
bari güzel olaydı da dayağın bir anlamı olsaydı.

ama kusursuz dört dörlük mükemmel bir dayaktı hakkını yememeyim şimdi.
devamını gör...
en son lisede idim dayak yediğim de. kız arkadaşımın abisi adam topladı ve yol üstünde bana saldırmıştı. ilk başta tek başına saldırdı, yatırdım yere döverken diğerleri saldırdı bana ve bir yumruk yedim ki kendimden geçtim. diğer arkadaşlar ayırdı. sonra nasıl eve gittim bilmiyorum. ulan hatice senin için dayak bile yedim. ah ah kızıl kısa saçları vardı ve çok güzeldi. satranç kursunda tanışmıştık, ne günlerdi be.
devamını gör...
bir rahatlama gelir dayağın ardından. yenen yumruk tepiklerin ince ince uyuşturması bi mallık kaldırımda oturup yerlere bi boş bakış.

sonra eve gidince bi utanma dayağı da yedik geldik diyemezsin. evden yükselen aşırı tepkiler aaaaaaaa vah vah vah! ne oldu ! ardından tüh elleri kırılsın kar bu kısım genelde bok gibidir.

gençken çok dayak yedikte attıkta yeğen
devamını gör...
babam tarafından kitapsızca yapılan.
al baba kazandım tıpı ne oldu şimdi? nefret ediyor herkes benden;

belkide bugun bu durumda olmamın sebebidir, artık refaha erişmemin bir önemi yok o gün rahat bırakmalıydın, minik ellerimi yakmadan ,boynumdan bodruma asmadan, demir nasrettin hoca büstüyle ayaklarıma annemin olmadıgı gün sabaha kadar vurmadan,arkadaşlarımın yanında tekme atmadan önce kibar olmalıydın,belki o zaman karakteristik gelişimim daha farklı olur ve sevilirdim.ama artık yoktum ben.tıpkı şuan saclarımı alnımdan alan rüzgar gibi. ortalıkta kurtarıcı arayışına girmiş bir yoklutan ibaretim,eğlenceliydim aslında,aslında,aslında.. ne dönemlerdi ama diyeceğim zamanları bekliyorum,ah gelmedi boynuzlu iblis, vazgeçemeyeceğim bir teklifi hiç yapmadı bana...
devamını gör...
en son yaklaşık 2 3 sene önce benim hiç alakam olmadığı halde 3 kişiden dayak yedim. ikisi sarhoştu ve kısalardı benden, normalde yemezdim adam 3. şahıs baltayla geldi. köşeye sıkıştırdılar, baktım baltalı şahıs ben kafayı kaldırmadıkça baltanın sivri ucuyla vurmuyor, kapandım. şikayetçi oldum ama burası norveç değil, dava falan açılmadı.
devamını gör...
dayak atmakta yemekte hayatın içinde var normal bir durumdur.
devamını gör...
erkeklerin 1 kez de olsa tatması gerektiği hazlı bir eylem. beni ortaokulda voleybol maçı çıkışı 3 kişi sopayla dövmüştü ilk. o gün anladım hayatın anlamını mesela.
not:babadan yediklerimi saysam boludan düzceye yol olur.
devamını gör...
lise yıllarında çok afili bir dayak yemiştim.

her sene yapılan sınıflar arası futbol turnuvasında bize 11. sınıflar çıkmıştı o sene. biz 10. sınıftık ama onlar için kolay lokma değildik. maçı çok farklı kazanmamız gerekiyordu finale çıkmak için. rakibe ise beraberlik yetiyordu. gergin bir maçtı, en azından onlar için.

maç uzun süre berabere gitti. rakip kalede okul basketbol takımının kaptanı vardı. bizim takımın golcüsü de bendim. saha çok uzun olmadığı için her aut atışında ceza sahası çizgisinin önünde durup topu oyuna sokmasını zorlaştırmaya çalışıyordum. o esnada bir de gol attım ve öne geçtik zaten filmin kopmaya başlaması da bu anda oldu.

kaleci bana önünde durmamı yoksa beni döveceğini söyledi. ben de gelip dövmesini söyledim. ve çocuk cidden sözünün eriymiş. biz birbirimize doğru yürüyüne hakemlik yapan beden eğitimi öğretmeni araya girdi. ama boyu iki metrenin biraz üzerinde olan kaleci aramızdaki öğretmenin yanından bana tekmeler savurmaya başladı. onun her tekmesi bana isabet ederken benim tekmelerim boşa gidiyordu.

o sırada yanımdan uçarak bir şey geçti. belki bir uçak, belki bir kuş ya da takımın stoperi alper. alper uçarak attığı tekme ile kaleciyi yere serince saha tamamen karıştı. bizim takım toplu bir şekilde rakip takıma saldırdı. herkes birilerini dövüyordu ama ben o esnada iki rakip oyuncu arasında kalmış dayak yiyordum.

sonunda 11. sınıfların diğer şubesinden bir çocuk beni çekip çıkardı dayak yediğim yerden. sonuçta sınıf maçını kazandık, bizim takım rakip takımı dövdü. tek golü atan ben ise bizim takımdan dayak diyen tek kişi olarak kayıtlara geçtim.

şimdi yıllar sonra bakınca çok havalı bir dayak yemiş olduğumu düşünüyorum.
devamını gör...
ev başvurusuna gidip dayak yemek.

bir gün bütün evrakları doldurmuşum, her şeyim tastamam giriyorum müracat etmem gereken binaya. kapanmadan tam 5 dakika önce yetiştim. 3 kapı var ve bekleme salonunun ortasındaki koltukta uyuyakalmış bir kadın. e haliyle uyandırıp “kim için bekliyosunuz?” demedim. tam kapıyı çalıp içeri girdim ki, benim gibi başka biri daha varmış işlem yaptıran. direktör bana baktı ve: "bizim işimiz bitmek üzere, çıkmanıza gerek yok" dedi.

o sırada bekleme salonundaki kadın aniden içeri daldı ve bana "sen kim olduğunu sanıyosun, biz burda boşuna mı bekliyoruz yabancı uyruklu o piti piti." diye böğürdü.

“bilmiyodum bu kapı için beklediğinizi, özür dilerim” dedim. kapıyı hepimizin suratına çarptı, çıktı. şaşırmadım açıkçası çünkü yaşadığım yer böyle cinli insanlarla dolu. herkes sinirli. neyse işlemlerimi yaptırdım ve sonunda kurtuldum evrak işlerinden diye sevinçle çıktım.

asansör geldi, ikinci kattan altıncı kata çıktı. ben yorgunluktan bitap düştügüm için bu duruma göz devirdim, çünkü hamileydim. çok yürümüştüm o gün ve oturmak istiyodum haliyle. altıncı katta ki çalışan bir dosyasını unutmuş olacak ki alnının ortasına vurup, geri döndü. asansörde tekim. ikinci katta durdu asansör. inemiycem galiba bugün asansörden dedim kendime. kapı açıldı ve ne göreyim...

az önce bana küfreden kadın bindi asansöre, sırtını döndü. “tesadüfe bak hah!” diyo tepki vermiyorum. bu arada artık sıfıra inse su asansör de kurtulsam diye geçiriyorum içimden. kapılar kapanıyo. omzundan bana bakarak: "dua et iyi günümdeyim yoksa yumruğu yemiştin çoktan bip bip bip". hala susuyorum, tepki vermiyorum karnımdakini düşünerek. kadın bana aniden bi döndü. itti beni aynaya yapıştırdı. gözlerini ve burnunu şişirdi, yüzüyle yüzüme o kadar yaklaştı ki öpüşcez sandım. korkuyorum çünkü savunmasızım. şüşko göbeğimle napabilirim ben bu çevik kadına?

ve o klişe döküldü iğrenç kokan ağzından: "sen benim kim olduğumu biliyon mu?"
susuyorum çünkü kıpırdasam romantik anlar yaşıycaz.
5 kere daha tekrarladı sorusunu. zaman durdu sandım yeminle. asansör asağı inmek bilmiyor. lan alt tarafı iki kat indiriceksin...

ben cevap vermiyorum. o aksiyon sahnesi burda yaşanıyor:
artık suskunluğuma dayanamadı ve kafama kafama yumruklarla vurmaya basladı. beynime öyle bi ağrı girdi ki yemin ediyorum 3 günlük migreni o bi kaç saniye içinde yaşadım. bi yandan karnımı tutuyorum oraya vurmasın diye.

asansör kapıları asırlar sonra açıldı. kadın gayet relax, sanki az önceki aksiyon sahnesini yaşanmamışcasına sallana sallana gitti. zar zor çıktım asansörden. karnımda sancı, kafamda sancı, bacaklarımın zaten bağı çözüldü... asansörün kapısının yanına çömeldim ve nihayet oturabildim, bağdaş kurup, kafamı gömdüm dizlerime, ağlıyorum. *

böyle bi 20 dakika kendi halime salmışlar beni. zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadım, bıraksalar iki saat daha huzurla ağlamak isterdim. “noldu, noldu?” bi salın kardeşlerim. travma yaşıyorum şurda. yok, salmadılar!

yeniden asansöre bindim ama artık yetti bu asansör yahu! yeter bindirmeyin beni buna! yine ikinci kata geldik. bekleme salonunda ki koltuğa oturttular beni, şükür ki oturdum. ambulans, polis geldi ve beni yine asansöre bindirdiler..
devamını gör...
sen kadın değil misin ya, niye dayak yiyorsun. çok saçma geliyor kadınların dayak yemesi.

çok olası değil. inandırıcı gelmiyor. yüzde kaçtır kadın kavgası. o da sizi bulmamış olsun be. sısıısıs
devamını gör...
üniversiteye kadar kızları sinir etmeyi severdim ilkokuldan beri, oradan yemişimdir ama onun dışında sorunsuz biri olduğumdan yemedim, hala da yemedim. yağmur aklıma geliyor ya , o kız şu an ne yapıyordur acaba soy adını hatırlamıyorum. onun çok dayağını yedim, birde aklında tutardı. yani diyelim o gün yakalanmadın. ertesi gün ya da başka zaman yakaladığında döverdi.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"dayak yemek" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim