#ödüllü filmler
athanassios vakalis'in yazıp yönettiği ve 2014 yılında vizyona giren yunanistan ve abd ortak yapımı olan animasyon filminde; dünya, resmi bir akşam yemeği olarak sosyopolitik bir kontekstte metaforik bağlamda resmedilir. fakat tüketilebilecek yemek kalmadığında işler nereye dönecektir?
yönetmen:
athanassios vakalis
athanassios vakalis
*kıbrıs uluslararası film festivali (2014) - en iyi yönetmen [athanassios vakalis]
*berlin film festivali (2015) - yüzleşme - şiddet ve tahammülsüz karşıtlığı özel mansiyon ödülü athanassios vakalis
*bilbao fantastik film festivali (2015) - seyirci ödülü: kısa film
*carmarthen bay film festivali (2016) - en iyi animasyon filmi
*cineuphoria ödülleri (2016) - en iyi animasyon filmi
film toplam 16 ödüle sahiptir.
*berlin film festivali (2015) - yüzleşme - şiddet ve tahammülsüz karşıtlığı özel mansiyon ödülü athanassios vakalis
*bilbao fantastik film festivali (2015) - seyirci ödülü: kısa film
*carmarthen bay film festivali (2016) - en iyi animasyon filmi
*cineuphoria ödülleri (2016) - en iyi animasyon filmi
film toplam 16 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "insan olun biraz" tarafından 03.11.2022 11:55 tarihinde açılmıştır.
1.
bir nassos vakalis filmidir.

film bertolt brecht'in bir sözü ile açılır. tanımın sonunda bu sözü yazacağım. zaten büyük ihtimalle film bu sözden hareketle ve çok ustaca çekilmiş. isminin de nefis olduğunu söylemeliyim.
bir akşam yemeği. ama herkes için değil. sadece ayrıcalıklı bir azınlık için. çoğunlukta olan kişilere düşen ise ya bu azınlıktan arta kalanlarla yetinmek, ya masadakilere hizmet etmek, ya da bu olaydan hiç haberdar olmamak.
bu akşam yemeği yüzyıllardır devam ediyor. masasakilerin doymaya hiç niyeti yok. yedikçe daha çok iştaha geliyorlar. sanki yedikleri bitse birbirlerini yemeye başlayacaklar. diğerleri ise durumlarından gayet memnun. tabii işler bir yerde patlayana kadar.
her şey bir sistem çerçevesinde gerçekleşiyor ve daha iyi bir sistem yokmuş gibi davranıyor, doyan da, hizmet eden de, aç kalan da.
bertolt brecht'in sözü ile ilgili verdiğim sözü tutuyorum. diyor ki usta:
karnını tıka basa dolduranlar aç kalanlara gelecek güzel günlerden bahseder.
masanın altında karnı aç dolaşanlar bir kere inanıp bir araya gelse en azından bir süre rahat bir soluk alacağız. yani belki. en azından zincirler yeniden imal edilene kadar.
dinner for few

film bertolt brecht'in bir sözü ile açılır. tanımın sonunda bu sözü yazacağım. zaten büyük ihtimalle film bu sözden hareketle ve çok ustaca çekilmiş. isminin de nefis olduğunu söylemeliyim.
bir akşam yemeği. ama herkes için değil. sadece ayrıcalıklı bir azınlık için. çoğunlukta olan kişilere düşen ise ya bu azınlıktan arta kalanlarla yetinmek, ya masadakilere hizmet etmek, ya da bu olaydan hiç haberdar olmamak.
bu akşam yemeği yüzyıllardır devam ediyor. masasakilerin doymaya hiç niyeti yok. yedikçe daha çok iştaha geliyorlar. sanki yedikleri bitse birbirlerini yemeye başlayacaklar. diğerleri ise durumlarından gayet memnun. tabii işler bir yerde patlayana kadar.
her şey bir sistem çerçevesinde gerçekleşiyor ve daha iyi bir sistem yokmuş gibi davranıyor, doyan da, hizmet eden de, aç kalan da.
bertolt brecht'in sözü ile ilgili verdiğim sözü tutuyorum. diyor ki usta:
karnını tıka basa dolduranlar aç kalanlara gelecek güzel günlerden bahseder.
masanın altında karnı aç dolaşanlar bir kere inanıp bir araya gelse en azından bir süre rahat bir soluk alacağız. yani belki. en azından zincirler yeniden imal edilene kadar.
dinner for few
devamını gör...
2.
son zamanlarda izlediğim bir saniyesi bile gereksiz olmayan, karışıklığı ile ne anlattığı konusunda kafa karıştırmaya ve hikayeden kopmaya pay bırakmayan, sıkmayan, her saniyesi ve detayı incelikle düşünülmüş başyapıt. uzun zamandır vermek istediği mesajı bu kadar güzel veren, olayı bu kadar güzel örnekleyen bir film izlememiştim. en son platform filminin ilkini bu kadar beğenmiştim. zaten bu da onun farklı varyantı ve animasyon hali gibi.
tüm kaynakları kendi menfaati için tüketip doymak bilmeyen bir azınlık, din adamından adaletin sözde koruyucularına kadar hepsinin aynı masada olması, sağcı solcu farketmeksizin siyasilerin aynı oluşu, iç içe geçmiş kördüğüm bağlantıları, halkın anca onlardan kalan kırıntılarla yetinmesi, kendilerinin mamaları kesilince hemen isyan etmeleri.
ezilen kesimin ancak birlik olunca bu düzene karşı gelebilmesi ama bir süre sonra herşeyin eskiye dönmesi, sadece yiyenlerin değişmiş olması. o yiyicilerin de bir zamanlar ezilenlerden olmaları.
bina tasfirinin otel olması bile tesadüf değil. bina geçici, sana ait olmayan yerdir. bunlar bu kaynakların da o koltukların da sahipleri değiller, emanetçiler, başkalarının olanı sömürüyorlar.
hiç diyalog olmadan, belki basit çizim bir görselle, bir maç özeti süresince belki de dünyanın çoğu yerinde aynı olan, sadece bugünün değil belki de tüm insanlık tarihinin özetini anlatmış senarist. enfes bir ürün çıkmış ortaya bence.
tüm kaynakları kendi menfaati için tüketip doymak bilmeyen bir azınlık, din adamından adaletin sözde koruyucularına kadar hepsinin aynı masada olması, sağcı solcu farketmeksizin siyasilerin aynı oluşu, iç içe geçmiş kördüğüm bağlantıları, halkın anca onlardan kalan kırıntılarla yetinmesi, kendilerinin mamaları kesilince hemen isyan etmeleri.
ezilen kesimin ancak birlik olunca bu düzene karşı gelebilmesi ama bir süre sonra herşeyin eskiye dönmesi, sadece yiyenlerin değişmiş olması. o yiyicilerin de bir zamanlar ezilenlerden olmaları.
bina tasfirinin otel olması bile tesadüf değil. bina geçici, sana ait olmayan yerdir. bunlar bu kaynakların da o koltukların da sahipleri değiller, emanetçiler, başkalarının olanı sömürüyorlar.
hiç diyalog olmadan, belki basit çizim bir görselle, bir maç özeti süresince belki de dünyanın çoğu yerinde aynı olan, sadece bugünün değil belki de tüm insanlık tarihinin özetini anlatmış senarist. enfes bir ürün çıkmış ortaya bence.
devamını gör...
