1.
en ilginç hastaneye gitme nedenim: oğlumun dizlerine deniz kestanesi batmasıdır. denize gitmiştik, oğlum* biraz yüzüp kayalıklara dizini dayayarak denizden çıkmıştı. kayalıklarda da deniz kestanesi varmış, dikenleri oğlumun dizlerine batmıştı. inanılmaz acı çekiyordu, evde cımbızla çıkarmaya çalıştık ama olmadı. sonra hemen hastaneye gittik, pazar günü olduğu için nöbetçi doktor geldi. cımbıza benzer bir aletle yarım saatte çocuğu bağırta bağırta dikenleri çıkarttılar ama o kadar çok ağladı ki ömrümden ömür gitti.. bu olayın üzerinden yıllar geçti ama şimdi hatırlayınca bile içime acı oturdu.
devamını gör...
2.
annemin eline iğne batmıştı, bildiğiniz girmişti ve apar topar hastaneye gitmiştik. doktor annemin eline baktığında iğne falan olmadığını söylemişti. peki iğne nereye kayboldu... kaşla göz arası çıktı mı elinden, anlayamadık. öylece gerisin geriye eve dönmüştük.
devamını gör...
3.
4 yaş civarındayken, burnuma düğmeler, evet düğmeler soktuğum için gitmiştik. nasıl bir sokmaksa, annemle babam çıkartamamıştı. neyseki burnuna düğme sokan çocuk zeki oluyormuş. şaka şaka yok öyle bir şey.* tamamen salaklığımdan.
devamını gör...
4.
doğmuştum. en ilginci buydu!
devamını gör...
5.
kızım orta parmağını sulugun ağız kısmına sokup cikaramayinca ambulans ile hastaneye gitmiştik. ambulans diyaloğumuz efsanedir, baba biliyor musun şu yaşıma geldim ilk defa ambulansa biniyorum (6 yas) ben de babacım (38 yas)
devamını gör...
6.
kardeşim burnuna kumanda tuşu sokmuştu onu götürdük.. geçen de badem soktu, anlamıyorum bu çocuğun burnu ile ne derdi var. küçük de değil hani 8 yaşında.. başlı başına bir imtihan kendisi..
devamını gör...
7.
çok ilginç bir hastaneye gitmedim. genelde gittiğim hastaneler hep aynı.
hee dur dur. afganistan'da yaşadığım dönemler hastane dedikleri ama hastaneye benzemeyen bir yere girmiştim. bir iki tabure vardı. önlükleri kir içinde oraya buraya koşturan insanlar vardı. onlardan biri gelip bana bir iki soru sormuştu. sonra beni kapısında laboratuvar yazan bir yere soktular. ayakta bekleyen 5, 10 insan vardı. yabancı olmam hasebiyle oturan 3, 5 insandan biri kalkıp bana yer vermişti. sonra değişik biri gelip benden kan almıştı. ben gerek yok aman bilmem ne dememe rağmen çok ağır hasta olduğum için kimse beni dinlememişti. sonra beni sedyeye benzer ama sedye olmayan bir yere yatırdılar. sürekli biri gelip biri gitti. yabancı olduğum için yine gereksiz bir ilgi alaka vardı tabi.
tahliller çıktı doktor yanıma geldi. kokoyla hızlı hızlı bir şeyler konuştular. çoğunu anlayamadım. yarı ingilizce yarı farsça. kafam olmuş zaten bimilyon beklerken ne verdilerse. yolda dönerken koko neyim varmış dedim. 'hemşire hijyen nist, türk hastalığı kem küm fiti fiti...' dedi. kolay gelsin o meşhur türk hastalığına ben de yakalanmıştım sonunda. hijyen yok diyen adamların hastanesi benim wcmden daha pis haldeyken bana hijyen nist diyebiliyorlardı. o da işin başka bir cilvesi tabi. oranın halkı pek öyle hastalanmazdı. orada bulunan türklerin yoğun mikrop sebebiyle hastalanmasına 'türk hastalığı' diyorlardı. sanki biz o hastalığı cebimizde getiriyoruz memleketlerine.
neyse efem işte. 'en ilginç hastaneye' gitme sebebim bu. bana kalsa ilginç olmayan bir hastane tercih ederdim ama şartlar bunu gerektirdi.
hee dur dur. afganistan'da yaşadığım dönemler hastane dedikleri ama hastaneye benzemeyen bir yere girmiştim. bir iki tabure vardı. önlükleri kir içinde oraya buraya koşturan insanlar vardı. onlardan biri gelip bana bir iki soru sormuştu. sonra beni kapısında laboratuvar yazan bir yere soktular. ayakta bekleyen 5, 10 insan vardı. yabancı olmam hasebiyle oturan 3, 5 insandan biri kalkıp bana yer vermişti. sonra değişik biri gelip benden kan almıştı. ben gerek yok aman bilmem ne dememe rağmen çok ağır hasta olduğum için kimse beni dinlememişti. sonra beni sedyeye benzer ama sedye olmayan bir yere yatırdılar. sürekli biri gelip biri gitti. yabancı olduğum için yine gereksiz bir ilgi alaka vardı tabi.
tahliller çıktı doktor yanıma geldi. kokoyla hızlı hızlı bir şeyler konuştular. çoğunu anlayamadım. yarı ingilizce yarı farsça. kafam olmuş zaten bimilyon beklerken ne verdilerse. yolda dönerken koko neyim varmış dedim. 'hemşire hijyen nist, türk hastalığı kem küm fiti fiti...' dedi. kolay gelsin o meşhur türk hastalığına ben de yakalanmıştım sonunda. hijyen yok diyen adamların hastanesi benim wcmden daha pis haldeyken bana hijyen nist diyebiliyorlardı. o da işin başka bir cilvesi tabi. oranın halkı pek öyle hastalanmazdı. orada bulunan türklerin yoğun mikrop sebebiyle hastalanmasına 'türk hastalığı' diyorlardı. sanki biz o hastalığı cebimizde getiriyoruz memleketlerine.
neyse efem işte. 'en ilginç hastaneye' gitme sebebim bu. bana kalsa ilginç olmayan bir hastane tercih ederdim ama şartlar bunu gerektirdi.
devamını gör...
8.
gözleme yemeye gitmiştim.
hastanenin kantininde çok güzel gözleme yapıyorlarmış. gerçekten de nefisti.
hastanenin kantininde çok güzel gözleme yapıyorlarmış. gerçekten de nefisti.
devamını gör...
9.
çişim geldi. insanların yola yapması sağlıklı ve etik olmadığından yakındaki hastane gözüme ilişti. bende gittim orada yumuşak yumuşak küçük suyumu döktüm.
devamını gör...
10.
ayağıma laptop düşmüştü. ayak parmağım incinmiş. e-nabız'da duruyor hala 40 numara ayak röntgeni jfkghkjf.
devamını gör...
11.
ilkokuldayken boğazıma balık kılçığı takılmıştı.
devamını gör...
12.
acile kalp krizi şüphesiyle gidip, tenisçi dirseği problemi yaşadığımı öğrenmiştim. daha sonrası nasıl bir rahatlama anlatamam. google referansınız olmasın.
devamını gör...
13.
küçükken burnuma boncuk kaçırmıştım onun için götürmüşlerdi.
devamını gör...
14.
işlerimi halledip diş randevusuna yetişmeye çalıştığım bir gün. yaya olarak ışıklardan karşıya geçerken kaldırıma bir adım kala önünden geçtiğim araç minibüs benzeri büyük bir araçtı, haliyle kaldırımla araç arasında kalan ancak bir motorun geçeceği mesafeyi görmediğim ve yayalara yeşil yandığı için yürümeye devam ettim. motorun sığabileceği o aralıktan motor çıktı tabiki, ben can havliyle geri zıplarken elimi motorun aynasına geçirdim. elimi de aynayı da kırmadım çok şükür ama diş tedavim yapılırken elim şişmeye hatta bir kuple de metamorfoz geçirmeye çalıştığı için elime bir şey oldu diye diş hekimliği fakültesinden tıp fakültesine geçmiştim.*
devamını gör...
15.
en ilginç hastaneyi urla'da karantina adası diye anılan yerde gördüm. hastane değil tatil köyü gibi bir yerdi.
bir de heybeliada sanatoryum'u var ama onun ilginçliği öyle bir güzelliğin atıl biçimde kaderine terk edilmesiydi.
her iki hastaneye de gezmek amaçlı gittim.
bir de heybeliada sanatoryum'u var ama onun ilginçliği öyle bir güzelliğin atıl biçimde kaderine terk edilmesiydi.
her iki hastaneye de gezmek amaçlı gittim.
devamını gör...