#ödüllü filmler #netflix filmleri
festival filmleri / drama / fantastik / korku / psikoloji
8.3 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

başlangıç sahnesinde animasyon filmi olan kutup ekspresi'ni çağrıştırdı bana. filmin görselliği bence muazzam. devamında yaratılan dizisinin yabancı versiyonunu izliyormuş gibi hissettim. konu olarak makas eller'i de çağrıştırıyor tabi.
görselliği öyle güzel ki 2 buçuk saatin tek bir anında sıkılmadım, bir yandan telefonla oynayarak izlediğim filmlerden olmadı. bittiğinde üzüldüm.

hani bazı filmler vardır yılbaşında falan izlersin. bence onlardan. üstte bahsettiğim makas eller'i, yaratılan'ı beğenenler bunu da beğenir.

senaryoya dahil yorum yapamıycam çünkü ne önceden çekilmiş frankenstein'ları izledim ne de kitabını okudum. ama görsellik olarak tatmin edeceğine eminim, ailecek de izlenebilir türden.
devamını gör...
canavarın var ettiği bir varlık.

filmin korku temasından çok aslında oldukça duygusal bir yapısı var. kitabını okuyan, filmlerini izleyenler bu öyle değildi diye eleştiride bulunabilir. ben bunlardan bağımsız yazacağım..
filmin büyüleyici bir görseli var, gotik mimari sevenlere oldukça hitap ediyor. yaratılış ve ölüm döngüsü arasındaki o karanlık geçişler oldukça iyi yansıtılmış.

victor kötü bir baba..
yarattıktan sonra tanrısallığın büyüsüne kapıldı. oğlu çirkin bir yaratıktı onun için ona sevgisini vermek yerine aşağıladı ve onu yok etmek istedi.. yarattığının 'benden bir tane daha yarat, uzaklara giderim' dediği yerdeki çaresizliği ve insanlar arasındaki yalnızlığı gözler önüne serilmişti. yerini bulamadığı için o hep canavar kaldı..

kendi yarattığı felaketi oldu..
zarar verdiğin her şey seninle gelir.. bu bir yıkımdır. victor deney kulesini havaya uçurduğunda kendinde bir parça kopardı. yarattığı kaos ömrünün sonuna kadar onunla beraberdi..

iyi insanlar, canavar insanlar..
filmin en güzel yeriydi, yaşlı adam ile yaratığın dostluğu.. koşulsuz sevgi ve merhametin dünya içinde var olma çabasının en güzel örneğiydi..

sevdik..
devamını gör...
mary sahlley'nin frankestein ya da modern prometheus kitabını okuduktan sonra bayılmış, daha önce neden okumadım demiştim. sonrasında kendisinden esinlenerek bizim yaptığımız dizi olan yaratılan'ı izlemiş ve çok güzel bir uyarlama olduğunu düşünmüştüm. eh şimdi de bu senenin yapımı guillermo del toro imzalı bu filmi izlemeden beğeneceğime emindim. hakkında birkaç şey okumuş, oyuncunun makyajını nasım yapıldığını görmüştüm derken iyice meraklandım.

oyuncular jacob elordi*, mia goth*, oscar ısaac*christian convery*

film kendisini sweet tooth'tan tanıdığımız o minnoşla başlıyor. victor kendisini ve annesini hiç sevmeyen bir babanın, doktor bir babanın oğlu. adını babası vermiş, kendisine tıp öğretiyor daha küçük yaşta. annesi hamile ve kardeşi doğarken ölüyor. tek arkadaşı, sırdaşı belki de varlığı olan annesi ölen victor o gün bir karar veriyor ölümü durdurup yeniden yaşam sağlayacak.

tabii biz hikayeyi canavar diye bahsedilenin victor 'u öldürmek için aramasıyla onu bulan gemi tayfasını kurtarması üzerine dinliyoruz. ay durun böyle diyince de karışık oldu. neyse herkes bir frankestein hikayesi biliyordur nasılsa.

işte biz hen victor 'un hem de yarattığı varlığın ağzından olan biteni dinliyoruz. normalde insan yaratılan canavara sırf canavar olduğu için bile hoş bakmaz dimi? bu filmde resmen üzülüyorsunuz. çünkü o bilinç kazanıp da anlayınca anlıyorsunuz. evet gerçek canavar belki de onu yaratan. çünkü o istemedi. ölemiyor, yaşayamıyor da. farklı çünkü. bedeni bir ceset yığınının sonucu. parçalanmış insanların birleşimi..

ve diziyi izler hissini de vermiş insan "ay bu konuyu ilk biz işledik güzelce " demeden edemiyor.

neyse karışık kuruşuk anlattım ama çok çok güzel bir filmdi. aşşırı beğendim. bir canavar hikayesinden çok sanki bir aile dramı sonunda yaratılan travmaların öyküsü gibiydi. izleyin izlettirin efemmm.
devamını gör...
film, günümüz woke sineması için iyi, eski tip sinema seviyesi için ise vasat bir film.
filmin görselliği, efektleri, sinematik tonları tek kelimeyle harika ki del toro zaten bu konuda uzman bir adam. başka türlüsünü beklemek saçma olurdu.
film yer yer atmosferi ve soundtrackleriyle 92 yapımı bram stoker's dracula filmini anımsattı bana.
oscar isaac, doctor frankenstein karakterinin egolarını, tutkularını, hırsını, inatçılığını müthiş yansıtmış, harika bir oyunculuk çıkarmış. özellikle canavarın yararıtılış süreci, akla en makul şekilde tanımlanmaya yansıtılmaya çalışılmış.
kısaca sevdim. güzel ve akıcı bir film. izlemeyenlere tavsiye edebilirim, çağımız sinemasına göre başarılı bir yapım olmuş.
devamını gör...
ayy filmi yeni bitirdim, taze taze geldim buraya. öncelikle söyleyeyim, kitabını okumadım; o yüzden "tam uyarlanmış mı, neresi değişmiş" tartışmasına girecek donanımım yok. şimdiden onu söyleyeyim de. ama şunu söyleyebilirim: film başlı başına öyle bir atmosfer kurmuş ki, uyarlama mevzusu sonradan çok umurumda bile olmadı.

del toro’nun o gotik görsel dili, karanlığı romantikleştiren bakışı, her kadrajı tablo gibi dizmesi.. cidden içine çeken bir melankoli yaratmış. film sadece bir canavar hikâyesi değil; yaratılanın yalnızlığı, yaratmanın sorumluluğu, babalık, aidiyet, hayal kırıklığı... böyle insanın içini kemiren bir duygusal yoğunluk var.. gözümü alamadım filmden kısacası.

gelelim jacob aşkıma. fazlasıyla onun etkisi var izleme kısmında. yine döktürmüş, yine kalbime ateş gibi oturdu*. canavar rolünde hem ürkütücü hem acıklı olmayı nasıl aynı anda başarmış hiç bilmiyorum. adam gerçekten rolü yaşamış. film bitince bile gözlerinin o kederi kaldı aklımda. jacob elordi zaten ayrı bir manyaklığım; burada iyice perçinledi. sabaha kadar övebilirim yanii.

ve mia goth, onu da es geçemeyeceğim. o gotik ve karanlık sahnelerde ışık gibi parlamış. güzelliğinden gözümü alamadım.

genel olarak film beni hem görsel açıdan hem de duygusal açıdan içine çekti. temposu yer yer ağır ama bu hikâyeye bence yakışmış; karakterlerin iç dünyasını sindire sindire takip ediyorsun. kitabını alıp okuyunca tekrardan güncelleme yaparım. şimdilik bu kadar. vaktiniz varsa izleyin derim.:)
devamını gör...
gayet başarılı bir filmdir. artık nasıl beklentisizlik içindeysem, sahneler ve diyaloglar güzel çıkınca şaşırır olmuşum.

robdöşambr ile illa her şeyde bir kusur bulan züppeler gibi davranmaya kalkarsam, mia goth'u filmde pek yeterli bulmadığımı söylemem lazım. belki de böyle bir oyuncu kadrosu içinde çıta yükseğe çıkınca yetişemedi, bilemiyorum. lakin yıllardır sinema filmi göremediğini düşünüp hayıflanan kitleden iseniz, gayet mutlu mesut izleyeceksiniz bu filmi.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"frankenstein (film)" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim