gece atletle çöp atmaya çıkmışken rastlanan komşu kızı
başlık "echabrenef7091" tarafından 24.06.2026 23:54 tarihinde açılmıştır.
1.
pek geleneğim değildir gece vakti çöp atmaya çıkmak. çöpü de çöpten saymazsın, orta büyüklükte bir poşetin yarısını anca geçkin dolulukta. atasım gelmiş, çıkıp hava alasım gelmiş. ama dürüst olayım, gece vakti 23.08'de apartmanda normalde pek seyrek rastladığım ve iletişimimin neredeyse hiç olmadığı genç ve güzel komşu kızını göresim hiç gelmemiş. hayatın cem yılmazvari bir şakası, sondan başa yazılmış bir alın yazısı, ne bileyim yaradanın anlık bir can sıkıntısı... sonucunda da siyah atletle evden çıkışım ve gayet net görünen kıllı göğüslerimle o anda seçenek sunsalar nihat doğan'ı görmeyi kendisini görmeye yeğleyeceğim kendi hâlinde evine giden, bana kibarca ''iyi akşamlar'' bile diyen o komşu kızı. komşu dediysem yan kapı komşusu dahi değil. hangi katta oturduklarını bile bilmem. komşuluk ölmüş azizim. robot çağı robottan robot yapmış bu kardeşinizi.
dedim ya, nihat doğan gelsin bizim apartmana da siyah atletimi o görsün, ne bileyim iki türkü okusun ''gırdınnn galbimiii, gel al gönlümüüü'' diye çığırıp apartmanı sallasın da özür dileyip gidip gönlünü alayım nazikçe, saygılıca, aynı zamanda yiğitçe. kabadayılığımla beyefendiliğimi eş zamanlı yürüteyim. razıydım. ama murphy kanunları'nı onca yıl internetten okuyup ezberleyip teorik bilgileri sular seller gibi ezberlemek yetmezmiş. pratikte kalakalırmış senin o atletik ruhun. hep ezberci eğitim hacıdayı. öğrenmek için öğrensen bunlar olmayacak.
ben de o kibar kıza ''size de iyi akşamlar'' der gibi bir kafa sallayışla karşılık verip çıktım apartmandan. havada yağmur kokusu var hafiften. en sevdiğim hava türüdür. yağıp da adamı ıslatmaz, çöl iklimi gibi içini de kurutmaz. toprağın o kokusu çalındıkça burnuma, hayata sıkıca sarılıp bağrıma basasım gelir. çöp tenekesine yol alırken yavaş yavaş, sağımda yıllardır neden var olduğunu anlamadığım zira hiçbir çocuğun gidip kaymadığı ve sallanmadığı küçücük park selâmlar beni. parktan utanmam atletliyken. mahcubiyet hissetmem ona asla. kenarındaki bankta oturmuş birkaç genç görürüm. onlar beni görmez. atletli hâlimin ayırdına varamazlar.
çöpü attığım yerde her zamanki gibi birkaç beyaz kedi karşılar beni tüm masumiyetiyle. gecenin o vaktinde ne ararlar bilinmez. merak da edilmez. zaman kavramları kuşkusuz bizden daha farklı. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu :) tam iki saniye sonraysa bir motor kuryesi geçer yanımdan ve muhtemelen sevgilisiyle tartışmayı aşıp kavgaya varan konuşmalar yapar. kediye hiç mi hiç benzemiyordur uzaktan. illa benzeteceksek kurt deriz ona. hır gürlü, hızlı, maksimalist ve mutsuz :) öyle ki yolun ortasında trafiksizce yavaş yavaş yürüyen adamı kaldırım kenarına geçirir öfkeli sesiyle.
birkaç adım yürünüp eve varılır. dış kapıyı dört basamaklı ve nispeten kolay bir şifreyle açtıktan sonra gelen o ''zzzzıtt'' sesi bütün desibeliyle alır adamın aklını. sonra kapı da seslice kapanır insan eliyle müdahale olmaksızın. bu denli ses hiç kediye göre değildir. onlar o çöp kutusu civarından kopmasın mümkünse. hayattan da. yaşasınlar gönüllerince. eve girilir, anne kişisine sesten şikâyet edilir, el yüz yıkanıp klavyeye geçilir. o andan sonraki yazım süreci tam bir kediye göredir. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu. ve sen o yanlış zamanda gördüğüm komşu kızı, azar coşar mı deli gönül bilinmez. bu gözler ah neler görürdeki nelerin siyah atlet dekoltesi arasındaki göğüs kılı olması benim bile hayal gücümü aşar biliyorum. ve kabul ederek soruyorum:
''yanlış zaman, yanlış insan. izledin mi dünya kupası'nda yamal'ı sevdalardan?''
dedim ya, nihat doğan gelsin bizim apartmana da siyah atletimi o görsün, ne bileyim iki türkü okusun ''gırdınnn galbimiii, gel al gönlümüüü'' diye çığırıp apartmanı sallasın da özür dileyip gidip gönlünü alayım nazikçe, saygılıca, aynı zamanda yiğitçe. kabadayılığımla beyefendiliğimi eş zamanlı yürüteyim. razıydım. ama murphy kanunları'nı onca yıl internetten okuyup ezberleyip teorik bilgileri sular seller gibi ezberlemek yetmezmiş. pratikte kalakalırmış senin o atletik ruhun. hep ezberci eğitim hacıdayı. öğrenmek için öğrensen bunlar olmayacak.
ben de o kibar kıza ''size de iyi akşamlar'' der gibi bir kafa sallayışla karşılık verip çıktım apartmandan. havada yağmur kokusu var hafiften. en sevdiğim hava türüdür. yağıp da adamı ıslatmaz, çöl iklimi gibi içini de kurutmaz. toprağın o kokusu çalındıkça burnuma, hayata sıkıca sarılıp bağrıma basasım gelir. çöp tenekesine yol alırken yavaş yavaş, sağımda yıllardır neden var olduğunu anlamadığım zira hiçbir çocuğun gidip kaymadığı ve sallanmadığı küçücük park selâmlar beni. parktan utanmam atletliyken. mahcubiyet hissetmem ona asla. kenarındaki bankta oturmuş birkaç genç görürüm. onlar beni görmez. atletli hâlimin ayırdına varamazlar.
çöpü attığım yerde her zamanki gibi birkaç beyaz kedi karşılar beni tüm masumiyetiyle. gecenin o vaktinde ne ararlar bilinmez. merak da edilmez. zaman kavramları kuşkusuz bizden daha farklı. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu :) tam iki saniye sonraysa bir motor kuryesi geçer yanımdan ve muhtemelen sevgilisiyle tartışmayı aşıp kavgaya varan konuşmalar yapar. kediye hiç mi hiç benzemiyordur uzaktan. illa benzeteceksek kurt deriz ona. hır gürlü, hızlı, maksimalist ve mutsuz :) öyle ki yolun ortasında trafiksizce yavaş yavaş yürüyen adamı kaldırım kenarına geçirir öfkeli sesiyle.
birkaç adım yürünüp eve varılır. dış kapıyı dört basamaklı ve nispeten kolay bir şifreyle açtıktan sonra gelen o ''zzzzıtt'' sesi bütün desibeliyle alır adamın aklını. sonra kapı da seslice kapanır insan eliyle müdahale olmaksızın. bu denli ses hiç kediye göre değildir. onlar o çöp kutusu civarından kopmasın mümkünse. hayattan da. yaşasınlar gönüllerince. eve girilir, anne kişisine sesten şikâyet edilir, el yüz yıkanıp klavyeye geçilir. o andan sonraki yazım süreci tam bir kediye göredir. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu. ve sen o yanlış zamanda gördüğüm komşu kızı, azar coşar mı deli gönül bilinmez. bu gözler ah neler görürdeki nelerin siyah atlet dekoltesi arasındaki göğüs kılı olması benim bile hayal gücümü aşar biliyorum. ve kabul ederek soruyorum:
''yanlış zaman, yanlış insan. izledin mi dünya kupası'nda yamal'ı sevdalardan?''
devamını gör...
2.
o saatte orada ne işi varmış ya
devamını gör...
3.
ayaklarının ters olup olmadığına bakılması gerekir.
devamını gör...
4.
belki de kız atletli seviyor kardeşim takma kafaya
devamını gör...
5.
güzel kardeşim sana bunları silah zoruyla mı yazdırıyorlar?
kurban olduğum gel hele, bir soluklan, bir çay iç. tamam geçti geçti.*
kurban olduğum gel hele, bir soluklan, bir çay iç. tamam geçti geçti.*
devamını gör...
6.
dekoltesinden kıllar çıkan kız düşüncesi aldı götürdü beni...yokum artık
devamını gör...