geçici heves ve heyecanlarla dolu olmasına istinaden nisan yağmurlarına benzetilen aşk.

lisenin en havalı kızlarından birini gözüme kestirmiştim. ismi şebnemdi. dostlarım her ne kadar şansımı fazla zorlayıp hayaller dünyasında yaşadığımı söylese de kesinlikle yolumdan dönmeyecek, yüreğimin sesini dinleyecektim. tek problem kızın neredeyse hiç yalnız gezmemesiydi.

hele büşra adındaki arkadaşı bir gölgeden ayırt etmesi zor varlığıyla hep ensesindeydi. boylu poslu, toplu, sinsi bir kızdı büşra. beni her haliyle ürkütürdü.

günlerce bekledim. bir fırsat yakalayamayınca kantinde her zamanki gibi yine ikisi bir aradayken şakkadanak masalarına oturdum ve ağızlarını açmalarına fırsat vermeden konuşmaya başladım. ağdalı bir türkçeyle süslü aşk cümlelerimin işe yaramasını ummaktan başka çarem yoktu.

sessizleştiler. en yakın arkadaşının durgunluğu ve etrafı dalgın fakat hüzünlü bakışlarla süzmesi karşısında şaşkına dönen büşra;

-saçmalama kızım, herhalde bu öküzün teklifini kabul etmeyeceksin diye patlarken iri göğüsleri hızla aşağı yukarı sallandı.

ondan bir cevap alamayınca araya girme gereği hissederek;
+nedenmiş o, lütfen söyler misin dedim.

yancı mahluk, anlamlandıramadığım türde bir öfke nöbeti geçiriyordu. gök gürültüsü misali gürledi.

-daha bebesin oğlum sen. şu tiple bu güzel kızı tavlayabileceğini nasıl düşünürsün? hiç mi utanman arlanman yok? defol çabuk yoksa imdat diye bağıracağım.

+arkadaşının yerine konuşmayı bırak şimdi, hem kendi kararını kendisi verebilir herhalde, öyle değil mi dedim.

daha lafımı bitirir bitirmez şebnem hıçkıra hıçkıra, sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. tanrım, ağlarken bile çekici, baştan çıkarıcıydı. yaşananlardan bu denli etkilenmesini normal karşılamakla birlikte duygulandım, içim cız etti.

büşra böğürüyordu artık:

-aptal çocuk! salak salak bakacağına koş da şuradan ıslak mendil gibi bi şey al getir dedi.

günün birinde herkesin insanca yaşayabileceğine dair her daim taze tuttuğum ümitlerim kadar boş olan ceplerimi yoklarken;

-inanmıyorum fakirmiş bir de, kaybol! diye bağırdı. göz ucuyla diğerlerinin suspus vaziyette bizi izlediğini fark ettim. ciyak ciyak ağlamayı sürdüren kıza doğru bakarak;

+tamam ama hiç olmazsa... diyecek oldum. büşra hışımla sandalyesinden kalkıp üstüme çullandı. annesine çıkma teklifi etsem acaba aynı tepkiyi gösterir miydi hiç bilmiyorum.

çok sonraları şebnem'in salyalı sümüklü tepkisinin sebebi de gün yüzüne çıktı. her ortamda "nasıl korktum anlatamam şekerim. o ucube nesine güvenip de gelmiş, az daha yüreğime iniyordu. bu kadar mı düştüm, gerçekten bunlara mı layığım ben, çalı çırpıya sürterim daha iyi ayol" diyor, o anlar aklına geldikçe hâlâ ürperiyormuş.

olanları sindirmek güç olmakla birlikte sevdamı kalbime gömerek inzivaya çekildim. uçsuz bucaksız internet deryasında ordan oraya savruldum. aradan iki ay geçti. ölümcül ebony milf double penetrasyon hastalığına yakalanmıştım.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"gençlik aşkı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim