orijinal adı: one flew over the cuckoo's nest
yazar: ken kesey
yayım yılı: 1962
kabına sığmaz ve sınır tanımaz mcmurphy'nin, baş hemşirenin insiyatifi ile yönetilen hastanede, psikolojik tedavi görmekten çok şiddetvari uygulamaları protesto etmesi sonucu meydana gelen olayları anlatan kitap, yayımlandığı dönemde baskıcı yöntemle kontrol sağlamaya çalışan tüm kurum ve kuruluşlara dair bir eleştiri olarak görülmüş ve bazı çevrelerden tepki toplamıştır.
roman, 1963 yılında tiyatro oyunu olarak uyarlanmış ve 1975'te ise film olarak yayınlanmıştır.
yazar: ken kesey
yayım yılı: 1962
kabına sığmaz ve sınır tanımaz mcmurphy'nin, baş hemşirenin insiyatifi ile yönetilen hastanede, psikolojik tedavi görmekten çok şiddetvari uygulamaları protesto etmesi sonucu meydana gelen olayları anlatan kitap, yayımlandığı dönemde baskıcı yöntemle kontrol sağlamaya çalışan tüm kurum ve kuruluşlara dair bir eleştiri olarak görülmüş ve bazı çevrelerden tepki toplamıştır.
roman, 1963 yılında tiyatro oyunu olarak uyarlanmış ve 1975'te ise film olarak yayınlanmıştır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "ata" tarafından 29.11.2020 17:29 tarihinde açılmıştır.
1.
ken kesey bu eseri, bir akıl hastanesinde çalışırken yazmaya başlamıştır.bu sıralarda 25'li yaşlarında olduğu biliniyor.kesey, akıl hastanesindeki insanların aslında bildiğimiz anlamda deliler olmadıkları, sadece toplumsal normlara uymadıkları için orada bulundukları fikrinden esinlenmiştir.
kitapta şef bromden'ın gözünden bu dünyaya baktığımız için önce kafamız biraz karışıyor fakat kısa sürede adapte oluyoruz(belki de bende olduğu gibi uzun sürede ).kafa karışıklığımızın nedeni,özellikle de uzman olmayanlarımız için,şef'in dört dörtlük bir şizofreni hastası olması ve bu nedenle kendisi ve çevresi hakkında normal olmayan algılara sahip olması. bir şizofreni hastasının gözünden dünyaya bakmak oldukça zordur. yoğun empati,anlayış ve kavrayış gücü gerektirir. ama bu eseri okumak ve anlamak pahasına bu zorluğa da katlanıyoruz. sonrasında gelişen olaylar da bize hayat hakkında, bilmediğimiz yaşantılar hakkında, daha önce düşünmediğimiz gerçekler hakkında birçok şey öğretiyor.
bir hayatımız var. bu eşsiz kitabın eşsiz hayatımıza çok fazla şey katması karşılığında beklediği tek şey ise derin düşünmemiz, olaylara büyük pencereden bakabilmemiz.
kitapta şef bromden'ın gözünden bu dünyaya baktığımız için önce kafamız biraz karışıyor fakat kısa sürede adapte oluyoruz(belki de bende olduğu gibi uzun sürede ).kafa karışıklığımızın nedeni,özellikle de uzman olmayanlarımız için,şef'in dört dörtlük bir şizofreni hastası olması ve bu nedenle kendisi ve çevresi hakkında normal olmayan algılara sahip olması. bir şizofreni hastasının gözünden dünyaya bakmak oldukça zordur. yoğun empati,anlayış ve kavrayış gücü gerektirir. ama bu eseri okumak ve anlamak pahasına bu zorluğa da katlanıyoruz. sonrasında gelişen olaylar da bize hayat hakkında, bilmediğimiz yaşantılar hakkında, daha önce düşünmediğimiz gerçekler hakkında birçok şey öğretiyor.
bir hayatımız var. bu eşsiz kitabın eşsiz hayatımıza çok fazla şey katması karşılığında beklediği tek şey ise derin düşünmemiz, olaylara büyük pencereden bakabilmemiz.
devamını gör...
2.
amerikalı yazar ken kesey imzalı 320 sayfalık eserdir, jack nicholson başrolünde sinemaya da uyarlanmıştır.
filmde hiç konuşmayan bir kızılderili var, kitap onun gözünden anlatılıyor.
mcmurphy ve akıl hastalığı, onun gözünden işleniyor.


"kahkahasını kaybeden temel dayanağını kaybeder."
filmde hiç konuşmayan bir kızılderili var, kitap onun gözünden anlatılıyor.
mcmurphy ve akıl hastalığı, onun gözünden işleniyor.


"kahkahasını kaybeden temel dayanağını kaybeder."
devamını gör...
3.
bu kitabı her gördüğümde, tiyatro oyununu/ oyunlarını araştırıyorum, istemsiz bir şekilde.
farkında olmadan hemen
acaba yeni bir gösteri hazırlığı var mı?
kimler, kimleri canlandıracak?
hangi sahnede, hangi oyuncuların canlandırdığı format daha güzel?
bugün oyunları karıştırsak, içlerinden en beğendiğimiz kimse; işte o rolü bu oyuncu, şu rolü de diğer sahnedeki şu oyuncu güzel canlandırmıştı diyerek en iyileri, bir sahneye toplasak acaba nasıl bir sonuç çıkardı? gibi gibi garip garip düşüncelere kapılıyorum. galiba sebebi de türkiye'nin hala bu baskıcı tedavi yöntemlerini uyguluyor olması. her ne kadar iddia edilenle gerçek, bambaşka olsa ve tıpta, bu iddiaların karşısında durulsa da bir gerçek vardır ve o da hissedilen, anlaşılan bir durumdur. dolayısıyla eser; kitap, sinema eserinin olmasının çok daha ötesinde bende, açık ve kapalı bir şekilde tiyatro eseri olarak canlanıyor ve her seferinde sanki bu konuya dikkat çekiyor gibi hissettiriyor...
sanki her oynandığında merakla bu defa ne'ler, ne'asıl sergilenecek? bir uyarlama söz konusu olacak mı, yoksa motomot bir yansıtma mı yapılmış?.. izlemek ve merakımı gidermek zorunda hissediyorum kendimi...
kafesten bir kuş uçtu adlı eserden şu sahneleri bırakmak istiyorum ki nedenini anlayın; buradan
ve yine çolpan ilhan & sadri alışık tiyatrosu'nun, 20. yıl özel oyunlarında, bu esere yer verdikleri afişi ise; efsane. hem devler kadrosu hem alışılmışın dışında: buradan
izmir devlet tiyatrosu oyuncuları ise, manisa ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesi yönetimi ile görüşerek ilgili izinleri aldıktan sonra burada hem hastalarla hem de doktorlarla konuşarak tiyatro oyununa hazırlanır ve yine izmir bornova'da, oyunu sahnelerler. ilgili habere buradan ulaşabilirsiniz.
eserin tiyatro oyunu hali, bir hayli ilginç eylem ve etkinliklere sahne olmuş ve ilerleyen zamanda da olacak görünüyor.*
farkında olmadan hemen
acaba yeni bir gösteri hazırlığı var mı?
kimler, kimleri canlandıracak?
hangi sahnede, hangi oyuncuların canlandırdığı format daha güzel?
bugün oyunları karıştırsak, içlerinden en beğendiğimiz kimse; işte o rolü bu oyuncu, şu rolü de diğer sahnedeki şu oyuncu güzel canlandırmıştı diyerek en iyileri, bir sahneye toplasak acaba nasıl bir sonuç çıkardı? gibi gibi garip garip düşüncelere kapılıyorum. galiba sebebi de türkiye'nin hala bu baskıcı tedavi yöntemlerini uyguluyor olması. her ne kadar iddia edilenle gerçek, bambaşka olsa ve tıpta, bu iddiaların karşısında durulsa da bir gerçek vardır ve o da hissedilen, anlaşılan bir durumdur. dolayısıyla eser; kitap, sinema eserinin olmasının çok daha ötesinde bende, açık ve kapalı bir şekilde tiyatro eseri olarak canlanıyor ve her seferinde sanki bu konuya dikkat çekiyor gibi hissettiriyor...
sanki her oynandığında merakla bu defa ne'ler, ne'asıl sergilenecek? bir uyarlama söz konusu olacak mı, yoksa motomot bir yansıtma mı yapılmış?.. izlemek ve merakımı gidermek zorunda hissediyorum kendimi...
kafesten bir kuş uçtu adlı eserden şu sahneleri bırakmak istiyorum ki nedenini anlayın; buradan
ve yine çolpan ilhan & sadri alışık tiyatrosu'nun, 20. yıl özel oyunlarında, bu esere yer verdikleri afişi ise; efsane. hem devler kadrosu hem alışılmışın dışında: buradan
izmir devlet tiyatrosu oyuncuları ise, manisa ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesi yönetimi ile görüşerek ilgili izinleri aldıktan sonra burada hem hastalarla hem de doktorlarla konuşarak tiyatro oyununa hazırlanır ve yine izmir bornova'da, oyunu sahnelerler. ilgili habere buradan ulaşabilirsiniz.
eserin tiyatro oyunu hali, bir hayli ilginç eylem ve etkinliklere sahne olmuş ve ilerleyen zamanda da olacak görünüyor.*
devamını gör...
