2024 yapımı film, işitme engelli baha’nın sessiz dünyasında başlayan yolculuğunu, leyla ile kurduğu bağ üzerinden anlatıyor. çocukluk zorluklarından aile kurma mücadelesine uzanan hikaye, aşkın ve fedakarlığın yıllara yayılan dönüşümünü gözler önüne seriyor.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 15.03.2026 16:15 tarihinde açılmıştır.
1.
senaryosu ömer faruk yardımcı tarafından yazılmış ve aynı isim tarafından yönetilen türk dram filmi; 2024 yapımlı olduğu bilinmektedir.

başrolde ise aytaç şaşmaz, sümeyye aydoğan, burak sevinç, belçim bilgin gibi isimler rol alır iken kadronun devamında ise, ferit aktuğ, gözde cığacı, çağdaş onur öztürk, furkan kalabalık ve deniz türkali gibi isimler yer almıştır.
işitme duyusunu bebekken tamamen yitirmiş bir gencin hayatındaki dönüm noktalarının yanı sıra, yalnızlığını da konu ediniyor.
filmde başrol oyuncuların yanı sıra pek çok oyuncu işaret dilini de kullanıyor ve bu durum bence kıymetliydi.
filmimiz baha'nın anne ve babasının tanışmalarıyla, aşık olmaları ve evlenmeleriyle başlar ve devam eder iken, baha dünyaya gelir, menenjit sonrası sağır olur, konuşamadığı için yapayalnızdır, ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlatması zordur, işaret dili iletişim kurmasına yardım eder ama hiçbir şey insanın ses tonu kadar anlatamaz içindekileri...
"farklı" olduğu için arkadaşları tarafından zorbalanır, oyunlara alınmaz, ailesi ve onu seven birkaç akraba dışında bütün dünya ona yokmuş gibi davranır, film boyunca işitme engelli gencin sesini duyarız, o anlatıcı konumundadır, baha ergenlik dönemine gireceği sırada leyla adlı bir kıza aşık olur, o da işitme engellidir ve baha'dan korkmayan, ondan kaçmayan, onu seven biri olacaktır.
gel zaman git zaman ikisi de büyür, onlar birbirlerini tanıdıktan ve sevdikten sonra yalnızlıkları acı vermez olmuştur, bu sırada baha bir kayıp yaşayacaktır, sevdiği kızla evlenmek isteyecek, evlenmesini istemeyenler olacaktır.
leyla'nın anne tarafı oldukça zengindir, zengin biriyle evlenmesini isterler,
leyla'nın hayatında birtakım felaketler yaşanabilir, baha'nın artık tek dayanağı, tek mücadelesi çocuğu olacaktır.
şimdi ise film hakkında kişisel fikirlerime geçmek istiyorum;
benim için duygusal bir filmdi, etkileneceğimi düşünüyordum ama ağlayacağımı tahmin etmemiştim.
filmin benim için en önemli noktası şuydu;
sana en çok benzeyen, seni dinleyen, seni duyan, seni önemseyen tek kişinin de yokluğu, gidişi veya ölümü...
konuşamıyorsun ve iç dünyandaki acıyı, duyguları, düşünceleri anlatamıyorsun, derken aşık oluyorsun, o da ölene kadar sürmüyor, onun hâtırasıyla yaşamak zorundasın.
başta aytaç şaşmaz olmak üzere sümeyye aydoğan, burak sevinç ve belçim bilgin'in oyunculukları etkileyici düzeydeydi.
ferit aktuğ ve gözde cığacı'da etkili oyunculuklarıyla filmde önemli bir yer tutuyor, deniz türkali'de keza öyle.
yalnızlığı, aşkı, ayrılığı, farklılığı ve ebeveyn olma mücadelesini duygusal bir hikâye ile aktaran, etkileyici bir filmdi.
işitme engelli olmanın yalnızlığa ve hayata etkisini de vurgulayan bir filmdi benim için,
konuşamıyor ve kendini anlatamıyor olmanın derin acısını hissettiren bir filmdi en çok da.
insan izlerken en sonunda soruyor kendine;
peki hâtıralar yeter mi?
filmin başlarında belçim bilgin ve burak sevinç'in evlatları hasta olduğunda gösterdikleri oyunculuk etkileyiciydi.
baha'nın babası öldükten sonra dışarda ağladığı sahne de oldukça duygusaldı.
son sahnede baha'nın kızı ona ilk defa "baba" diyor ve bu sahne de etkileyiciydi.
en çok da aşık olduğu kadını yitirdikten sonra onun mezarında karın altında yattığı ve onu geri getirmek istediği sahne yürek parçalar nitelikteydi.
en üzücü sahnelerden biriydi...


başrolde ise aytaç şaşmaz, sümeyye aydoğan, burak sevinç, belçim bilgin gibi isimler rol alır iken kadronun devamında ise, ferit aktuğ, gözde cığacı, çağdaş onur öztürk, furkan kalabalık ve deniz türkali gibi isimler yer almıştır.
işitme duyusunu bebekken tamamen yitirmiş bir gencin hayatındaki dönüm noktalarının yanı sıra, yalnızlığını da konu ediniyor.
filmde başrol oyuncuların yanı sıra pek çok oyuncu işaret dilini de kullanıyor ve bu durum bence kıymetliydi.
filmimiz baha'nın anne ve babasının tanışmalarıyla, aşık olmaları ve evlenmeleriyle başlar ve devam eder iken, baha dünyaya gelir, menenjit sonrası sağır olur, konuşamadığı için yapayalnızdır, ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlatması zordur, işaret dili iletişim kurmasına yardım eder ama hiçbir şey insanın ses tonu kadar anlatamaz içindekileri...
"farklı" olduğu için arkadaşları tarafından zorbalanır, oyunlara alınmaz, ailesi ve onu seven birkaç akraba dışında bütün dünya ona yokmuş gibi davranır, film boyunca işitme engelli gencin sesini duyarız, o anlatıcı konumundadır, baha ergenlik dönemine gireceği sırada leyla adlı bir kıza aşık olur, o da işitme engellidir ve baha'dan korkmayan, ondan kaçmayan, onu seven biri olacaktır.
gel zaman git zaman ikisi de büyür, onlar birbirlerini tanıdıktan ve sevdikten sonra yalnızlıkları acı vermez olmuştur, bu sırada baha bir kayıp yaşayacaktır, sevdiği kızla evlenmek isteyecek, evlenmesini istemeyenler olacaktır.
leyla'nın anne tarafı oldukça zengindir, zengin biriyle evlenmesini isterler,
leyla'nın hayatında birtakım felaketler yaşanabilir, baha'nın artık tek dayanağı, tek mücadelesi çocuğu olacaktır.
şimdi ise film hakkında kişisel fikirlerime geçmek istiyorum;
benim için duygusal bir filmdi, etkileneceğimi düşünüyordum ama ağlayacağımı tahmin etmemiştim.
filmin benim için en önemli noktası şuydu;
sana en çok benzeyen, seni dinleyen, seni duyan, seni önemseyen tek kişinin de yokluğu, gidişi veya ölümü...
konuşamıyorsun ve iç dünyandaki acıyı, duyguları, düşünceleri anlatamıyorsun, derken aşık oluyorsun, o da ölene kadar sürmüyor, onun hâtırasıyla yaşamak zorundasın.
başta aytaç şaşmaz olmak üzere sümeyye aydoğan, burak sevinç ve belçim bilgin'in oyunculukları etkileyici düzeydeydi.
ferit aktuğ ve gözde cığacı'da etkili oyunculuklarıyla filmde önemli bir yer tutuyor, deniz türkali'de keza öyle.
yalnızlığı, aşkı, ayrılığı, farklılığı ve ebeveyn olma mücadelesini duygusal bir hikâye ile aktaran, etkileyici bir filmdi.
işitme engelli olmanın yalnızlığa ve hayata etkisini de vurgulayan bir filmdi benim için,
konuşamıyor ve kendini anlatamıyor olmanın derin acısını hissettiren bir filmdi en çok da.
insan izlerken en sonunda soruyor kendine;
peki hâtıralar yeter mi?
filmin başlarında belçim bilgin ve burak sevinç'in evlatları hasta olduğunda gösterdikleri oyunculuk etkileyiciydi.
baha'nın babası öldükten sonra dışarda ağladığı sahne de oldukça duygusaldı.
son sahnede baha'nın kızı ona ilk defa "baba" diyor ve bu sahne de etkileyiciydi.
en çok da aşık olduğu kadını yitirdikten sonra onun mezarında karın altında yattığı ve onu geri getirmek istediği sahne yürek parçalar nitelikteydi.
en üzücü sahnelerden biriydi...

devamını gör...
"hatıran yeter (film)" ile benzer başlıklar
yeter
26
