hava atma aracı olarak söylenen şeyler
başlık "hi my i run" tarafından 10.12.2020 02:46 tarihinde açılmıştır.
21.
ben adminim uçururum bak hehe...
devamını gör...
22.
cemiyet hayatından bir sürü şeyi size sayabilirim.
1.mesela bindiğiniz arabanın bir şekilde konuşma esnasında adının geçirilmesi. bu kasıtlı bir yaklaşımdır ama yanlışlıkla ya da doğal bir şekilde çıkmış gibi izlenim verilir.
misal: geçen gün arabam bozuldu. teknik servisi dünyanın en kötü çalışan servisi olabilir. hesapta porsche biniyorum diyorsun!
( hop arkadaşımızın porsche'u olduğunu öğrendik. aslında baya baya tasarlayarak, bu arabaya bindiğini söylemek istediği için bu cümleleri kuruyor ama konuşma anında öyle bir konsept yaratıyor ki herhangi bir haklı sebepten yakınırken öğrenilmiş gibi duruyor. ek olarak, karşısındaki kişinin merakını cezbedecek bir ortam yaratıyor. istemsizce arabanın markası nedir? diye sorabiliyorsunuz. böylelikle ilk versiyonundan hızlı şekilde arabasını göze sokmak için ortam oluşuyor. )
2. okuduğunuz okulun adının sıkca kullanılması. avrupa için böyle değil ama amerika'da okuyan biriyle karşılaşırsanız, sık sık okulunun adını telaffuz ettiğini duyarsınız. ingilizce biçimde kısaltmasını telaffuz ettiği içinde, ortamda ciddi bir hiyerarşi oluşur. genellikle okulun bulunduğu ülke- okulun bulunduğu eyaleti zikretmezler. amerika'da üniversiteler prestij meselesi olduğu için, sadece kendi isimleriyle anılırlar. bu yüzden bu tarz insanlar sık sık üniversite isimlerini kullanırlar. bu otomatikman içinde bulundukları sınıfı lanse eder ve standart insanları ortamdan koparır.
misaller:
ya biz berkeley'de böyle bir sisteme sahip değildik. sınavlar bile çok rahat olurdu. ( arkadaşın california'da yaşadığını ve okuduğunu öğrendik)
dostum burası ne ya?! columbia'yı özlüyorum. ( arkadaşın new york'ta okuduğunu ve yaşadığını öğrendik)
ya bizim ucla'da ortamımız çok farklı dönerdi. ( arkadaşın california'da yaşadığını ve okuduğunu öğrendik.)
3. semt meselesi. bence türkiye'de dönen en büyük görgüsüz muhabbetlerden biridir.
misaller:
ya dostum bebekte park yeri yok. kendi evimin önüne park edemiyorum.
nişo ( yeni ergenlerin nişantaşına hitap biçimi bu) gereksiz kalabalık ama ne yapalım bizimkiler seviyor işte!
bizim ev kalamış marinaya 2 dakika. ben her gün yürüyerek iniyorum.
4. kıyafet markaları ve alışveriş yapılan mağazalar.
misal: dostum şu an beymendeyim. 10 dakikaya yanınıza gelmiş olurum.
şunu gidip vakko'dan alalım.
chanel'den ayırttığım çantaya bakacağım.
bunları yaz- çiz bitmez...
1.mesela bindiğiniz arabanın bir şekilde konuşma esnasında adının geçirilmesi. bu kasıtlı bir yaklaşımdır ama yanlışlıkla ya da doğal bir şekilde çıkmış gibi izlenim verilir.
misal: geçen gün arabam bozuldu. teknik servisi dünyanın en kötü çalışan servisi olabilir. hesapta porsche biniyorum diyorsun!
( hop arkadaşımızın porsche'u olduğunu öğrendik. aslında baya baya tasarlayarak, bu arabaya bindiğini söylemek istediği için bu cümleleri kuruyor ama konuşma anında öyle bir konsept yaratıyor ki herhangi bir haklı sebepten yakınırken öğrenilmiş gibi duruyor. ek olarak, karşısındaki kişinin merakını cezbedecek bir ortam yaratıyor. istemsizce arabanın markası nedir? diye sorabiliyorsunuz. böylelikle ilk versiyonundan hızlı şekilde arabasını göze sokmak için ortam oluşuyor. )
2. okuduğunuz okulun adının sıkca kullanılması. avrupa için böyle değil ama amerika'da okuyan biriyle karşılaşırsanız, sık sık okulunun adını telaffuz ettiğini duyarsınız. ingilizce biçimde kısaltmasını telaffuz ettiği içinde, ortamda ciddi bir hiyerarşi oluşur. genellikle okulun bulunduğu ülke- okulun bulunduğu eyaleti zikretmezler. amerika'da üniversiteler prestij meselesi olduğu için, sadece kendi isimleriyle anılırlar. bu yüzden bu tarz insanlar sık sık üniversite isimlerini kullanırlar. bu otomatikman içinde bulundukları sınıfı lanse eder ve standart insanları ortamdan koparır.
misaller:
ya biz berkeley'de böyle bir sisteme sahip değildik. sınavlar bile çok rahat olurdu. ( arkadaşın california'da yaşadığını ve okuduğunu öğrendik)
dostum burası ne ya?! columbia'yı özlüyorum. ( arkadaşın new york'ta okuduğunu ve yaşadığını öğrendik)
ya bizim ucla'da ortamımız çok farklı dönerdi. ( arkadaşın california'da yaşadığını ve okuduğunu öğrendik.)
3. semt meselesi. bence türkiye'de dönen en büyük görgüsüz muhabbetlerden biridir.
misaller:
ya dostum bebekte park yeri yok. kendi evimin önüne park edemiyorum.
nişo ( yeni ergenlerin nişantaşına hitap biçimi bu) gereksiz kalabalık ama ne yapalım bizimkiler seviyor işte!
bizim ev kalamış marinaya 2 dakika. ben her gün yürüyerek iniyorum.
4. kıyafet markaları ve alışveriş yapılan mağazalar.
misal: dostum şu an beymendeyim. 10 dakikaya yanınıza gelmiş olurum.
şunu gidip vakko'dan alalım.
chanel'den ayırttığım çantaya bakacağım.
bunları yaz- çiz bitmez...
devamını gör...
23.
almanya çok pahalı, türkiye çok ucuz lafı. türkiyeyi beğenmeyip mülteci olarak almanyaya kaçmış. gelmiş bende para var demek için güya bize hava basıyor enayi.
devamını gör...
24.
popüler kültürün bir parçası olmak.
(bkz: stanley termos)
(bkz: dyson süpürge)
(bkz: dubai çikolatası)
(bkz: stanley termos)
(bkz: dyson süpürge)
(bkz: dubai çikolatası)
devamını gör...