felsefe bölümünde okuyan kişilerin mutlaka düşünmesi gereken fayda dolu bir etkinlik. bilirsiniz, yıllar boyunca her sabah (bkz: cem dizdar) abimizle sabır bölümünde doktora yapmış (bkz: serkan yetkin) abi spor programı yapar. bu programda gündeme dair konular gazetelerden, basından ve sosyal medyadan toplanarak masaya yatırılır*. serkan yetkin abimiz moderatördür, programı yöneten odur aslında. mevzubahis edeceğimiz cem dizdar ise yorumcudur. fakat yorumculuk tarihinin en garibidir bu adam. en sayko yorumculardandır. abi sürekli sinir stres hâlinde olabilir mi bir insan? hiç mi bir mutluluk, bir dinginlik hâli olmaz?

olmaz işte dostlarım, olmaz :) dinginlik ve mutluluk arayışın bitişidir, anda kalmaktır. bir insan mutluysa içinde bir şeyleri aşmıştır muhtemelen. devamında da zevklerine yönelmiştir. cem dizdar'da benim gördüğüm durum sürekli bir arayış hâlinde olması. uzmanlık alanı olan futbolda ne kadar çökmüş bir sistem olduğunu biliyor ve şikâyetçi bundan. ülke futbolunun bu döngüye sıkışıp da bir türlü düzelmeyen dinamiklerine haklı bir serzenişi var cem abimizin. fakat bu serzeniş, bu mükemmeliğe merak günlük hayattaki diyaloglarına da yansıyor. serkan yetkin ile konuşmalarında serkan yetkin cem dizdar'a en ufak bir eleştiri yöneltse, hatta cem dizdar'ı haklı dahi bulsa cem dizdar'a bu yetmiyor kardeşim! benim cem dizdar kardeşim sürekli arayışta. felsefenin getirdiği bu öğrenme açlığı ve iç hesaplaşmalar hep var bu abimizde.

(serkan: cem abi takımlarımızın avrupa maçlarında kondisyonu bir noktadan sonra kayboluyor ve tempoya ayak uyduramayıp sürekli atak yemeye başlıyoruz. bu kondisyon sorununu çözmemiz gerektiği kanaatindeyim.

cem: ya bırak şimdi kondisyonu serkan! isveçli, danimarkalı, alman çocukları somon balıklarıyla beslenirken sen türk çocuğuna ne veriyorsun sabah kahvaltısında? domatesten salatalıktan gayrı var mı türk evladının yiyebildiği? protein vermemişsin, vitamin vermemişsin, mineralde eksik kalmışsın, sonra gel de bu çocuklardan performans bekle. sahada düşüp bayılmadıklarına dua et.

serkan: evet abi haklısın, beslenme kültürümüz de çok yanlış ve eksik. teknoloji çocukları hazır yemeğe yöneltti, bu da sağlıklı besin alımını zorlaştırdı. isyanını anlıyorum.

cem: anlama! çözüm bul! anlamayın beni kardeşim. ben zaten her gün kendimi anlıyorum, o bana yetiyor. bir de başkalarının beni anlamasıyla niye uğraşayım ki? sen çözüm bulacaksın. çünkü bu sahadakileri sen yarattın. sen ve senin gibi milyonlarcası. ya anlamıyorsunuz ya! günün eğilimlerine boyun eğiyorsunuz. önünüze ne konuyorsa onu övüyorsunuz. fikirlerinizi doğmadan öldürüyorsunuz. gördüklerinizleşiyorsunuz, duyduklarınızlaşıyorsunuz. bir gün kendinizi bulursanız, bulmak köşede dursun, ararsanız kendinizi, işte o gün bütün bu sorunlar biter.

serkan: cem abi ben zaten bu çocukları hep eleştiriyorum ama biraz da insaflı olmak lazım. bu çocukların gideceği çok yol var daha. mutlaka ileride fiziksel ve taktiksel düzelmeler göreceğiz.

cem: şimdi niye görmüyoruz serkan? neden hep gelecekten bahseder olduk biz? şimdiler torbaya girip de çöpe atılmayı, sonrasında da geri dönüşümden pişmanlık olarak çıkmayı mı bekliyor? şimdiki teknik direktörler, fizik antrenörleri ve/veya futbolcular da geçmişte geleceğin yıldızı değil miydi? yine yapıcı değilsin serkan, yine yıkıcısın. yine bahanecisin. kaçıyorsun gerçeklerden. olmayacak şeylerin acısına tercih ediyorsun belkileri. sokaktaki milyonlarcasından birisin. anlamadan ezberleyen, çalışmadan bekleyen... ben söylüyorum sana, bu düzen devam ettikçe bu çocuklar bir hiçe sürüklenecek.

serkan: neyse. cem abi, fotomaç gazetesinde ilk sayfada yeni bir haber var. fenerbahçe teknik direktörü jorge jesus ''türkiye'de taraftarlar çok tutkulu, futbolun zevkini iliklerine kadar hissediyorlar. böyle bir futbol ülkesinde çalışmaktan oldukça mutluyum.'' diye manşet atmış. bu konuda ne düşünüyorsun?

cem: taraftar kötü olsa çalışmayacak mıydı yani? tek kayıt şart taraftar mıdır bu kadar büyük bir sporda? her şeyi taraftardan mı beklemeliyiz? milyonlarca dolar kazanan bir teknik direktör tutkulu olma işlevini taraftar unsuruna mı bırakıyor yani? taraftar tutkulu değilse hoca tutkulu olsa, eksikler kapansa... olmaz mıydı yani? her şeyi de türk insanından beklemeyin. siz de o tutkuyu edinin biraz.

serkan: haklısın cem abi.

cem: ya senin kendi fikrin yok mu serkan? otoriteye bu denli mi bağlanıp kaldın? hep hak veriyorsun. hak verme bana. anlama beni. üret! ürettiklerini aktar. bana bağlı kalma. sen yekpare bir insansın. varlığını oluşturan töz sana kendini ifade hakkını da vermiş olmalı. bu kadar kraldan çok kralcı olma. kral ol biraz.)

çoğu konuşma bu minvalde geçiyor. cem abi tam olarak hangi düşünceye varmak istiyor? ya da hiçbir düşünceye varmak istemeyip salt düşünme ve sorgulama eylemini mi seviyor? hak verir gibi görünüp nasıl hak vermemeyi başarıyor? ya da tam tersini. haklı bulunurken bile itirazda ve karşı tarafa saptamada bulunmayı nasıl başarıyor bu adam? bence bu adam felsefeyi ekmek, su, nefes bilmiş. sorguladıkça sorguluyor. yolda yürüyor. yolun sonunda bir eve veya gecekonduya varmayacak. dünyayı bin kez dolaştığını bilse bin birinci tura çıkar o gergin ve isyankâr tavrıyla. bu adam da böyle işte, itirazcı. yapacak bir şey yoktur.

(cem: ne demek yapacak bir şey yok echabrenef7091? neden bu kadar boyun eğiyorsun kadere? neden beni düzeltmeye çalışmıyorsun? bendeki sorunları düzeltecek yegâne faktör ben miyim? senin, onun ya da başkasının hiç mi yapacağı eylemler mevcut değil? beni ve benim gibileri yaratan siz değil misiniz? nasıl da ayran gönüllüsünüz öyle. birine kancayı takıp hatalarını görünce başkasına sarılan z kuşağısınız hepiniz. anlamıyorsunuz, düşünmüyorsunuz, aslen sevmiyorsunuz...)
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"her sabah cem dizdar izleyerek felsefe yüksek lisansı yapmak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim