1.
felsefi ve tasavvufi şiirlere verilen isimdir.
daha çok hoca ahmet yesevi'nin şiirleri için kullanılmıştır.
daha çok hoca ahmet yesevi'nin şiirleri için kullanılmıştır.
devamını gör...
2.
bilgelik. philosophia'nın sophia'sı.
devamını gör...
3.
unisex bir isim.
devamını gör...
4.
tesadüfün zıddıdır. mesela büyük ressamların portrelerini incelerken her çizgiye anlam veren insanlar görürsünüz. oysa o çizginin ressam tarafından çizilmesinin bir hikmeti var mıdır bilemeyiz. eğer bir anlam vererek çizdiyse hikmet, farkında bile değilse tesadüf olur.
kendi hayatımı düşünüyorum. 32 yaşındayım. 33 yıl önce bilinçli bir şekilde yoktum. geçirdiğim yıllar, sevdiklerim, okuduklarım, girdiğim sohbetler, oynadığım oyunlar geliyor gözümün önüne. 5 dakika sonra ölmeyeceğimin hiçbir garantisi yok. şu anda büyük bir heves ve hırsla sarıldığım şeyler 5 dakika sonra puf olabilir. ama bir yandan da dünyanın eğlenceleri var. biraz tadınca güzel gelen ama sonrasında acı veren o zevkler. adeta bir güç bana "tadına bak ama burası doyma yeri değildir." diyor. çok büyük arzularım, isteklerim var ama o kadar zavallı bir konumdayım ki.
sonra diğer insanlara bakıyorum. onların trajedisinin de benimkinden aşağı kalır yanı yok. buda'ya dayandırılan, islami literatürde hz. ibrahim'in suhufunda geçtiği söylenen hikayedeki kuyuya düşen adam gibiyiz hepimiz.
peki tüm bunlar tesadüf mü? çevreme bakıyorum. fotonlardan galaksilere her şey o kadar mükemmel ki bunların anlamsız olması kafama yatmıyor. basit bir topraktan yüzlerce çeşit sebze meyveyi sunan kudrete karşı minnettarlık hissediyorum. bunun bir üst aklın işi olduğunu fark etmeye başlıyorum. hayır beni izleyen biri var. ben bile kendimi unutmuşken beni unutmayan, ben onu bilmezken beni hücrelerime kadar bilen biri var. beni bu trajedinin ortasında izliyor. ve filmin en can alıcı kısmı başlıyor. "her şey bir tesadüf, her şey boş" diyerek zehirli bal konumundaki zevklere mi dalacağım yoksa tesadüfü reddedip hikmeti mi arayacağım? sonra o anda aklımın yerinde olduğunu farkediyorum. doğru ya nasıl bana verdiği mide için dış dünyada binlerce besin yarattıysa, aklım için de anlamlar ve hikmetler yaratmış olmalı.
işte tam bu anda o'na yalvarıyorum: " ey bu yerlerin hakimi! senin bahtına düştüm, seni arıyorum, seni tanımak istiyorum, senin rızanı istiyorum."
birden bu istek sonucu bana daha önceden bildiğim islami doktrin ilham ediliyor. önümdeki ölüm cennetin giriş kapısı oluyor. yaşadığım olaylar bir imtihan halini alıyor. dünya bir marifet alanına dönüşüyor.
ben de tüm varlığımla bu ilahi hikmete tabi oluyorum. iman nimetinden dolayı allah'a hamdolsun!
( risale-i nur'dan sekizinci söz'ü okurken kalbime gelenler)
kendi hayatımı düşünüyorum. 32 yaşındayım. 33 yıl önce bilinçli bir şekilde yoktum. geçirdiğim yıllar, sevdiklerim, okuduklarım, girdiğim sohbetler, oynadığım oyunlar geliyor gözümün önüne. 5 dakika sonra ölmeyeceğimin hiçbir garantisi yok. şu anda büyük bir heves ve hırsla sarıldığım şeyler 5 dakika sonra puf olabilir. ama bir yandan da dünyanın eğlenceleri var. biraz tadınca güzel gelen ama sonrasında acı veren o zevkler. adeta bir güç bana "tadına bak ama burası doyma yeri değildir." diyor. çok büyük arzularım, isteklerim var ama o kadar zavallı bir konumdayım ki.
sonra diğer insanlara bakıyorum. onların trajedisinin de benimkinden aşağı kalır yanı yok. buda'ya dayandırılan, islami literatürde hz. ibrahim'in suhufunda geçtiği söylenen hikayedeki kuyuya düşen adam gibiyiz hepimiz.
peki tüm bunlar tesadüf mü? çevreme bakıyorum. fotonlardan galaksilere her şey o kadar mükemmel ki bunların anlamsız olması kafama yatmıyor. basit bir topraktan yüzlerce çeşit sebze meyveyi sunan kudrete karşı minnettarlık hissediyorum. bunun bir üst aklın işi olduğunu fark etmeye başlıyorum. hayır beni izleyen biri var. ben bile kendimi unutmuşken beni unutmayan, ben onu bilmezken beni hücrelerime kadar bilen biri var. beni bu trajedinin ortasında izliyor. ve filmin en can alıcı kısmı başlıyor. "her şey bir tesadüf, her şey boş" diyerek zehirli bal konumundaki zevklere mi dalacağım yoksa tesadüfü reddedip hikmeti mi arayacağım? sonra o anda aklımın yerinde olduğunu farkediyorum. doğru ya nasıl bana verdiği mide için dış dünyada binlerce besin yarattıysa, aklım için de anlamlar ve hikmetler yaratmış olmalı.
işte tam bu anda o'na yalvarıyorum: " ey bu yerlerin hakimi! senin bahtına düştüm, seni arıyorum, seni tanımak istiyorum, senin rızanı istiyorum."
birden bu istek sonucu bana daha önceden bildiğim islami doktrin ilham ediliyor. önümdeki ölüm cennetin giriş kapısı oluyor. yaşadığım olaylar bir imtihan halini alıyor. dünya bir marifet alanına dönüşüyor.
ben de tüm varlığımla bu ilahi hikmete tabi oluyorum. iman nimetinden dolayı allah'a hamdolsun!
( risale-i nur'dan sekizinci söz'ü okurken kalbime gelenler)
devamını gör...
5.
varligi insana kudret veren bilgi, birikim ve tecrubelerin toplami.
dileyelim ki bir gun, hikmet nuru taslasmis kalpleri yumusatsin, aydinlattigi insanlari da cogunluk kilsin.
dileyelim ki bir gun, hikmet nuru taslasmis kalpleri yumusatsin, aydinlattigi insanlari da cogunluk kilsin.
devamını gör...
"hikmet" ile benzer başlıklar
nazım hikmet ran
380