1.
herkes gibi bende kendi gezegenimin kralı, lordu, efendisi ve imparatoruyum, lakin bu 8 milyar kralın bir arada yaşamak zorunda olduğu bir dış gezegende yaşamaya herkes gibi bende mahkumum. iki farklı dünyada birden kral olunamaz. dış dünyada kim olduğumun bir önemi yok ama iç dünyada bütün hükümranlık bende.
ne içerde ne dışarda sahip olduğum ünvanları ben seçmedim. içeride hükümdara, dışarda ise otomatik bir portakala dönüşmem varlığın nedenselliğinden ötürü gelen sonuçların sürüklediği iki ayrı uç. benim hükmetmeye yada hüküm altında olmaya değil, var olmayı bütünüyle kavramaya ihtiyacım var.
kontrol etmeyi bırakıp kontrolsüz davranmaktan kaçınmam gerek. iki zıt eylemi aynı anda ifa etmeyi becerebilmek için, bölünmem gerek. ne zamanı yönetmeliyim ne de zaman beni yönetmeli. ne iyi ne kötü, ne azimli ne tembel, ne güçlü ne zayıf.
dışarda ve içerde her şeyi bir arada tutan bir şey var ve her şeyi bir arada tutan bu şey anlamdır.
sahi anlam neydi? varlık veya oluş sebepleri mi? belkide sebeplerden çok sonuçla ilgilidir, belki anlam parçaları birleştirince varılandır. anlam en çok her şeyi bir arada tutandır.
birbiriyle ilgisiz, alakasız, ayrı şeyler anlamlı olabilir mi, bunları ancak anlamlandırarak birleştirebiliriz. iki zıt şeyi birleştirelim sihirli asamız olan anlamla bir araya getirelim. iyi ve kötü iki ayrı uç gibi görünür bilinir, oysa eylemleri iyi yada kötü yapan şey bizim ortaya koyduğumuz yasalardır. bütün iyilikler kötü sonuçlar doğurabileceği gibi bütün kötülüklerden de iyi sonuçların doğabilmesi, bize birbirinin varlığını sürdüren bu iki kavramın aslında var oluş ve yok oluş döngüsünde birleşir. nefes alıp vermek yaşamın devam etmesi demektir. iyi ve kötü de aynı şeyi sağlar. işleyişin mekanizması bir ileri bir geri tik taklardan oluşur. bu zıt bilinen kavramlar iki uç arasında gidip gelmekle ortaya çıkan varlığı ifade eder. bu işin anlamı şudur; her şey hem var hem yoktur ki mevzu bahis olabilecek tek şey budur.
güzel ve çirkiniz, kral ve köleyiz, özgür ve tutsağız.
içerde ve dışardayız. ölüyüz ve diriyiz. her yerde ve hiç bir yerdeyiz. insanlar kendilerini ifade ederken yalnızca tek bir yönüyle ele alırlar yaşamı, iyilik ve barış derler kötülük ve savaşa yapılan itiraz iyilik ve barışın sadece farklı bir yorumudur. bir yönü inkar edip görmezden gelmek var olana kendini kapatmak savunduğumuz değerleri varlık sebeplerinden koparma teşebbüsüdür. kötülük yoksa iyilik anlamsızdır. karşısında bir şey durmayan her şey anlamsızdır.
yalnızlıkta bile insan içindeki kalabalığın gürültüsünden rahatsız olabilir. eğer sizden daha güzel biri yoksa çirkin olduğunuzu söyleyemezsiniz. çürük bir elma kendini küflenmiş elmaların yanında özel hissedecektir. anlam oluşmak için anlamsız şeylerin anlamlı bir şekilde yorumlanmasını ister. durmak yada devam etmek diye bir şey yoktur.
içerden bildiriyorum dışarısı bok gibi.
ne içerde ne dışarda sahip olduğum ünvanları ben seçmedim. içeride hükümdara, dışarda ise otomatik bir portakala dönüşmem varlığın nedenselliğinden ötürü gelen sonuçların sürüklediği iki ayrı uç. benim hükmetmeye yada hüküm altında olmaya değil, var olmayı bütünüyle kavramaya ihtiyacım var.
kontrol etmeyi bırakıp kontrolsüz davranmaktan kaçınmam gerek. iki zıt eylemi aynı anda ifa etmeyi becerebilmek için, bölünmem gerek. ne zamanı yönetmeliyim ne de zaman beni yönetmeli. ne iyi ne kötü, ne azimli ne tembel, ne güçlü ne zayıf.
dışarda ve içerde her şeyi bir arada tutan bir şey var ve her şeyi bir arada tutan bu şey anlamdır.
sahi anlam neydi? varlık veya oluş sebepleri mi? belkide sebeplerden çok sonuçla ilgilidir, belki anlam parçaları birleştirince varılandır. anlam en çok her şeyi bir arada tutandır.
birbiriyle ilgisiz, alakasız, ayrı şeyler anlamlı olabilir mi, bunları ancak anlamlandırarak birleştirebiliriz. iki zıt şeyi birleştirelim sihirli asamız olan anlamla bir araya getirelim. iyi ve kötü iki ayrı uç gibi görünür bilinir, oysa eylemleri iyi yada kötü yapan şey bizim ortaya koyduğumuz yasalardır. bütün iyilikler kötü sonuçlar doğurabileceği gibi bütün kötülüklerden de iyi sonuçların doğabilmesi, bize birbirinin varlığını sürdüren bu iki kavramın aslında var oluş ve yok oluş döngüsünde birleşir. nefes alıp vermek yaşamın devam etmesi demektir. iyi ve kötü de aynı şeyi sağlar. işleyişin mekanizması bir ileri bir geri tik taklardan oluşur. bu zıt bilinen kavramlar iki uç arasında gidip gelmekle ortaya çıkan varlığı ifade eder. bu işin anlamı şudur; her şey hem var hem yoktur ki mevzu bahis olabilecek tek şey budur.
güzel ve çirkiniz, kral ve köleyiz, özgür ve tutsağız.
içerde ve dışardayız. ölüyüz ve diriyiz. her yerde ve hiç bir yerdeyiz. insanlar kendilerini ifade ederken yalnızca tek bir yönüyle ele alırlar yaşamı, iyilik ve barış derler kötülük ve savaşa yapılan itiraz iyilik ve barışın sadece farklı bir yorumudur. bir yönü inkar edip görmezden gelmek var olana kendini kapatmak savunduğumuz değerleri varlık sebeplerinden koparma teşebbüsüdür. kötülük yoksa iyilik anlamsızdır. karşısında bir şey durmayan her şey anlamsızdır.
yalnızlıkta bile insan içindeki kalabalığın gürültüsünden rahatsız olabilir. eğer sizden daha güzel biri yoksa çirkin olduğunuzu söyleyemezsiniz. çürük bir elma kendini küflenmiş elmaların yanında özel hissedecektir. anlam oluşmak için anlamsız şeylerin anlamlı bir şekilde yorumlanmasını ister. durmak yada devam etmek diye bir şey yoktur.
içerden bildiriyorum dışarısı bok gibi.
devamını gör...
2.
her insan iç dünyasının imparatorudur.
sözlükte iç dünyamızdan parçalar paylaşıyoruz. bu sıralar iç dünyama fazlaca gömülmüş durumdayım. malum, sonbahar geldi. hüzün ve yalnızlık mevsimi başladı.
çok şey yazmak istiyorum ama balkonda şortlu oturduğum için üşüdüm. sigara yakmadan da uzun yazı yazamıyorum ve içeride sigara içmiyorum.
aşk, hayatın anlamı ve dünyayı güzelleştiren büyülü bir şey. 5 yıldır iç dünyamda bir edebiyatçı ile sevgiliyiz mesela. onun haberi olmasa da o olmadan çok güzel yürüyor ilişkimiz. iç dünyamda bir filozofum, bir şairim ve bir yazarım. gerçek hayatta öyle olmasam da.
dünyaya gelmeden önce hepimiz boş bir sayfayız. yaşadıkça o sayfalar ilkokulda öğrendiğimiz harflerle dolup taşar. yaşlandığımızda kimimiz onlarca kitap yazmış olur. kimimizin harfleri tek kitabı bile dolduramaz. yazarlık, yaşamaya değer bir hayat sürmüş veya iç dünyası derin insanların işidir. iç dünyası geniş olan insanlar hapishanede bile şiirler, kitaplar, senaryolar yazabilir.
benim de iç dünyam da derin, geniş ve karmaşıktır. haziran'da bir kitap yazmaya başlamıştım. bir loser'ın iç dünyasını anlatıyordum. 3 aydır bir şey karalamadığımı fark ettim. şu anda sözlükte bunun için alıştırma yapıyorum. şu satırları bile bunun için yazıyorum.
nasıl olsa yazdıklarımı kimse okumuyor.
sözlükte iç dünyamızdan parçalar paylaşıyoruz. bu sıralar iç dünyama fazlaca gömülmüş durumdayım. malum, sonbahar geldi. hüzün ve yalnızlık mevsimi başladı.
çok şey yazmak istiyorum ama balkonda şortlu oturduğum için üşüdüm. sigara yakmadan da uzun yazı yazamıyorum ve içeride sigara içmiyorum.
aşk, hayatın anlamı ve dünyayı güzelleştiren büyülü bir şey. 5 yıldır iç dünyamda bir edebiyatçı ile sevgiliyiz mesela. onun haberi olmasa da o olmadan çok güzel yürüyor ilişkimiz. iç dünyamda bir filozofum, bir şairim ve bir yazarım. gerçek hayatta öyle olmasam da.
dünyaya gelmeden önce hepimiz boş bir sayfayız. yaşadıkça o sayfalar ilkokulda öğrendiğimiz harflerle dolup taşar. yaşlandığımızda kimimiz onlarca kitap yazmış olur. kimimizin harfleri tek kitabı bile dolduramaz. yazarlık, yaşamaya değer bir hayat sürmüş veya iç dünyası derin insanların işidir. iç dünyası geniş olan insanlar hapishanede bile şiirler, kitaplar, senaryolar yazabilir.
benim de iç dünyam da derin, geniş ve karmaşıktır. haziran'da bir kitap yazmaya başlamıştım. bir loser'ın iç dünyasını anlatıyordum. 3 aydır bir şey karalamadığımı fark ettim. şu anda sözlükte bunun için alıştırma yapıyorum. şu satırları bile bunun için yazıyorum.
nasıl olsa yazdıklarımı kimse okumuyor.
devamını gör...