1.
mevcut sistemlerin insanları mutlu eden yanlarından faydalanarak kurulacak olandır.
komünizm ve kapitalizm...
her ikisi de yeterli çözümler üretemiyorlar.
komünizm insanlara yapay bir mutluluk veriyor. ayrıca tembelleştiriyor. elektriği doğalgazı ödemiyorsun , çocuğun okulunu dert etmiyorsun , ilk bakışta bu ''e daha ne istiyorsun ömrün uzar be dostum'' gibi görünse de hayatla ilgili hedeflerinin de olmadığını görüyorsun bir süre sonra. sadece belli bir elit tabaka mensubuysan örneğin partideysen veya akademik kariyer peşindeysen hedeflere veya bir şeyler başarma şansına sahip olabiliyorsun. komünist sistemlerin elitleri de kapitalizmin elitlerinden farklı değil, onlar da acımasızlar ve proletaryayı ezmek üzere bir sisteme dahil oluyorlar. komünist devlet halkına da güvenmez, paranoyak bir devlet yapısı kurulur. sürekli halkını fişler ve sağın solun muhbirlerle dolu bir yaşam sürersin. komşuna güvenemezsin bırak komşunu en yakınına bile gel de güven.
doğu almanya 'da stasi, sscb de kgb binlerce faili meçhul olaya imza atarlarken sistemi koruyorduk diyorlardı. bugün de cia, bnd, mi6 fark lı mı sanki? ya çin' de olup bitenler? bizi nasıl yönetirlerse yönetsinler devletler asıl acımasız olandır ve tamamı da sistemin arkasına saklanıyorlar.
her iki sistem de elitler üzerine kurulu. peki elit oranı nedir bir toplumda ? % 3 ? % 5 ? 100 milyonluk bir ülkede maksimum 3-5 milyonluk bit elit tabaka. 95 milyon insan dünya şeyime minare şurama umursamazlığında bir yaşam sürüyor. kitlesel morfin etkisi.
komünizm despot ve sert bir yönetim de kapitalizm şimdi masumlaştımı? hayır elbette , salt kapitalizm çürümedir, yozlaşmadır, kokuşmuşluktur. bu yüzden her iki sistemin de toplumu huzura erdiren yönlerini harmanlayıp ortaya karışık lezzetli bir tabak çıkarılabilir.
ideal çağdaş yönetim biçiminin yarı kapitalist yarı sosyalist bir sistem olduğuna inanıyorum. sorumluluk sahibi, çalışkan ve dürüst bireylerin , mümkün olan en adil biçimde işleyen bir devlet tarafından yönetilip , düzen ve refah içinde yaşaması. bu bir ütopya mı? bu kurulabilecek bir sistem. tam bir toplumsal sıfırlanma gereksinimi var. kuzey ülkeleri kısmen de olsa benzer bir anlayışla sorunlarını çözüyorlar ama elbette daha kusursuzu da mümkün.
örneğin, covid19 döneminde norveç hazinesinin petrol fonunda birikmiş olan $800 milyar usd' lik nakitle ilgili halkın '' bize dağıtın yandık bittik '' diye ağlaşması üzerine norveç başbakanı '' bu parayı dağıtabiliriz ama norveç halkını tembelliğe itecektir. biz tembel bir toplum değiliz, olmayacağız ve gelecek nesillerimize karşı sorumluluğumuza sadık kalarak bu fonu bozmayacağız'' demiş ve bu talebi reddetmişti. bugün o fonda güncel olarak $1.35 trilyon usd mevcut. norveç 'in kumbarasındaki bu para, bütün türkiye' nin $475 milyar usd' ye ulaşmış dış borcunu 3 kez ödeyebilecek kadar güce sahip.
komünizm ve kapitalizm...
her ikisi de yeterli çözümler üretemiyorlar.
komünizm insanlara yapay bir mutluluk veriyor. ayrıca tembelleştiriyor. elektriği doğalgazı ödemiyorsun , çocuğun okulunu dert etmiyorsun , ilk bakışta bu ''e daha ne istiyorsun ömrün uzar be dostum'' gibi görünse de hayatla ilgili hedeflerinin de olmadığını görüyorsun bir süre sonra. sadece belli bir elit tabaka mensubuysan örneğin partideysen veya akademik kariyer peşindeysen hedeflere veya bir şeyler başarma şansına sahip olabiliyorsun. komünist sistemlerin elitleri de kapitalizmin elitlerinden farklı değil, onlar da acımasızlar ve proletaryayı ezmek üzere bir sisteme dahil oluyorlar. komünist devlet halkına da güvenmez, paranoyak bir devlet yapısı kurulur. sürekli halkını fişler ve sağın solun muhbirlerle dolu bir yaşam sürersin. komşuna güvenemezsin bırak komşunu en yakınına bile gel de güven.
doğu almanya 'da stasi, sscb de kgb binlerce faili meçhul olaya imza atarlarken sistemi koruyorduk diyorlardı. bugün de cia, bnd, mi6 fark lı mı sanki? ya çin' de olup bitenler? bizi nasıl yönetirlerse yönetsinler devletler asıl acımasız olandır ve tamamı da sistemin arkasına saklanıyorlar.
her iki sistem de elitler üzerine kurulu. peki elit oranı nedir bir toplumda ? % 3 ? % 5 ? 100 milyonluk bir ülkede maksimum 3-5 milyonluk bit elit tabaka. 95 milyon insan dünya şeyime minare şurama umursamazlığında bir yaşam sürüyor. kitlesel morfin etkisi.
komünizm despot ve sert bir yönetim de kapitalizm şimdi masumlaştımı? hayır elbette , salt kapitalizm çürümedir, yozlaşmadır, kokuşmuşluktur. bu yüzden her iki sistemin de toplumu huzura erdiren yönlerini harmanlayıp ortaya karışık lezzetli bir tabak çıkarılabilir.
ideal çağdaş yönetim biçiminin yarı kapitalist yarı sosyalist bir sistem olduğuna inanıyorum. sorumluluk sahibi, çalışkan ve dürüst bireylerin , mümkün olan en adil biçimde işleyen bir devlet tarafından yönetilip , düzen ve refah içinde yaşaması. bu bir ütopya mı? bu kurulabilecek bir sistem. tam bir toplumsal sıfırlanma gereksinimi var. kuzey ülkeleri kısmen de olsa benzer bir anlayışla sorunlarını çözüyorlar ama elbette daha kusursuzu da mümkün.
örneğin, covid19 döneminde norveç hazinesinin petrol fonunda birikmiş olan $800 milyar usd' lik nakitle ilgili halkın '' bize dağıtın yandık bittik '' diye ağlaşması üzerine norveç başbakanı '' bu parayı dağıtabiliriz ama norveç halkını tembelliğe itecektir. biz tembel bir toplum değiliz, olmayacağız ve gelecek nesillerimize karşı sorumluluğumuza sadık kalarak bu fonu bozmayacağız'' demiş ve bu talebi reddetmişti. bugün o fonda güncel olarak $1.35 trilyon usd mevcut. norveç 'in kumbarasındaki bu para, bütün türkiye' nin $475 milyar usd' ye ulaşmış dış borcunu 3 kez ödeyebilecek kadar güce sahip.
devamını gör...
2.
ben parlamenter monarşi diyorum. çünkü dünyanın en gelişmiş, en medeni ülkelerine bakıldığında bu sistemle yönetildiğini görüyorum. tabi biraz da yönetenlere bağlı.
devamını gör...
3.
bir totem, bir şaman, bir şef.
en iyisi kızılderililerde* varmış onlar da öldü gitti.
en iyisi kızılderililerde* varmış onlar da öldü gitti.
devamını gör...
4.
yoktur çünkü zorbalık ve baskı kurumudur egemenlerin çıkarını korur, en iyisi devletsizlik.
devamını gör...
5.
her yıl değişik ideolojideki kişilerin yönetmesi.
mesela bir yıl liberaller, bir yıl koministler, bir yıl sağcılar gibi.
mesela bir yıl liberaller, bir yıl koministler, bir yıl sağcılar gibi.
devamını gör...
6.
osmanlı imparatorluğu hanedan üretim sistemi çok ideal üretim sistemidir. liyakata dayalı yeterliliği olan konunun uzmanı kişilerin en verimli şekilde değerlendirildiği ve yönetim sistemidir hanedan mensupları bile ülkeyi yönetmek için küçük yaştan itibaren yetiştirilir ve eğitim alırlar şehzadelerin anneleri bile şehzade yetiştirecek anne olmak için özellikle seçilir buna göre eğitim alır danışma işinin ehli insanlardan oluşur agresif bir yönetim yapısı ile günün şartlarına hızlı bir şekilde adapte olunur iletişim haberleşme çok kuvvetlidir teşkilatlanmaya önem verilir bu sistem ne zaman çöktü osmanlı o zaman yıkıldı
devamını gör...
7.
doğru işleyen bir meristokrasi diyeceğim.
sevgiler.
sevgiler.
devamını gör...
8.
hukukun üstünlüğü, yani hukuki kuralların her bireye eşit şekilde aynen uygulanması. valiyi ararım tehditiyle alkol muayenesini atlatmaya çalışan adamlar görmezsiniz böylece. halkın parasıyla altına çektiği audide koko çeken müptezellerin, devletin kanalı trtde pudra şekeriydi diye aklanmaya çalışıldığını da görmezsiniz. fetönün çalıntı sorularıyla diploma alan akpli rektörlerin, işine gelmeyen belediye başkanının diplomasını iptal ettitdiğini de görmezsiniz.
devamını gör...
9.
bundan tam 2500 sene önce platon adında biri bunu en güzel şekilde tarif etmiş.
"devleti saf akıl yönetmelidir. devlet ne kadar dine yaklaşırsa o kadar akılsızlaşır"
"devleti saf akıl yönetmelidir. devlet ne kadar dine yaklaşırsa o kadar akılsızlaşır"
devamını gör...
10.
liberal demokrasi.
devamını gör...
11.
(bkz: meritokrasi)
3. cü dünya ülkeleri için diktatörlük temelli meritokrasi. demokrasi eğitimli toplumların işi eğitimsiz toplumlar en az 5 kuşak sağlam bir eğitimden geçirilip asimile edilmediği sürece demokrasiye sahip olamaz bu kadar.
3. cü dünya ülkeleri için diktatörlük temelli meritokrasi. demokrasi eğitimli toplumların işi eğitimsiz toplumlar en az 5 kuşak sağlam bir eğitimden geçirilip asimile edilmediği sürece demokrasiye sahip olamaz bu kadar.
devamını gör...
12.
meritokrasiye inanmış , liberteryen biri olarak benim hayalimdeki ideal devlet şudur:
1) anayasa'nın temel prensipleri olmalıdır. bu prensipler evrensel olmalıdır. birey esaslı , özgürlüğü ve güvenliği garanti alan bir anayasa olmalıdır. bu birey esaslı özgürlükler temel prensiplerden birisidir. kısa ve öz olmalıdır. bu konuda birleşmiş milletler insan hakları beyannamesi (bm insan hakları evrensel beyannamesi) yada bunu da içine alan avrupa birliği temel haklar bildirgesi (avrupa birliği temel haklar bildirgesi) örnek alınabilir
ceza hukuku ayrıca yazılmalı ve bu hukuk çağdaş , modern , güncellenen işlevsel bir ceza hukuku olmalıdır. ceza hukuku konusunda avrupa birliği ülkeleri örnek alınabilir
2) demokrasi , siyaset gibi kavramlar olmamalıdır. seçimler yapılmamalıdır. bu kavramlar yerine temel konularda , temel bakanlıklar kurulmalıdır
iç ve dış güvenlik ile ilgilenen güvenlik bakanlığı , ekonomi ile ilgilenen ekonomi bakanlığı , adalet ile ilgilenen adalet bakanlığı , iç ve dış işlerle ilgilenen iç ve dış bakanlıkları olmalıdır
yani devlet denen yapı güvenlik , adalet , ekonomi , içişleri ve dışişleri ile 5 temel yapıda bulunmalıdır. bu yapı tamamen kurumsal olmalı , bireylerin tamamen geçici olduğu net bir şekilde anlaşılmalıdır. bireyler sınavlar usülüyle seçilmelidir. sınavlar her alanda 3 aşamalı olmalıdır:
- 1.aşama temel düzey sınavı olmalı. temel sınav kolay ve çoğunluğun geçebildiği seviyede olmalıdır
- 2.aşama orta düzey sınavı olmalı. orta sınav herkesin cevaplayamadığı , bolca mantık gereken soru içermelidir
- 3.aşama üst düzey sınavı olmalı. üst sınav bolca bilgi ve mantık içermelidir. bu bilgiler modern , işe yarar bilgiler olmalıdır. sadece bilginin yetmediği bu sınav mantık kurma yetisi ile zorlanmalıdır. bu sınav gerçekten zorlayıcı olmalıdır
en önemlisi kurumların devasa büyüklükte olmamasıdır. nasıl bir şirketin çekirdeği ortalama 1000 kişiden oluşuyorsa bu kurumlarında çekirdek kadroları olmalıdır. maaşları doygun , güvenlikleri üst düzey sağlanmalıdır
ordu ve polis güvenlik bakanlığına bağlıdır. bunlar profesyonel olmalıdır. yani ordu ve polis milyonlarca insan tarafından sağlanmak yerine , işlevsel - etkin az ama öz şeklinde sağlanmalıdır
eğitim ve sağlık gibi konular tamamen özel olmalıdır. yani devlet okulu , devlet hastanesi , devlet büfe , devlet restorant vb. bütün kamu hizmetleri olmamalıdır
asgari ücret 1000 dolar belirlenmeli ve asla değişmemelidir. vergi gelirleri ise sadece yıllık oransal bazda alınmalıdır. mesela yılda 40.000 dolardan az alan birisinin , yıllık kazancının %10'unu direkt olarak devlete vermesi gerek. bu oran gelirler arttıkça kademeli olarak artmalıdır. yani yılda 400.000 dolar alan birisi %10 değil %25'ini vergi olarak vermelidir. bunlara ek olarak lux kategorisine vergi koyulmalıdır. yani yat , pahalı yüzükler , pahalı araçlar gibi lux kategorisine girecek olan her ürün için , ürünün fiyatı kadar vergi koyulmalıdır. bu durumda 1 milyon dolar olan bir yat'ın fiyatı 2 milyon dolar olacaktır. ithal lux ürünü içinde gümrükte yine aynı vergi uygulanmalıdır. yani hem içerde hemde dışardan gelen lux ürünlerinde %100 vergi alınmalıdır. ayrıca ekonomi bakanlığı sadece asgari ücret , vergi konusu ile ilgilenmeyecektir. ülkenin dış ticareti ile de ilgilenecektir. dış ticareti yapan ekonomi bakanlığı , dış işleri bakanlığının prensiplerine bağlı kalmalıdır
dışişleri bakanlığı anayasa temel prensiplerine bağlı kalmalıdır. yani eğer diktatörlükle yönetilen bir rejim varsa ticari ilişkileri kesmelidir. dışişleri bakanlığı sadece medeni ülkelerle ilişki kuracaktır. bu elbette fakir ülkelerin dışlanacağı anlamına gelmez. eğer bir ülke insan haklarına saygılı , özgür , medeni bir ülke ise , ülkenin ekonomik durumlarına bakılmaksızın her türlü ilişki kurulabilir. zaten bir ülke temel prensipleri çiğnemiyorsa fakir ülke olamaz ama olurda az da olsa böyle bir ihtimal olursa bu unutulmamalıdır. ayrıca her türlü uluslararası organizasyonlarla dışişleri ilgilenecektir
bunlara ek olarak adalet bakanlığı zengin - fakir ayırt etmeden ceza hukukuna bağlı kalarak korkmadan herkesi yargılamalıdır. mahkeme önünde herkes eşittir. kim diğerinin malına , mülküne , ırzına , hayatına ve diğer her türlü suç teşkil eden bir durum yaparsa bedelini sonuna kadar öder
3) belediyecilik konusu içişlerine bağlı olan konulardan biridir. içişleri bakanlığı her türlü yeşil alan , su ve diğer çevre düzenlemeleri ile ilgilenir. boş arazi olmamalıdır. boş araziler tarım yapılıyorsa tarım için , yapılamıyorsa ağaçlandırılmalıdır. su kaynakları sürekli olarak arttırılmalıdır ve her türlü teknoloji kullanmalıdır. ayrıca altyapı ve üstyapı ile ilgilenmelidir. bütün bunlar için yenilenebilir enerji yatırımları yapmalıdır
içişlerinin en önemli konusu şehir planlamacılığı yapmasıdır. bütün evlerin müstakil ev olduğu , sadece iş yerlerinin bina tipi izni verildiği şehir planlaması yapar. bu şehir planlaması için amerika birleşik devletleri örnek alınabilir
1) anayasa'nın temel prensipleri olmalıdır. bu prensipler evrensel olmalıdır. birey esaslı , özgürlüğü ve güvenliği garanti alan bir anayasa olmalıdır. bu birey esaslı özgürlükler temel prensiplerden birisidir. kısa ve öz olmalıdır. bu konuda birleşmiş milletler insan hakları beyannamesi (bm insan hakları evrensel beyannamesi) yada bunu da içine alan avrupa birliği temel haklar bildirgesi (avrupa birliği temel haklar bildirgesi) örnek alınabilir
ceza hukuku ayrıca yazılmalı ve bu hukuk çağdaş , modern , güncellenen işlevsel bir ceza hukuku olmalıdır. ceza hukuku konusunda avrupa birliği ülkeleri örnek alınabilir
2) demokrasi , siyaset gibi kavramlar olmamalıdır. seçimler yapılmamalıdır. bu kavramlar yerine temel konularda , temel bakanlıklar kurulmalıdır
iç ve dış güvenlik ile ilgilenen güvenlik bakanlığı , ekonomi ile ilgilenen ekonomi bakanlığı , adalet ile ilgilenen adalet bakanlığı , iç ve dış işlerle ilgilenen iç ve dış bakanlıkları olmalıdır
yani devlet denen yapı güvenlik , adalet , ekonomi , içişleri ve dışişleri ile 5 temel yapıda bulunmalıdır. bu yapı tamamen kurumsal olmalı , bireylerin tamamen geçici olduğu net bir şekilde anlaşılmalıdır. bireyler sınavlar usülüyle seçilmelidir. sınavlar her alanda 3 aşamalı olmalıdır:
- 1.aşama temel düzey sınavı olmalı. temel sınav kolay ve çoğunluğun geçebildiği seviyede olmalıdır
- 2.aşama orta düzey sınavı olmalı. orta sınav herkesin cevaplayamadığı , bolca mantık gereken soru içermelidir
- 3.aşama üst düzey sınavı olmalı. üst sınav bolca bilgi ve mantık içermelidir. bu bilgiler modern , işe yarar bilgiler olmalıdır. sadece bilginin yetmediği bu sınav mantık kurma yetisi ile zorlanmalıdır. bu sınav gerçekten zorlayıcı olmalıdır
en önemlisi kurumların devasa büyüklükte olmamasıdır. nasıl bir şirketin çekirdeği ortalama 1000 kişiden oluşuyorsa bu kurumlarında çekirdek kadroları olmalıdır. maaşları doygun , güvenlikleri üst düzey sağlanmalıdır
ordu ve polis güvenlik bakanlığına bağlıdır. bunlar profesyonel olmalıdır. yani ordu ve polis milyonlarca insan tarafından sağlanmak yerine , işlevsel - etkin az ama öz şeklinde sağlanmalıdır
eğitim ve sağlık gibi konular tamamen özel olmalıdır. yani devlet okulu , devlet hastanesi , devlet büfe , devlet restorant vb. bütün kamu hizmetleri olmamalıdır
asgari ücret 1000 dolar belirlenmeli ve asla değişmemelidir. vergi gelirleri ise sadece yıllık oransal bazda alınmalıdır. mesela yılda 40.000 dolardan az alan birisinin , yıllık kazancının %10'unu direkt olarak devlete vermesi gerek. bu oran gelirler arttıkça kademeli olarak artmalıdır. yani yılda 400.000 dolar alan birisi %10 değil %25'ini vergi olarak vermelidir. bunlara ek olarak lux kategorisine vergi koyulmalıdır. yani yat , pahalı yüzükler , pahalı araçlar gibi lux kategorisine girecek olan her ürün için , ürünün fiyatı kadar vergi koyulmalıdır. bu durumda 1 milyon dolar olan bir yat'ın fiyatı 2 milyon dolar olacaktır. ithal lux ürünü içinde gümrükte yine aynı vergi uygulanmalıdır. yani hem içerde hemde dışardan gelen lux ürünlerinde %100 vergi alınmalıdır. ayrıca ekonomi bakanlığı sadece asgari ücret , vergi konusu ile ilgilenmeyecektir. ülkenin dış ticareti ile de ilgilenecektir. dış ticareti yapan ekonomi bakanlığı , dış işleri bakanlığının prensiplerine bağlı kalmalıdır
dışişleri bakanlığı anayasa temel prensiplerine bağlı kalmalıdır. yani eğer diktatörlükle yönetilen bir rejim varsa ticari ilişkileri kesmelidir. dışişleri bakanlığı sadece medeni ülkelerle ilişki kuracaktır. bu elbette fakir ülkelerin dışlanacağı anlamına gelmez. eğer bir ülke insan haklarına saygılı , özgür , medeni bir ülke ise , ülkenin ekonomik durumlarına bakılmaksızın her türlü ilişki kurulabilir. zaten bir ülke temel prensipleri çiğnemiyorsa fakir ülke olamaz ama olurda az da olsa böyle bir ihtimal olursa bu unutulmamalıdır. ayrıca her türlü uluslararası organizasyonlarla dışişleri ilgilenecektir
bunlara ek olarak adalet bakanlığı zengin - fakir ayırt etmeden ceza hukukuna bağlı kalarak korkmadan herkesi yargılamalıdır. mahkeme önünde herkes eşittir. kim diğerinin malına , mülküne , ırzına , hayatına ve diğer her türlü suç teşkil eden bir durum yaparsa bedelini sonuna kadar öder
3) belediyecilik konusu içişlerine bağlı olan konulardan biridir. içişleri bakanlığı her türlü yeşil alan , su ve diğer çevre düzenlemeleri ile ilgilenir. boş arazi olmamalıdır. boş araziler tarım yapılıyorsa tarım için , yapılamıyorsa ağaçlandırılmalıdır. su kaynakları sürekli olarak arttırılmalıdır ve her türlü teknoloji kullanmalıdır. ayrıca altyapı ve üstyapı ile ilgilenmelidir. bütün bunlar için yenilenebilir enerji yatırımları yapmalıdır
içişlerinin en önemli konusu şehir planlamacılığı yapmasıdır. bütün evlerin müstakil ev olduğu , sadece iş yerlerinin bina tipi izni verildiği şehir planlaması yapar. bu şehir planlaması için amerika birleşik devletleri örnek alınabilir
devamını gör...
13.
meritrokratik düzlemde anayasal monarşi.
batı tipi liberal demokrasilerden keskin çizgilerle ayrılan, gücü popülist siyasetçilere değil, anayasal kurumlara ve elitlere teslim eden bir yapı öngörüyorum.
devlet, dış politikada ve savunma sanayisinde tam bağımsızlığı hedefleyen milli ve emperyal bir çizgidedir. anayasa evrensel dayatmalara göre değil, ülkenin kendi tarihsel ve kültürel kodlarına göre yazılmıştır. devlet gerekli gördüğü noktada dış ülkelere siyasi ve askeri müdahalede bulunabilir ve dış politika tamamen ülkenin menfaatlerine göre atılır.
rejim, geçmişle bağ kuran sembolik bir kağanlık ya da padişahlıktan beslenir. kağan yürütmede aktif değil ancak devletin sürekliliğini ve birliğini temsil eder. kağan'ın varlığı siyasi liderlerin güç zehirlenmesi yaşamaması için de önemlidir. zira siyasetçiler ne kadar yetki sahibi olurlarsa olsunlar kağan'dan daha büyük bir itibara sahip olamazlar.
anayasa mutlak üstünlüğe sahiptir. siyasetin anayasa mahkemesini ele geçirmesini engellemek adına aym üyelerini doğrudan hükümdar (kağan) seçer; böylece yüksek yargı, günlük siyasi polemiğin ve partizanlığın tamamen dışına çıkarılır. nitekim kağan'ın ülke yönetiminde herhangi bir yetkisi yoktur ve bu durumda anayasa mahkemesinin üyelerini kendi şahsi çıkarlarına göre seçmesi imkansız olan tek kişidir.
demokrasi, halkın doğrudan oyuyla seçilen ancak sıkı eğitim barajlarına takılan iki meclisli bir yapıyla işletilir.
alt meclis, "millet meclisi": milletvekili olabilmek için en az lise mezunu olma şartı vardır. ancak bu lise, bugünün sıradanlaşmış eğitimi değil; geçilmesi zor, elenenlerin zanaat ve meslek okullarına yönlendirildiği, mezuniyetin bir prestij olduğu eski sistem.
üst meclis, "kurultay": yasa yapımında son sözü söyleyen veya denetleyen bu mecliste yalnızca üniversite mezunları yer alabilir.
ülkede akademik eğitim alması zorlanmaz. pratik zekaya ve el becerisine sahip olanlar, insani temel eğitimlerini de barındıran güçlü mesleki eğitim kurumlarına yönlendirilir; böylece sanayinin ihtiyaç duyduğu kaliteli iş gücü üretilir.
sistem, bireysel özgürlükleri korurken devletin ideolojik omurgasını da muhafaza eder.
siyasi partiler cumhuriyetin temel ilkelerine muhalefet edemez. anayasanın değiştirilemez maddeleri koruma altındadır. "sistem tartışmaya açılabilir" diyen, karşı devrimci propaganda yapan vekillerin unvanı aym tarafından doğrudan düşürülür. siyasetin sınırları net çizilmiştir.
inanç özgürlüğü mutlak şekilde tesis edilmiştir. vatandaşlar din hanelerini e-devlet'ten yılda en fazla 1, toplamda ise en fazla 4 kez özgürce değiştirebilir. 5. ve 6. değişiklikler art niyet veya psikolojik istikrarsızlık şüphesiyle mahkeme kararına bağlanmıştır.
polisler, abd'deki graham v. connor davası (kamu görevlisinin o andaki makul algısı ve orantılı güç kullanımı) standardına göre suçlulara hızlı ve kararlı müdahale yetkisine sahiptir. ancak suistimali önlemek için göğüs kamerası taşımak zorunludur. hem polis korunur hem de vatandaşın hakkı garanti edilir.
idam cezası yürürlüktedir. terörizm, tecavüz ve kasten/kesin delillerle kanıtlanmış cinayet suçlarında ölüm cezası uygulanır. hata payını sıfırlamak için temyiz ve inceleme süreci son derece titiz işletilir.
klasik asgari ücret bu ülkede yoktur. devlet, serbest piyasa kapitalizmi ile sosyal devlet dengesini korporatist bir modelle çözmüştür.
her iş kolunun (yazılım, tekstil, ağır sanayi vb.) kârlılık oranına göre, o sektörün sendikaları ve işveren sendikaları masaya oturur ve o sektöre özel bir minimum maaş belirler. bu sayede yüksek kâr eden bir sektörün işçisi asgari ücrete mahkum edilmez; gelir adaletsizliği yapısal olarak çözülür.
ülke, enerji güvenliğinde çevre kirliliği yaratan termik santralleri tamamen kapatmış ve stratejik olarak nükleer enerjiye yönelmiştir.
üretilen devasa miktardaki nükleer elektrik, sadece sanayide kullanılmaz, aynı zamanda konutların ve binaların ısıtma altyapısına aktarılır. böylece ısınmada dışa bağımlı olunan doğalgaz ithalatı azalır ve cari açık eritilir.
sonuç olarak bu ülke, meritrokrasi ve teknokrasinin anayasal monarşi ile kusursuza yakın hibrit modelidir.
batı tipi liberal demokrasilerden keskin çizgilerle ayrılan, gücü popülist siyasetçilere değil, anayasal kurumlara ve elitlere teslim eden bir yapı öngörüyorum.
devlet, dış politikada ve savunma sanayisinde tam bağımsızlığı hedefleyen milli ve emperyal bir çizgidedir. anayasa evrensel dayatmalara göre değil, ülkenin kendi tarihsel ve kültürel kodlarına göre yazılmıştır. devlet gerekli gördüğü noktada dış ülkelere siyasi ve askeri müdahalede bulunabilir ve dış politika tamamen ülkenin menfaatlerine göre atılır.
rejim, geçmişle bağ kuran sembolik bir kağanlık ya da padişahlıktan beslenir. kağan yürütmede aktif değil ancak devletin sürekliliğini ve birliğini temsil eder. kağan'ın varlığı siyasi liderlerin güç zehirlenmesi yaşamaması için de önemlidir. zira siyasetçiler ne kadar yetki sahibi olurlarsa olsunlar kağan'dan daha büyük bir itibara sahip olamazlar.
anayasa mutlak üstünlüğe sahiptir. siyasetin anayasa mahkemesini ele geçirmesini engellemek adına aym üyelerini doğrudan hükümdar (kağan) seçer; böylece yüksek yargı, günlük siyasi polemiğin ve partizanlığın tamamen dışına çıkarılır. nitekim kağan'ın ülke yönetiminde herhangi bir yetkisi yoktur ve bu durumda anayasa mahkemesinin üyelerini kendi şahsi çıkarlarına göre seçmesi imkansız olan tek kişidir.
demokrasi, halkın doğrudan oyuyla seçilen ancak sıkı eğitim barajlarına takılan iki meclisli bir yapıyla işletilir.
alt meclis, "millet meclisi": milletvekili olabilmek için en az lise mezunu olma şartı vardır. ancak bu lise, bugünün sıradanlaşmış eğitimi değil; geçilmesi zor, elenenlerin zanaat ve meslek okullarına yönlendirildiği, mezuniyetin bir prestij olduğu eski sistem.
üst meclis, "kurultay": yasa yapımında son sözü söyleyen veya denetleyen bu mecliste yalnızca üniversite mezunları yer alabilir.
ülkede akademik eğitim alması zorlanmaz. pratik zekaya ve el becerisine sahip olanlar, insani temel eğitimlerini de barındıran güçlü mesleki eğitim kurumlarına yönlendirilir; böylece sanayinin ihtiyaç duyduğu kaliteli iş gücü üretilir.
sistem, bireysel özgürlükleri korurken devletin ideolojik omurgasını da muhafaza eder.
siyasi partiler cumhuriyetin temel ilkelerine muhalefet edemez. anayasanın değiştirilemez maddeleri koruma altındadır. "sistem tartışmaya açılabilir" diyen, karşı devrimci propaganda yapan vekillerin unvanı aym tarafından doğrudan düşürülür. siyasetin sınırları net çizilmiştir.
inanç özgürlüğü mutlak şekilde tesis edilmiştir. vatandaşlar din hanelerini e-devlet'ten yılda en fazla 1, toplamda ise en fazla 4 kez özgürce değiştirebilir. 5. ve 6. değişiklikler art niyet veya psikolojik istikrarsızlık şüphesiyle mahkeme kararına bağlanmıştır.
polisler, abd'deki graham v. connor davası (kamu görevlisinin o andaki makul algısı ve orantılı güç kullanımı) standardına göre suçlulara hızlı ve kararlı müdahale yetkisine sahiptir. ancak suistimali önlemek için göğüs kamerası taşımak zorunludur. hem polis korunur hem de vatandaşın hakkı garanti edilir.
idam cezası yürürlüktedir. terörizm, tecavüz ve kasten/kesin delillerle kanıtlanmış cinayet suçlarında ölüm cezası uygulanır. hata payını sıfırlamak için temyiz ve inceleme süreci son derece titiz işletilir.
klasik asgari ücret bu ülkede yoktur. devlet, serbest piyasa kapitalizmi ile sosyal devlet dengesini korporatist bir modelle çözmüştür.
her iş kolunun (yazılım, tekstil, ağır sanayi vb.) kârlılık oranına göre, o sektörün sendikaları ve işveren sendikaları masaya oturur ve o sektöre özel bir minimum maaş belirler. bu sayede yüksek kâr eden bir sektörün işçisi asgari ücrete mahkum edilmez; gelir adaletsizliği yapısal olarak çözülür.
ülke, enerji güvenliğinde çevre kirliliği yaratan termik santralleri tamamen kapatmış ve stratejik olarak nükleer enerjiye yönelmiştir.
üretilen devasa miktardaki nükleer elektrik, sadece sanayide kullanılmaz, aynı zamanda konutların ve binaların ısıtma altyapısına aktarılır. böylece ısınmada dışa bağımlı olunan doğalgaz ithalatı azalır ve cari açık eritilir.
sonuç olarak bu ülke, meritrokrasi ve teknokrasinin anayasal monarşi ile kusursuza yakın hibrit modelidir.
devamını gör...
14.
(bkz: prens)
(bkz: niccola machiavelli)
“insanın, tuzakları tanımak için tilki, kurtları korkutmak için de aslan olması gerekir.”
(bkz: niccola machiavelli)
“insanın, tuzakları tanımak için tilki, kurtları korkutmak için de aslan olması gerekir.”
devamını gör...
15.
(bkz: teknokrasi)
devamını gör...
16.
siz gerçekten devletlerin ideal bir yönetim olabileceğini mi düşünüyorsunuz.
neden böyle olsun. demokrasi halkı kandırmak için uydurulan bir zımbırtı.
bunla birlikte ideal yönetim bence nasıl olmalı.
adaletin kılıcı keskin olacak.
merkezi otorite güçlü olacak.
liyakat olacak, torpil olmayacak.
neden böyle olsun. demokrasi halkı kandırmak için uydurulan bir zımbırtı.
bunla birlikte ideal yönetim bence nasıl olmalı.
adaletin kılıcı keskin olacak.
merkezi otorite güçlü olacak.
liyakat olacak, torpil olmayacak.
devamını gör...
17.
benim hayalime gore kucuk devletcikler kucuk federe devletcikler mahalle kendi basina bir devlet olmali sonra bunlar ilceyi secmeli ilce ili secmeli il baskani secmeli herkes degistirebildigi kadar mudahale edebilmeli anuyunn mu dayim benim monopollere oligopollere militaristlere fasistlere gecit vermeyelim be baskan saygilarimi sunarim
devamını gör...
18.
hak edene hak etiğinin verildiği bir sistem.
romantizme gerek yok.
romantizme gerek yok.
devamını gör...
19.
haddini bilmezlerin ortalikta serbestce gezindigi ve cehaleti yaydigi bir ulkede, hicbir yonetim bicimi olumlu netice vermez.
devamını gör...
20.
bunu şeyh edebali 7 asır önce söyledi.
(bkz: insanı yaşat ki devlet yaşasın)
bundan bir 7 asır daha önce ms. 8. yüzyılda orhun anıtlarında ise bilge kağanın sözleri de bu doğrultuda örtüşen bir manifesto niteliğindedir.
bilge kağan göktürk kitabelerinde çinlilere kölelik eden türk milletini nasıl müreffeh kıldığını anlatmakta, bir devlet adamı olarak tabiri caizse halkına hesap vermekte ve samimi tavsiyelerde bulunmaktadır.
(bkz: insanı yaşat ki devlet yaşasın)
bundan bir 7 asır daha önce ms. 8. yüzyılda orhun anıtlarında ise bilge kağanın sözleri de bu doğrultuda örtüşen bir manifesto niteliğindedir.
bilge kağan göktürk kitabelerinde çinlilere kölelik eden türk milletini nasıl müreffeh kıldığını anlatmakta, bir devlet adamı olarak tabiri caizse halkına hesap vermekte ve samimi tavsiyelerde bulunmaktadır.
devamını gör...