insan kalbi de kemik gibi kırıldığı yeri sağlamlaştırıyor
başlık "eylülduru" tarafından 18.03.2026 12:57 tarihinde açılmıştır.
1.
insan kalbi de kemik gibi aslında.
kırıldığı yeri öylece bırakmıyor, hemen kendini kalınlastırıyor, sertleştiriyor, “bir daha buradan darbe yemem” diye önlem alıyor.
doktorlar buna kaynama diyor, biz ise “duvar ördüm” diyoruz.
eskiden saf saf inanırdık, şimdi biri “sana güveniyorum” deyince içimizden “ben bile kendime bu kadar güvenmiyorum” diye cevap veriyoruz.kalp kırılıyor, sonra kendini tamir ediyor ama o tamir biraz fazla muhendislik içeriyor. beton dökmüş gibi oluyoruz,
içeri girmek isteyen önce güvenlikten geçiyor, sonra kimlik bırakıyor, gerekirse referans getiriyor. ama işin trajikomik kısmı;
biz o kadar önlem alıyoruz, kalbin etrafına adeta siteler, güvenlikler, turnikeler kuruyoruz. sonra biri geliyor, hiç planlarda yok, kapıyı bile çalmıyor, yan balkondan atlayıp giriyor. bütün sistem çöküyor. yani diyeceğim o ki,
kalp kırılınca güçleniyor falan diyorlar ya,
doğru. bazen ufak surprizler bize yapsa da ama biraz da paranoyaklaşıyor ister istemez.
biz yine severiz de, artık “garanti belgesi” ister gibi severiz.
edit: "insan kalbi de kemik gibi kırıldığı yeri sağlamlaştırmak için kendine önlem alırken biz nasıl güveneceğiz" sorusunu bir yazar arkadaşımın (bkz: expecto)bana sorması üzerine uzunca bir süre düşündüm. çok güzel bir söz olduğunu ve sizlerle paylaşmam gerektiğine karar verdim ve bunun üzerine bu başlığı açtım. kişisel düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
kırıldığı yeri öylece bırakmıyor, hemen kendini kalınlastırıyor, sertleştiriyor, “bir daha buradan darbe yemem” diye önlem alıyor.
doktorlar buna kaynama diyor, biz ise “duvar ördüm” diyoruz.
eskiden saf saf inanırdık, şimdi biri “sana güveniyorum” deyince içimizden “ben bile kendime bu kadar güvenmiyorum” diye cevap veriyoruz.kalp kırılıyor, sonra kendini tamir ediyor ama o tamir biraz fazla muhendislik içeriyor. beton dökmüş gibi oluyoruz,
içeri girmek isteyen önce güvenlikten geçiyor, sonra kimlik bırakıyor, gerekirse referans getiriyor. ama işin trajikomik kısmı;
biz o kadar önlem alıyoruz, kalbin etrafına adeta siteler, güvenlikler, turnikeler kuruyoruz. sonra biri geliyor, hiç planlarda yok, kapıyı bile çalmıyor, yan balkondan atlayıp giriyor. bütün sistem çöküyor. yani diyeceğim o ki,
kalp kırılınca güçleniyor falan diyorlar ya,
doğru. bazen ufak surprizler bize yapsa da ama biraz da paranoyaklaşıyor ister istemez.
biz yine severiz de, artık “garanti belgesi” ister gibi severiz.
edit: "insan kalbi de kemik gibi kırıldığı yeri sağlamlaştırmak için kendine önlem alırken biz nasıl güveneceğiz" sorusunu bir yazar arkadaşımın (bkz: expecto)bana sorması üzerine uzunca bir süre düşündüm. çok güzel bir söz olduğunu ve sizlerle paylaşmam gerektiğine karar verdim ve bunun üzerine bu başlığı açtım. kişisel düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
devamını gör...
2.
ben örülen duvarların gereksiz olduğunu düşünüyorum. bilimum kazıkları da yemiş biri olarak her seferinde bir şeylere küsüp geri çekilsek de aynı şeylere yeniden başlayabileceğimizi gördük sonuçta. ayrıca güvenmek de bana iddialı gelen bir laf. insan güvenmez. sadece kendisine zarar verme ihtimalinize göz yumar şu devirde. yoksa bence herkes herkesten her türlü kötülüüğü bekler pozisyonda. yani yarın bir gün borç verdiğiniz kardeşinizin de telefonlara çıkmayacağı ihtimalini düşünüyorsunuz ya da o çok güzel giden ilişkinizde verilen sözlerin, edilen yeminlerin havada kalabileceğini biliyorsunuz. ama yine de o çekirdeki kabuğunu doldurmayacak güzel ihtimali elinizde tutmak sizi hayata bağlıyor.
ve evet insan kalbi kırıldıkça taşa değil toprağa dönüyor.
hani derler ya "taş olsam çatlardım. toprak oldum da dayandım.
sevgiler.
ve evet insan kalbi kırıldıkça taşa değil toprağa dönüyor.
hani derler ya "taş olsam çatlardım. toprak oldum da dayandım.
sevgiler.
devamını gör...