insan kalbi doğadan uzaklaştıkça katılaşır
başlık "alpinçayırı" tarafından 15.11.2023 19:57 tarihinde açılmıştır.
1.
amerikanın gerçek yerlileri olan kızılderililerin insanın tüylerini diken diken eden muhteşem bir sözüdür. insan denilen canlı; semavi dinlerde anlatıldığı gibi öyle eşref-i mahlûkat(yaradılmışların en şereflisi) değil tam tersine evrimleşmiş, konuşan esfel-i safilin(yaradılmışların en şerefsizi) bayağı bir hayvandır. kuzeydoğu avrasyanın doğacı felsefesine giren ve islam öncesi eski türk felsefesiyle inanılmaz benzerlikler gösteren kızılderili felsefesi, son derece doğayla barışık, ileri görüşlü ve panteist bir felsefedir. gerçekten de insanın kalbi, doğadan uzaklaştıkça katılaşır çünkü insan, doğanın bir parçasıdır. doğanın insana ihtiyacı yoktur ama insanın doğaya ihtiyacı vardır. nankör insanoğlu doğaya zarar verdikçe doğa, intikamını insan denilen kibirli vahşi canlıdan mislisiyle alıyor. kıyamet, ahir zaman hikaye; insan akıllanmazsa kendi sonunu kendi getirecek. evreni aşkın, hayalet, kadir-i mutlak tek tanrı fikri; dünya'nın en tehlikeli ve vahşi fikridir. tanrı, evrenin dışında değildir tam tersine evrenin ta kendisidir. dolandırıcı çöl sıçanları sami ırkından[semitik] ve onların uydurduğu semavi dinlerden uzak durun.
kızılderililerin günümüze dahi ışık tutan doğacı ve panteist muhteşem felsefeleri
kızılderililerin günümüze dahi ışık tutan doğacı ve panteist muhteşem felsefeleri
devamını gör...
2.
insan kalbi yaşlandıkça yumuşar
devamını gör...
3.
şamanizm can dır.
devamını gör...
4.
kesinlikle katıldığım söz. geçenlerde gördüğüm bir habere göre kitaplarda ağaç, çalı, çiçek, mera, göl, ırmak gibi doğayla ilgili sözcüklerin kullanımı eski kitaplara göre %60 azalmış. bu, insanların şehirlere taşınması ve şehirlerin tasarımının doğadan ne kadar uzak olduğunu, insanların doğayla etkileşiminin ne kadar azaldığını gösteren bir başka örnek. aynı sonuç sadece kitaplarda değil, şarkı sözlerinde ve hatta film senaryolarında da görülmüş. haber ingilizce. ama bu durum eminim türkçe kitaplar için de geçerlidir. bu sebeple artan bir hızla çevresel felaketler artıyor, ama hükümetlerin ve şirketlerin doğa katliamlarına tepki veren insan sayısı azalıyor. çünkü eskilerin dediği gibi gözden ırak olan gönülden de ırak oluyor demek ki. yaşadığımız çevrenin insani olmamasının toplum psikolojisine ve dolaylı olarak ekonomiye olumsuz etkisi üzerine daha önce araştırmalar yapmıştım. şimdi de bu haberi görünce paylaşmak istedim. haberi buldum buradan
buradan2
edebi eserlerle ilgili olmasa da yaşadıkları çevreyi güzelleştirmek için ingiltere'de bir mahallede komşular evlerinin önlerine büyük saksılar alıp çiçekler dikmeye başlamışlar. kapısının penceresinin önünde çiçekler olan evlerle olmayan evler arasındaki güzellik farkı gerçekten inanılmazdı. bu haberi de bulursam ekleyeceğim. kısaca hiç değilse balkonunuza bir saksı çiçek ekin ve kalbinizi şehir hayatının çirkinliklerinin sebep olduğu katılaşmaktan koruyun.
buradan2
edebi eserlerle ilgili olmasa da yaşadıkları çevreyi güzelleştirmek için ingiltere'de bir mahallede komşular evlerinin önlerine büyük saksılar alıp çiçekler dikmeye başlamışlar. kapısının penceresinin önünde çiçekler olan evlerle olmayan evler arasındaki güzellik farkı gerçekten inanılmazdı. bu haberi de bulursam ekleyeceğim. kısaca hiç değilse balkonunuza bir saksı çiçek ekin ve kalbinizi şehir hayatının çirkinliklerinin sebep olduğu katılaşmaktan koruyun.
devamını gör...
5.
doğanın ve doğal yaşamın önemine dikkat çeken romantik bir tez.
sanatta edebiyatta öyledir belki ama gercekte tam tersi bence. gördüğüm en ilkel en acımasız insanlar şehirden en uzakta dağ başında orman köylerinde yasayanlardı. medeniyetten* uzaklaştıkça orman kanunları daha geçerli hâle geliyor. gücü yeten yetene. saldırmak, vurmak, öldürmek, yaptıklarını gizlemek; gözlerden uzak doğanın karanlığında daha kolay. yaptıklarını fetva vererek meşrulaştıran imamlar gibi her şeyi kendilerinde hak görebiliyorlar.
bu dediğim kapısının önündeki toprağa çim eken ya da balkonuna çiçek saksısı koyanlar değil tabii ki. doğal ortamda doğa içinde yaşam süren insanları kastediyorum. doğa koşulları zorlaştıkça insan vahşileşiyor bence.
sanatta edebiyatta öyledir belki ama gercekte tam tersi bence. gördüğüm en ilkel en acımasız insanlar şehirden en uzakta dağ başında orman köylerinde yasayanlardı. medeniyetten* uzaklaştıkça orman kanunları daha geçerli hâle geliyor. gücü yeten yetene. saldırmak, vurmak, öldürmek, yaptıklarını gizlemek; gözlerden uzak doğanın karanlığında daha kolay. yaptıklarını fetva vererek meşrulaştıran imamlar gibi her şeyi kendilerinde hak görebiliyorlar.
bu dediğim kapısının önündeki toprağa çim eken ya da balkonuna çiçek saksısı koyanlar değil tabii ki. doğal ortamda doğa içinde yaşam süren insanları kastediyorum. doğa koşulları zorlaştıkça insan vahşileşiyor bence.
devamını gör...
6.
maymunken söylenen sözlere katılamıyorum
devamını gör...