orijinal ad: fuglane
yazar: tarjei vesaas
basım yılı: 1957
iki kardeş norveş gibi son kuzey ülkesinin derinliklerinde, bir ormanda kulübede yaşalar. kardeşlerden biri yetişkin olmasına rağmen çocuk gibi düşünür ve insan içine pek çıkmaz. ablasının ördüğü kazaklarla geçiyorlardır, bir gün ablası kendisini ikna eder ve kayıkçı olmaya karar verir. hikayeleri bu şekilde başlar.
yazar: tarjei vesaas
basım yılı: 1957
iki kardeş norveş gibi son kuzey ülkesinin derinliklerinde, bir ormanda kulübede yaşalar. kardeşlerden biri yetişkin olmasına rağmen çocuk gibi düşünür ve insan içine pek çıkmaz. ablasının ördüğü kazaklarla geçiyorlardır, bir gün ablası kendisini ikna eder ve kayıkçı olmaya karar verir. hikayeleri bu şekilde başlar.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "insan olun biraz" tarafından 08.02.2022 18:06 tarihinde açılmıştır.
1.
ilk önce buz sarayı romanı ile tanıdığım iskandinav edebiyat ödülü sahibi norveçli yazar tarjei vesaas’ın yazara olan hayranlığımı bir kat daha artıran sakin ama şiddetli romanıdır.
bizim deli demekten hiç gocunmadığımız ancak sadece zihinleri bizi düzene ayak uyduran memur kılıklı zihinlerimizden daha karmaşık ama bir o kadar da keskin ve berrak olan insanlardan biridir mattis. daha önce bir tanımda bahsettiğim ve yanıma gelip bana “dünyayı yıkadım üç bidon su gitti” diyen adamı hatırlattı bana mattis.
o çevresinde olup biten her şeye daha farklı bir algı düzeyi ile bakar. çulluk uçuşu onun için yeni ve güzel şeylere delalet eder. ölen bir kuşun taşın altında yatması ise ille de kötü bir haberin simgesidir.
kayığını denize indirmesi ile hayatının değişmesi aynı güne denk gelir aslında. ve kayığın göle her girişi bambaşka dönüşümlere gebedir.
ve tabii ablası hege ve ormancı ile olan çekişmenin büyük etkisi mattis’i bilinmezlerin korkunç sessizliğine doğru iter. sanki mattis’in sandalı durmadan su almaktadır ve bir çulluk kanadındaki kurşunla taşın altında yatmaktadır.
okurken huzur ve huzursuzluğu aynı anda hissettiğim müthiş bir kitaptır ve kuşlara daha dikkatli bakmamı sağlamıştır.
bizim deli demekten hiç gocunmadığımız ancak sadece zihinleri bizi düzene ayak uyduran memur kılıklı zihinlerimizden daha karmaşık ama bir o kadar da keskin ve berrak olan insanlardan biridir mattis. daha önce bir tanımda bahsettiğim ve yanıma gelip bana “dünyayı yıkadım üç bidon su gitti” diyen adamı hatırlattı bana mattis.
o çevresinde olup biten her şeye daha farklı bir algı düzeyi ile bakar. çulluk uçuşu onun için yeni ve güzel şeylere delalet eder. ölen bir kuşun taşın altında yatması ise ille de kötü bir haberin simgesidir.
kayığını denize indirmesi ile hayatının değişmesi aynı güne denk gelir aslında. ve kayığın göle her girişi bambaşka dönüşümlere gebedir.
ve tabii ablası hege ve ormancı ile olan çekişmenin büyük etkisi mattis’i bilinmezlerin korkunç sessizliğine doğru iter. sanki mattis’in sandalı durmadan su almaktadır ve bir çulluk kanadındaki kurşunla taşın altında yatmaktadır.
okurken huzur ve huzursuzluğu aynı anda hissettiğim müthiş bir kitaptır ve kuşlara daha dikkatli bakmamı sağlamıştır.
devamını gör...
