yazar: thomas hobbes
yayım yılı: 1651
ingiliz filozof thomas hobbes, baş yapıtı olarak anılan eserinde ideal bir devletin oluşumunu, nasıl olması gerektiğini, din ve siyaset arasındaki ilişkiyi doğa yasaları ve toplum ekseninde ele alarak inceler.
yayım yılı: 1651
ingiliz filozof thomas hobbes, baş yapıtı olarak anılan eserinde ideal bir devletin oluşumunu, nasıl olması gerektiğini, din ve siyaset arasındaki ilişkiyi doğa yasaları ve toplum ekseninde ele alarak inceler.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "yalnızgezenrusso" tarafından 17.12.2020 00:28 tarihinde açılmıştır.
1.
thomas hobbes bu kitabında düzen ve güvenliğin sağlanmasının tek yolunun mutlakiyet idaresi olduğunu savunmuştur.
devamını gör...
2.
avrupa siyaset anlayışında çok önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemde, düşünce ayrımlarından doğan yönetimsel açıkların ve bunların topluma etkilerinin travmatik izlerini taşıyan; buna rağmen özellikle toplumu oluşturan bireyler/bir salt varlık olarak toplum ve yönetici/egemen kimlik arasında hobbes'un tanımıyla bizi doğa ve kaos durumundan çıkartan pozitif yasalar aracılığıyla oluşan bir 'toplumsal sözleşme'ye atıflar yapan ve aynı zamanda bizzat dini tarihin öğretilerinden yararlanarak ve reformist diskuru sakınmadan devlet yönetimi ile dinî öğretilerin birbirlerinden ayrılığı gerekliliğine dikkat çeken bir eser.
siyaset bilimi, avrupa tarihi, siyaset felsefesi üzerine akademik araştırmalar gerçekleştirmiyor olduğumdan ve nitelikli bir araştırmacının metodolojisi ile yaklaşmadığımdan, zaman zaman nesnel bakış açımı ve eseri dönemi içerisinde değerlendirme gerekliliğine olan inancımı kaybetmeme sebebiyet verebilecek, kişisel görüş ve düşüncelerime son derece aykırı şekilde, genel anlamda oldukça pesimist bir yaklaşım içerisinde, insanın kendi özgür iradesi ile kendisini bir egemen altında uyruk kılmadığı (kendi iradesi ile özgürlüğünden -doğadaki halinden- vazgeçtiği bir sözleşmenin olmadığı) bir ortamda, o ünlü deyişle 'insan, insanın kurdu' olduğu için, her zaman bir savaş halinde olacağı, bu durumun uzun vadede insanlığı ve medeniyeti asla ileriye taşıyamayacak bir hal olduğunu, zaman zaman antik yunan felsefesine de sövgülerde bulunarak ateşli bir şekilde savunan bir yapıt.
bu noktada özellikle hobbes'un literatüre sunmuş olduğu 'toplumsal sözleşme'den yararlanarak ileride 'vatandaşlık' kavramına kadar ulaşılacaktı belki de, ancak hobbes, leviathan içerisinde uyruğun, sözleşmeyi yapmış olduğu egemen ile onu seçtikten ve onayladıktan sonraki bütün bağlarını sadece bir koruma ve hayatta tutma ilişkisine dönüştürüyor. ve taraflardan biri bu yetisini kaybettiğinde, sözleşme başka bir egemene nakledilebiliyor.
siyaset bilimi, avrupa tarihi, siyaset felsefesi üzerine akademik araştırmalar gerçekleştirmiyor olduğumdan ve nitelikli bir araştırmacının metodolojisi ile yaklaşmadığımdan, zaman zaman nesnel bakış açımı ve eseri dönemi içerisinde değerlendirme gerekliliğine olan inancımı kaybetmeme sebebiyet verebilecek, kişisel görüş ve düşüncelerime son derece aykırı şekilde, genel anlamda oldukça pesimist bir yaklaşım içerisinde, insanın kendi özgür iradesi ile kendisini bir egemen altında uyruk kılmadığı (kendi iradesi ile özgürlüğünden -doğadaki halinden- vazgeçtiği bir sözleşmenin olmadığı) bir ortamda, o ünlü deyişle 'insan, insanın kurdu' olduğu için, her zaman bir savaş halinde olacağı, bu durumun uzun vadede insanlığı ve medeniyeti asla ileriye taşıyamayacak bir hal olduğunu, zaman zaman antik yunan felsefesine de sövgülerde bulunarak ateşli bir şekilde savunan bir yapıt.
bu noktada özellikle hobbes'un literatüre sunmuş olduğu 'toplumsal sözleşme'den yararlanarak ileride 'vatandaşlık' kavramına kadar ulaşılacaktı belki de, ancak hobbes, leviathan içerisinde uyruğun, sözleşmeyi yapmış olduğu egemen ile onu seçtikten ve onayladıktan sonraki bütün bağlarını sadece bir koruma ve hayatta tutma ilişkisine dönüştürüyor. ve taraflardan biri bu yetisini kaybettiğinde, sözleşme başka bir egemene nakledilebiliyor.
devamını gör...
