gerilim / gizem
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

anlatılan mesajın çoğunluk tarafından anlaşılmaması sebebiyle mesajı iyi işleyemediği tartışılır. ama favorim olan güvenlik kamerası sahnesindeki repliklerin filmi özetlediğini düşünüyorum.
devamını gör...
her izlendiğinde farklı yorumlar yapılabilecek ve farklı detaylar yakalanabilecek(son izlediğimde 2-3 saniyeliğine marilyn manson'ın da filmde olduğunu fark etmişimdir.) bir david lynch baş yapıtıdır ki bu film sinema/sanat okullarında ders olarak bile işlenmekte olup konusu özetle şöyledir yani filmi izleyip yorumlayan ortak kararı olan spoilerı yazıyorum altta.



filmde gördüğümüz adam kompleksli, kontrolsüz öfkesi olan, kıskanç ve aynı zamanda erken boşalma gibi sıkıntıları olan(belki de gizli eşcinsel) bir şizofren müzisyendir. karısının kendisini aldattığını düşünür ki bir gün karısını öldürür ve kendisi de bunu yaparken farkında olmaz hatırlamaz ve bu şizofren abimiz idama mahkum edilir ancak hücresindeyken bişeyler olur yani kendisi başka bir karaktere kaçıp hiç olmadık yeni kişiler yaratır kendince ve bununla beraber de serbest kalır ancak kaçtığı karakter onu kurtaramaz ve bu karakterin hayatında olan veya hayatına giren kişiler (dick laurent ve alice/renet) diğer kişiliği olan fred ile bağ kurar. "mystery man" (büyük ihtimalle bu adam kahramanımızın içindeki doğruluğu temsil eden bi çeşit egoydu) diye geçen partideki telefondan elemanımızın evinden konuşan adamın ve pete kimliğinde devam eden suçların etkisiyle, onun kendi kimliğine yani fred karakterine geri dönmesine sebep olurlar ve elemanımız en sonunda kafayı yiyip yüzlerce polisten kaçarken kendini lost highwayde bulur ki filmin başındaki ve sonundaki aynı replikten dolayı filmin bir dönemeç olduğunu da anlarız. ayrıca filmin başına dikkat edilirse polis sirenleri de duyulabilir. dediğim gibi filmde çoğu karakter adamın kafasında olup belki de idam hücresinden sonrası bütün olup bitenler adamın kafasında da olmuş olabilir yani çeşit çeşit teoriler üretilebilir bu konuda.

kanımca alice karakteri elemanın karısının geçmişteki hali olup, elemanımız pete kılığına girdiğinde düşmanı olması gereken dick laurent burda babacan rolde olup alice ile pete aynı banu alkan veya ahu tuğba filmlerindeki gibi mafya adamını dolandıran kahya çocukla fahişe kadını anımsatmaktadır.

filmi birkaç kez izleyenler marilyn manson cameosunu yakalayacaktır.
devamını gör...
1997 yapımı bir david lynch psikodram filmidir.

david lynch sineması için ilk önce geleneksel sinema algısından arınmak ya da çatalla çorba içmeye çalışma ısrarı arasında bir tercih yapmak gerekir.
sinema, hikayesi olan bir tür olmak zorunda mıdır ya da bir hikayesi varsa bu, ortak bir algı ve olay örgüsüne sahip olmalı mıdır? ve en önemlisi; sinema anlatı mı yoksa gösteri midir? lynch sineması, onca filmden sonra bile bu soruların hepsine mesafesinden taviz vermemiş bir sinemadır.
halbuki kavga eden iki insana veya aktif çalışma halindeki inşaatlara rastlayınca önünü arkasını merak etmeden rastladığı kesite zevkle odaklanabilen yurdum insanı, aynı meziyeti lynch filmlerine karşı gösterebilmek için de oldukça avantajlı. yine de bu herifin filmlerine sadece iki biletle girebilirsiniz. ya çok sağlam freud ve psikoseksüel temeliniz olmalı ya da gerçekten hiçbir beklenti ve arayış içinde olmadan sadece görsel seyir istenciniz. e kardeşim film mi izleyeceğiz, doktora tezi mi yazacağız? sen de haklısın kardeşim, tüm içtenliğimle katılıyorum. neyse ki slavoj zizek gibi bu filme 250 sayfalık kitap yazan manyaklardan beter değiliz derim.
bir örnekle, bu filmin marilyn manson ve rammstein müzikleri eşliğindeki bazı sahneleri, salt o müziklere ait video clipler olsaydı, hiç de bu kadar tartışmalı bulunmayacaktı. işte lynch sineması da en başta bizim gelenekçi sinema algımızla didişmekle başlıyor. en klişe girişlerle başlayıp o alışıldık ezberlerimizi de tam tava getirip sonra hop ters yüz ediyor.

bu filmle ilgili hiç de öyle şu şudur, burada bunu demek istemiş gibi beyhudeliklere girmeyeceğim fakat film, oldukça eril merkezli bir film. bundan cinsiyetçi olduğu anlaşılmasın. yani erkek bilinçaltı ve duygu durumlarıyla, çok daha anlaşılır bir mevzulara erişen bir film. sinema da çizgi film değilse bir zahmet, her film de o kadar kapsayıcı olmasın.
illa da izleme taliplisi olanların, bu filmin olayı nedir merakına iki kelam bırakmak gerekirse, filmde iktidarsız olan bir adamın içindeki yetersizlik duygusu gerçekliğine karşı, güçlü ve mafyatik bir alfa reisin sevgilisini ayartabilecek kadar cinsel enerjisi yüksek ve yine aynı adama ait, fantastik bir gerçeklik var. tabii her söz ve karakterin kamyon kamyon taşıdığı imgesel anlam ve göndermeleri de cabası.
alt tarafı biraz eğlenceli ve keyifli zaman geçirmeye vesile bu sinema işlerinin bu kadar yorucu olmasının bir alemi var mı? bence yok. film dediğin başlar, biter, herkes evine, işine gücüne gider. bu david lynch öyle değil, üstüne başına bulaşıyor adamın. çok canım sıkılmadıkça yüz göz olmuyorum.
devamını gör...
öncelikle film çok sakin başladı. sonra birden her şey hızlandı ki zaten zihnim aldığı darbelerle sağa sola savrulurken neye uğradığımı şaşırdım bir süre. özellikle o değişik dayı telefonda kendisiyle konuşturduğunda fred'i ben baya uzaklaşmıştım sağlıklı düşünmekten. elimde ipad evin içinde filmi durdurmadan sağa sola gidip sigara eşliğinde filan izlemeye devam ettim. bir açıklamaya kavuşur diye sonunda kadar neredeyse durmadan izledim filmi. evet, beyninizi mikrodalgaya koyup ısıtmış gibi hissetmek istiyorsanız izlemeniz tavsiye edilir.
devamını gör...
bir david lynch filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin senaryosunu da yönetmen david lynch yazmıştır. filmde bill pullman, patricia arquette, balthazar getty, john roselius, louis eppolito, michael massee, robert blake, gary busey, lucy butler, carl sundstrom, giovanni ribisi ve natasha gregson wagner rol almıştır.

film klasik bir david lynch filmidir. gerçekle hayal arasında sıkışıp kalır izleyen. okuduğum bazı yazılar ve şiddetin mitolojisi isimli kitaptaki bir makalede bu filmle ilgili şizofreni vurgusu yapılmış ancak bence bu filmdeki hikayede bireysel değil kolektif bir şizofreni olabilir olsa olsa.

dick laurent'ın ölüm haberi filmin başlarında ve sonunda gelir bize. yani aynı yerde başlar aynı yerde bitiririz filmi. bu fasit daire yönetmenin başka filmlerinde de karşımıza çıkar.

fred madison eşini öldürmek suçundan elektrikli sandalye ile ölüme mahkum olur. bu hikaye ile normal sayılan bir düzlemde ilerlerken hapisane hücresinden içeri bakan gardiyan fred madison'ın yerinde bambaşka bir adam görür.

hücredeki kişi pete dayton'dır. bu sefer kısa süreliğine hapse girmiş olan pete dayton'ın hikayesini izleriz ancak bu hikayede de fred madison hikayesinde de esas kadın aynı kişidir. saç renklerinin farkına rağmen.

güzel ama içinden çıkılması zor bir filmdir. filmle ilgili emin olduğum tek şey dick laurent'ın öldüğüdür.
devamını gör...
yaklaşık 15 senedir izlemeye çalıştığım ve bu sene buna muvaffak olduğum filmdir. bir david lynch filmi. ben daha önce the straight story'i izlemiştim, akarsız kokarsız mis gibi filmdi. sonra blue velvet'izledim, çok hatırlamıyorum ama o da oluru var bir iş gibiydi muhtemelen. wild at heart zaten galbimi bıraktığım filmlerden birisi.

üniversite yıllarımda inanılmaz saçma bir olay geçmişti başımdan. yanlışlıkla intihar ediyordum abi ben. işte ben bu yüzden korkak birisiyim. insanın temel iç güdüsü yaşamaktır hocam, bile isteye bile intihar etmek zordur, nası yanlışlıkla olabilir ya? socjekf. neyse bi arkadaşım vardı, aykut ismi, sinemacı bi oğlandı ve çok da severim kendisini. yolu ankara'ya düşünce buluştuk biz. sağdan soldan konuşurken ben de bu hikayeyi anlattım adama. komikti çünkü ve güldü de. ben de güldüm. ve şöyle dedi: gülüyoruz ama üzülmemiz mi lazım emin değilim scare, david lynch filmleri gibisin. işte ben bunu sanattır diye iltifat sanmıştım. aykut'un ne demek istediğini bu sene bu filmle anladım.

baştan sona manyaklıklarla dolu, önü yok sonu yok bir film. allah kahretmesin. hayatımda beni bu kadar rahatsız eden çok az girdap olmuştur. hayatımdaki girdaplar dahil, sinematik düşünmeyin buradaki girdabı.

sahneler hâlâ gözlerimin önünde ve bu filmi anladım diyenin de gözünü oyarım. yok abicim çünkü anlaşılacak hiçbir şey. azıcık şanslıysan üç beş bir şey sezebilirsin. o yüzden bilmişlik yapanın ağzına vururum. adamın kendi bile anlamamıştır ne yaptığını. ben de yanlışlıkla intihar ederken kendim bile anlamamıştım ne yaptığımı... sonra doktorlar da anlamamıştı :d. bu işler böyledir işte.

valla çok kassam ben de panoptikon, pornoglafikleşen aşk bilmemne bir şeyler zırvalarım ama hiç böyle ıkınmaya gerek yok. lynch'in kabuslarının beyaz perdeye aktarılmış bir kolajı diyip geçelim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"lost highway" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim