ünlü amerikalı yönetmen david lynch'in en tartışmalı filmlerinden biri olan lost highway evine gelen gizemli kasetler, hakkında hiçbir şey hatırlamadığı bir cinayet ve kendisinin de anlamadığı birçok garip olay yaşayan fred madison'un hikayesini anlatıyor. filmde hapishanedeyken birden ortadan kaybolan bir karakter olarak izlediğimiz fred'in kişilik bölünmesi yaşayan biri olup olmadığını anlamak bile izleyiciler için oldukça güç. film ilginç kurgusuyla adından uzun süre söz ettirmişti.
yönetmen: david lynch
oyuncular:
bill pullman
patricia arquette
john roselius
michael massee
robert blake
oyuncular:
bill pullman
patricia arquette
john roselius
michael massee
robert blake
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "melisho" tarafından 13.02.2021 17:35 tarihinde açılmıştır.
1.
anlatılan mesajın çoğunluk tarafından anlaşılmaması sebebiyle mesajı iyi işleyemediği tartışılır. ama favorim olan güvenlik kamerası sahnesindeki repliklerin filmi özetlediğini düşünüyorum.
devamını gör...
2.
her izlendiğinde farklı yorumlar yapılabilecek ve farklı detaylar yakalanabilecek(son izlediğimde 2-3 saniyeliğine marilyn manson'ın da filmde olduğunu fark etmişimdir.) bir david lynch baş yapıtıdır ki bu film sinema/sanat okullarında ders olarak bile işlenmekte olup konusu özetle şöyledir yani filmi izleyip yorumlayan ortak kararı olan spoilerı yazıyorum altta.
filmde gördüğümüz adam kompleksli, kontrolsüz öfkesi olan, kıskanç ve aynı zamanda erken boşalma gibi sıkıntıları olan(belki de gizli eşcinsel) bir şizofren müzisyendir. karısının kendisini aldattığını düşünür ki bir gün karısını öldürür ve kendisi de bunu yaparken farkında olmaz hatırlamaz ve bu şizofren abimiz idama mahkum edilir ancak hücresindeyken bişeyler olur yani kendisi başka bir karaktere kaçıp hiç olmadık yeni kişiler yaratır kendince ve bununla beraber de serbest kalır ancak kaçtığı karakter onu kurtaramaz ve bu karakterin hayatında olan veya hayatına giren kişiler (dick laurent ve alice/renet) diğer kişiliği olan fred ile bağ kurar. "mystery man" (büyük ihtimalle bu adam kahramanımızın içindeki doğruluğu temsil eden bi çeşit egoydu) diye geçen partideki telefondan elemanımızın evinden konuşan adamın ve pete kimliğinde devam eden suçların etkisiyle, onun kendi kimliğine yani fred karakterine geri dönmesine sebep olurlar ve elemanımız en sonunda kafayı yiyip yüzlerce polisten kaçarken kendini lost highwayde bulur ki filmin başındaki ve sonundaki aynı replikten dolayı filmin bir dönemeç olduğunu da anlarız. ayrıca filmin başına dikkat edilirse polis sirenleri de duyulabilir. dediğim gibi filmde çoğu karakter adamın kafasında olup belki de idam hücresinden sonrası bütün olup bitenler adamın kafasında da olmuş olabilir yani çeşit çeşit teoriler üretilebilir bu konuda.
kanımca alice karakteri elemanın karısının geçmişteki hali olup, elemanımız pete kılığına girdiğinde düşmanı olması gereken dick laurent burda babacan rolde olup alice ile pete aynı banu alkan veya ahu tuğba filmlerindeki gibi mafya adamını dolandıran kahya çocukla fahişe kadını anımsatmaktadır.
filmi birkaç kez izleyenler marilyn manson cameosunu yakalayacaktır.
filmde gördüğümüz adam kompleksli, kontrolsüz öfkesi olan, kıskanç ve aynı zamanda erken boşalma gibi sıkıntıları olan(belki de gizli eşcinsel) bir şizofren müzisyendir. karısının kendisini aldattığını düşünür ki bir gün karısını öldürür ve kendisi de bunu yaparken farkında olmaz hatırlamaz ve bu şizofren abimiz idama mahkum edilir ancak hücresindeyken bişeyler olur yani kendisi başka bir karaktere kaçıp hiç olmadık yeni kişiler yaratır kendince ve bununla beraber de serbest kalır ancak kaçtığı karakter onu kurtaramaz ve bu karakterin hayatında olan veya hayatına giren kişiler (dick laurent ve alice/renet) diğer kişiliği olan fred ile bağ kurar. "mystery man" (büyük ihtimalle bu adam kahramanımızın içindeki doğruluğu temsil eden bi çeşit egoydu) diye geçen partideki telefondan elemanımızın evinden konuşan adamın ve pete kimliğinde devam eden suçların etkisiyle, onun kendi kimliğine yani fred karakterine geri dönmesine sebep olurlar ve elemanımız en sonunda kafayı yiyip yüzlerce polisten kaçarken kendini lost highwayde bulur ki filmin başındaki ve sonundaki aynı replikten dolayı filmin bir dönemeç olduğunu da anlarız. ayrıca filmin başına dikkat edilirse polis sirenleri de duyulabilir. dediğim gibi filmde çoğu karakter adamın kafasında olup belki de idam hücresinden sonrası bütün olup bitenler adamın kafasında da olmuş olabilir yani çeşit çeşit teoriler üretilebilir bu konuda.
kanımca alice karakteri elemanın karısının geçmişteki hali olup, elemanımız pete kılığına girdiğinde düşmanı olması gereken dick laurent burda babacan rolde olup alice ile pete aynı banu alkan veya ahu tuğba filmlerindeki gibi mafya adamını dolandıran kahya çocukla fahişe kadını anımsatmaktadır.
filmi birkaç kez izleyenler marilyn manson cameosunu yakalayacaktır.
devamını gör...
3.
öncelikle film çok sakin başladı. sonra birden her şey hızlandı ki zaten zihnim aldığı darbelerle sağa sola savrulurken neye uğradığımı şaşırdım bir süre. özellikle o değişik dayı telefonda kendisiyle konuşturduğunda fred'i ben baya uzaklaşmıştım sağlıklı düşünmekten. elimde ipad evin içinde filmi durdurmadan sağa sola gidip sigara eşliğinde filan izlemeye devam ettim. bir açıklamaya kavuşur diye sonunda kadar neredeyse durmadan izledim filmi. evet, beyninizi mikrodalgaya koyup ısıtmış gibi hissetmek istiyorsanız izlemeniz tavsiye edilir.
devamını gör...
4.
yaklaşık 15 senedir izlemeye çalıştığım ve bu sene buna muvaffak olduğum filmdir. bir david lynch filmi. ben daha önce the straight story'i izlemiştim, akarsız kokarsız mis gibi filmdi. sonra blue velvet'izledim, çok hatırlamıyorum ama o da oluru var bir iş gibiydi muhtemelen. wild at heart zaten galbimi bıraktığım filmlerden birisi.
üniversite yıllarımda inanılmaz saçma bir olay geçmişti başımdan. yanlışlıkla intihar ediyordum abi ben. işte ben bu yüzden korkak birisiyim. insanın temel iç güdüsü yaşamaktır hocam, bile isteye bile intihar etmek zordur, nası yanlışlıkla olabilir ya? socjekf. neyse bi arkadaşım vardı, aykut ismi, sinemacı bi oğlandı ve çok da severim kendisini. yolu ankara'ya düşünce buluştuk biz. sağdan soldan konuşurken ben de bu hikayeyi anlattım adama. komikti çünkü ve güldü de. ben de güldüm. ve şöyle dedi: gülüyoruz ama üzülmemiz mi lazım emin değilim scare, david lynch filmleri gibisin. işte ben bunu sanattır diye iltifat sanmıştım. aykut'un ne demek istediğini bu sene bu filmle anladım.
baştan sona manyaklıklarla dolu, önü yok sonu yok bir film. allah kahretmesin. hayatımda beni bu kadar rahatsız eden çok az girdap olmuştur. hayatımdaki girdaplar dahil, sinematik düşünmeyin buradaki girdabı.
sahneler hâlâ gözlerimin önünde ve bu filmi anladım diyenin de gözünü oyarım. yok abicim çünkü anlaşılacak hiçbir şey. azıcık şanslıysan üç beş bir şey sezebilirsin. o yüzden bilmişlik yapanın ağzına vururum. adamın kendi bile anlamamıştır ne yaptığını. ben de yanlışlıkla intihar ederken kendim bile anlamamıştım ne yaptığımı... sonra doktorlar da anlamamıştı :d. bu işler böyledir işte.
valla çok kassam ben de panoptikon, pornoglafikleşen aşk bilmemne bir şeyler zırvalarım ama hiç böyle ıkınmaya gerek yok. lynch'in kabuslarının beyaz perdeye aktarılmış bir kolajı diyip geçelim.
üniversite yıllarımda inanılmaz saçma bir olay geçmişti başımdan. yanlışlıkla intihar ediyordum abi ben. işte ben bu yüzden korkak birisiyim. insanın temel iç güdüsü yaşamaktır hocam, bile isteye bile intihar etmek zordur, nası yanlışlıkla olabilir ya? socjekf. neyse bi arkadaşım vardı, aykut ismi, sinemacı bi oğlandı ve çok da severim kendisini. yolu ankara'ya düşünce buluştuk biz. sağdan soldan konuşurken ben de bu hikayeyi anlattım adama. komikti çünkü ve güldü de. ben de güldüm. ve şöyle dedi: gülüyoruz ama üzülmemiz mi lazım emin değilim scare, david lynch filmleri gibisin. işte ben bunu sanattır diye iltifat sanmıştım. aykut'un ne demek istediğini bu sene bu filmle anladım.
baştan sona manyaklıklarla dolu, önü yok sonu yok bir film. allah kahretmesin. hayatımda beni bu kadar rahatsız eden çok az girdap olmuştur. hayatımdaki girdaplar dahil, sinematik düşünmeyin buradaki girdabı.
sahneler hâlâ gözlerimin önünde ve bu filmi anladım diyenin de gözünü oyarım. yok abicim çünkü anlaşılacak hiçbir şey. azıcık şanslıysan üç beş bir şey sezebilirsin. o yüzden bilmişlik yapanın ağzına vururum. adamın kendi bile anlamamıştır ne yaptığını. ben de yanlışlıkla intihar ederken kendim bile anlamamıştım ne yaptığımı... sonra doktorlar da anlamamıştı :d. bu işler böyledir işte.
valla çok kassam ben de panoptikon, pornoglafikleşen aşk bilmemne bir şeyler zırvalarım ama hiç böyle ıkınmaya gerek yok. lynch'in kabuslarının beyaz perdeye aktarılmış bir kolajı diyip geçelim.
devamını gör...
