1.
arapça yıldız demektir. çoğulu ise nücum kelimesidir(ayetlerde gezegenler için ise kevkeb ifadesi kullanılır).
yıldızlar ayetlerde şöyle geçmektedir.
hac suresi (22:18)
ayet (arapça): أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَسْجُدُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَمَن فِي الْأَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ النَّاسِ ۖ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ
türkçe çeviri: görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar (nücum), dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu allah’a secde eder. birçoğu üzerine de azap hak olmuştur.
rahman suresi (55:6)
ayet (arapça): وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
türkçe çeviri: yıldız (necm) ve ağaç secde eder.
necm suresi (53:1)
ayet (arapça): وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
türkçe çeviri: andolsun inip çıktığı zaman yıldıza / fışkırıp çıktığı zaman çimene / süzülüp aktığı zaman ülker yıldızına / aşağı indiği zaman o parçalar halinde ağır ağır gelene,
necm suresi (53:49)
ayet (arapça): وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَىٰ
türkçe çeviri: ve o, şira’nın (sirius yıldızının) rabbidir.
(“şira,” sirius yıldızıdır ve “necm” kelimesi doğrudan geçmese de, bağlamda yıldız anlamı taşır. sirius, gökyüzünün en parlak yıldızıdır ve kuran’da özel olarak zikredilir).
a’raf suresi (7:54)
ayet (arapça): إِنَّ رَبَّكُمُ اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَىٰ عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ ۗ أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ ۗ تَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
türkçe çeviri: şüphesiz sizin rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden allah’tır. geceyi gündüze örter, o da onu hızla takip eder. güneşi, ayı ve yıldızları (nücum) emrine boyun eğmiş olarak yaratmıştır. yaratma ve emir o’na aittir. âlemlerin rabbi allah ne yücedir!
nahl suresi (16:12)
ayet (arapça): وَسَخَّرَ لَكُمُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ۖ وَالنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِأَمْرِهِ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
türkçe çeviri: geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. yıldızlar (nücum) da o’nun emriyle hizmetinize verilmiştir. şüphesiz bunda aklını kullanan bir topluluk için ayetler vardır.
nahl suresi (16:16)
ayet (arapça): وَعَلَامَاتٍ ۚ وَبِالنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ
türkçe çeviri: ve işaretler koydu. onlar, yıldızla (necm’le) yol bulurlar.
furkan suresi (25:61)
ayet (arapça): تَبَارَكَ الَّذِي جَعَلَ فِي السَّمَاءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا
türkçe çeviri: gökte burçlar yaratan, orada bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay yaratan allah, yüceler yücesidir.
(bu ayette “necm” geçmez, ama yıldızlar “burçlar” (buruj) olarak ima edilir).
saffat suresi (37:88)
ayet (arapça): فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِ
türkçe çeviri: o (ibrahim), yıldızlara (nücum’a) bir baktı.
vakıa suresi (56:75)
ayet (arapça): فَلَا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ
türkçe çeviri: iş onların sandığı gibi değil! yıldızların doğup batma, kayıp düşme noktalarına yemin ediyorum.
mürselat suresi (77:8)
ayet (arapça): فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ
türkçe çeviri: yıldızlar söndüğü zaman (gerçekleşecek,)
tekvir suresi (81:2)
ayet (arapça): وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ
türkçe çeviri: yıldızlar ışıklarını yitirdiğinde,
tarık suresi (86:3)
ayet (arapça): النَّجْمُ الثَّاقِبُ
türkçe çeviri: karanlığı delen yıldızdır.
ayetlerde gezegenlerin nasıl geçtiğine bakmak için ise: (bkz: kevkeb)
yıldızlar ayetlerde şöyle geçmektedir.
hac suresi (22:18)
ayet (arapça): أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَسْجُدُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَمَن فِي الْأَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ النَّاسِ ۖ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ
türkçe çeviri: görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar (nücum), dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu allah’a secde eder. birçoğu üzerine de azap hak olmuştur.
rahman suresi (55:6)
ayet (arapça): وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
türkçe çeviri: yıldız (necm) ve ağaç secde eder.
necm suresi (53:1)
ayet (arapça): وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
türkçe çeviri: andolsun inip çıktığı zaman yıldıza / fışkırıp çıktığı zaman çimene / süzülüp aktığı zaman ülker yıldızına / aşağı indiği zaman o parçalar halinde ağır ağır gelene,
necm suresi (53:49)
ayet (arapça): وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَىٰ
türkçe çeviri: ve o, şira’nın (sirius yıldızının) rabbidir.
(“şira,” sirius yıldızıdır ve “necm” kelimesi doğrudan geçmese de, bağlamda yıldız anlamı taşır. sirius, gökyüzünün en parlak yıldızıdır ve kuran’da özel olarak zikredilir).
a’raf suresi (7:54)
ayet (arapça): إِنَّ رَبَّكُمُ اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَىٰ عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ ۗ أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ ۗ تَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
türkçe çeviri: şüphesiz sizin rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden allah’tır. geceyi gündüze örter, o da onu hızla takip eder. güneşi, ayı ve yıldızları (nücum) emrine boyun eğmiş olarak yaratmıştır. yaratma ve emir o’na aittir. âlemlerin rabbi allah ne yücedir!
nahl suresi (16:12)
ayet (arapça): وَسَخَّرَ لَكُمُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ۖ وَالنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِأَمْرِهِ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
türkçe çeviri: geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. yıldızlar (nücum) da o’nun emriyle hizmetinize verilmiştir. şüphesiz bunda aklını kullanan bir topluluk için ayetler vardır.
nahl suresi (16:16)
ayet (arapça): وَعَلَامَاتٍ ۚ وَبِالنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ
türkçe çeviri: ve işaretler koydu. onlar, yıldızla (necm’le) yol bulurlar.
furkan suresi (25:61)
ayet (arapça): تَبَارَكَ الَّذِي جَعَلَ فِي السَّمَاءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا
türkçe çeviri: gökte burçlar yaratan, orada bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay yaratan allah, yüceler yücesidir.
(bu ayette “necm” geçmez, ama yıldızlar “burçlar” (buruj) olarak ima edilir).
saffat suresi (37:88)
ayet (arapça): فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِ
türkçe çeviri: o (ibrahim), yıldızlara (nücum’a) bir baktı.
vakıa suresi (56:75)
ayet (arapça): فَلَا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ
türkçe çeviri: iş onların sandığı gibi değil! yıldızların doğup batma, kayıp düşme noktalarına yemin ediyorum.
mürselat suresi (77:8)
ayet (arapça): فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ
türkçe çeviri: yıldızlar söndüğü zaman (gerçekleşecek,)
tekvir suresi (81:2)
ayet (arapça): وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ
türkçe çeviri: yıldızlar ışıklarını yitirdiğinde,
tarık suresi (86:3)
ayet (arapça): النَّجْمُ الثَّاقِبُ
türkçe çeviri: karanlığı delen yıldızdır.
ayetlerde gezegenlerin nasıl geçtiğine bakmak için ise: (bkz: kevkeb)
devamını gör...