1.
neorealizm yazınca wikipedia'da bir uluslararası ilişkiler kavramı çıkıyor. italyan yeni gerçekçiliği denince de sadece sinema akımı anlatılmış. neorealism diye de açmak istemedim başlığı zira burada ingilizcenin işi yok; bu bir italyan şeysi ve burası bir türk sözlüğü ve bu gibi durumlarda ingilizceye afedersiniz bok yemek düşer. yani ingilizce ile çok içli dışlıyım hatta "bilingual" sayılırım ama belli kontekstlerde ingilizce kullanılmasını yanlış buluyorum. örneğin, arnavut bir futbolcunun ismi bana göre türkiye'de iki türlü okunabilir. yani türkçe konuşurken... ya arnavutça'da nasıl okunuyorsa öyle, ya da türkçe'de nasıl yazılıyorsa öyle. burada ingilizce nasıl okunduğu, türkçe konuşurken bizi ilgilendirmemeli. bu kadar ezik ve/ya özenti olmayalım lütfen. yazı ciddi olduğu için bu bana da sirayet etti herhalde bu. neyse, canınız sağ olsun. isteyen istediğini yapsın. hehe.
aşağıda, sonunda belirttim kaynaktan sözlük için kendi yaptığım çeviri yer alacak. bazı yerlerinde kısmen serbest takılabilirim ama kritik bilgilerde bunu yapmam.
tanım:
neorealismo (ingilizcesi neorealism), özellikle 2. dünya savaşından sonra yükselen/güçlenen italyan bir edebi ve sinematik akımdır ve gayesi, bu savaşa neden olan olayları ve bu savaş döneminin ve sonrasının getirdiği sosyal problemleri gerçekçi bir biçimde ele almaktır.
edebiyat
bu akımın kökenleri 1920'lere gider ve faşist rejim tarafından 20 seneye yakın bir süre baskılansa da 2. dünya savaşı son bulup faşist rejim yıkıldıktan sonra büyük bir güçle meydana çıkmıştır. neoreolismo, verismo ismindeki (anlamı, realizm) daha erken beliren ve neorealizmin kökeni sayılabilecek olan akımla genel amaçlar bağlamında benzerlikler taşısa da (ç.n. zaten "neo" kelimesi direkt "new" demek değil aslında; neo ön eki gelmiş akımlar, ardılı oldukları akımlarla derin bağlara sahip olurlar. yepyeni bir şeyler sunmazlar.), neorealismo'nun aniden yükselmesini doğuran şey, bu akımın temsilcisi olan birçok yetenekli yazarın faşist baskılama, direniş ve savaşın onlara aşıladığı ve yaşattığı yoğun duygular, çarpıcı deneyimler ve kuvvetli fikirler/kanaatler olmuştur. ayrıca burada, sosyal mahiyette bilinçli birçok amerikan ve ingiliz yazarın 1930'lar ve 1940'larda yazdığı eserlerin çevrilmesi de nüfuzlu olmuş ve bu italyan akımı için itici bir güç olmuştur.
öne çıkan neorealist yazarların arasında; nobel ödüllü şair salvatore quasimodo ve kurgu yazarları alberto moravia, ignazio silone, carlo levi, vasco pratolini, carlo bernari, cesare pavese, elio vittorini, carlo cassola, italo calvino, curzio malaparte (savaş sonrası yazılarıyla) ve carlo emilio gadda bulunmaktadır.
faşizmin hüküm sürdüğü zamanlardaki neorealist dönem dağınıktır ve pek de akım gibi değildir yani tek tük örneklerle sınırlıdır. bu ileride ciddi bir akıma dönüşen hareketin ilk temsilcisi muhtemelen gli indifferenti isimli eseriyle (1929; ilk ingilizce çevirisi, 1932, en iyi ingilizce çevirisi; the time of ındifference, 1953) moravia'dır. ignazio silone, isviçre'de sürgündeyken yazdığı anti-faşist eserleriyle uluslararası tanınırlık kazanmıştır. bu yapıtlarının ilki fontamara'dır. (1930; ing. çev., 1934) elio vittorini ise, conversazione in sicilia (1941; conversation in sicily, 1948) adındaki, üstü kapalı bir faşist rejim eleştirisi sunduğu hemmingway'vari muhteşem/zekice bir roman yazmıştır. bu akımda rol oynayan birçok yazarın başına çeşitli kötü şeyler gelmiştir: birçoğu; saklanarak yaşamak zorunda kalmıştır (örn. moravia), hapse düşmüştür (örn. pavese, vittorini), veya sürgüne gönderilmiştir (örn. silone, levi); diğer birçoğu ise direnişe katılmıştır (örn. vittorini, calvino, cassola); bazısı da içgözlemsel akımlara/hareketlere sığınmıştır, örneğin; hermetizm (quasimodo) veya başkalarının eserlerini tercüme etme yoluna gitmişlerdir (pavese, vittorini).
savaştan sonra bu akım tüm gücüyle adeta bomba gibi patlamıştır. bu dönemde vasco pratolini, otobiyografik eserini arkada bırakıp floransa'daki fakirlerin çok canlı ve dokunaklı hikayelerini anlattığı il quartiere (1944; the naked streets, 1952) adlı yapıtını ve ardından da neorealismo akımının en iyi işlerinden biri olarak değerlendirilen cronache di poveri amanti (1947; a tale of poor lovers, 1949) isimli eserini yayımlatmıştır. erken dönem faşizme olan bağlılığını artık reddeden/tanımayan* curzio malaparte ise savaş hakkında iki tane güçlü roman yazmıştır ve bunlar; kaputt (1944; ing. çev., 1946) ve la pelle (1949; the skin, 1952) olarak bilinirler. elio vittorini, uomini e no (1945; “men and non-men”) adlı yapıtında, direnişteki tecrübelerini açık açık dile getirmiştir. ve carlo levi, sürgüne yollandığı güney italya'daki köylülerin korkunç koşullarını/durumlarını şefkatli bir üslupla anlattığı cristo si e fermato a eboli (1945; christ stopped at eboli) isimli eseriyle uluslararası bir şöhret edinmiştir.
diğer yazarlar da hayatı o dönemde veya öncesinde aynen olduğu gibi aktarma yükümlülüğünü hissetmişlerdir. salvatore quasimodo, hermetik akımdan gelip giorno dopo giorno (1947; “day after day”) ile başlayarak savaş ve sosyal problemlerle ilgili şiirler üretmeye başlamıştır. moravia, yazmaya devam etmiş ve birçok olağanüstü neorealistik eser yazmıştır. cesare pavese, faşist bir hapishanede yaşadıklarını anlatan iki ayrı hikayeyle birlikte çağda hüküm süren biçareliği anlattığı birçok içgözlemsel roman yazmıştır. italo calvino ile carlo cassola, direniş deneyimini dokunaklı ve kuvvetli bir biçimde yansıttıkları eserler bırakmışlardır geride; bunlar, calvino: il sentiero dei nidi di ragno (1947; the path to the nest of spiders) ve cassola: il taglio del bosco (1959; “timber cutting”) ile la ragazza di bube (1960; bubo’s girl) olmuştur.
film
neorealismo sineması, neorealist edebiyat ile paralel gitmiştir. bu akıma dahil olan filmler, belgeselvari objektiflikte bir stille yapılmıştır; yer alan oyuncuları, filmlerin konularında başlarına olağan şeyler gelen ya alelade insanlardır ya da alelade insanlar gibi görünmektedirler. neorealist film prodüksiyonları sıklıkla ince işlenmemiş ve acele üretilmiş işler olsa da, bu yapımların, geleneksel filmcilikte görülen gerçeklerden kaçma idealizasyonunu radikalce reddetmeleri ve çağın sorunlarına cesurca eğilmeleri uluslararası bağlamda büyük ilgi uyandırmıştır ve dünyayı önemli ölçüde etkilemiştir.
bu türde gösterilen ilk film, roberto rossellini'nin open city (1945) adlı anti-faşist yapıtıdır ve konusunda nazi işgalinin italyanları zorladığı acımasızca tercihler işlenmektedir. yine aynı yönetmenin paisan (1946) adlı filminde ise yine aynı yürek burkan yaklaşımla görselleştirilen ve italya'daki savaşı anlatan 6 kısa hikaye izleyicilerine sunulmuştur. diğer önemli neorealist filmler arasında; vittorio de sica'nın shoeshine (1946) ve the bicycle thief (1948) isimlerindeki yapıtları vardır ve bunlarda italyan işçi sınıfı mensuplarının gündelik hayatları resmedilmektedir ve luchino visconti’nin la terra trema (1948; the earth trembles) isimli filminde ise fakirleşen sicilyalı balıkçıların hikayesi anlatılmaktadır ve burada profesyonel aktörler kullanılmamıştır. 1950'den sonra italyan sineması trendi realizmi terk edip yönünü fantezi, sembolizm ve edebi temalara doğrultmuştur.
kaynak: www.britannica.com/art/Neor...
yüksek lisansta, drama ve neorealismo uzmanı, profesor bir hocam olmuştu. kendisi abd'li ama kökeni italyan; bu tipinden ve soyadından belliydi zaten. bu yazıda çevirdiğim şeylerin temel kısımlarını biliyordum ama %70-80'ini demin çevirirken öğrendim. benim işime yaradı yani bununla uğraşmak. umarım sizin için de yararlı bir yazı/çeviri olmuştur.
aşağıda, sonunda belirttim kaynaktan sözlük için kendi yaptığım çeviri yer alacak. bazı yerlerinde kısmen serbest takılabilirim ama kritik bilgilerde bunu yapmam.
tanım:
neorealismo (ingilizcesi neorealism), özellikle 2. dünya savaşından sonra yükselen/güçlenen italyan bir edebi ve sinematik akımdır ve gayesi, bu savaşa neden olan olayları ve bu savaş döneminin ve sonrasının getirdiği sosyal problemleri gerçekçi bir biçimde ele almaktır.
edebiyat
bu akımın kökenleri 1920'lere gider ve faşist rejim tarafından 20 seneye yakın bir süre baskılansa da 2. dünya savaşı son bulup faşist rejim yıkıldıktan sonra büyük bir güçle meydana çıkmıştır. neoreolismo, verismo ismindeki (anlamı, realizm) daha erken beliren ve neorealizmin kökeni sayılabilecek olan akımla genel amaçlar bağlamında benzerlikler taşısa da (ç.n. zaten "neo" kelimesi direkt "new" demek değil aslında; neo ön eki gelmiş akımlar, ardılı oldukları akımlarla derin bağlara sahip olurlar. yepyeni bir şeyler sunmazlar.), neorealismo'nun aniden yükselmesini doğuran şey, bu akımın temsilcisi olan birçok yetenekli yazarın faşist baskılama, direniş ve savaşın onlara aşıladığı ve yaşattığı yoğun duygular, çarpıcı deneyimler ve kuvvetli fikirler/kanaatler olmuştur. ayrıca burada, sosyal mahiyette bilinçli birçok amerikan ve ingiliz yazarın 1930'lar ve 1940'larda yazdığı eserlerin çevrilmesi de nüfuzlu olmuş ve bu italyan akımı için itici bir güç olmuştur.
öne çıkan neorealist yazarların arasında; nobel ödüllü şair salvatore quasimodo ve kurgu yazarları alberto moravia, ignazio silone, carlo levi, vasco pratolini, carlo bernari, cesare pavese, elio vittorini, carlo cassola, italo calvino, curzio malaparte (savaş sonrası yazılarıyla) ve carlo emilio gadda bulunmaktadır.
faşizmin hüküm sürdüğü zamanlardaki neorealist dönem dağınıktır ve pek de akım gibi değildir yani tek tük örneklerle sınırlıdır. bu ileride ciddi bir akıma dönüşen hareketin ilk temsilcisi muhtemelen gli indifferenti isimli eseriyle (1929; ilk ingilizce çevirisi, 1932, en iyi ingilizce çevirisi; the time of ındifference, 1953) moravia'dır. ignazio silone, isviçre'de sürgündeyken yazdığı anti-faşist eserleriyle uluslararası tanınırlık kazanmıştır. bu yapıtlarının ilki fontamara'dır. (1930; ing. çev., 1934) elio vittorini ise, conversazione in sicilia (1941; conversation in sicily, 1948) adındaki, üstü kapalı bir faşist rejim eleştirisi sunduğu hemmingway'vari muhteşem/zekice bir roman yazmıştır. bu akımda rol oynayan birçok yazarın başına çeşitli kötü şeyler gelmiştir: birçoğu; saklanarak yaşamak zorunda kalmıştır (örn. moravia), hapse düşmüştür (örn. pavese, vittorini), veya sürgüne gönderilmiştir (örn. silone, levi); diğer birçoğu ise direnişe katılmıştır (örn. vittorini, calvino, cassola); bazısı da içgözlemsel akımlara/hareketlere sığınmıştır, örneğin; hermetizm (quasimodo) veya başkalarının eserlerini tercüme etme yoluna gitmişlerdir (pavese, vittorini).
savaştan sonra bu akım tüm gücüyle adeta bomba gibi patlamıştır. bu dönemde vasco pratolini, otobiyografik eserini arkada bırakıp floransa'daki fakirlerin çok canlı ve dokunaklı hikayelerini anlattığı il quartiere (1944; the naked streets, 1952) adlı yapıtını ve ardından da neorealismo akımının en iyi işlerinden biri olarak değerlendirilen cronache di poveri amanti (1947; a tale of poor lovers, 1949) isimli eserini yayımlatmıştır. erken dönem faşizme olan bağlılığını artık reddeden/tanımayan* curzio malaparte ise savaş hakkında iki tane güçlü roman yazmıştır ve bunlar; kaputt (1944; ing. çev., 1946) ve la pelle (1949; the skin, 1952) olarak bilinirler. elio vittorini, uomini e no (1945; “men and non-men”) adlı yapıtında, direnişteki tecrübelerini açık açık dile getirmiştir. ve carlo levi, sürgüne yollandığı güney italya'daki köylülerin korkunç koşullarını/durumlarını şefkatli bir üslupla anlattığı cristo si e fermato a eboli (1945; christ stopped at eboli) isimli eseriyle uluslararası bir şöhret edinmiştir.
diğer yazarlar da hayatı o dönemde veya öncesinde aynen olduğu gibi aktarma yükümlülüğünü hissetmişlerdir. salvatore quasimodo, hermetik akımdan gelip giorno dopo giorno (1947; “day after day”) ile başlayarak savaş ve sosyal problemlerle ilgili şiirler üretmeye başlamıştır. moravia, yazmaya devam etmiş ve birçok olağanüstü neorealistik eser yazmıştır. cesare pavese, faşist bir hapishanede yaşadıklarını anlatan iki ayrı hikayeyle birlikte çağda hüküm süren biçareliği anlattığı birçok içgözlemsel roman yazmıştır. italo calvino ile carlo cassola, direniş deneyimini dokunaklı ve kuvvetli bir biçimde yansıttıkları eserler bırakmışlardır geride; bunlar, calvino: il sentiero dei nidi di ragno (1947; the path to the nest of spiders) ve cassola: il taglio del bosco (1959; “timber cutting”) ile la ragazza di bube (1960; bubo’s girl) olmuştur.
film
neorealismo sineması, neorealist edebiyat ile paralel gitmiştir. bu akıma dahil olan filmler, belgeselvari objektiflikte bir stille yapılmıştır; yer alan oyuncuları, filmlerin konularında başlarına olağan şeyler gelen ya alelade insanlardır ya da alelade insanlar gibi görünmektedirler. neorealist film prodüksiyonları sıklıkla ince işlenmemiş ve acele üretilmiş işler olsa da, bu yapımların, geleneksel filmcilikte görülen gerçeklerden kaçma idealizasyonunu radikalce reddetmeleri ve çağın sorunlarına cesurca eğilmeleri uluslararası bağlamda büyük ilgi uyandırmıştır ve dünyayı önemli ölçüde etkilemiştir.
bu türde gösterilen ilk film, roberto rossellini'nin open city (1945) adlı anti-faşist yapıtıdır ve konusunda nazi işgalinin italyanları zorladığı acımasızca tercihler işlenmektedir. yine aynı yönetmenin paisan (1946) adlı filminde ise yine aynı yürek burkan yaklaşımla görselleştirilen ve italya'daki savaşı anlatan 6 kısa hikaye izleyicilerine sunulmuştur. diğer önemli neorealist filmler arasında; vittorio de sica'nın shoeshine (1946) ve the bicycle thief (1948) isimlerindeki yapıtları vardır ve bunlarda italyan işçi sınıfı mensuplarının gündelik hayatları resmedilmektedir ve luchino visconti’nin la terra trema (1948; the earth trembles) isimli filminde ise fakirleşen sicilyalı balıkçıların hikayesi anlatılmaktadır ve burada profesyonel aktörler kullanılmamıştır. 1950'den sonra italyan sineması trendi realizmi terk edip yönünü fantezi, sembolizm ve edebi temalara doğrultmuştur.
kaynak: www.britannica.com/art/Neor...
yüksek lisansta, drama ve neorealismo uzmanı, profesor bir hocam olmuştu. kendisi abd'li ama kökeni italyan; bu tipinden ve soyadından belliydi zaten. bu yazıda çevirdiğim şeylerin temel kısımlarını biliyordum ama %70-80'ini demin çevirirken öğrendim. benim işime yaradı yani bununla uğraşmak. umarım sizin için de yararlı bir yazı/çeviri olmuştur.
devamını gör...