her toplum kendisi için önem arz eden olaylara göre takvimini hazırlar. mısırlılar için nil nehri sadece bir nehir değil, yaşamın kendisiydi. takvimlerini nehir döngülerine göre hazırladılar. sümerler de yerleşik bir tarım toplumu olarak yazı ve kışı esas aldı.

at üstünde yaşayan, tarımla işi olmayan, küçükbaş hayvancılık yapan göçebe bir millet için otların yeşermesi önemlidir. bu yüzden bozkır halkları; ne peygamberlerinin/mitolojik kahramanlarının doğum gününü yılın ilk günü olarak esas alır, ne de hicret tarihlerini. 12 hayvanlı türk takviminde yılın ilk günü, baharın başlangıcına ithafen 21 mart olarak belirlenmiştir. bugüne; yenki kün(yeni gün/güneş) veya uluğ kün(ulu gün) denir. moğollar ise "çağan bayramı" olarak kutlar. nitekim kışın bitmesiyle eski güneş ölmüştür.

iran coğrafyasının, türk hükümdarlar tarafından yönetildiği dönemlerde nevruz adını almıştır. farsça; nev(yeni) ve ruz(gün) kelimelerinin birleşimiyle "nevruz" adıyla kutlanmaya başlanmıştır. yani nevruz farsça bir isim olsa da selçuklu ve osmanlılara farslar veya başka bir irani halktan değil zaten islam öncesinde de kutlayan türklerden bakiyedir.
devamını gör...
(bkz: coğrafya kaderdir) sözü gereği anlamını ve önemini kavramakta çok geç kaldığım şeylerden biridir.

buraya nevruz ve nevruza denk etlinliklerin pek çok kültürde ekinoks ve gün dönümü zamanlarında önemle icra edildiğine dair bilgi cümleleri yazmışım gibi varsayın (mesela stonehenge'teki taşların yaz gün dönümüne doğru, new grange'deki taşların kış gün dönümüne doğru dizilmesi gibi).

benim anım ise şöyle. efenim büyüdüğüm coğrafya ve kültürel yapı gereği, içinde olduğum topluluk öyle nevruz vs kutlamazdı. aksine bu tarz etkinlikler, başka etnik toplulukların olası eylemlerine zemin gibi algılanırdı.
annem malum kişinin yakalanma yıl dönümünde sokağa çıkmama izin vermezdi mesela. neyse.

dediğim gibi, büyüdüğüm toplulukta etkinlik demek, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine çeyrek kala icraatlar demekti.

bu arada okulda her hafta/ayın temasına göre yapılan resim yarışmaları için nöbetçi öğrenci duyuru yapardı. bu duyuruların bir tanesi, resim dersinde olduğumuz sırada yapıldı ve yarışmanın konusu: nevruz!

hoca o sırada sınıfta olduğu için, herkes birer tane resim yapsın, güzel olanları yarışmaya gönderelim dedi. normalde hiçbirimiz duyuruları iplemiyoruz ama hoca herkes yapsın diyince mecbur iş başa düştü.
cetvelle bile düz çizgi çekemeyen ben kağıdımı boyalarımı anneme götürdüm ve anne nevruzla alakalı resim çizmem lazım ama ne çizeceğimi bilemiyorum, bana yardım eder misin dedim. annem başladı boyama yapmaya. kadının da eşref saatine mi denk geldik ne, hiç reddetmedi.

efendim annem, bir ateşin etrafında dans eden insanlar çizmeye başladı.
ama resim minyatür sanatındaki çizimler gibi, insanlar üst üste alt alta duruyor falan.

tabii o zamanlar perspektifmiş açıymış bilmem neymiş haberimiz yok. anne böyle çizim mi olur diye kıvranırken ben, annem sakince "siyah boyayı verir misin, ateşin içine lastik ekleyeceğim" dedi...

o andan sonra ödev siyasi bir boyut kazandı benim için ve annemi durdurmaya karar verdim. çok şükür başkasının resmi yarışmaya gitti de genç yaşta soruşturma geçirmedik.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"nevruz" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim